Mahkeme Karar Özetleri
OKUL - ÖĞRENCİ - ÜCRET
OKUL - ÖĞRENCİ - ÜCRET
1. İSTEMİN ÖZETİ: Dava, Açıköğretim Lisesi Öğrencilerinin, Yüz yüze Eğitim uygulamalarının yapıldığı ………….Ticaret ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesinde Müdür olarak görev yapan davacıya, okulunda yapılmakta olan bu uygulamadan dolayı haftada 10 saat üzerinden yapılan ek ders ücreti ödemesinin kesilmesine ve daha önce yapılan ödemelerin geri istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İzmir 2. İdare mahkemesi 3.10.2002 gün ve E.2002/223, K:2002/913 sayılı kararıyla: Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek ders saatlerine İlişkin Esasların 8./a–6 maddesinde, açık öğretim kurumları öğrencilerinin, örgün eğitim kurumlarında gördükleri yüz yüze eğitim uygulamalarında, görevlendirilen yönetici ve öğretmenlere haftada 10 saate kadar, ek ders görevi verilebileceği kuralına yer verdiği, bu kural uyarınca olağan çalışma saatleri dışında görevlendirilen okul yöneticilerine ek ders ücreti ödenebilmesi için fiilen derse girmelerini öngören bir düzenlemenin bulunmadığı, bu durumda, Açıköğretim öğrencilerinin yüz yüze eğitim uygulamalarının gerçekleştirildiği okulda yönetici olarak olağan çalışma saatleri dışında da görev yapan davacının, söz konusu düzenleme uyarınca ek ders ücretinden yararlandırılması gerektiğinden aksi yönde tesis edilen işlemde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir. Davalı idare tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı kanunun 49.maddesinin 1.fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, İstemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci dairesince işin gereği görüşüldü.
İdari mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmelerine 2577 sayılı idari yargılama usulü kanununun 49.maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İzmir 2. İdare mahkemesince verilen 3.10.2002 gün ve E.2002/223, K:2002/913 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 22.2.2006 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. T.C. DANIŞTAY ONBİRİNCİ DAİRE ESAS NO: 2003/620 KARAR NO: 2006/807
2- Sağlık raporu gerektirmeyecek bir şekilde öğretmenin öğrencisini dövmesi,disiplini sağlama ve terbiyevi nitelikte olup suç değildir.Bundan dolayı karar ittihazına mahal olmadığı.(Danıştay 2.D.27.12.1978 gün 2724/2669 sayılı karar)
3- Öğrencisini döven ilkokul öğretmeninin işlediği suç,takibi şikayete bağlı suçlardan olduğu,bu konudaki şikayet dilekçesinin C.M.U.K.’un 151.maddesinde yazılı makamlara verileceği. (Danıştay 2.D.09/11/1979 Esas:1978/1979,Karar:1979/2424)
4- Okul kooperatifine ilişkin suçların görevle ilgili olmayıp, genel hükümlere göre kovuşturulması gerekeceği Hk. Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun l inci maddesinde, memurların memurluk görevlerinden doğan ya da görevlerini yaptıkları sırada istedikleri suçlardan dolayı haklarından anılan yasa uyarınca kovuşturma yapılacağı belirtilmiş olup, özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş olan Bitlis Endüstri Meslek Lisesi sınırlı sorumlu okul kooperatifi yöneticisi sıfatıyla işlendiği ve kamu düzenine ilişkin bulunan görev sorununun itiraz edilmeme nedeniyle sanık ................... açısından kararının kesinleşmesini önleyeceği anlaşıldığından, sanık ........ 'un lüzumu muhakemesine, sanıklar ........ 'm meni muhakemelerine ilişkin olarak verilmiş olup, yöntem ve yasaya aykırı bulunan il yönetim kurulu kararının bozularak. Memurin Muhakematı Hakkında-Kanuna göre karar verilmesine yer olmadığına ve soruşturma dosyasının genel hükümlere göre işlem yapılmak üzere yetkili C.Savcılığına gönderilmesi için yerine geri çevrilmesine (D.2.D. 19.12.1988, E. 1986/2573, K.1988/4341).
5- 222 sayılı yasa gereğince, okul ve tesislerinin bulunduğu yerin 100 metre civarında kahvehane açılamayacağı; yasada ön görülen 100 metre civarının etkileşim alanı olarak hesaplanması gerektiği , bu itibarla işyeri ile okulun bahçe duvarının arasındaki mesafe dikkate alınarak işyeri açma ruhsatı verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı hk. (Danıştay 10. Daire Esas No:1997/394 Karar No:1998/510)
6- Öğrenciler için verilen ve ilân edilen sonucun, öğrencinin kazanılmış hakkı olduğuna dair Karar. (D. 12. D. 11.12.1970 tarih ve 1970/31 Sayı).
7- Okul kooperatifine ilişkin suçların görevle ilgili olmayıp genel hükümlere göre kovuşturulması gerekir. (D.2.D. E: 1986/2573 ; K: 1988/4341)
8- Okul disiplin kurulu TCK’nun 268/1.maddesinde yazılı kurullardandır. Bu kurula hakaret nedeniyle anılan madde uygulanır. (Y.4.C.D. 22.2.1978/896-886 )
9- Öğretmenler okula girdikleri dakikadan paydos edilip çıkacakları dakikaya kadar görevli sayıldıklarından iki ders arasındaki teneffüs zamanlarında görevli sayılacakları ( Yargıtay 4 üncü Ceza Kurulunun 7.9.1949 gün ve 1100/1905 sayılı kararı)
10- Ortaöğretim 10. sınıfta bir derse hiç girmeyen ve yetiştirme kursuna da katılmadığı halde 11. sınıfı okuyarak ortaöğretimi bitirme aşamasına gelen öğrenciye diploma düzenlenmemesine ilişkin işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararının bozulması hk.
2000-2001 öğretim yılında tamamlayan davacı kızı adına, Milli Güvenlik dersi notu olmadığı gerekçesiyle diploma düzenlenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının kılıf kıyafet Yönetmeliğine aykırı şekilde kapalı olarak 10. sınıfa devam ettiğinin açık olduğu ancak Milli Güvenlik dersi dışındaki diğer tüm derslere alınarak başarılı sayıldığı ve sınıfı geçtiği, Sınıf Geçme Yönetmeliği hükümlerine göre not ortalamasının sınıf tekrar etmesini veya Milli Güvenlik dersinden sorumlu olarak üst sınıfa geçmesini gerektirmeyeceği, davacının 10. sınıftan sonra 11. sınıfta okuyarak başarılı olduğu dikkate alındığında işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Ankara 8. İdare Mahkemesinin 26.2.2002 gün ve 189 sayılı kararının, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Lisesi 11. sınıf öğrencisi olan davacının bu sınıfı geçmesi üzerine diplomasının düzenlenmesi istemiyle yaptığı başvurunun, 10. sınıf Milli Güvenlik Bilgisi dersinden sorumlu olduğu gerekçesiyle reddine ilişkin işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
3.5.1995 gün ve 22395 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliğinin 16. maddesi; öğrencinin başarısını, dersin özelliğine göre yazılı, sözlü ve uygulamalar; ödev, projeler ile işletmelerde beceri eğitimi, ders içi ve ders dışı eğitim ve öğretim faaliyetlerinin değerlendirilerek tespit edebileceği, 28. maddesinde, bir dersin notunu, o döneme ait yazılı, sözlü ve uygulamalı sınavlarla, ödev ve projelere verilen puanların ortalaması alınarak ve nota çevrilerek verileceği; 24/2 maddesinde; özürsüz olarak sınavlara katılmayan öğrenciye sıfır verileceği 55/a maddesinde, öğrencilerin okula devam etmek zorunda oldukları, 57/b maddesinde ise, özürlülük resmi bir makamdan veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarından usulüne göre alınmış ve zamanında okul idaresine teslim edilmiş bir rapor veya belge ile tespit edilmiş ve özür belgesi, özrün sona erdiği tarihten itibaren 7 gün içinde verilmiş olmak şartıyla dönem süresini dolduran öğrenciler gibi işleme tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda, davacının ... İmam Hatip Lisesi 10. sınıf öğrencisi iken, öğretmeni olduğu halde Milli Güvenlik Bilgisi dersine girmediği ve sınavlarına katılmadığı, bu dersten sorumlu olarak geçtiği 11. sınıf derslerinde başarılı olması üzerine diploma verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin 24/2 maddesindeki kuralın derslere devam eden ancak özürsüz olarak sınavlara katılmayan öğrencilere uygulanacağı açıktır. Ders yılı sonunda herhangi bir dersten başarısız olunması durumunda yıl sonu başarısı dikkate alınarak, başarısız olunan dersten geçirilmesi yolundaki kuralın ise yine derslere veya kurslara katıldığı halde başarısız olan kişilere uygulanabileceği de kuşkusuzdur. Davacının Milli Güvenlik Bilgisi dersine girmediği, sınavlarına katılmadığı ve çağrıldığı yetiştirme kursuna katılmadığı ve sorumluluk sınavına da girmediği açık olduğundan diploma düzenlenmemesine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile idare mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MÎLLETÎ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü.
Uyuşmazlık, ... İmam Hatip Lisesinde son sınıf öğrenimini 2000-2001 öğretim yılında tamamlayan davacı öğrenci adına, Milli Güvenlik dersi notu olmadığı gerekçesiyle diploma düzenlenmemesine ilişkin işlemden doğmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliğinin "Genel İlkeler" başlıklı 5, maddesinin (c) fıkrasında, "öğrencinin başarısı bir bütün olarak olarak dikkate alınır" kuralı, (f) fıkrasında;" öğrencinin sınıf geçmesi, o sınıfta aldığı bütün derslerden başarılı olmasına ya da yıl sonu başarı ortalamasına göre belirlenir." kuralı, ders yılı sonunda doğrudan sınıf geçme başlıklı 33. maddesinde; "a) Üç yıllık liselerin 9. sınıfları ile dört yıllık genel lise türü okulların 9. ve 10. sınıflarında: 1) Tüm derslerden başarılı olan, 2) Yıl sonu başarı ortalamasıyla başarılı sayılamayacak derslerden başarılı olup bazı derslerden başarısız bulunanlardan, genel liseler ile her türdeki mesleki ve teknik liselerde yıl sonu başarı ortalaması en az 2.50; .. olan öğrenciler doğrudan sınıfını geçer." kuralı, sınıf tekrar etme başlıklı 35. maddede; "Ortalama yükseltme sınavı sonunda da sınıf geçemeyen 9. sınıf öğrencileri ile bütün sınıflarda devamsızlık nedeniyle başarısız sayılan öğrenciler sınıf tekrar ederler. Sınıf tekrarı orta öğretim süresince bir defa yapılır." kuralı, 36. maddesinde; "Diğer sınıflarda; a) Yıl sonu başarı ortalaması genel liseler ile her türdeki mesleki ve teknik liselerde 2.50' den., aşağı olanlar başarısız oldukları tüm derslerden," sorumlu olarak bir üst sınıfa devam ederler, kuralı, 41. maddesinde; "Öğrenciler, Türk Dili ve Edebiyatı dersi ile her sınıfta; okulların ders dağıtımı çizelgelerinde belirtilen bir dersten başarılı olmadıkça, yıl sonu başarı ortalaması ile başarılı sayılmaz ve başarmadıkça mezun olamazlar." kuralı, 16. maddede ise; okulu bitiren her öğrenciye diploma verilir" kuralı yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 1. sınıfta diğer öğrencilerle birlikte kılık-kıyafet yönetmeliğine uymaması nedeniyle Milli Güvenlik dersinin hiç, ^S)i^s^, bv> durumm tiSÎSflaşjfc taJ^antftğı, yönetmelik gereği açılan yetiştirme kursuna da hiç bir mazeretleri olmaksızın kalıtmadıkları ancak okul tarafından Milli Güvenlik dersi ile ilgili not kısmı boş kalmak üzere kacp/e. düıwAentW3i ve başarılı sayıldığı, davacının daha sonra 11. sınıfa devam ederek başarılı olduğu ve okulu bitirme aşamasına geldiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda yukarıda anılan yönetmelik hükümlerine göre boş geçen ders için düzenlenen yetiştirme kursuna yasal mazereti olmaksızın katılmayan öğrencinin başarılı sayılmasına olanak bulunmamaktadır. Bu durumdaki öğrencinin ders yılı sonunda herhangi bir dersten başarısız olması halinde dönem sonu başarısı dikkate alınarak başarısız olunan dersten geçirilmesine ilişkin kuraldan yararlanamayacağı açık olduğundan yetiştirme kursuna katılmayan davacı öğrenciyi başarısız sayma suretiyle diploma düzenlenmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Ankara 8. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine 23.12.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. DANIŞTAY Sekizinci Daire Esas No : 2002/2282 Karar No : 2002/6239
AZLIK OYU
Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme Yönetmeliğinin değişik 33. maddesinin a-2 bendinde, anılan/bölüm ders/dersleri ve yıl sonu başarılı ortalaması ile, başarılı sayılamayacak ders/derslerden başarılı olup bazı derslerden başarısızlığı bulunan öğrencilerden genel liseler ile her türdeki mesleki ve teknik liselerden yıl sonu başarı ortalaması en az 2,50 olan öğrencilerin doğrudan sınıf geçecekleri kurala bağlanmıştır.
İmam Hatip lisesini bitirme durumunda olan, 10. sınıfta Milli Güvenlik dersinden notu olmayan ve yetiştirme kursuna katılmayan davacının aynı Yönetmeliğin 55/d maddesi uyarınca söz konusu ders notu başarısız sayılsa dahi, yıl sonu başarı ortalaması 2,50 nin üzerinde (5,00 not ortalaması) olduğu bildirildiğine göre sonucu itibariyle yerinde olan mahkeme kararının onanması gerekeceği oyu ile karara katılmıyorum.
11- M.E.B.na bağlı Ortaokul ve Ortaöğretim Kurumları Disiplin Yönetmeliğinin 5. Maddesine göre okuldan sürekli uzaklaştırma cezası ile cezalandırılan öğrencinin artık yurt içinde hiçbir eğitim kuruluşuna devam imkanı kalmayacağı için Yönetmeliğin bu maddesindeki disiplin cezası, Anayasa ve Milli Eğitim Temel Kanununa aykırı olduğu için uygulanamayacağı...” (D.8.D., E:1988/460, K:1989/1011)
12- …Soruşturma dosyasının incelenmesinden, sanığın (...Anadolu Lisesi Biyoloji Öğretmeni) öğretmenlik yaptığı okuldaki öğrencilerine geceleri evinde özel ders verdiği ve su sırada da sınavda çıkması muhtemel soruları üstü kapalı olarak verdiği dosyada mevcut tanık beyanları, diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığından yerinde görülmeyen itirazının reddi ile l . ve 2. Maddelerden T.C.K.'nın 261. maddesi uyarınca ... muhakemesi ( soruşturulması) yolunda verilen yöntem ve yasaya uygun . . . kararın onanmasına ( D.2.D., E:1992/194, K:1993/835)
13- …Sanığın idareye ibraz ettiği sahte lise diploması ile intibakını yükselterek maaş ve yan ödeme aldığı dosyada mevcut diploma,intibak belgesi ve savunmasından anlaşıldığından, yerinde görülmeyen itirazının reddi ile T.C.K. 503. maddesi uyarınca Lüzumdu Muhakemesi yöntem ve yasaya uygun il yönetim kurulu kararının uygulama maddesinin aynı kanunun 346. maddesi delaleti ile 342. maddesi olarak düzeltilmek suretiyle onanması, ( D.2.D. E:1992/1901, K:1993/1271)
14- …Sanığın başkasına ait nüfus cüzdanındaki fotoğrafı çıkarıp kendi fotoğrafını yapıştırarak kullanmış olmasına göre, bilirkişi incelemesi yaptırılıp, iğfal kabiliyetinin araştırılması ve bulunması halinde T.C.K..nun 350/1-3. maddesi gereğince, iğfal kabiliyetinin bulunmaması halinde ise T.C.K..'nün 343. maddesi ile uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden her iki madde ile hükümlülük kararı verilmesi, bozmayı gerektirmiştir. (6. CD. 8.10.1991, 5043/6236)
15- Öğrencilerin göğüslerini sıkan sanığın eylemi, sarkıntılık suçunu oluşturur, ancak bu müştekilerin, CMUK.nun 151. maddesinin belirttiği mercilerden olmayan okul müdürlüğüne dilekçe, müfettişe de sözle yaptıkları şikayetler yasal ve geçerli değildir, TCK.nun 108, maddesinde yazılı süre içinde açılmış kamu davasına yöntemince katılıp “müdahil" sıfatının alınmaması nedeniyle sanık hakkındaki davanın düşmesine karar verilmesi gerekir.(5.CD. 17.4.1996,673/1316)
16- Öğrencisini döven ilkokul öğretmeninin işlediği suç takibi şikayete bağlı suçlardan olduğundan bu konudaki şikayet dilekçesinin ceza yargılamaları yöntemi yasasının 151. maddesinde yazılı makamlara verileceği hk. ........merkez ilçeye bağlı ........ ilkokul öğretmenlerinden sanık....... ‘nin üstüne atılan aynı ilkokuldan 5. Sınıfta öğrenci olan ........ i dövmek ve adı geçen öğrenciye hakaret etmek suçları T.C.K. nun 456/4 ve 482 . maddelerine ilişkin olup kovuşturulması kişisel yakınma dilekçesi verilmesine bağlı bulunduğu ve soruşturma dosyasının incelenmesinden reşit olmayan ............’e velayet eden babası ............ tarafından 7.3.1977 gününde Milli Eğitim Müdürlüğüne yakınma dilekçesi verildiği anlaşılmakta ise de, ceza yargılamaları yöntemi yasasının 151. Maddesinde ; suçlara dair ihbarların sözlü ve yazılı olarak Cumhuriyet Savcılığına zabıta makam , memur ve sulh hakimlerine veya kanuni mercilere tevdi edilmek üzere vali, kaymakam ve nahiye müdürlerine yapılabileceği sözlü ihbarlar üzerine zabıta varakası tutulacağı takibi şikayete bağlı olan suçlarda bu şikayetin yazı ile veya bir zabıt vakasına dercedilerek beyan ile gerek mahkemeye gerek Cumhuriyet savcılığına yapılabileceği gibi yazı ile olmak şartıyla yukarıdaki gösterilen makamlara da yapılabileceği ceza kanununda yazılı şikayet ve şahsi iddia tabirlerinin bir olup aynı hükümlere tabi bulunduğu belirtilmiş olup ....... tarafından verilen yakınma dilekçesinin anılan yasa mahkemesinde belirtilen makamlara değil Milli Eğitim Müdürlüğüne verildiği ve Milli Eğitim Müdürü......... tarafından 9.3.1977 gün ve 410.2-8412 sayılı soruşturma emriyle soruşturma açıldığı anlaşılmış bulunduğundan T.C.K. nun 108.maddesi karşısında suçun işlendiği günden itibaren 6 ay içerisinde yöntemine uygun olarak yetkili makamlara yakınma dilekçesi verilmemesi nedeniyle sanığın yargılanmasına gerek olmadığına ilişkin olarak ilişmiş yöntem ve yasaya aykırı İl Yönetim Kurulu kararının bozularak kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildi. ( D.2.D. – 9.11.1979 E. 1978/1979 : K. 1979/2424 )
17- Anadolu Liseleri Öğretmenlerinin Seçimi ve Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 19. maddesindeki düzenleme ile merkezi idare, 5442 sayılı Kanunun 8. maddesinin (C)fıkrasında “öğretmen atamaları ve yer değiştirme işlemleri” konusunda Valiye tanıdığı yetkinin sınırlarını Anadolu Liseleri öğretmenleri yönünden yeniden çizerek doğrudan Bakanlık tarafından kullanılacağı hakkında. (Danıştay 2. Daire, E:2004/1326, K:2005/1786, T:24/05/2005, DD: S:111, s.119)
18- Davacının layiklik ilkesine aykırı davrandığı ve okulda eğitim gören kız öğrencelerin kılık ve kıyafetleri ile karma eğitim konusunda meydana gelen değişimi hazmedemediği için il dışında bir yere tayin edilmesinde kamu yararı bulunmakta olup mahkemece verilen kararın bozulması gerektiği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Milli Eğitim Bakanlığı
Karşı Taraf
İsteğin Özeti : Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 12.12.2002 günlü, E:2002/569, K:2002/1474 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın Özeti : Cevap verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: B. Ufuk Kadıgil.
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Semra Şentürk.
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava, ... İli Merkez İmam Hatip Lisesi ve Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde öğretmen kadrosunda olup, müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, bu görevden alınarak ... İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine öğretmen olarak naklen atanmasına ilişkin 19.2.2002 günlü işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 12.12.2002 günlü, E:2002/569, K:2002/1474 sayılı kararıyla; "davacının atama işlemine esas alınan 5.12.2001 günlü, 410/18.35 sayılı İnceleme Raporu incelendiğinde, sadece Okul Müdürü ile Müdür Başyardımcısının ve üç müdür yardımcısının ifadesine başvurulduğu, okulda görev yapan öğretmenler ile (özellikle davacının, Milli Eğitim Bakanlığı İle Diğer Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine İlişkin Yönetmeliğe uymaları hususunda uğraşan okul idaresine destek vermediğini belirten) kız öğrencilerin beyanlarının alınmadığı, bu hali ile soruşturmanın eksik yapıldığının anlaşıldığı, bulunduğu görevi yürütmesindeki sakıncalar somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamayan davacının, atanmasında kamu yararı ile kamu hizmetinin gereklerine uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 7.3.1989 günlü, E:1989/1, K:1989/12 sayılı Kararı'nda yer alan belirli tespitler, "Anayasal kaynaklı eğitim ve öğretim faaliyeti"nin dayanağı olan temel ilkeler konusunda açıklayıcı bilgiler içermektedir. Buna göre, anılan Kararda yer alan;
"Anayasa'nın 176. maddesine göre, Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten Başlangıç kısmı Anayasa metni kapsamındadır. Başlangıç, Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri içermekle Anayasa maddelerinin amacını ve yönünü belirleyen bir kaynaktır. Anayasa'nın Başlangıcı'nda, Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda; Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde; hiçbir düşünce ve görüşün Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılaplarıyla medeniyetçiliği karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesi gereği kutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı; her Türk vatandaşının medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmek hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu fikir, inanç ve kararıyla anlaşılması, sözüne ve ruhuna bu yönlerde de saygı gösterilmesi, mutlak bir sadakatle yorumlanıp uygulanması gerektiğini bildirmesi bu niteliğinin kanıtıdır.",
"Anayasa'nın 130. maddesinde öngörülen "çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan" düzen, laiklik ilkesinin gözardı edildiği bir ortam olamaz. Devletin varlığı ve bağımsızlığı, ulusun ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhine davranılamayacağını da içeren bu maddenin, ulusallık, bağımsızlık ve ulusal birlik için katkılarının laikliği dışarda bırakması düşünülemez. Aklın ve gözlemin yönlendirdiği bilimsel çalışmaya katılacak kimselerin bilimsel gerekler dışında bir etkiyle karşılaşmaksızın yetiştirilmeleri gerekir. Eğitim, yalnız bilimsel istemler doğrultusunda yapılması, dogmalardan ve bilime ters düşen etkilerden uzak tutulmasıyla sağlanır.",
"Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz." denildikten sonra, dördüncü fıkrasında "Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldıramaz." denilerek Başlangıç'taki ilkelere bağlılık pekiştirilmiştir.",
"Eğitim ve öğretimde, dinsel inanca devlet gücünün özel bir katkı vermesi düşünülemez. Laiklik bir bütündür. Özellikle eğitim-öğretim alanında laikliğe bağlılık ve saygı, ulusun geleceği açısından da üzerinde önemle durulacak bir konudur."
biçimindeki tespitlerle, eğitim ve öğretim faaliyetinin temel ilkelerinin; Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık, laiklik, çağdaşlık ve bilimsellik olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu ilkelere, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda da yer verilmiştir. Anılan Kanun'un 2. maddesinde; "Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,
Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;
Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu arttırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un; 10. maddesinin 1. fıkrasında; "Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılap ve ilkeleri ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır. Milli ahlak ve milli kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verilir.", 12. maddesinde; "Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır." ve 43. maddesinin 1. fıkrasında da; "Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler." hükümleri yer almıştır.
Yukarıda belirtilen yargı kararı ve burada değinilme fırsatı olmamakla birlikte aynı içeriğe sahip pek çok benzer karar ile yasal düzenlemeler şu hususu açıkça ortaya koymaktadır ki; görevi gereği eğitim ve öğretim faaliyeti ile ilgili bir alanda çalışan kamu görevlisinin, bu temel ilkelere aykırılık oluşturabilecek her hangi bir tutumu; idari ve adli yönden sorumluluk doğuracaktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; ... İli Merkez İmam Hatip Lisesi ve Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde öğretmen kadrosunda olup, müdür yardımcısı olarak görev yapan davacı hakkında düzenlenen 5.12.2001 günlü, 410/18.35 sayılı İnceleme Raporu'nda; davacının, anılan Okul'da eğitim gören kız öğrencilerin kılık ve kıyafetleri ile karma eğitim konusunda meydana gelen değişimi hazmedemediği ve bu nedenle Okul idaresine gereken desteği vermediği, Okul Müdürü ve müdür yardımcısını hedef alarak yıpratma ve yıldırma çabası içinde olduğu belirtilerek, idari yönden; müdür yardımcılığı görevinin üzerinden alınması suretiyle 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 8/C maddesi uyarınca il içerisinde durumuna uygun olan bir okulda görevlendirilmesinin önerildiği, bu öneri doğrultusunda düzenlenen 22.1.2002 günlü, 57/284 sayılı Olur'da, davacının il içinde durumuna uygun bir okula öğretmen olarak atanmasının teklif edilmesine karşın, söz konusu Olur'a düşülen "il dışında" notu uyarınca tesis edilen dava konusu işlemle ... İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine öğretmen olarak naklen atandığı, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının üstüne atılı bulunan eylemlerin, söz konusu inceleme raporu içeriği ve ekinde yer alan tanık ifadeleri ile subuta erdiği, ve bu eylemler nedeniyle de anılan Okul'daki eğitim ve öğretim faaliyetinin olumsuz bir biçimde etkilendiği açık olduğundan, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bir biçimde tesis edilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 12.12.2002 günlü, E:2002/569, K:2002/1474 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, 2.5.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
( D.2.D. – 02/05/2005 E. 2004/4617 : K. 2005/1545 )














