TEBLİGAT
- 7201 sayılı Tebligat Kanununun 3220 sayılı Kanunla değişik 21.maddesine göre yapılan tebligatta haber kağıdının muhatabının kapısına yapıştırılması zorunlu olduğundan,haber kağıdındaki tarih yerine tebligat mazbatasındaki tarihin esas alınarak davanın süre yönünden reddinde isabet görülmediği...” (D.6.D., E:1988/551,K:1989/694)
- Soruşturma izni kararı, ön inceleme raporu ve ekleri ile tebellüğ belgelerinin asılları veya onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi gerektiği…
- Sanık hakkındaki yetkili merci kararı, ön inceleme rapor ve ekleri ile tebellüğ alındısının onaysız örneklerinin dosyaya konulduğu anlaşıldığından, belirtilen belgelerin asıllarının ya da onaylı örneklerinin gönderilmesi için dosyanın yerine geri çevrilmesine… (İkinci Daire16.5.2000 E:2000/1691 ,K:2000/2482)
- Tebligat, muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kişilere yapılmamışsa tebliğ edilecek evrak muhataba ulaştığı an tebligat yapılmış sayılacağından, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan kime tebliğ edildiği anlaşılamayan tebliğ alındısındaki tarih esas alınarak davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmediği hk.
İstemin Özeti : Davacı tarafından 4731 sayılı yasadan yararlanmak amacıyla yapılan başvurunun reddine ilişkin 28.2.2003 gün ve 262 sayılı işlemin iptali ile yasadan yararlandırılmasına karar verilmesi istemiyle açılan davayı; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemesinde (30) gün olduğunun açıklandığı, dava dilekçesinin incelenmesinden, iptali istenen dava konusu işlemin davacıya 12.3.2003 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu işleme karşı 22.4.2003 tarihinde Sakarya İkinci İdare Mahkemesinde dava açıldığı, açılan davanın görev yönünden reddedilerek mahkemelerine gönderildiği anlaşılmakta olup, söz konusu işleme karşı en son 11.4.2003 tarihinde dava açılması gerekirken, yasada öngörülen (30) günlük süre geçirildikten sonra 22.4.2003 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle reddeden Sakarya Vergi Mahkemesinin 26.9.2003 gün ve E:2003/211, K:2003/218 sayılı kararının; dava konusu işlemin 12.3.2004 tarihinde tebliğ edilmediği, işlemden Nisan 2003 başlarında haberdar olunduğu, tebliğ zarfı üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı, davanın öğrenme tarihinden itibaren (30) günlük yasal süresi içinde açıldığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10'uncu maddesinde, tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağı hükme bağlanmış, Kanunun sonra gelen diğer maddelerinde ise muhatap yerine tebligatı kabule kimlerin yetkili olduğu ve hangi durumlarda bu kişilere tebliğ yapılabileceği hükümleri yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; akaryakıt istasyonu işleten davacının 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen ve merkez üssü ? olan deprem nedeniyle, Adapazarı ? mahallesindeki değeri 25.000.000.000.-lira olan evini, Adapazarı ?'daki değeri 50.000.000.000.- lira olan benzin istasyonunun 20.000.000.000.- liralık kısmını ve 15.000.000.000.- lira değerindeki ev eşyalarını kaybettiğinden bahisle 4731 sayılı yasa uyarınca 1996-1997-1998 yıllarına ait vergi borçlarının terkini istemiyle davalı ? Mal Müdürlüğü'ne başvurduğu, terkin talebinin uygun görülmeyerek reddedildiği, sözü edilen işlemin 12.3.2003 tarihinde tebligat zarfında adı yazılı olmayan, sadece imzası bulunan ve dosyadan da kim olduğu anlaşılamayan bir kimseye tebliğ edildiği, davacının anılan işlemin ipali istemiyle 22.4.2003 tarihinde Sakarya İkinci İdare Mahkemesinde dava açtığı, dava İdare Mahkemesince görev yönünden reddedilerek dosyanın Sakarya Vergi mahkemesine gönderildiği, Vergi Mahkemesi tarafından en son 11.4.2003 tarihinde dava açılması gerekirken, 22.4.2003 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.
Tebligatın geçerli ve usulüne uygun olabilmesi için muhataba veya kanunda sayılan bazı özel durumlar için, muhatap yerine tebligatı kabulü yetkili kişilere yapılmış olması gerekir. Kanun, muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kişilere yapılacak tebligatın muhataba yapılmış sayılacağını öngörmüştür. Bu hallerde tebliğ edilecek evrakın muhataba ulaşmış olması tebligatın geçerlilik koşulu değildir. Tebligatın muhatap yerine tebliği kabule yetkili kişilere yapılmış olması gerekli ve yeterlidir. Ancak tebligat, muhatap yerine tebligatı kabulü yetkili kişilere yapılmamışsa; bu takdirde tebliğ edilecek evrak muhataba ulaştığı an tebligat yapılmış sayılır.
Olayda, her ne kadar Vergi Mahkemesince dava konusu işlemin davacıya 12.3.2003 tarihinde tebliğ edildiği kabul edilmiş ise de, davacı temyiz dilekçesinde, tebliğ zarfı üzerinde posta idaresi tarafından mühür basılmak suretiyle yazılı olan 12.3.2003 tarihinde kendisine tebligat yapılmadığını, evrakın, kim olduğunu bilmediği bir şahsa tebliğ edildiğini, kendisinin Nisan 2003 başlarında işlemden haberdar olduğunu iddia ettiğinden mahkemece dava konusu işlemin kime tebliğ edildiği, tebligat yapılan şahsın muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kişilerden olup olmadığı, davacının dava konusu işlemden ne şekilde haberdar olduğu davalı idareden ve gerekirse posta idaresinden de sorulmak suretiyle bir araştırma yapılarak, araştırmanın neticesine göre davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenerek karar verilmesi gerekirken kime tebliğ edildiği anlaşılamayan tebliğ alındısındaki tarih esas alınarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Sakarya Vergi Mahkemesinin 26.9.2003 gün ve E:2003/211, K:2003/218 sayılı kararının bozulmasına, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine 13.5.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(DAN-KAR-DER; SAYI:5) ÜÇÜNCÜ DAİRE Karar Yılı 2004 Karar No 1460 Esas Yılı 2003 Esas No 2033
5. Dava Konusu İşlem, Tebligat Kanununda Öngörülen Usule Aykırı Olarak Davacıya Muhtar Eliyle Tebliğ Edildiğinden, Davacının, Söz Konusu İşlemi Muhtardan Öğrendiğini Belirttiği 11.11.2002 Tarihinin İşlemi Öğrenme Tarihi Olarak Kabulü Gerektiği Hk.
İstemin Özeti : İzmir 4. İdare Mahkemesinin 21.02.2003 günlü, E:2002/1431, K:2003/255 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava, İzmir İli, Bornova İlçesi, Yakaköy Köyü, ? pafta, ? ada, ? parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak yapılan konut inşaatının 3194 sayılı Kanunun 32.maddesi uyarınca yıkımına ilişkin 17.7.2002 günlü, 04/2002-178 sayılı il idare kurulu kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin İzmir Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü'nün 2.2.2002 günlü, 9220 sayılı yazısı ile 13.9.2002 gününde Yakaköy Muhtarına tebliğ edildiği ve davacının komşusuna da haber verildiği, davanın ise 2577 sayılı Yasanın 7.maddesinde öngörülen 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 22.11.2002 gününde açıldığı anlaşıldığından, 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
T.C.Anayasasının 125.maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 2.fıkrasında da Anayasa kuralına paralel bir düzenleme getirilerek idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı günden başlayacağı belirtilmiş, aynı Kanununun 11.maddesinde üst makamlara başvurma halinde dava açma süresinin nasıl hesaplanacağı düzenlenmiş, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 32.maddesindede usulüne aykırı yapılan tebligatlarda muhutabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı öngörülmüştür.
3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesinde bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç, ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine belediye veya Valilikce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği, yapının mühürlenerek inşaatın durdurulacağı, yapı tatil zaptının, yapı yerine asılmak suretiyle yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibince yapının ruhsata uygun hale getirilmemesi halinde ruhsata aykırı yapının yıktırılacağı hükme bağlanmış, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21.maddesinde de kendisine tebligat yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ olunacak evrakın o yerin muhtar veya azasına teslim edileceği ve ihbarnamenin binanın kapısına asılacağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı belirtilmiştir.
Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, bir yapının ruhsatsız ya da ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapıldığının tespit edilmesi halinde 3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesi uyarınca düzenlenecek olan yapı tatil tutanağının bir nüshasının yapı yerine asılması, bir nüshasının da muhtara bırakılması ile yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapının ruhsata uygun hale getirilerek veya ruhsat alınarak yapının imar mevzuatına uygun hale getirilmemesi durumunda tesis edilecek yıkım işleminin ise ilgilisine tebliğ edilmesinin şart olduğu, ilgilisi, tebligat yapılan adreste oturmuyor ise bu işlemin yapı yerine asılması ve muhtara bırakılması halinde ilgilisine tebliğ edilmiş sayılamayacağı, bu usulün kanunda sadece yapı tatil zaptının tebliği için öngörüldüğü, yıkım işleminin tebliği konusunda ise aksi ispatlanmadıkça ilgilinin öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin tebliği tarihi olarak kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin Yakaköy Köyü Muhtarlığı eliyle tebligata çıkarıldığı, tebligat zarfının üstünde davacının adresinin yer almadığı , dosyada mevcut ikametgah İlmühaberinden ise davacının Yakaköy Köyü, Cevizlidere mahallesi No:6 adresinde oturduğunun yazılı olduğu, davacı tarafından da dava konusu işlemin 11.11.2002 gününde muhtar eliyle öğrenildiğinden bahisle 22.11.2002 gününde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işlem, Tebligat Kanununda öngörülen usule aykırı olarak davacıya muhtar eliyle tebliğ edildiğinden, davacının, söz konusu işlemi muhtardan öğrendiğini belirttiği 11.11.2002 tarihinin işlemi öğrenme tarihi olarak kabulü gerekmektedir. Davalı idare tarafından da, davacının bu işlemi daha önceki bir tarihte öğrendiğine yönelik bilgi ve belge ibraz edilemediğine göre, bu tarih esas alındığında davanın yasal süreler içinde açıldığı sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesince davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, İzmir 4. İdare Mahkemesinin 21.2.2003 günlü, E:2002/1431, K:2003/255 sayılı kararının bozulmasına, 16.090.000 lira karar harcı ile fazladan yatırılan 11.910.000 lira harcın temyiz isteminde bulunana iadesine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 22.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.(DAN-DER; SAYI:109) ALTINCI DAİRE Karar Yılı 2004 Karar No 6883 Esas Yılı 2003 Esas No 2824
6. 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu'nda Hüküm Bulunmayan Hallerde İlgililere Yapılacak Tebliğler Hakkında 7201 Sayılı Tebligat Kanunu Hükümlerinin Uygulanmayacağı Hk.
İstemin Özeti : Davacının yatırdığı geçici teminatın bütçeye irat kaydedilmesine ilişkin davalı idare işleminin iptali ile teminat bedelinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan dava sonucunda Ankara 7. İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin iptali, geçici teminatın ödendiği tarih esas alınarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen 20.5.2002 tarih ve E:2001/1100, K:2002/566 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:
Dava, geçici teminatın bütçeye irat kaydedilmesine ilişkin davalı idare işleminin iptali ile teminat bedelinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Ankara 7. İdare Mahkemesince; Etimesgut İlçesi, ? Mahallesindeki hazineye ait 800 m²'lik taşınmazın 3.4.2001 tarihinde açık teklif usulü ile yapılan ihalesini kazanan davacının, satış bedelinin ödemesine ilişkin 10.4.2001 gün ve 14099 sayılı yazının davacının yeğeni olduğu belirtilen ?'e 19.4.2001 tarihinde tebliğ edildiği, 2886 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca ihale kararının postaya verilmesini takip eden 7. gün kararın istekliye tebliğ tarihi sayılarak 2.5.2001 tarihine kadar satış bedelinin ödenmemesi nedeniyle dava konusu işlem ile ihale iptal edilerek geçici teminat bütçeye irat kaydedilmiş ise de, davacının gösterdiği adreste ihale kararını tebellüğ eden ?'e yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığının saptanması için, 28.3.2002 günlü ara kararı ile getirtilen belgelerin incelenmesinden, bildirimin yapıldığı ?'ün Tebligat Kanununun 16. maddesinde belirtilen "birlikte oturan aile fertlerinden" olmadığının anlaşıldığı, bu durumda ?'e yapılan bildirim geçerli sayılarak, 15 günlük süre içinde satış bedelinin yatırılmadığından bahisle ihalenin iptal edilmesinde ve davacının yatırdığı geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, uğranıldığı ileri sürülen zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından anılan idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun "Tebligat" başlıklı 93. maddesinde, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde yapılacak tebliğler hakkında Tebligat Kanunu'nun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Aynı Yasanın 32. maddesinde, ita amirlerince onaylanan ihale kararlarının, onaylandığı günden itibaren en geç beş işgünü içinde, üzerine ihale yapılana veya vekiline imzası alınmak suretiyle bildirileceği veya iadeli taahhütlü mektupla tebligat adresine postalanacağı, mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci gün, kararın istekliye tebliğ edilmiş sayılacağı hükme bağlanmış olup, 57. maddesinde ise, satışa ilişkin ihale kararının ita amirince onaylandığının ilgililere bildirilmesi üzerine başkaca herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın 15 gün içinde ihale bedeli, vergi, resim ve harçlar ile diğer giderlerin ilgililerce ödenmesi gerektiği, aksi halde ihalenin iptal edileceği ve varsa geçici teminatın bütçeye irat kaydedileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, ita amirince onaylanan ihale kararlarının ilgililere bildirimi hususunda 2886 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan 32. maddesi ile özel bir düzenleme getirilmiş olup, anılan Yasanın 93. maddesi uyarınca, söz konusu kararlarla ilgili olarak yapılacak bildirimlerde 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanmasına hukuki olanak bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, Ankara İli, Etimesgut İlçesi, ? Mahallesinde bulunan hazineye ait taşınmazın açık teklif usulü ile yapılan ihalesinde, taşınmazın davacıya ihale edilmesine ilişkin ihale komisyonu kararının ita amirine onaylandığına ve ihale bedelinin ve diğer giderlerin 15 gün içinde ödenmesine ilişkin 10.4.2001 tarihli işlemin davacıya tebliğ edilmek üzere aynı gün postaya verildiği, 2886 sayılı Yasanın 32. maddesine göre anılan işlemin postaya verildiği tarihi izleyen 7. günde, yani 17.4.2001 tarihinde işlemin davacıya tebliğ edilmiş sayıldığı, bu tarihten itibaren 15 gün içinde en geç 2.5.2001 tarihinde ihale bedeli ve diğer giderlerin davacı tarafından ödenmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2886 sayılı Yasada öngörülen usule uygun olarak yapılan bildirimin gereğinin süresi içinde yerine getirilmemesi nedeniyle aynı Yasanın 57. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesince, davacıya yapılan tebliğin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, uğranıldığı ileri sürülen zararın tazminine ilişkin olarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı idare temyiz isteminin kabulüne, Ankara 7. İdare Mahkemesinin 20.5.2002 tarih ve E:2001/1100, K:2002/566 sayılı kararın bozulmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın adıgeçen mahkemeye gönderilmesine 8.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. ONUNCU DAİRE Karar Yılı 2005 Karar No 318 Esas Yılı 2002 Esas No 7520
7. İdarenin; 2886 sayılı yasanın 32. Maddesine göre yapılacak bildirimlerde, isteklilerin doğru adresini tespit etmesi veya ihalenin değişik aşaması gerektiğine ilişkin bir yükümlülüğünün bulunmadığı hk.
İstemin Özeti : Ankara İli Gölbaşı İlçesi Bahçelievler Mahallesinde bulunan taşınmazın 1,171,88 m²'lik hazine hissesinin 12.12.2001 tarihinde davacı kooperatif adına yapılan ihalesinin feshine ve geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda dava konusu işlemin iptali yolunda Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen 11.7.2002 tarih ve E:2002/235, K:2002/994 sayılı kararın davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü:
Dava, Ankara İli Gölbaşı İlçesi Bahçelievler Mahallesinde bulunan taşınmazın 1,171 m²'lik hazine hissesinin 12.12.2001 tarihinde davacı kooperatif adına yapılan ihalesinin feshine ve geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 10. İdare Mahkemesince; ihale bedelinin yatırılması istemini içeren işlemin, iadeli taahhütlü olarak davacı kooperatif adına "..." adresine tebliğ edilemeyip iadesi üzerine davacı kooperatifin, davalı idarece bilinen ve ihale öncesi işlemler sırasında da kullanılan ... adresine de tebligat yapılması mümkün iken, bu yola gidilmeden ve 2886 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca kesinleşen ihale kararı iadeli taahhütlü olarak davacı kooperatife tebliğ edilmeksizin, süresi içinde ihale bedeli yatırılmadığından bahisle ihalenin feshedilerek geçici teminatın irat kaydedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 30. maddesinde, ihale komisyonlarınca alınan kararlarda, isteklilerin, isimleri, adresleri ve teklif ettikleri bedellerin belirtileceği kuralına yer verilmiş, aynı Yasanın 32. maddesinde, "ita amirince onaylanan ihale kararları, onaylandığı günden itibaren en geç 5 iş günü içinde üzerine ihale yapılan veya vekiline, imzası alınmak suretiyle bildirilir veya iadeli taahhütlü mektupla tebligat adresine postalanır. Mektubun postaya verilmesini takip eden yedinci gün, kararın istekliye tebliğ tarihi sayılır. İhale kararlarının ita amirince iptal edilmesi halinde de, durum istekliye aynı şekilde bildirilir." hükmüne yer verilmiş, anılan Yasanın 57. maddesinde de, "Sözleşme yapılması gerekli olan hallerde müteahhit veya müşteri 31. maddeye göre onaylanan ihale kararının veya Maliye Bakanlığının vizesi gereken hallerde bu vizenin yapıldığının bildirilmesini izleyen günden itibaren 15. gün içinde geçici teminatı kesin teminata çevirerek noterlikçe tescil edilmiş sözleşmeyi, idareye vermek zorundadır. Satışlara ilişkinl ihalelerde müşterinin aynı süre içinde ihale bedelini ve müşteriye ait bulunan vergi, resim ve harçları yatırması, diğer giderleri ödemesi gerekir. Bu zorunluluklara uyulmadığı takdirde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın ihale bozulur ve varsa geçici teminat gelir kaydedilir." hükmü bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Ankara İli, Gölbaşı ilçesi, Bahçelievler Mahallesinde Hazine adına kayıtlı bulunan 22.500 m² yüzölçümlü, 809 ada, 1 parsel sayılı taşınmazdaki 1.171.88 m² Hazine hissesinin 12.12.2001 tarihinde Açık Teklif Usulü ile yapılan ihalesi sonucu davacı kooperatif adına geçici ihalesinin yapıldığı, 20.12.2001 tarihinde de bu ihalenin onaylandığı, sözkonusu taşınmaza ilişkin ihale bedelinin ödenmesi istemini içeren 24.12.2001 gün ve 52919 sayılı davalı idare işleminin davacı kooperatif adına iadeli taahhütlü olarak "..." adresine gönderildiği, ancak bu tebligatın, tebliğ zarfı arkasına konan "Adres ... Eczanesine aittir, soruldu, alıcı tanınmıyor." şerhiyle davalı idareye iade edildiği ve davalı idare tarafından 2886 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca iadeli taahhütlü mektubun postaya verilmesini izleyen 7. günün, ita amirince onaylanan ihale kararının istekliye tebliğ tarihi sayılacağı, yine davacı kooperatif yetkilisi tarafından imzalanan Taşınmaz Mal Şartnamesinin 7. maddesinin 2. paragrafında da, 2886 sayılı Yasanın 32. maddesindeki hükme paralel bir kurala yer verildiği ve 24.12.2001 tarihinde iadeli taahhütlü olarak postaya verilen yazının, 31.12.2001 tarihinde davacı kooperatife tebliğ edilmiş sayılarak ihale bedeli 2886 sayılı Yasanın yukarıda hükmü yazılı 57. maddesi uyarınca 15 gün içinde yatırılmadığından dolayı 12.12.2001 günlü ihalenin feshedilip geçici teminatın Hazineye irat kaydedildiği ve bu idari işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, 12.12.2001 tarihinde sözkonusu taşınmazın satışına ilişkin olarak yapılan geçici ihale sırasında davacı kooperatif yetkilisi tarafından tebligat adresi olarak "..." adresinin verildiği, bu adresin, kooperatif yetkilisi tarafından imzalanan ihale komisyonu kararı ve müzayede tutanağına da işlendiği ve davalı idare tarafından ihale komisyonu kararında yer alan adrese usulüne uygun olarak tebligat çıkarıldığı tartışmasızdır.
Davacı kooperatif temsilcisi tarafından imzalı olarak beyan edilen ve ihale komisyonu kararına da geçirilen tebligat adresi, idarece bilinen en son ve muteber kabul edilmesi gereken adres olup, davalı idarece bu adrese tebligat çıkarmakla bildirim yükümlülüğünün hukuka uygun olarak yerine getirildiği sabittir. 2886 sayılı Yasada 32. maddeye göre yapılacak bildirimlerde; idarenin isteklilerin doğru adresini tespit etmesi veya ihalenin değişik aşamalarında beyan edilen tüm adreslere tebligat çıkarması gerektiğine ilişkin bir kural bulunmamaktadır.
Bu durumda, idare mahkemesince anılan gerekçe ile davanın reddi gerekirken, aksi yönde verilen temyize konu kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen 11.7.2002 tarih ve E:2002/235, K:2002/994 sayılı kararın bozulmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine 15.6.2004 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, idare mahkemesince verilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum. ONUNCU DAİRE Karar Yılı 2004 Karar No 5528 Esas Yılı 2002 Esas No 4834 YÖ/ŞGK
8. 7201 sayılı tebligat kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapabilmek için, tebligat muhatabının, adresini değiştirmiş olması ve aynı adreste daha önce usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olması gerektiği hk.
İsteğin Özeti : Öğretmen olarak görev yapmakta iken emekliye ayrılan davacı tarafından, 15.1.2002 tarihinde verilmesi gereken aylığının ve bir kısım tedavi giderinin ödenmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen dilekçe ret kararı üzerine, 30 günlük yasal sürede yenilenmediği gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen Zonguldak İdare Mahkemesinin 7.11.2002 günlü, E:2002/1026, K:2002/1277 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinde, kendisine tebligat yapılacak kimselerden hiçbirinin gösterilen adreste bulunmamaları veya tebellüğden imtina etmeleri halinde, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza karşılığında teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, keyfiyetin, mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici ve kapıcıya da bildirileceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı, "Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinde ise, kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimsenin, adresini değiştirmesi halinde, yeni adresini tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecbur olduğu, yeni adresin bildirilmemesi ve yeni adresin tebliğ memurunca da tespit edilememesi durumunda, tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına, diğer nüshasının da tebliğ yaptıran kazai merciin divanhanesine ve eski adresin kapısına talik edileceği, talik tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerin birlikte incelenmesinden, Tebligat Kanununun 21. maddesinin, tebligat anındaki tebliğ imkansızlığını, diğer bir ifadeyle tebligat muhatabının, tebliğ yapılacak anda orada bulunmamasını, yani adresten geçici bir surette ayrılmış halini düzenlediği, 35. maddesinin ise, muhatabın adres değişikliğini bildirmemiş, başka bir deyimle adresten kesin surette ayrılmış olması halini düzenlediği ve 35. maddeye göre tebligat yapabilmesinin, daha önce aynı adreste usule uygun bir tebligatın yapılmış olması koşuluna bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, Zonguldak İdare Mahkemesince verilen 22.5.2002 günlü, E:2002/424, K:2002/643 sayılı dilekçe ret kararının, davacının gösterdiği adreste, adresin kapalı olduğundan bahisle iade edilmesi üzerine, daha önce aynı adreste usule uygun bir tebligat olmaksızın Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliği yoluna gidildiği, bu şekilde gerçekleştirilen tebliğ tarihine göre 30 günlük sürede dilekçenin yenilenmediğinden bahisle, bakılan davanın süre yönünden reddine karar verildiği ve bu kararın, aynı adreste bizzat davacıya tebliğ edildiği, dolayısıyla herhangi bir adres değişikliğinin de söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının gösterdiği adreste herhangi bir değişikliğin bulunmaması ve bu adreste daha önce usule uygun bir tebliğin yapılmamış olması karşısında, Tebligat Kanununun 21. maddesinde öngörülen usul ve yöntem yerine, 35. maddesi hükmü uyarınca yapılan tebilğin usule aykırı olduğu görülmüştür.
Belirtilen hukuki ve fiili duruma göre, Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." yolundaki 32. maddesi hükmü karşısında, davacının mahkeme kalemini telefonla arayarak tebliğe muttali olduğunu belirtitği 17.10.2002 tarihine göre süresinde yenilendiği anlaşılan davanın esastan incelenmesi gerekirken, süre aşımı yönünden reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulüyle Zonguldak İdare Mahkemesinin 7.11.2002 gün ve E:2002/1026, K.2002/1277 sayılı kararının bozulmasına 4.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. ONBİRİNCİ DAİRE Karar Yılı 2003 Karar No 2494 Esas Yılı 2003 Esas No 350 DAN-KAR-DER; SAYI:2 YÖ/ÖEK















