ÖZEL ÖĞRETİM
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2007/8941
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından,özürlülerin eğitim giderlerinin 5378 sayılı Yasa gereği karşılanması aşamasında yaşanılan sorunların giderilmesi,rehberlik araştıma merkezlerinin daha aktif ve hızlı çalışmasının sağlanması ve özürlülerin mağdur edilmemesi amacıyla çıkarılan 20.11.2007 gün ve 60180 sayılı genelgenin iptali istemiyle açılan davada,idarenin savunması alınıp yeniden bir karar verilinceye kadar genelgenin yürütmesinin durdurulması hakkında.
Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen :
Özel Özel Eğitim Kurumları Derneği
Vekilleri :
Davalı : Milli Eğitim Bakanlığı
Davanın Özeti : Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından, özürlülülerin eğitim giderlerinin 5378 saylı Yasa uya rınca karşılanması aşamasında yaşanılan sorunların giderilmesi, Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğine göre faaliyette bulunan rehberlik araştırma merkezlerinin daha aktif ve hızlı çalışmalarının sağlanması ve özürlü çocukların mağdur edilmemesi amacıyla çıkarılan 20.11.2007 gün ve 60180 sayılı genelgenin, özel eğitim kurumlarına devam eden özürlülerin anılan genelge ile resmi ve özel eğitim okullarına gitmeye mecbur kalacakları ve dolayısıyla geçiş süreci öngörülmediği için imkanları yetersiz olan bu okullarda özürlülerin mağdur olacağı,genelgede getirilen düzenlemeler ile özürlülerin özel eğitim kurumlarında alacakları eğitime sınırlama getirildiği, anılan okullara yapılan yönlendirme sebebiyle özürlülerin özel eğitim kurumlarında gördüğü eğitimin ücretinin Bakanlık tarafından karşılanmaması sonucu uzun süredir özel eğitim veren kurumların kapanmak durumunda kalacağı ve bu kurumlarda eğitim gören binlerce özürlünün özel eğitimden mahrum kalacağı ileri sürülerek iptali ve yürütmenin durdurulması istemidir.
Danıştay Tetkik Hakimi ... Düşüncesi : Yürütmenin durdurulması isteminin, davalı idarenin savunması alınıp yeniden bir karar verilinceye kadar kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı ... Düşüncesi : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesi uyarınca yürütmenin durdurulması isteminin karara bağlanabilmesi için, davalı idarenin savunmasının alınması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlığın niteliğine ve davanın durumuna göre,dava konusu genelgenin 1.1.2008 gününde yürürlüğe girecek olması ve öngördüğü geniş çaplı uygulama nedeniyle telafisi güç zararların gerçekleşmesi hususu dikkate alınarak yürütmenin durdurulmasına ilişkin isteğin, davalı idarenin savunması alınıp yeniden bir karar verilinceye kadar kabulüne, tebligatın memur eliyle yapılmasına 24.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
1- a) Özel öğretim kurumlarında ücretsiz okutulacak öğrencilerin miktarı, seçimi ve kabul şartlarını milli eğitim bakanlığı düzenler.
b) Özel Öğretim Kurumlarında ücretsiz okuyacak öğrenci miktarının, bu kurumlarda okuyan öğrenci sayısının % 10`u olarak belirlenmesinde ve bu öğrencilerin saptanmasında ne gibi ölçütlerin kullanılacağı hususunun yönetmelik ile düzenlemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından; % 10`luk miktarın % 75`ini tespit etme yetkisini Bakanlığa veren her iki yönetmelik hükmünde ise yasaya uyarlık görülmediğinden; bu yönde kısmen iptal, kısmen ret biçiminde verilen Danıştay Sekizinci Daire kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
İstemin Özeti: 28.12.1989 günlü onayla yürürlüğe konulan Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenciler Hakkında Yönetmelik ile, bu yönetmeliğin dayanağını oluşturan 04.06.1988 günlü, 19832 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretleri Tespit ve Tahsil Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin iptali ve bu düzenlemelere yasal dayanak olan 625 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine gönderilmesi istemiyle açılan dava sonucunda Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 27.09.1990 günlü E: 1989-423, K: 1990-987 sayılı kısmen iptal, kısmen ret kararını davalı temyiz etmekte ve özel öğretim kurumlarında ücretsiz okuyacak öğrenci müracaatlarının değerlendirilmesinin mevcut yönetmelik hükümlerine göre objektif bir şekilde yapıldığı belirtilerek, kararın iptale ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Davalı idarenin temyiz istemine, davacı cevap vermemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: S. T.
Danıştay Savcısı B. K.`nın Düşüncesi: Esas kararda belirtilen düşüncemiz uyarınca, Danıştay Sekizinci Dairesinin 27.09.1990 gün ve E: 1989-423, K: 1990-987 sayılı kararının, iptalle sonuçlanan kısmının bozulmasına ve davanın tümünün reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:
04.06.1988 günlü 19832 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren "Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretleri Tespit ve Tahsil Yönetmeliği`nin 12 nci maddesi ile, bu Yönetmelik uyarınca hazırlanan ve 28.02.1989 günlü Bakan onayı ile yürürlüğe konulan Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenciler Hakkındaki Yönetmeliğin iptalleri ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 3035 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4 üncü maddenin, Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine gönderilmesi istemiyle açılan dava sonucunda Danıştay Sekizinci Dairesince verilen ve Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretleri Tespit ve Tahsil Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin, bu öğrencilerin % 75 inin Bakanlıkça saptanacağına ilişkin kuralın, Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenciler Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ( a ) bendindeki, % 75`lik kontenjanın % 60`ının okula devam eden öğrenciler için Bakanlıkça kullanılacağına ilişkin kuralın ve bu kuralı tamamlayan aynı maddenin ( b ) bendindeki % 25`lik kontenjanın % 20`sinin okula devam eden öğrenciler için ilgili eğitim kurumunca saptanacağına ilişkin kuralın iptallerine, davanın, yönetmeliklerin diğer kurallarına ilişkin kısmının ise reddine dair bulunan 27.09.1990 günü E: 1989-423, K: 1990-987 sayılı kısmen iptal, kısmen ret kararını davalı idare temyiz etmekte; kararın iptale ilişkin kısmının bozulmasını istemektedir.
625 sayılı Kanuna 3035 sayılı Kanunla eklenen ek 4 üncü madde "Özel Öğretim Kurumları, öğrenci kapasitelerinin % 2`sinden aşağıya düşmemek üzere ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlüdürler.
Bakanlık ücretsiz okutulacak öğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul şartlarını yönetmelikle düzenler, ücretsiz öğrenci miktarını yüzde ona kadar artırabilir." hükmünü taşımaktadır.
625 sayılı Kanun ile 326 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak çıkarılan Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretleri Tespit ve Tahsil Yönetmeliğinin 12 nci maddesi de ücretsiz öğrenci okutulması konusunu genel olarak belirlemekte ve "Özel Öğretim Kurumları, her öğretim yılında veya devresinde kuruma devam eden öğrenci sayısının % 10`u nispetinde ücretsiz öğrenci okutmak mecburiyetindedir. Bu miktarın % 75`i Bakanlıkça, % 25`i kurumlarca tespit edilir." hükmünü getirmektedir. Bu yönetmeliğin 13 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan ve 28.02.1989 günlü Bakan onayı ile yürürlüğe konulan Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenciler Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesi ile de, ücretsiz okuyacak öğrenci kontenjanının tespiti ve kullanılması hususları düzenlenmiştir.
625 sayılı Kanuna 3035 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4 üncü madde hükmünün Anayasaya aykırı olduğu yolundaki davacı iddiası, davaya bakan Danıştay Sekizinci Dairesince ciddi görülerek konu, Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmiş ve 17.06.1990 günlü 20551 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki 12.04.1990 günlü 6 sayılı kararı ile sözü edilen kanun hükmünün Anayasaya aykırı bulunmadığına karar verilmiş olması üzerine; Ek 4 üncü madde uyarınca davalı idare tarafından özel öğretim kurumlarında ücretsiz okutulacak öğrencilerin durumlarının yönetmelik kuralları ile belirlenmesinde ve kurumlarda okuyan öğrenci sayısının % 10`u oranında ücretsiz öğrenci okutulması hakkındaki düzenlemede yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
Esasen bu durum, Anayasa Mahkemesi kararının doğal bir sonucu olmakta ve özel öğretim kurumlarında ücretsiz okuyacak öğrenci miktarının, kuruma devam eden öğrenci sayısının % 10`u olarak belirlenmesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak sorun, söz konusu % 10`luk kontenjanın kim tarafından belirleneceği noktasında düğümlenmekte ve davalı idare % 10`luk kontenjanın, % 75`inin Bakanlıkça, % 25`inin ise kurumlarca tespit edileceği yolunda getirmiş olduğu düzenlemenin hukuka uygun olduğunu savunarak, bu konuda Danıştay Sekizinci Dairesince verilen iptal kararının bozulmasını istemektedir.
625 sayılı Kanunun Ek 4 üncü maddesinin Bakanlığa tanıdığı yetki, ücretsiz okutulacak öğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul şartlarını yönetmelikte düzenleme ve ücretsiz öğrenci miktarını yüzde ona kadar arttırma yetkisidir. Nitekim ücretsiz okuyacak öğrenci miktarının % 10 olarak belirlenmesinde ve bu öğrencilerin seçimi ile kurumlara kabul şartlarının yönetmelik ile düzenlenmesinde yasaya aykırılık görülmemiştir. Ancak % 10 ücretsiz öğrenci kontenjanının % 75`inin Bakanlıkça tespit edileceğine ilişkin olarak her iki yönetmelikte de yer alan kuralın, yasal bir dayanağı bulunmamakta ve yalnızca öğrencilerin seçilme ve kurumlara kabul şartlarını belirlemekle yetkili idarenin bu yetkisini aşarak öğrencileri bizzat belirleme yetkisini kendi hazırladığı yönetmelikle uhdesine aldığı anlaşılmaktadır. Oysa Kurum tarafından ücretsiz okutulmak üzere seçilen öğrencilerin, yönetmelikte öngörülen kurallara uygun olarak seçilip seçilmediğinin belirlenmesi başka, bu seçimin % 75`inin kurumdan alınarak, bizzat Bakanlıkça belirlenmesi ise başka konudur. Ayrıca Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okutulacak Ögrenciler Hakkındaki Yönetmelikle bu haktan yararlanacak öğrencilerin saptanmasında ne gibi ölçülerden yararlanılacağı açık ve geniş bir biçimde düzenlenmiş olup; bu kuralların incelenmesinden de, seçmenlerin eğitim kurumunda olan öğrencilerin başarı, disiplin, aile durumları dikkate alınarak yapılacağı ve bu yöndeki bir değerlendirmenin en sağlıklı bir şekilde öğrencinin bağlı olduğu okul idaresince tespit edileceği anlaşılmaktadır.
Bunun dışında, davalı idarenin temyiz isteminde üzerinde durduğu bir diğer husus ise, Sekizinci Daire kararının Bakanlığa tanınan % 75`lik kontenjanın, % 60`ının okula devam eden öğrenciler için kullanılacağına ilişkin hükmün iptaline ilişkin kısmıdır. Bu noktada, ücretsiz okuyacak öğrencilerin % 75`inin Bakanlıkça beirlenmesi hukuka uygun bulunmadığına göre, % 75`in, % 60`ı konusunda getirilen düzenlemenin de herhangi bir işlerliği kalmamaktadır. Bu nedenle de Sekizinci Daire kararının bu kısmında da hukuka aykırılık söz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle, Özel Öğretim Kurumlarında ücretsiz okuyacak öğrenci miktarının, bu kurumlarda okuyan öğrenci sayısının % 10`u olarak belirlenmesinde ve bu öğrencilerin saptanmasında ne gibi ölçütlerin kullanılacağı hususunun yönetmelik ile düzenlemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından; % 10`luk miktarın % 75`ini tespit etme yetkisini Bakanlığa veren her iki yönetmelik hükmünde ise yasaya uyarlık görülmediğinden; bu yönde kısmen iptal, kısmen ret biçiminde verilen Danıştay Sekizinci Daire kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE ve Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 27.09.1990 günlü E: 1989-423, K: 1990-987 sayılı kararın ONANMASlNA 05.06.1992 günü oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun Ek 4 üncü maddesi, özel öğretim kurumlarında ücretsiz okutulacak öğrencilerin miktarı, seçimi ve kurumlara kabul şartlarını düzenleme yetkisini Milli Eğitim Bakanlığına vermiştir. Öğrencilerin seçimi konusunda yetkili olan Bakanlığın bu yetki doğrultusunda yönetmelik ile yapmış olduğu düzenlemelerde yasa ve hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle ve davalı idarenin temyiz dilekçesinde öne sürdüğü sebeplerle, temyiz isteminin kabulü ve Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 27.09.1990 günlü E: 1989-423, K: 1990-987 sayılı kararın, iptale ilişkin kısmının bozulması oyuyla karara karşıyız. DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU E. 1992/22 K. 1992/145
2- 2- -Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi okullarda görevli yükseköğrenim görmüş sınıf öğretmenlerine; görev yaptıkları okulda haftalık ders saatlerini doldurup doldurmadıklarına bakılmaksızın, haftada 8 saate kadar özel öğrenci etüd eğitim merkezlerinde ek ders görevi verilebileceği hakkında. (Danıştay 8. Daire, E:2000/2324, K:2000/7746, T:28.11.2000, s.451)
3- 3-Özel sürücü kursu kurucusunun veya vekilinin MMHK kapsamına girmemesi nedeniyle hakkında genel hükümlere göre işlem yapılması gerekeceği hk. (Danıştay 2.D.Esas:l992/2507 Karar:1993/2194)
4- 4-Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursunun öğrenci ücretlerini düşük ilan ettiği gerekçesiyle faaliyetinin durdurulabileceği hk. (Danıştay 8.D.Esas:1992/3042 Karar:1993/3670)
5- .............Dershanesi müdürünün işlediği suçtan ötürü MMHK’na tabi olmayacağı hk. (Danıştay 2.D. Esas:1987/178 Karar:1987/338)
6- Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursu görevlileri hakkında MMHK ‘nun hükümlerinin değil,genel hükümlere göre işlem yapılması gerektiği hk. (Danıştay 2.D.Esas: 1997/2118 Karar:1997/1885)
7- Sürücü kurslarının Bakanlıkça izin verilmiş binaları dışında dışında kayıt bürosu ,irtibat bürosu ve benzeri işler altında ayrıca birimler açamayacakları hk.(Danıştay 8.D. Esas:1993/617, Karar:1994/2588)
8- Ceza kovuşturması bakımından memur sayılma hali,M.M.H.K.’na göre soruşturmanın yürütüleceği anlamına gelmemektedir.(Danıştay İd.İş.Kur.Esas: 1995/103 Karar:1995/219)
9- Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursu yöneticilerinin ceza kovuşturması bakımından MMHK kapsamına girmediği ve haklarında genel hükümlere göre işlem yapılması gerektiği hk. (Danıştay 2.D.Esas:1995/2941 Karar:1995/2573)
10- Özel öğretim kurumlarında yönetici ve öğretmen olarak görev yapanlar hakkında MMHK hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı. (Danıştay 2.D.Esas:1995/426 Karar:1995/950)
11- Sürücü kurslarını kapatma yetkisinin Milli Eğitim Bakanlığına ait olduğu, belediyelerce ruhsatlarının iptal edilerek faaliyetten men edilemeyecekleri hk.
İstemin Özeti : Davacı şirkete ait sürücü kursunun pistindeki "çevre koruma sağlık bandının" özelliklerini yitirdiği ve pist alanının yapılan kazı nedeniyle bozulduğunun tespit edildiğinden bahisle işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptal edilerek, işyerinin faaliyetten men edilmesine ilişkin 7.10.1997 gün ve 3412 sayılı belediye encümeni işleminin iptali istemiyle açılan davada; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre, sürücü kursu açma izninin Milli Eğitim Bakanlığınca verileceği, kanuna, yönetmeliğe ve yazılı emirlere uymayan sürücü kurslarının 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu hükümleri uyarınca gerekli işlemler sonuçlandırılıncaya kadar mülki idare amirlerince geçici olarak kapatılabileceği ve kurs sahiplerinin cezalandırılabileceği. 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 15. maddesinde de, mevzuata aykırı hareket eden ve bu harekette ısrar eden özel öğretim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığınca geçici veya sürekli olarak kapatılabileceği, diğer taraftan Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinin 14. maddesinde ise hukuki düzenlemelere aykırı hareket eden sürücü kurslarının 2918 sayılı Kanun hükmü uyarınca cezalandırılacakları, bu davranışlarında ısrar etmeleri halinde 625 sayılı Kanun uyarınca Milli Eğitim Bakanlığınca geçici veya sürekli olarak kapatılabileceğinin hükme bağlandığı, söz konusu mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle, direksiyon eğitim alanlarının denetimi ve denetim sonucu mevzuata aykırılığın tespit edilmesi halinde kapatma yetkisinin Milli Eğitim Bakanlığına ait olduğu anlaşıldığından, sürücü kursunun direksiyon eğitim alanının nitelik ve nicelik yönlerinden özelliğini yitirdiğinin belediyece tespit edilmesi halinde durumun Milli Eğitim Bakanlığına bildirilerek gereğinin bakanlıkça yerine getirilmesinin gerektiği, bu nedenle sürücü kursunun yetkili olmayan belediyece faaliyetten men edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Ankara 4. İdare Mahkemesinin 7.7.1998 gün ve 706 sayılı kararının, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Danıştay Tetkik Hakimi Tanju Kızılkuş'un Düşüncesi : Temyiz istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Cem Erbük'ün Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesini n 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü :
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49.maddesinin 1.fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına ve yargılama giderlerinin temyiz isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına (T.C. DANIŞTAY Sekizinci Daire Esas No: 1998/5651 Karar No: 2000/3166)
12- Milli Eğitim Bakanlığının yaygın eğitim kapsamında, Halk Eğitim Merkezleri aracılığı ile, motorlu taşıt sürücü kursu açıp işletmesinde ve buna ilişkin kamu kurum ve kuruluşları Motorlu Taşıtları Sürücü Kursu Yönergesinde hukuka aykırılık bulunmadığı hk.
Davanın Özeti : 19.12.1994 gün ve 7541 sayılı Bakanlık onayı ile yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Kamu Kurum ve Kuruluşları Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönergesi ile, bu yönergede 28.4.1997 gün ve 2017 sayılı onay ile yapılan değişikliğin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Özel Öğretim Kurumları Kanuna ve kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu öne sürülerek iptali istemidir.
Savunmanın Özeti : 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda. Milli Eğitim sisteminin, örgün ve yaygın eğitim olmak üzere iki temel esasta belirlendiği, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununda ise, Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerinin "örgün eğitim sistemine girmemiş, herhangi bir eğitim kademesinden ayrılmış veya herhangi bir eğitim kademesini bitirmiş yetişkinleri yaygın eğitim yoluyla genel ve mesleki alanda eğitmek" olarak belirtildiği, bu çerçevede Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ve bağlı birimlerinin ihtiyaç duyulan her alanda kısa ve uzun süreli kursları açma yetkisinin bulunduğu, bu nedenle. Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinin 8. maddesine dayanılarak çıkartılan yönerge ve değişikliklerinde hukuka aykırılık bulunmadığı öne sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi Mehmet Çelik'in Düşüncesi : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Alaattin Öğüş'ün Düşüncesi : Dava. 19.12.1994 günlü, 7541 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe konulan Milli Eğitim Bakanlığı Kamu Kurum ve Kuruluşları Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönergesi ile anılan yönergede 28.4.1997 gününde yapılan değişikliğin iptali dileğiyle açılmıştır.
Uyuşmazlığın özü. Milli Eğitim Bakanlığının kendisine bağlı Halk Eğitimi Merkezleri (Döner Sermayeleri) tarafından motorlu taşıt sürücüleri kursları açılıp açılamayacağı noktasından kaynaklanmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 123. maddesinde motorlu taşıt sürücüsü yetiştirmek, yetişmiş olanlara sınav sonucu sertifika vermek ve trafik ile ilgili öğretim ve eğitim yaptırmak üzere kamu kurumları ve diğer gerçek ve tüzel kişilere sürücü kursları açma izni vermekle Milli Eğitim Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa dayanılarak yürürlüğe konulan Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinin 8. maddesinde de ihtiyaç halinde 11 veya ilçelerde kursların diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından açılabileceği gibi en az on kişinin başvurması halinde Bakanlıkça da (Milli Eğitim Bakanlığı) açılacağı kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, 1739 sayılı Milli Eğitim temel Yasasının 18. maddesinde, Türk milli eğitim sisteminin, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana bölümden kurulacağı, yaygın eğitimin örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsayacağı. 41. maddesinde yaygın eğitimin genel ve mesleki-teknik olmak üzere iki temel bölümden meydana geleceği kuralları yer almıştır.
Metinleri yukarıda açıklanan yasal kurallar çerçevesinde, sürücü-kursları konusunda Karayolları Trafik Yasası ve öteki mevzuatta yaygın eğitime herhangi bir yollama bulunmadığına ilişkin davacı savının hiçbir dayanağı yoktur.
O itibarla. Milli Eğitim Bakanlığınca ihtiyaç duyulan yerlerde halk eğitim merkezleri vasıtasıyla döner sermayeli olarak motorlu taşıt sürücüleri kursu açılıp işletilmesini öngören yönergede mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, halk eğitimi merkezleri tarafından açılan sürücü kurslarının ücretli kurs olmaları nedeniyle özel sürücü kurslarına karşı haksız rekabet yarattıkları ve bunun sonucunda eşitlik ilkesine aykırılığı da söz konusu değildir.
Açıklanan nedenlerle dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü :
Dava, 19.12.1994 günlü 7541 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Kamu Kurum ve Kuruluşları Motorlu Taşıt Sürücüleri Yönergesi ile bu yönergede 28.4.1997 gününde yapılan değişikliğin iptali istemiyle 22.7.1998 gününde açılmıştır.
Uyuşmazlığın özü. Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğünün, halk eğitim merkezleri aracılığıyla motorlu taşıt sürücü kursu açarak işletip işletemeyeceğine ilişkindir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasasının 18. maddesinde, Türk Milli Eğitim sisteminin örgün ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana bölümde kurulacağı kuralına yer verilmiş olup, yaygın eğitimin amaç ve kapsamım düzenleyen 41. maddede ise. yaygın eğitimin özel amacının milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak örgün eğitim sistemine hiç girmemiş yahut herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış olan vatandaşlara, örgün eğitim yanında veya dışında, çağımızın bilimsel, teknolojik, iktisadı, sosyal ve kültürel gelişmesine uyum ve istihdam politikasına uygun meslek edinmelerini sağlayıcı imkanlar hazırlamak olduğu sayılmış, diğer amaçları aynı maddede sıralanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 23. maddesinde, motorlu taşıt sürücüsünü yetiştirmek üzere, kamu kurumları ve diğer gerçek ve tüzel kişilere sürücü kursu açma izninin Milli Eğitim Bakanlığınca verileceği, yine 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasasına dayanılarak çıkartılan ve 3.2.1987 gün ve 19361 sayılı Resmi Gazetede de yayımlanarak yürürlüğe giren Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinin 8. maddesinde de, ihtiyaç duyulması halinde il veya ilçelerde kursların kamu kurum ve kuruluşlarınca açılabileceği gibi en az on kişinin başvurması halinde bakanlıkça da açılabileceği kurala bağlanmıştır.
Mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, sürücü eğitiminin, yaygın eğitimin kapsamı içinde bulunduğu, özel sürücü kurslarınca ticari açıdan karlı bulunmadığı için kurs açılamayan yerlerde bu eğitimin ancak yaygın eğitim kuruluşlarınca verilebileceği açık olup, bu amaca uygun olarak Milli Eğitim Bakanlığının halk eğitim merkezleri aracılığıyla kurs işletmesinde ve kursların işletilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Kamu Kurum ve Kuruluşları Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönergesinde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Öte yandan, halk eğitim merkezleri tarafından açılan sürücü kursları ücretli olup, davacının haksız rekabete ilişkin itirazları da yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine (T.C.DANIŞTAY Sekizinci Daire Esas No: 1998/6373 Karar No: 2000/5908).
13- Özel dil kursu işleten yükümlüden istenen özel dershane işletme ruhsat harcının yerinde olmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Eğitim Hizmetleri Limited Şirketi İstemin Özeti : Dil kursu işletmeciliği faaliyetiyle uğraşan yükümlü adına 1992 ila 1997 yıllarına ilişkin olarak tarh olunan kusur cezalı özel dershane işletme ruhsat harcının terkini istemiyle açılan davayı: 492 sayılı Harçlar Kanununun 108. maddesinde imtiyazname, ruhsatname ve diplomalardan bu kanuna bağlı 8 sayılı Tarifede yazılı olanların harca tabi olduğunun hükme bağlandığı. 8 sayılı Tarifenin VI-18/c pozisyonunda ise özel dershanelerin her yıl için ödeyecekleri harç miktarının belirtildiği, öte yandan 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 1. maddesinde kursların dershanelerden ayrı olarak değerlendirildiğinin görüldüğü, olayda yükümlünün Harçlar Kanununa bağlı 8 sayılı Tarifenin VI-18/c pozisyonunda yer alan özel dershane işletme ruhsat harcım ödememesi üzerine dava konusu kusur cezalı özel dershane işletme ruhsat harcının tarh olunduğunun anlaşıldığı, yükümlünün işlettiği dil kursunun özel dershane kapsamında değerlendirilmesi suretiyle dava konusu harç istenmekte ise de. yukarıda açıklanan yasa hükmünde kursların dershanelerden ayrı olarak değerlendirilmesi ve anılan tarifede kursların yer almaması karşısında dil kursu işleten yükümlüden özel dershane işletme ruhsat harcı istenmesinde yasaya uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabul ederek kusur cezalı harcı terkin eden Aydın Vergi Mahkemesinin 5.2.1999 tarih ve 1999/17 sayılı kararının: yükümlünün ticari amaçlı olarak dil kursları verdiği ileri sürülerek bozulması isteminden ibarettir.
Savcı …..’ün Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
Tetkik Hakimi…..'in Düşüncesi : İleri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun vergi mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:
Temyiz edilen Aydın Vergi Mahkemesinin 5.2.1999 tarih ve 1999/17 sayılı kararında. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddine, anılan mahkeme kararının onanmasına (T.C. DANIŞTAY Dokuzuncu Daire Esas No:1999/2980 Karar No:2000/3165).
14- Davacının, özel öğretim kurumu niteliğinde olan özel dershanedeki hizmetinin, 657 sayılı Kanunun 36/C maddesi uyarınca intibakında değerlendirilmesi gerektiği; anılan maddede yer alan "özel okul" ibaresinin geniş anlamda yorumlanması gerektiği hk.
İsteğin Özeti : ... İlinde öğretmen olarak görev yapan davacı, özel öğretim kurumlarında geçen tüm hizmetlerinin derece ve terfiinden sayılarak intibakının buna göre yapılması yolundaki başvurusunun reddine ilişkin 22.10.1998 günlü işlemin iptali ve başvuru tarihinden itibaren doğacak parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle dava açmıştır.
Zonguldak İdare Mahkemesinin 8.6.1999 günlü. E:1999/56, K:1999/421 sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. maddesinin Ortak Hükümler Bölümünün (C) bendinin 5 inci fıkrasında, özel okullarda öğretmenlik veya yöneticilik yaptıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı emrinde memuriyet kabul edenlerin, özel okullarda geçen hizmet sürelerinin 2/3 ünün her yılı kademe ilerlemesine ve her üç yılı bir derece yükselmesine esas olacak şekilde değerlendirileceğinin öngörüldüğü: dava dosyasının incelenmesinden, davacının ... İli ... Lisesinde Kimya Öğretmeni olarak görev yapmakta iken 8.7.1991 tarihinde istifa ettiğinin ve 10.7.1991 tarihinde Özel ... Dershanesinde öğretmen olarak göreve başladığının, 16.9.1993 tarihine kadar burada, 18.10.1993 tarihinden sonra ise; Özel ... Dershanesinde çalıştığının, 30.6.1994 tarihinde dershaneden ayrıldıktan sonra 26.9.1995 tarihinde açıktan atanması yapılarak öğretmenlik görevine başladığının, özel dershanede geçen hizmet sürelerinin derece terfiinden sayılarak intibakının buna göre yapılması yolunda 19.10.1998 tarihinde idareye başvurduğunun, davalı idarece talebinin, ilgilinin hizmetlerinin özel okullarda geçmediğinden 657 sayılı Yasanın 36/5-C maddesi uyarınca işlem yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedildiğinin anlaşıldığı; yukarıdaki maddeyi diğer intibak hükümleri ile birlikte değerlendirmek ve yasa koyucunun amacını saptamak gerektiği; maddenin devamında sürenin azami sınırı saptanırken "özel sektörde geçen süre 12 yılı geçemez" denilmiş olup, "özel okul" ibaresinden daha kapsamlı bir ibarenin kullanıldığı; 657 sayılı Yasanın 36. maddesinin Ortak Hükümler Bölümünün (C) bendinin l, 2, 3 üncü fıkralarında, teknik hizmetler, sağlık hizmetleri, avukatlık hizmetleri sınıfına girenlerin, memurluğa girmeden önce "özel kurumlarda" geçen hizmetlerinin değerlendirileceğinin: aynı yasanın intibaka ilişkin ek geçici 2 nci maddesinin C/1 bendinde ise. özel okullarda yöneticilik ve öğretmenlik yapanlardan Milli Eğitim Bakanlığı emrinde görev kabul etmiş olanların, özel öğretim kurumlarında geçen hizmet sürelerinin maddede belirlenen kısmının intibakta değerlendirileceğinin öngörüldüğü; 657 sayılı Kanunun 36 ncı maddesine Ortak Hükümler başlığı altındaki maddelerin eklenmesine dair 1897 sayılı Kanunun gerekçesinde, evvelce intibakı yapılanlarla sonradan göreve alınacakların intibakı arasında mutabakat sağlamak amacının açıkça belirtildiği: bütün bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, C/5 fıkrasındaki "özel okul" ibaresinin kelime anlamında değil, özel öğretim kurumlarını da kapsayan biçimde geniş anlamda anlaşılması gerektiği; Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 20.10.1995 gün ve E:1994/1188. K:1995/728 sayılı kararında da bu hususun vurgulandığı; davacının 8.7.1991 tarihinde öğretmenlik görevinden istifa ettiği. .10.7.1991-30.9.1994 tarihleri arasında da. özel dersanede öğretmen olarak çalıştığı ve 26.9.1995 tarihinde açıktan ataması yapılarak yeniden öğretmenliğe başladığı anlaşılmakta olup; davacının SSK'ya tabi hizmet süresinin 657 sayılı Yasanın 36/C-5. maddesi uyarınca intibakında değerlendirilmesi gerekirken, bu hizmet süresinin kanunda belirtilen özel okulda değil, özel eğitim kurumu niteliğinde olan dersanede geçmesi nedeniyle intibakında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş, başvuru tarihinden itibaren doğan parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.
Davalı idare, özel dershanelerde geçen hizmetlerin özel okullarda geçen hizmetler olarak değerlendirilemeyeceğinin 657 sayılı Yasanın 36/A-C-5. maddesinde belirtildiğinden, istemin reddedildiğini; dava konusu işlemin dayanağının Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 15.7.1993 tarihli Personel Mevzuat Bültenindeki açıklamalara dayanılarak yapıldığını: bu düzenleme ülke genelini ilgilendirdiğinden davanın ... Valiliğinden alınarak Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine açılması gerektiğini öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup. bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı Düşüncesi_:Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görülerek yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü:
Davalı idarenin husumet itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabil meleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Zonguldak İdare Mahkemesince verilen 8.6.1999 günlü, E:1999/56, K:1999/421 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına (T.C.DANIŞTAY Beşinci Daire Esas No: 1999/4809 Karar No: 2000/541)
15- Akşam Liseleri Yönetmeliği’nin 9/d maddesine aykırı kayıt konusunda sorumluluğun tamamen kurum müdürüne ait olduğu D. 12. D. 30.12.1967 Esas ve 1967 /1201
16- Tabii ilimler bölümü mezunu olması nedeniyle fen bilgisi öğretmenliği yapma nitelik ve koşullarına sahip bulunmayan davacının, özel akşam ticaret lisesi fen bilgisi öğretmenliğinde çalıştırılmasına izin verilmemesinde yasaya aykırılık bulunmadığı (D.5.D., E:1973/5599, K:1976/4200)
17- Özel öğretim kurumları ücretlerinin belli ölçü ve kıstaslara göre belirleneceğinden ücreti düşük tutan kurumun kaliteyi düşüreceği nedeniyle faaliyeti durdurulabilir.
İstemin Özeti: Davacıya ait motorlu taşıt sürücü kursunun faaliyetinin durdurulmasına İlişkin Aydın Valiliğinin 31.10.1991 günlü ve Özel Öğrt. Şb. 326/33929 sayılı yazısı ile bildirimi yapılan 28.10.1991 gün ve 64667 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada, Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretlerinin Tesbit ve Tahsiline İlişkin Yönetmeliğin 5/a maddesinde ücretlerin özel öğretim kurumlarınca tesbit ve ilan olunacağının açıkca belirtilmiş olması nedeniyle serbestce ücret belirleme hakkına sahip olan özel öğretim kurumunun ücretini düşük ilan ettiğinden faaliyetinin durdurulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Aydın İdare Mahkemesinin 14.05.1992 gün ve 537 sayılı kararının, işlemin kamu yararına hizmet gereklerine ve mevzuata uygun olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Danıştay Tetkik Hakimi Danıştay Savcısı Y.I.`nın Düşüncesi: Dava; Aydın da bulunan motorlu taşıt sürücü kursunun çalışmasının durdurulmasına ilişkin ( Aydın Valiliğince bildirimi yapılan ) Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 28.10.1991 günlü işlemlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince, dava konusu işlemin hukuksal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
2577 sayılı Yasanın 32. maddesinde bu yasada yada özel yasalarda yetkili idare mahkemesi gösterilmemiş ise, idari davaların işlemi tesis eden merciin bulunduğu yerdeki mahkemede çözümleneceği, yetkinin kamu düzeninden olduğu belirtilmiş bunu izleyen diğer maddelerinde de çeşitli davalar için özel yetki kuralları getirilmiştir.
Bu özel yetki maddeleri arasında; dava konusu işlemle ilgili istisna hükmüne yer verilmediğinden yukarıda yazılı genel yetki kuralı uyarınca, uyuşmazlığın işlemi kuran bakanlığın bulunduğu Ankara İdare Mahkemesinde çözümü gerekir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile, 2577 sayılı Yasanın 49/1-a maddesi uyarınca kararın bozulması gerekir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık davacıya ait motorlu taşıt sürücü kursunun 1991-1992 öğretim yılı öğrenci ücretlerinin düşük ilan edildiği gerekçesiyle faaliyetinin durdurulmasından doğmuştur.
Özel Öğretim Kurumları Öğrenci Ücretlerinin Tespit ve Tahsiline İlişkin Yönetmeliğinin 5/a maddesinde ücretlerin özel öğretim kurumlarınca tespit ve ilan olunacağı belirtilerek aynı yönetmeliğin 6. maddesinde de kurumların ücretlerini, 657 sayılı Kanunun 2. maddesinde ifade edilen hükümlere bağlayıcı bir uygunluk getirilerek özel öğretim kurumlarının ücretlerinin belli ölçü ve kıstaslara göre tespit ve ilan edileceği kurala bağlanmıştır.
Eğitim ve öğretim kalitesinin yükseltilmesi, eğitim hizmeti veren kurumların maddi durumları ile orantılı olup, iyi bir eğitimin maddi imkanla sağlanabileceği açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idarece yapılan inceleme sonucu söz konusu kurumların tespit ve ilan ettikleri ücretlerin, bir öğrencinin kurs süresince harcadığı benzin fiyatının dahi altında kaldığı, giderlerini karşılamadığı anlaşıldığından zararına faaliyette bulunan kurumların 625 sayılı Yasanın 2. maddesinde belirtilen eğitim kalitesini yükseltemeyecekleri, kaliteli bir eğitim veremeyecekleri gibi haksız rekabete de neden olacakları, ayrıca motorlu taşıt sürücü kurslarının kalitesiz eğitimi sonucu, ölümle sonuçlanan trafik kazalarının ve büyük miktarda milli servetin yok olacağının kaçınılmaz olduğu bir gerçektir.
Bu durumda kamu yararına, hizmet gereklerine ve mevzuata uygun bulunan dava konusu işlemi iptal eden idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Aydın İdare Mahkemesinin kararının bozulmasına ve dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 19.10.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi. DANIŞTAY 8. DAİRE E. 1992/3042 K. 1993/3670
1- Sürücü Kursu Müdürünün genel hükümlere tabi olduğu hk. 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 2843 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik 49. maddesinde, özel öğretim kurumlarının yönetici ve öğretmenlerinin Ceza Kanunu uygulamasında ve ceza kovuşturmasında memur sayıldıkları hükme bağlanmış, soruşturma usulüne ilişkin bir hükme anılan maddede yer verilmeyerek sadece ceza uygulamasının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen 6.5.1991 gün ve 1991/136 sayılı kararda da, söz konusu maddede yer alan hükmün maddi hukuk açısından ceza uygulaması ile ilgili olduğu gerekçe olarak gösterilmek suretiyle Özel Öğretim Kurumları Yönetici ve Öğretmenleri hakkında MMHK'nun (dolayısıyla 4483 sayılı Kanun) uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda 625 sayılı Kanunda soruşturma usulüne ilişkin bir açıklık bulunmaması nedeniyle özel öğretim kurumları yönetici ve öğretmenleri hakkında MMHK'nun uygulanması mümkün bulunmamaktadır. D.2.D., E:1994/1894,K:1996/28
2- Özel öğretim kurumunda kamu personeli sayılan sözleşmeli personel statüsünde çalışan öğretmenlerin konut edindirme yardımından yararlandırılıp yararlandırılmayacakları konusunda doğan uyuşmazlığın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği hk. (Danıştay 10.Daire Esas No:1995/6104 Karar No:1997/2627 )
3-
|
…625 sayılı Yasanın 49. Maddesinde yer alan ve Özel Öğretim Kurumları yönetici ve öğretmenleri hakkında M.M.H.K. hükümlerinin uygulanmasına olanak tanımayan hükme rağmen ve anılan yasada soruşturma yöntemi konusunda bir başka düzenlemede bulunmamasına karşın sanık... hakkında M.M.H.K hükümlerine göre verilen Men-i Muhakeme kararının bozularak, M.M.H.K.’na göre karar verilmesine yer olmadığına ve genel hükümlere göre işlem yapılmak üzere dosyanın yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine (D.İ.İ.K.E: 1995/103,K.1995/219) |
4-
Özel dershane işletmeciliği işiyle uğraşan yükümlü şirketin işlemlerinin incelenmesinde, resmi makamlar önünde yapılan beyan ve muamelelerinin veya mevzuat gereği resmi makamlara verilen bildirim ve raporların güvenilir kanıt olma niteliği karşısında, soyut beyanlara veya her zaman düzenlenebilir nitelikteki belgelerin esas alınarak tarhiyatın terkininde isabet bulunmadığı, öğrenci sayısı ve kayıt silme tarihleri ile ilan edilen ücret ve ders saatleri dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiği hk. (Danıştay 3.Daire Esas No:1996/6923 Karar No:1997/3504 )
5- 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasasında, Özel Öğretim Kurumlarında öğretime tüm sınıflar itibariyle veya kademeli olarak başlanabileceği belirtildiği halde, ilgili yönetmelikle kademeli öğretime başlanacağına ilişkin hükmün yasaya aykırı olduğu hk. (Danıştay 8. Daire Esas No:1996/948 Karar No:1997/1225 )
6- Sürücü kursunda görevli sanığın, 22 yaşını bitirmesine 3 ay kalan bir kursiyerin yaşının saptanmasında yanılgıya düşerek sertifika verme eyleminde görevi savsama suçu öğeleri oluşmaz. (Y.4.C.D. 8.7.1993/4764-5645)
7- Davacı vekili tarafından Motorlu Taşıt Sürücüleri Kurslarının Sınav Kurulları ve Sınav Esaslarında değişiklik yapılmasına ilişkin 08.07.2002 gün ve 55812 sayılı Bakanlık onayı uyarınca sürücü kursları test sınavlarının merkezi sistemle yapılması ve bu sınavlara ilişkin esasları belirleyen Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce tesis olunan 12.7.2002 gün ve 55950 sayılı Genelgesi ile bu genelgede belirtilen esaslar gereği ... İlinde faaliyet gösteren özel motorlu taşıt sürücü kurslarının 2002-2003 öğretim yılı içerisindeki dönem ve sınav günlerinin tespitine ilişkin ... Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğünün 20.8.2002 gün ve20210 sayılı işleminin, Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, bu uygulama ile kursiyerlerin mağduriyetlerine sebep olunacağı öne sürülerek iptali istemi hk.
Savunmanın Özeti: Söz konusu uygulamanın, sürücü kursları sınavlarıyla ilgili olumsuzlukların ortadan kaldırılmasına yönelik olduğu ve kamu yararı taşıdığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi ……. Düşüncesi: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Ahmet Yahya ÖZDEMİR'in Düşüncesi: Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kurslarındaki Uygulamalar ileSınav Kurulları ve Sınav Esaslarına İlişkin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün12.7.2002 günlü, 55950 sayılı Genelgesi ile bu genelgede belirtilen esaslar gereği ... İlinde faaliyet gösteren özel motorlu taşıt sürücü kurslarının 2002-2003 öğretim yılı içerisindeki dönem ve sınav günlerinin tespitine ilişkin ...Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 20.8.2002 gün ve 20210 sayılı işleminin iptali istenilmektedir.Özel Motorlu taşıt sürücü kursları, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa dayalı olarak Milli Eğitim Bakanlığının izin ve denetimiyle açılabilmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 42 nci ve 123 üncü maddeleri gereğince hazırlanan Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinin 43. maddesinin ( d ) bendi uyarınca, motorlu taşıt sürücü kursları teorik ders sınavlarının kursun bulunduğu il veya ilçe milli eğitim Müdürlüklerince oluşturulan Sınav Yürütme Kurulunca yapıla geldiği, ancak, bu durumun bazı zorluk, olumsuzluk ve başarının çok yüksek olması sonucu doğurması nedeniyle milli eğitim müdürlüklerince yapılan sürücü kursları teorik ders sınavlarının Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünce yapılması, esasların Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ile birlikte belirlenerek sınava girme koşulları, sınav tarihleri sınav soruları, ölçme değerlendirme, sınav sonuçlarının duyurulması, sınavlarda yapılacak görevlendirmeler ve diğer hususlarla ilgili işlemlerin esaslarda belirtilmesi yolunda Bakanlık makamından onay alınarak Genelgeye dönüştürüldüğü bu genelge gereği ... Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğünce işlem yapıldığı, ilk uygulamaya 5.10.2002 tarihinde başlanılacağının Ağustos 2002 tarihinde ilan edildiği görülmektedir.
Trafikle ilgili olumsuzlukları önlemek ve bilgi seviyesi yüksek sürücüler yetiştirmek amacı ile, teorik sınavların tek yerden yapılması yönünde kurulan davaya konu işlemlerde, dayanağı hukuk kurullarına ve objektif ölçme ve değerlendirme ilkelerine aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce tesis olunan 12.7.2002 gün ve 55950 sayılı genelge ile, bu genelgede belirtilen esaslar gereği ... İlinde faaliyet gösteren özel motorlu taşıt sürücü kurslarının 2002-2003 öğretim yılı içerisindeki dönem ve sınav günlerinin tespitine ilişkin ... Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğünün 20.8.2000 gün ve20210 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 123 üncü maddesinde,""Motorlu taşıt sürücüsü yetiştirmek, yetişmiş olanlara sınav sonucu sertifika vermek, trafik ile ilgili öğretim ve eğitim yaptırmak üzere kamu kurumları ile diğer hakiki ve hükmi şahıslara Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığınca ilgili mevzuatına göre sürücü kursları açma izni verilir.Sürücü kurslarının sürücü belgesi cinslerine göre sınıflandırılması, hangi sınıf kursun kimler tarafından açılabileceği, öğretim ve eğitim konuları ile metodu, kurs süreleri, kurslar için eğitim ve öğretimde kullanılacak bina, araç gereç ve teçhizatın nitelik ve niceliği, teminat miktarları, sertifika sınavlarının esas ve usulleri,sertifika aranmayacak sürücü belgesi sınıfları ve bunların sınavları İçişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığınca çıkartılan yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır.Bu madde uyarınca çıkarılan ve 03.02.1987 gün ve 19361 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Motorlu Taşıt Sürücü Kursu Yönetmeliğinin 43/b maddesinde, 11.04.1997 gün ve 22961 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 13. maddesi ile değişiklik yapılarak, sınav yürütme kurulunun; Milli Eğitim Müdürünün başkanlığında, özel öğretim kurumlarından sorumlu Milli Eğitim ...veya ... ile Yükseköğrenimli bir trafik zabıtası görevlisinin katıldığı üç kişiden meydana geleceği düzenlenmiş ve bu şekilde motorlu taşıt sürücü kursları teorik ders sınavlarının Milli Eğitim Müdürlüklerince yapılacağı belirlenmiştir.08.07.2002 gün ve 55812 sayılı Bakanlık onayı ile Milli Eğitim Müdürlüklerince yapılan sürücü kursları teorik ders sınavlarının, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ile Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünün birlikte belirleyecekleri esaslara göre, direksiyon eğitim dersi sınavlarının ise önceden olduğu gibi milli eğitim müdürlüklerinde kurulan sınav yürütme kurulunca yapılmasına karar verilmiş, bu doğrultuda dava konusu edilen Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün 12.07.2002 gün ve 55950 sayılı Genelgesi ile Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kurslarındaki Uygulamalar ile Sınav Kurulları ve Sınav Esaslarında değişiklik yapılarak teorik ders sınavlarının merkezi sistem ile tüm il merkezlerinde yapılmasına ilişkin kurallar belirlenmiştir. Öte yandan, Motorlu Taşıt Sürücü Kursu Yönetmeliğinin 43/g maddesi de, 07.01.2003 gün ve 24986 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 1. maddesi ile ""kurulların çalışmaları ile sınavlara ait iş ve işlemler Bakanlıkça tespit edilir. Gerekli görüldüğünde sınavlar, Bakanlıkça belirlenecek esaslara göre merkezi sistemle de yapılabilir."" şeklinde değiştirilmiştir. Sürücü kurslarına katılan adaylara uygulamalı olarak direksiyon eğitimi ile birlikte trafik kuralları ve bunun yanı sıra trafikte karşılaşılabilecek olası problemlerin çözümüne yönelik ilk yardım ve motor bilgilerini içerecek şekilde teorik dersler verilmekte olup, kurs bitiminde ilgililer gerek uygulamalı, gerek teorik sınavlara tabi tutularak bu sınavlarda başarılı olanlar sürücü belgesi almaya hak kazanmaktadır. Bu sınavların amacı, söz konusu eğitimlerden yeterli birikimi elde edebilmiş olanların belirlenebilmesidir. Trafikte yaşanan her türlü olumsuzluğun giderimi, trafik hizmetlerinin yürütümünden sorumlu ve görevli olan idarenin, yetki alanında bulunan her türlü önlemi almasına bağlı olup, bu hizmetin sunumunda en önemli unsurun ise sürücülerin belirlenmesi aşaması olduğu şüphesizdir.Ülkemizde yaşanan trafik sorunları ile meydana gelen kazaların yoğunluğu ve bu durumun sürücü hatalarından kaynaklanıyor olma olasılığı sürücü adayı iken alınan eğitim ve yapılan sınavın önemini ortaya çıkarmaktadır.Bu durumda, davalı idarenin Milli Eğitim Müdürlüklerince yapılan teorik sınavların yetersiz kaldığı düşüncesinden hareketle, söz konusu sınavların aynı tarihte bütün il merkezlerinde yapılmasına yönelik dava konusu genelgesinde ve bu genelgeye dayalı... Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü işleminde kamu hizmeti gereklerine, kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Kaldı ki; sınavların bu şekilde yapılması bütün kursiyerlerin aynı ölçü içinde değerlendirilmesi nedeni ile bu sınavlara yönelik kuşkuları da ortadan kaldıracaktır. Öte yandan, davacının ilçe sınav kurullarının yetkilerinin ortadan kaldırıldığı iddiası da, Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan sınav ayrıntıları ile ilgili esaslarda ilçelerde direksiyon eğitim dersi için sınav yürütme kurulları kurulacağı belirlenmiş olduğundan yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta avansından artan 13.000.000.- liranın istemi halinde davacıya iadesine 18.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. D.8.D Esas No: 2002/4119 Karar No: 2004/755 Karar Tarih:18.02.2004
8- Öğretmen olan davacının, özel bir öğretim kurumunda öğretmen olarak çalıştığı dönemde yürürlüğe giren 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile verilen bir dereceden yararlandırılması, sistemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 23.10.2002 gün ve 32682/23810 sayılı işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi istemiyle açmış olduğu davada, 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte 657 sayılı Kanun ve ek geçici maddelerine göre aylık almayan davacının, anılan Kararname ile verilen (1) dereceden yararlandırılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 21.5.2003 günlü, E:2002/1606, K:2003/557 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca bozulması istemi hk.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Özel öğretim kurumunda geçen hizmetlerinin memuriyet kıdeminde ve kazanılmış hak aylık derecesinin tespitinde değerlendirilen davacının, 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile verilen 1 dereceden yararlandırılması gerektiğinden, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Düşüncesi : 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kendisine 1 derece verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve yoksun kaldığı maddi hakların ödenmesi istemiyle açılan davayı, Davacının söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği yılda 657 sayılı Kanuna tabi olarak değil, Özel Öğretim Kurumları Kanununa tabi hizmet akdi ile sözleşmeli olarak çalıştığı gerekçesiyle reddeden İdare Mahkemesi kararı temyiz edilmektedir.
458 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ek geçici madde eklenmesine ilişkin 1. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanun ve ek geçici maddelerine göre aylık almakta olan personelden (2802 sayılı Hakim ve Savcılar Kanunu ile 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununa tabi olanlar dahil) 20.2.1979 günlü 2182 sayılı, 19.2.1980 günlü ve 2260 sayılı Kanunların hükümlerinden yararlanmamış olanların kazanılmış hak aylıkları bir defaya mahsus olmak üzere öğrenim durumlarına bakılmaksızın ve kadro aranmaksızın bir üst derecenin aynı kademesine getirilir ve alt derecede bulunan kademede geçirilen süre üst derecedeki kademede geçmiş sayılacağı belirtilmiş, aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin 15.10.1991 tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 1984-1998 yılları arasında özel öğretim kurumunda öğretmen olarak görev yaptığı, 27.8.1998 tarihinde 657 sayılı Kanuna tabi memur olarak ataması yapılarak halen eğitim öğretim hizmetleri sınıfında öğretmen olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacının Özel Öğretim Kurumları Kanununa tabi olarak hizmet akdi ile sözleşmeli çalıştığı dönemdeki hizmetleri 657 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca memuriyet hizmetinde değerlendirildiğinden, söz konusu dönemde 657 sayılı Kanuna tabi olarak hizmet verdiğinin ve dolayısıyla 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 15.10.1991 tarihinde intibak yönünden 657 sayılı Kanuna tabi olduğunun kabulü ve anılan Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen bir dereceden yararlandırılması gerektiği açıktır.
Buna göre Davacının 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince kazanılmış hak aylık derecesinin bir derece yükseltilmesi isteminin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 21.5.2003 günlü, E:2002/1606 K:2003/557 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 30.1.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. D.5.D. Esas No: 2003/4573 Karar No: 2004/257 Karar Tarih:30.01.2004 Temyiz İsteminde














