Sicil
1- Düşük Not Takdir Edilmek Suretiyle Olumlu Olarak Düzenlenen Sicillerin De Hukuka Uygun Bir Sebebe Dayandırılması Gerektiği Ve Yargılama Yerlerince Uyuşmazlığın Çözümünde Re'sen Araştırma Yönteminin Uygulanacağı, İspat Külfetinin Sadece Taraflardan Birine Yüklenmesi Suretiyle Hüküm Kurulamayacağı Hk
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü: Dava, Malatya ... İlçesi... İlköğretim Okulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni olan davacının, orta olarak düzenlenen 1998 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
Malatya İdare Mahkemesi'nin 9.5.2002 günlü, E:2001/1271, K:2002/656 sayılı kararıyla; "davacının 1998 yılı sicilinin dava dilekçesinde iddia edildiği gibi olumsuz düzenlenmediği, dava konusu sicil raporunun 1. sicil amirince 61, 2. sicil amirince 70 puan verilmek suretiyle 66 sicil notu ortalamasıyla orta düzeyde ve olumlu düzenlendiği; değerlendirmeye etki eden hususların nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaate dayalı oluşu ve zaman içinde değişkenlik arzedebilecek özellikler taşıması nedeniyle başarı düzeyinin de yıllar itibariyle farklılık gösterebileceğinin muhakkak olduğu: bu durumda, olumlu düzeyde olmakla birlikte not olarak düşük takdir edilen sicil ve başarı notları denetlenirken, sicil amirlerinin memura karşı şahsi maksatlarla düşük not takdiri yoluna gittiklerinin kanıtlanması gerekmekte olup, davacının ortalama 66 puan verilerek düzenlenen 1998 sicilinin kasıtlı olarak düşük takdir edildiği yönünde hukuken geçerli objektif bilgi ve belge bulunmadığından, mevzuat hükümlerine uygun olarak doldurulduğu sonucuna ulaşılan dava konusu 1998 yılı sicil raporunda hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, 1998 yılı sicil notunun orta olarak düzenlenmesinin, sübjektif nedenlere dayalı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 111. maddesinde, Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca dayanak olduğu; 113. maddesinde, sicil amirlerinin belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit edecekleri; 115. maddesinde, sicil amirlerinin maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirecekleri; 119. maddesinde de, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olanların olumlu sicil almış sayılacağı, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 60'ın altında olanların olumsuz sicil almış sayılacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 121. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 17. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporunu doldurdukları her memuru;
a) dış görünüşü (kılık, kıyafet),
b) zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti,
c) azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) alkol, kumar, vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy davranışları,
bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutacakları, sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahadelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşüncelerin sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılacağı, sicil amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşüncelerinin, not takdirlerinde dikkate alınacağı; 19. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken, Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini, güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacakları; 20. maddesinde de, her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil raporlarında yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16 ncı madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Değerlendirme bir sistem olarak, personele ilişkin uygulamaların dayanağını oluşturmakta olup, personelin değerlendirilmesi ise; personelin yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi, ücretinin artırılması, görev yerinin değiştirilmesi, görevine son verilmesi, emekliye ayrılması gibi amaçlara hizmet etmektedir.
Yukarıda belirtildiği şekilde yetkili sicil amirlerince düzenlenen sicil raporlarının doğurduğu hukuki sonuçların ağırlığı dikkate alındığında; her yıl için yeniden düzenlenmek suretiyle ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini, deneyimini, tutum ve davranışlarını ortaya koyan ve tüm bu hususların değerlendirilmesinden sonra oluşan hukuki bir belge niteliği taşıyan sicil raporlarında, "Sicillerin Objektifliği" ilkesi çerçevesinde yetkili sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği tartışmasızdır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dosyaların İncelenmesi" başlıklı 20 nci maddesinin l inci fıkrasında, Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar, mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hüküm ile uyuşmazlığı çözmekle görevli yargı yerlerine, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırılığını saptama konusunda re'sen araştırma yetkisi verildiği görülmektedir.
Ayrıca, taraflar davalarını ispat yönünden, yargı yerleri önünde eşit seviyede olduklarından, davasını ispat külfetinin sadece bir tarafa yüklenmesi de mümkün değildir.
Olayda, davacının 1998 yılı sicil notunun orta olarak düzenlenmesine neden olarak herhangi bir somut olay bilgi veya belge gösterilmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda, olumsuz düzenlenen sicile karşı açılan davalarda uygulanan çözüm yönteminin, düşük not takdir edilmek suretiyle olumlu olarak düzenlenen sicillere karşı açılan davalarda da uygulanması gerektiği tartışmasız olup, uyuşmazlığın çözümü uyuşmazlığa konu idari işlemin sebebinin ortaya konulmasının olduğu ve bu sebebin, davalı idarece ileri sürülmesinin yanında bilgi ve belgeyle ispatlanması gerekliliği de dikkate alındığında; somut bilgi ve belgeye dayandırılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde ve ispat külfeti, öncelikle olayda aktif durumda bulunan davalı idareye yükletilmesi gerekeceğinden, sicilin orta düzeyde belirlenmesi sırasında sicil amirlerince objektif davranılmadığının ortaya konulması hususunun davacıya yükletilmesi suretiyle davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Malatya İdare Mahkemesi'nce verilen 9.5.2002 günlü, E:2001/1271, K:2002/656 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 31.1.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (DANIŞTAY İkinci Daire Esas No : 2004/6213 Karar No : 2005/329)
2- Sicil Ve Başarı Değerleme Raporları Düzenlenirken, Bu Raporlar Doğuracağı Hukuki Sonuçların Ağırlığı Dikkate Alınarak "Sicillerin Objektifliği" İlkesi Çerçevesinde Yetkili Sicil Amirlerinin Kararların Oluşmasına Etki Eden Hususlararın Somut Bilgi Ve Belgeye Dayandırılması Ve Bir Olaya Münhasıran Sicil Ve Başarı Değerleme Raporlarının Tamamını Etkileyemeceği Hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ...
Karşı Taraf : PTT Genel Müdürlüğü – ANKARA
Vekilleri : Av. ...
İsteğin Özeti : Adana 2. İdare Mahkemesinin 22.5.2002 günlü, E:2002/79, K:2002/819 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerektiği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Vahit Kınalıtaş
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Gülen Aydınoğlu
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava, Adana PTT Başmüdürlüğü Eğitim Ve İdari İşler Müdürlüğü Amiri olarak görev yapan davacının, 2001 yılı sicil ve başarı notunun (B) düzeyinde değerlendirilmesine ilişkin işlemin iptali ile özlük haklarının iadesi istemiyle açılmıştır.
Adana 2. İdare Mahkemesinin 22.5.2002 günlü, E:2002/79, K:2002/819 sayılı kararıyla; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 41 inci maddesinde, "Sicil vermeye yetkili amirler, sicil ve değerlendirme dönemi, sözleşmeli personelin başarısının tespiti amacı ile sicilinde bulunacak bilgiler, ayrılış sicilinin verileceği haller, sicil raporlarının şekli, değerlemeye alınacak sorular, düzenleme zamanı, uygulanacak not usulü ve bunların değerlendirilmesi, muhafaza ile görevli makamlara dair esaslar ile itiraz ve bunu inceleyecek merciler ve diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verildiği; 15.11.1990 günlü, 20696 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İktisadi Teşebbüsleri Sözleşmeli Personel Sicil ve Başarı Değerlemesi Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinde, sicil ve başarı değerleme raporlarının formlarda yer alan bölümlerden sözleşmeli personelin genel durumu ve davranışlarının değerlendirilmesi bölümünün sicil amirinin kanaatine göre olumsuz, olumlu veya çok iyi şekilde doldurulacağı, sicil ve başarı düzeyinin tespitine esas alınacak notu göstereceği, 59 ve daha aşağı puan alanlar (D), 60-75 arası puan alanlar (C), 76-89 arası puan alanlar (B), 90 ve daha yukarı alanlar (A) olmak üzere dört başarı düzeyine ayrılacağı; 13 üncü maddesinde ise, sicil ve başarı düzeyleri (C), (B) ve (A) olanların bulundukları görevlerin temel ücretlerine 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesinde belirtilen oranlarda başarı ücreti ilave edilmek suretiyle sözleşmenin yenileneceğinin hükme bağlandığı; Sicil ve Başarı Değerlemesi Raporlarının objektif esaslar göre düzenlemesi, her yıl için yeniden düzenlenen ve ilgili kamu görevlisinin o yıl içindeki kişisel yapısı ile hizmete ilişkin bilgi, beceri ve çalışmalarının yetkili amirlerce değerlendirilmesini içeren sicil raporlarında yer alan kimi soruların nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaate dayalı cevapları gerektirmesine ve dolayısıyla idareye bu sorulara verilen yanıtların gerçekleştiğini somut bilgi ve belgelerle kanıtlama zorunluluğu yükletilmemesine karşılık, başarı değerlendirme ve sicil raporlarının özellikle ilgilinin yürüttüğü görevdeki bilgi ve başarı düzeyi, iş disiplini ve verimliliği gibi konularla ilgili sorularına verilen yanıtların olumsuz veya davacının geçmiş sicil notları ortalamasından düşük olması halinde, bu değerlendirmeye yol açan nedenlerin ve bu olumsuzluğun hizmete etkisinin somut olarak ortaya konulması gerektiği memur hukukunun önemli ilkelerinden olduğu; dava dosyasının incelenmesinden, davacının Hatay PTT Başmüdürlüğü Personel ve İdari İşler Müdürlüğü Amiri olarak görev yaptığı sırada, mesai saatlerinin Bakanlar Kurulu kararı ile sabah 8.30-12.30, öğleden sonra 13.30-17.30 olarak düzenlenmesi ve bu mesai saatlerine uyulması gerektiğinin bütün personele bildirilmesine rağmen, davacının 31.5.2001 tarihinde öğleden sonraki mesaiye saat 13.30'da gelmesi gerekirken görevinin başında bulunmadığı, görevine geç geldiği, bu tutum ve davranışı nedeniyle görevinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği, görevine kayıtsız kaldığı belirtilerek 1.6.2001 günlü, 4273 sayılı yazı ile ikaz edildiği; davacıya ait Sözleşmeli Personel Sicil Bilgi Formunun Sicil ve Başarı Değerlemesinde Esas Alınan Hususlara Ait Açıklamalar Bölümünde de, ilgilinin mesaisine zaman zaman geç geldiği, bu konuda ikaz edildiği, sürekli saatlik izin talebinde bulunduğu, servisteki mesai arkadaşlarının tamamına yakını ile konuşmadığı, Adana İline ataması nedeniyle ilişiğini kesip ayrılırken mesai arkadaşlarıyla ve makamla vedalaşmadığı hususlarına yer verildiği; bütün bunların birlikte değerlendirilmesinden, davacının 2001 yılı sicil ve başarı değerlemesi raporunun yukarıda alıntısı yapılan yönetmelik hükümleri çerçevesinde objektif olarak düzenlendiği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 41 inci maddesinde, "Sicil vermeye yetkili amirler, sicil ve değerlendirme dönemi, sözleşmeli personelin başarısının tespiti amacı ile sicilinde bulunacak bilgiler, ayrılış sicilinin verileceği haller, sicil raporlarının şekli, değerlemeye alınacak sorular, düzenleme zamanı, uygulanacak not usulü ve bunların değerlendirilmesi, muhafaza ile görevli makamlara dair esaslar ile itiraz ve bunu inceleyecek merciler ve diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hüküm esas alınarak hazırlanan ve 15.11.1990 günlü, 20696 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren Kamu İktisadi Teşebbüsleri Sözleşmeli Personel Sicil ve Başarı Değerlemesi Hakkında Yönetmeliğin 12 nci maddesinde, sicil ve başarı değerleme raporlarının formlarda yer alan bölümlerden sözleşmeli personelin genel durumu ve davranışlarının değerlendirilmesi bölümünün sicil amirinin kanaatine göre olumsuz, olumlu veya çok iyi şekilde doldurulacağı, sicil ve başarı düzeyinin tespitine esas alınacak notu göstereceği, 59 ve daha aşağı puan alanlar (D), 60-75 arası puan alanlar (C), 76-89 arası puan alanlar (B), 90 ve daha yukarı alanlar (A) olmak üzere dört başarı düzeyine ayrılacağı; 13 üncü maddesinde ise, sicil ve başarı düzeyleri (C), (B) ve (A) olanların bulundukları görevlerin temel ücretlerine 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesinde belirtilen oranlarda başarı ücreti ilave edilmek suretiyle sözleşmenin yenileneceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Hatay PTT Başmüdürlüğü Personel ve İdari İşler Müdürlüğü Amiri olarak görev yaptığı sırada, mesai saatlerinin Bakanlar Kurulu kararı ile sabah 8.30-12.30, öğleden sonra 13.30-17.30 olarak düzenlenmesi ve bu mesai saatlerine uyulması gerektiğinin bütün personele bildirilmesine rağmen, davacının 31.5.2001 tarihinde öğleden sonraki mesaiye saat 13.30'da gelmesi gerekirken görevinin başında bulunmadığı, görevine geç geldiği, bu tutum ve davranışı nedeniyle görevinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği, görevine kayıtsız kaldığı belirtilerek 1.6.2001 günlü, 4273 sayılı yazı ile ikaz edildiği; davacıya ait Sözleşmeli Personel Sicil Bilgi Formunun Sicil ve Başarı Değerlemesinde Esas Alınan Hususlara Ait Açıklamalar Bölümünde de, ilgilinin mesaisine zaman zaman geç geldiği, bu konuda ikaz edildiği, sürekli saatlik izin talebinde bulunduğu, servisteki mesai arkadaşlarının tamamına yakını ile konuşmadığı, Adana İline atanması nedeniyle ilişiğini kesip ayrılırken mesai arkadaşlarıyla ve makamla vedalaşmadığı hususlarına yer verilerek 2001 yılı sicil ve başarı değerlemesi raporu (B) düzeyinde doldurulduğu anlaşılmıştır.
Değerlendirme bir sistem olarak, personele ilişkin uygulamaların dayanağını oluşturmakta olup, personelin değerlendirilmesi ise; personelin yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi, ücretinin artırılması, görev yerinin değiştirilmesi, görevine son verilmesi, emekliye ayrılması gibi amaçlara hizmet etmektedir.
Yukarıda belirtildiği şekilde yetkili sicil amirlerince düzenlenen sicil ve başarı değerleme raporlarının doğurduğu hukuki sonuçların ağırlığı dikkate alındığında; her yıl için yeniden düzenlenmek suretiyle ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini, deneyimini, tutum ve davranışlarını ortaya koyan ve tüm bu hususların değerlendirilmesinden sonra oluşan hukuki bir belge niteliği taşıyan sicil ve başarı değerleme raporlarında, "Sicillerin Objektifliği" ilkesi çerçevesinde yetkili sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği tartışmasızdır.
Olayda, davacının 2001 yılı sicil ve başarı değerlemesi raporunun (B) düzeyinde değerlendirilmesine neden olarak mesai saatlerinin Bakanlar Kurulu kararı ile sabah 8.30-12.30, öğleden sonra 13.30-17.30 olarak düzenlenmesi ve bu mesai saatlerine uyulması gerektiğinin bütün personele bildirilmesine rağmen, davacının 31.5.2001 tarihinde öğleden sonraki mesaiye saat 13.30'da gelmesi gerekirken görevinin başında bulunmadığı, görevine geç geldiği, bu tutum ve davranışı nedeniyle görevinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği, görevine kayıtsız kaldığı belirtilerek 1.6.2001 günlü, 4273 sayılı yazı ile ikaz edildiği; davacıya ait Sözleşmeli Personel Sicil Bilgi Formunun Sicil ve Başarı Değerlemesinde Esas Alınan Hususlara Ait Açıklamalar Bölümünde de, ilgilinin mesaisine zaman zaman geç geldiği, bu konuda ikaz edildiği, sürekli saatlik izin talebinde bulunduğu, servisteki mesai arkadaşlarının tamamına yakını ile konuşmadığı, Adana İline atanması nedeniyle ilişiğini kesip ayrılırken mesai arkadaşlarıyla ve makamla vedalaşmadığı hususları gösterilmiş ise de; davacının mesaiye geç gelmesinin sadece bir günlük olaya ilişkin olması, bunun dışında herhangi bir bilgi ve belge sunulamamasının yanında, mesai arkadaşları ve makamla ilişkilerinin olumsuz olduğunun da somut olarak ortaya konulamadığı gibi, bütün bu hususların ise, söz konusu Sicil ve Başarı Değerlemesi Raporunun Sicil ve Başarı Değerlemesinde Esas Alınacak Hususlar kısmının sadece 1 ve 4 üncü maddelerine esas teşkil edebileceği, diğer maddelerde yer alan hususları ise etkilemeyeceği; öte yandan, davacının 2001 yılından önceki sicil ve başarı değerlemesi raporlarının 91-97 arasında puanla değerlendirilmek suretiyle çok iyi olarak düzenlenmiş olduğu da gözönünde bulundurulduğunda, dava konusu 2001 yılı sicil ve başarı değerlemesi raporunun (B) düzeyinde değerlendirilmesinde objektif ölçütlere göre hareket edilmediği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, Hatay PTT Başmüdürlüğü Personel ve İdari İşler Müdürlüğü Amiri olarak görev yapan davacının 2001 yılı sicil ve başarı değerlemesi raporunun (B) düzeyinde değerlendirilmesinde "Sicillerin Objektifliği" ilkesine aykırı hareket edildiği anlaşıldığından, anılan İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Adana 2. İdare Mahkemesince verilen 22.5.2002 günlü, E:2002/79, K:2002/819 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun, 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca buzulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 31.1.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (DANIŞTAY İkinci Daire Esas No : 2004/5878 Karar No : 2005/328)
3- Kamu görevlisi sicil amirinin yanında üç aydan az çalışmışsa sicil notu; Geçmiş üç yıl not ortalaması alınarak düzenlenmelidir.
İstemin Özeti: ... Üniversitesi, ... Fakültesi ... Bölümünde araştırma görevlisi olan davacının, 1990 yılı sicilinin olumsuz düzenlenmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı süreaşımı nedeniyle reddeden Zonguldak İdare Mahkemesinin 26.12.1991 gün ve 562 sayılı kararının, Danıştay 5. Dairesinin 30.11.1993 gün ve 5173 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yeniden yapılan inceleme sonucunda, her yıl için yeniden düzenlenen ve ilgili kamu görevlisinin o yıl içindeki kişisel yapısı ile hizmete ilişkin bilgi, beceri ve çalışmalarının yetkili amirlerce değerlendirilmesini içeren sicil raporlarında yer alan soruların nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaate dayalı cevapları gerektirmesine ve idareye bu sorulara verilen cevapların gerçekliğini somut bilgi ve belgelerle kanıtlaması zorunluluğu yükletilmesine rağmen olayda, yalnızca davacının yıl içinde birçok kez rapor aldığı ve çalışmasından verimli bir şekilde yararlanılmadığı gerekçesiyle sicilin olumsuz düzenlendiği anlaşılıyor ise de, dava konusu yapılan sicilin bir çok bölümünün sicil amirlerince olumlu sayılacak kanaatlerle doldurulduğu halde nihai kanaatin olumsuz olarak belirtildiği, olumsuz düzenlemeye gerekçe olarak gösterilen izin ve sağlık raporlarının da usulüne uygun olarak alındığı, ilgilinin çalışmasından verimli şekilde yararlanılmadığının somut bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, bu nedenlerle sicilin olumsuz düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Zonguldak İdare Mahkemesinin 22.12.1994 gün ve 1696 sayılı kararının, davacının 1989-1990 yılları içinde bölümde yararlı ve verimli bir çalışma gösteremediği, sicil dönemi içinde toplam 137 gün izin ve rapor kullandığı, idarece tesis edilen işlemin yerinde olduğu öne sürülerek 2547 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Danıştay Tetkik Hakimi A.K.`nın Düşüncesi: Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğine göre sicil amiri yanında fiilen 3 ay çalışmadığı açık olan davacının sicil raporunun geriye doğru en çok üç yıla ait sicil notlarının ortalaması esas alınarak düzenlenmesi gerektiğinden, sonucu itibariyle yerinde olan mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Y.I.`nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Uyuşmazlık, araştırma görevlisi olan davacının olumsuz düzenlenen 1990 yılı siciline ilişkin bulunmaktadır.
İdare mahkemesince, davacının sicilinin olumsuz düzenlenmesine neden olan sebeplerin idarece somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin Sicil Raporu Doldurmak İçin Gerekli Süre başlığını taşıyan 13. maddesinde, haklarında sicil raporu düzenlenecek memurların değerlendirmelerini yapacak sicil amirlerinin yanında en az altı ay çalışmış olmalarının şart olduğu, sicil amirinin yanında çalışırken alınan mazeret izinleri ile yıllık izinler ve doktor veya sağlık kurulu raporuna dayanan hastalık izinlerinin, sicil raporu düzenlenmesi için gereken 6 aylık süreye dahil olduğu, ancak amirin yanında 3 ay fiilen çalışmış olmak gerektiği, hastalığın sicil raporu doldurmak için gerekli sürenin geçmesine imkan vermeyecek kadar uzun sürmesi ve dolayısıyla memur hakkında sicil raporu doldurma imkanının bulunmaması halinde, bir defaya mahsus olmak üzere geriye doğru en çok üç yılın sicil notlarının ortalamasının esas alınacağı hükmü yer almıştır.
Dosya içindeki belgelerin incelenmesinden, davacının 01.07.1989 ile 01.07.1990 tarihleri arasındaki bir sicil dönemi içinde altı ay ücretsiz izin olmak üzere toplam 347 gün sağlık raporu ve izin kullandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre kullandığı rapor ve izinler nedeniyle bu sicil dönemi içerisinde amirinin yanında fiilen 3 ay çalışma koşulunu yerine getiremeyen davacının sicilinin, yukarıda anılan yönetmelik hükmü uyarınca geriye doğru en çok üç yılın sicil notlarının ortalaması esas alınarak düzenlenmesi gerekirken, olumsuz düzenlenmesinde bu gerekçe ile hukuka uyarlık görülmediğinden, işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararı sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle 2577 sayılı Yasanın yukarda anılan 49/1. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine uymayan temyiz isteminin REDDİNE, 29.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. D.8.D. E. 1995/2664 K. 1997/4231
4- İsteğin Özeti: Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 8.4.2005 günlü, E:2005/592? K:2005/481 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
TÜRK MİLLETİ ADİNA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Dış İlişkiler ve Mesleki Eğitim Dairesi Başkanlığı emrinde Şube Müdürü olarak görev yapan davacının, orta düzeyde düzenlenen 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin sicil raporlarının iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 8.4.2005 günlü, E:2005/592, K:2005/481 sayılı kararıyla; olumsuz olarak düzenlenmemiş olan 2002 ve 2003 yılı sicil raporlarının, tek başına hukuki sonuçlar doğuran, davacının hukuki durumunda değişiklik yapan, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir işlem niteliği taşımadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1 -b maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, sicil raporlarının orta düzeyde belirlenmesinin hukuki menfaatini etkilediğini, söz konusu sicil raporlarının sübjektif değerlendirmelere dayalı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayıl! Devlet Memurları Kanunu'nun 111. maddesinde, Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca dayanak olduğu; 113. maddesinde, sicil amirlerinin belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit edecekleri; 115. maddesinde, sicil amirlerinin maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirecekleri; 119. maddesinde de, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olanların olumlu sicil almış sayılacağı, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 60'ın altında olanların olumsuz sicil almış sayılacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 121. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğimde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 17. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporunu doldurdukları her memuru;
a) Dış görünüşü (kılık, kıyafet),
b) Zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti,
c) Azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) Alkol, kumar, vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve davranışları,
Bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutacaktan, sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahadelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşüncelerin sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılacağı, sicil amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşüncelerinin, not takdirlerinde dikkate alınacağı; 19. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken, Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini, güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacakları; 20. maddesinde de, her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil raporlarında yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16 ncı madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Değerlendirme bir sistem olarak, personele ilişkin uygulamaların dayanağını oluşturmakta olup, personelin değerlendirilmesi ise; personelin yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi, ücretinin artırılması, görev yerinin değiştirilmesi, görevine son verilmesi, emekliye ayrılması gibi sonuçlar doğurmaktadır.
Yukarıda belirtildiği şekilde yetkili sicil amirlerince düzenlenen sicil raporlarının doğurduğu hukuki sonuçların ağırlığı dikkate alındığında; her yıl için yeniden düzenlenmek suretiyle ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini, deneyimini, tutum ve davranışlarını ortaya koyan ve tüm bu hususların değerlendirilmesinden sonra oluşan hukuki bir belge niteliği taşıyan sicil raporlarında, "Sicillerin Objektifliği" ilkesi çerçevesinde yetkili sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği tartışmasızdır.
Bu durumda, davacının, "orta" düzeyde düzenlenen 2002 ve 2003 yılı sicil raporlarının iptali istemiyle açtığı davanın, yukarıda belirtilen hükümler ve taraflarca öne sürülen hususlar çerçevesinde incelenip değerlendirilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, söz konusu sicillerin idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütebilir işlem niteliği taşımadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Ankara 2. İdare Mahkemesinin 8.4.2005 günlü, E:2005/592, K:2005/481 sayılı karanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 2.5.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. T.C. Danıştay İkinci Daire Esas No : 2006/111 Karar No : 2006/1515
5- Objektif esaslara dayanması gereken sicil raporlarında, sonradan çok kısa sürede meydana gelen olağandışı değişikliğin yalnızca sicil amirlerinin kanaati olarak açıklanmasının yeterli olmadığı sicilin olumsuz doldurulmasının somut gerçeklerinin idarece gösterilmesinin gerektiği... (İ.D.D.G.K.: E:1988/133, K:1989/16)
6- 6 yıllık sicil notu ortalamasının kesirli çıkması halinde, bunun tam sayıya tamamlanması gerektiği hk. ( D.I.D.G.K.,K.96-258,E.94-780)
7- Sicil raporu olumlu olan ve 657 Kanunun 64. maddesinde aranılan diğer şartları taşıyan davacının, müfettiş raporunda yer alan terfiye layık olmadığı görüşüne dayanılarak kademe ilerlemesinin yapılmamasında hukuka uyarlık bulunmadığı hk.
Dava; zabıt katibi olan davacıya, 1998 yılında kademe
ilerlemesi yaptırılmamasına ilişkin işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Malatya İdare Mahkemesinin 23.5.2000 günlü, E:1999/233, K:2000/509 sayılı kararıyla;olayda, davacının bir yıllık terfi süresini 18.8.1998 tarihinde doldurduğu ,Adalet Müfettişi tarafından düzenlenen 10.6.1997 günlü gizli raporda; bilgisi(iyi), çalışma ve başarısı (zayıf) olarak değerlendirilerek terfiye layık bulunmadığının belirtildiği, bu rapora istinaden 1998 yılında bir üst kademeye getirilmemesine karar verildiği, 1997 yılı sicil notu ortalamasının (70) puanla (Orta) düzeyde düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda; 1997 yılı sicil notu ortalaması 70 olan ve olumlu sicil almış sayılan davacının, 657 sayılı Kanunun 64.maddesinin l.fıkrasının (B) bendinde aranılan koşulu taşıdığında kuşkuya yer olmadığından, anılan Kanunun (A) ve (C) bentlerindeki şartları da taşıması halinde kademe ilerlemesi yaptırılması gerekirken , 1997 yılındaki denetim sonucu düzenlenen müfettiş raporuna dayanılarak 1998 yılında kademe ilerlemesi yaptırılmamasına ilişkin işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare; memurların kademe ilerlemesinin yapılması sırasında sadece sicil notlarına bakılmaması, sicil dosyasının bir bütün olarak ele alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini öne sürerek Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairelerince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 49.maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Malatya İdare Mahkemesince verilen 23.5.2000 günlü, E: 1999/233, K:2000/509 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 10.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar yerildi. DANIŞTAY Onikinci Daire Esas No : 2000/4990 Karar No : 2002/3005
8- Memurlar hakkında düzenlenen sicil raporlarının objektif esaslara uygun olarak düzenlenmesinin ve olumsuz görüş ve kanaatlerin belgelere dayandırılmasının memur hukukunun önemli ilkelerinden olduğu. (D.5.D., E.91/1255, K.93/1464 )
9- Kütahya Valiliği. Kurulumuzun 05/07/2004 tarihli ve 2004/12 sayılı emsal karan gereğince II Milli Eğitim Müdürlüğü personelinin talebi üzerine sicil notlarının yıllara göre ortalamasının verildiği, ancak ilgili personelin sicil raporlarının onaylı örneklerini talep ettiğinden bahisle, sicil raporlarının örneklerinin memura verilip verilmeyeceği. hususunda tereddüde düşüldüğünden Kurulumuzun görüşünü talep etmektedir.
KARAR
Kamu görevlilerince sicil raporlarının suretinin talep edilmesi halinde. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun "Bilgi veya belgeye erişim'' başlıklı 10 uncu maddesi üe Bilgi Edinme Hakkı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 19 uncu maddesi gereğince sicil raporunun tasdikli bir suretinin "GİZLİ ve KİŞİYE ÖZEL" bir yazı ile ilgiliye verilmesinin gerektiği hususunun Kütahya Valiliğime bildirilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. T.C. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Karar Tarihi: 01/06/2005 Karar Sayısı : 2005/364
10- Üçüncü sicil amirinin kendisine tanınan yetkiyi olumlu sonuçlanmış bir sicili olumsuz hale getirecek biçimde kullanmasına olanak olmadığı hükme bağlanmıştır. (D.5.D., E.92/1211, K.92/1780 )Sicil raporlarının doldurulması sırasında olumsuz kanaate yol açan ve aynı zamanda disiplin suçu oluşturan olguların somut bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiği hk.
İstemin özeti: Ankara 9.İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Onikinci Dairesinin bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 16.6.1999 günlü. E:1999/570, K:1999/ 648 sayılı karan, davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi Adnan Zengin'in Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile idare mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı Zeynep Kavi Ak'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin l'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince Danıştay Onikinci Dairesinin 16.10.1997 günlü. E:1995/7384, K:1997/2228 sayılı bozma kararına uyulmayarak verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesince işlemin iptali yolunda verilen ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü.
Davacının 1991 yılına ait sicilinin olumsuz düzenlenmesi ve bu nedenle terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Ankara 9.İdare Mahkemesi 22.11.1994 günlü, E: 1993/174, K:1994/1399 sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğine göre devlet memurlarının mesleki ehliyetlerinin saptanması ve yükselmelerinin dayanağının sicilleri olduğu için sicil raporlarının sicil amirlerince titizlikle, objektif ve mevzuata uygun doldurulması gerektiği, bu ilke doğrultusunda sicil amirlerinin sübjektif etkilerden uzak bir şekilde olaylara dayalı kanatlarının sicil raporlarına yansıtılmasının zorunlu olduğu, memurların Ceza Yasası kapsamında suç oluşturan ve aynı zamanda disiplin cezasını da gerektiren bir eyleminin sicil raporuna yansıyabilmesi için bu eylemlerin sicil raporu formunda sorulan soruların içeriğiyle uyumlu olmasının gerekli olduğu, dava konusu uyuşmazlıkta davacının 1991 yılı sicilinin sorumluluk duygusunun, görevine bağlılık, iş heyecanı, teşebbüs fikri, mesleki bilgisi, ifade kabiliyeti, kendisini geliştirme ve yenileme gayret intizam ve dikkati, işbirliği yapma ve değişen şartlara uyum gösterme başarısı, disipline riayeti, amirleri ile mesai arkadaşlarına ve iş sahiplerine karşı tutum ve çalışkanlığı ve verimliliği, yurtdışı görevlerde temsil yeteneği, mesleki ehliyet ve yabancı dil bilgisinin zayıf olduğundan bahisle l.sicil amirince sicil notunun ortalama 21 olarak doldurulduğu, 2.sicil amirince ise ilgiliyi fazla tanımadığının belirtilmek suretiyle sicil notunun ortalama 74 olarak düzenlendiği, 3.sicil amirinin ise l.sicil amirinin görüşlerine katılarak sicil notunu ortalama 50 olarak doldurduğunun anlaşıldığı; davacının 1987-1990 yıllarına ait sicillerinin olumlu olduğu, 1991 yılı sicilini olumsuz olarak dolduran l.ve 3.sicil amirlerince yapılan tespitlerin herhangi bir dayanaktan ve somut bilgiden yoksun olması karşısında dava konusu olumsuz sicilin objektif değerlendirmeden uzak olduğu sonucuna varıldığından, davacının 1991 yılı sicilinin olumsuz olarak doldurulması ve buna dayalı olarak terfi ettirilmemesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.
Bu karar temyiz incelemesi sonunda, Danıştay Onikinci Dairesinin 16.10. 1997 günlü, E:1995/7384, K:1997/2228 sayılı kararıyla; Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği uyarınca düzenlenen sicillerin, sicil amirlerince yönetmelikte belirlenen formların doldurulması suretiyle düzenlendiği, formda yer alan kimi sorulara verilen yanıtların olumsuz olması halinde bu değerlendirmeye yol açan nedenlerin somut olarak ortaya konulması gerekirken kimi soruların gözlem ve kanaate dayalı olarak cevaplandırılması gerektiğinden bu sorulara verilen yanıtların somut bilgi ve belgeye dayanması gerekmediği, 12.10.1990 günlü müşterek kararnameyle ... Büyükelçiliği Tanıtma Müşavirliğine idari ateşe olarak atanan davacının bu görevden alınmasına ilişkin 31.5.1992 günlü. 92/40188 sayılı müşterek kararnamenin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Beşinci Dairesinin 23.11.1993 günlü, E: 1992/3884, K:1993/4651 sayılı kararıyla reddedildiği: bu davaya sunulan ve davacı hakkında 1.sicil amiri de olan tanıtma müşavirinin yazdığı 23.12.1991 günlü, 209 sayılı yazı ile davacı hakkında Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulunca düzenlenen 27.3.1992 günlü, 3 sayılı rapordan davacının tanıtma müşavirliğinin çalışmalarına katkıda bulunmak yerine müşavirlik faaliyetlerini aksattığı, memuriyet disiplinine uymadığının anlaşıldığı, bu durumda davacının
1991 yılı sicil raporundaki olumsuz değerlendirmelerin ve bunun hizmete etkisinin somut olarak ortaya konulduğu sonucuna varılması gerekirken idare mahkemesince iptal karan verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Ankara 9.İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrarına ilişkin olarak verilen 16.6.1999 günlü, E:1999/570. K:1999/648 sayılı kararı; davalı idare, davacı hakkında tanıtma müşavirince yazılan yazının ve hakkında düzenlenen soruşturma raporunun somut belge niteliğinde olduğunu öne sürerek temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir .
İdare mahkemesi ısrar kararında belirtildiği gibi: sicil raporlarının doldurulması sırasında olumsuz kanaate yol açan ve aynı zamanda disiplin suçu oluşturan olguların somut belge ve bilgilerle kanıtlanması gerekmektedir. Davacının '... Büyükelçiliği Tanıtma Müşavirliğinin hizmetlerini aksattığından bahisle yapılan teklif ve düzenlenen soruşturma raporu üzerine görevden alınması işleminde kesinleşen yargı kararıyla kamu yaran ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiş olması sicilinin de olumsuz olarak düzenlenmesini haklı kılmaz. Tanıtma müşavirinin yazdığı 23.12.1991 günlü, 209 sayılı yazının ve 27.3.1992 günlü. 3 sayılı soruşturma raporunun incelenmesinden, ... Büyükelçiliği Tanıtma Müşavirliğinde bir takım olayların ortaya çıktığı ve hizmetin aksadığı açık olduğundan, davacının idari ataşelikten alınması hizmetin iyi ve düzenli yürümesi için zorunlu hale gelmiş ise de burada ortaya çıkan sorunların yalnızca davacıdan kaynaklanmadığı, bu sorunların doğmasında tanıtma müşavirinin tavır ve davranışlarıyla, kişiliğinin de etkisi olduğu sonucuna varılmaktadır. Davacı hakkında 1992 yılında doldurulan sicil raporuna 2.si çil amiri olan büyükelçinin eklediği belgeden de bu husus açıkça ortaya çıkmıştır. Bu itibarla davacının 1991 yılı sicilinin objektif kriterler esas alınarak düzenlenmediği, davacıyla 1.sicil amiri olan tanıtma müşavirinin aralarında meydana gelen huzursuzluğun bir devamı olarak- sübjektif değerlendirmelerle doldurulduğu kanaatine ulaşılmakta olduğundan,' dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi ısrar kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Ankara 9.İdare Mahkemesinin 16.6.1999 günlü. E:1999/570. K:1999/648 sayılı ısrar kararının onanmasına, dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine. 27.10.2000 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı hakkında ... Büyükelçiliği Tanıtma Müşavirince yazılan 23.12.1991 günlü, 209 sayı l r yazı ile Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulunca düzenlenen 27.3.1992 günlü, 3 sayılı raporda tespit edilen hususlar, davacının 1991 yılı sicilinin olumsuz düzenlenmesine ilişkin işlemin somut bilgi ve belgelere dayandığını gösterdiğinden, idare mahkemesi ısrar kararının Danıştay Onikıncı Dairesinin 16.10.1997 günlü, E:1995/7384, K:1997/2228 sayılı bozma kararı doğrultusunda bozulması oyuyla, temyize konu kararın onanmasına ilişkin karara karşıyız (T.C.DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Genel Kurulu Esas No: 1999/962 Karar No: 2000/1039).
11- Birinci ve ikinci sicil amirlerinin değerlendirmeleri arasında fark varsa da, davacının yakın amiri konumunda olan birinci sicil amirinin, olumsuz sicil notunun gerekçesini yazılı olarak ve detaylı şekilde sicil raporuna eklediği, objektif değerlendirmeler içeren bu gerekçeye dayalı sicil notuna göre davacının başka bir sicil amirinin yanında altı ay daha denenmek üzere naklen atanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı hk.
İsteğin Özeti : Gaziantep İdare Mahkemesinin 3.6.1997 günlü. E:1996/513, K:1997/626 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi :Davacının yakın amiri konumunda olan birinci sicil amiri tarafından verilen olumsuz sicil notunun gerekçesinin incelenmesinden, bu gerekçenin detaylı ve objektif olarak düzenlendiği anlaşıldığından, buna dayalı olarak tesis edilen naklen atama işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediğinden bozulması gerekeceği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşürüldü:
Dava, ... İli ... İlçesi TCDD İstasyonunda makasçı olarak görev yapan davacının ... istasyonuna naklen atanmasına ilişkin 8.2.1996 günlü. 2054 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Gaziantep İdare Mahkemesinin 3.6.1997 günlü, E:1996/513, K:1997/626 sayılı kararıyla; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43. maddesinin (a) fıkrasında; sicil ve başarı değerlemeleri (D) düzeyinde olanların 6 ay süreyle daha denenmek üzere başka bir sicil amiri emrine atanacaklarının hüküm altına alındığı. 1991 yılında sözleşmeli statüye geçen davacının bu tarihten önceki ve sonraki sicillerinin olumlu olduğu, 1995 yılı sicilinin ise birinci sicil amirinin not ortalaması 18. ikinci sicil amirinin not ortalamasının 85, her ikisinin ortalamasının 52,5 olması nedeniyle (D) düzeyinde olduğundan başka bir sicil amirinin yanında 6 sy denenmek üzere; görev yapmakta olduğu ... istasyonunda, ... istasyonuna naklen atandığı, sicil ve başarı değerlendirme raporlarının, itinalı, doğru, tarafsız ve objektif bir şekilde doldurulması gerektiği, davacının 1995 yılı sicilinin birinci sicil amiri tarafından 18 olarak verilmesine ilişkin gerekçe sicil amirince sicil raporuna eklenmişse de bu iddiaları kanıtlayacak somut bilgi ve belgelerin mahkemece ara kararıyla istenmiş olmasına rağmen dosyaya ibraz edilmediği, davacının, hizmetin aksamasına neden olduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma da açılarak bundan eldi* edilecek sonuca göre işlem yapılması gerekirken bu yola da başvurulmayarak geçmiş sicilleri iyi olan davacının 1995 yılı sicilinin (D) düzeyinde olması nedeniyle başka bir sicil amirinin yanına atanmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, işyerinde kendisinden verim alınamayan davacının sözleşmeli statüde olması nedeniyle sicil ve başarı düzeyi (D) seviyesinde olduğundan 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43. maddesinin, (a) bendi uyarınca 6 ay süreyle başka bir amirin yanında denenmek üzere naklen atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığım öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43. maddesinin (a) fıkrasında "sicil ve başarı değerlemeleri; (D) düzeyinde olanlarla başka bir sicil amirinin yanında, bulundukları görevin temel ücreti tutarında bir ücretle altı ay daha denenmek üzere yeni bir sözleşme yapılır. Bu süre sonunda da sicil ve başarıları (D) düzeyinde olanların sözleşmeleri fesh edilir..." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan 15.11.1990 günlü, 20696 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İktisadi Teşebbüsleri Sözleşmeli Personel Sicil ve Başarı Değerlemesi Hakkında Yönetmeliğin 12. maddesinin 2. fıkrasında "...sicil amirlerinin, verdikleri notlara göre başarı düzeyi (D) olacak sözleşmeli personelin sicil ve başarı değerleme raporlarına kanaatinin oluşmasına etki eden hususlara ait bilgi ve belge örneklerini eklemeleri şarttır. Bu şekilde bilgi ve belge eklenmeyen raporlar geçersiz sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, 21.5.1983 tarihinden beri makasçı olarak TCDD ... İstasyon Şefliği emrinde görev yapan davacının 15.7.1991 tarihinden itibaren sözleşmeli statüye geçtiği, 1995 yılına kadar sicillerinin olumlu olduğu, 1995 yılı sicil raporunda ise, davacının birinci sicil amiri olan İstasyon Şefinin sıçıl notu ortalamasının 18 olduğu, olumsuz olan bu sicil notunun gerekçesinin ise aynı sicil amiri tarafından detaylı bir şekilde yazılarak sicil raporuna eklendiği, üu gerekçede, davacının kendisinin, eşinin ve bütün akrabalarının ... İlçesinde ikamet etmekte olduğu, davacının çok uzun zamandan beri burada görev yaptığından çok fazla çevre edindiği, davacıdan başka makasçı olmaması nedeniyle hergün 07:00-12:00 ile 15:00-18:00 arası görevli olduğu, ancak bu saatlerde göreve gelmemek için sürekli olarak mazeret çıkardığı, bu durumda ise idarenin hizmet yürütmekte zorlandığı, görev saati d.ışında gittiği yerlerin adresini bırakmadığı, bir işi yapması için bir kaç kez uyarılması,gerektiği, fazla ikaz edildiği takdirde oğlunun, işyerine gelerek davacının amirlerini tehdit ettiği, bu nedenlerle davacıdan verim alınamadığı hususlarının belirtildiği, ikinci sicil amirinin sicil notu ortalamasının ise 85 olduğu, sicil amirlerinin not ortalamasının 52,5 olduğu. 52.5 puanın 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 42. maddesine göre (D) düzeyine tekabül ettiği, bu nedenle de. aynı kanun hükmünde Kararnamenin 43. maddesinin (a) fıkrası uyarınca davacının, bir başka amirin yanında, bulunduğu görevin temel ücreti tutarında bir ücretle altı ay daha denenmek üzere yeni bir sözleşme düzenlenerek ... İstasyonundan ... İstasyon Şefliği emrine makasçı olarak naklen atandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda 1983 yılından beri aynı yerde görev yapan davacının yakın amiri konumunda olan birinci sicil amiri tarafından olumsuz sicil raporuna eklenen gerekçenin detaylı ve objektif nitelikte olduğu anlaşıldığından ve bu belge, adı geçenin başka bir sicil amirinin yanında 6 ay daha denenmek üzere naklen atanmasına ilişkin işlem için yeterli görüldüğünden, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle Gaziantep İdare Mahkemesince verilen 3.6.1997 günlü. E:1996/513. K:1997/626 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine (T.C.DANIŞTAY Beşinci Daire Esas No: 1997/3691 Karar No: 2000/62).
12- Memurun sicilindeki olumsuz kanaatlerin somut olay ve belgelerle kanıtlanması gerektiği hk.
İsteğin Özeti: Kayseri İdare Mahkemesinin 20.03.1991 günlü, E: 1990/43, K: 1991/262 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği yolundadır.
Danıştay Savcısı S.A.’nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Gereği düşünüldü:
Dava; Yozgat İli, ... İlçesi Müftülüğünde memur olarak çalışmakta iken davacının olumsuz düzenlenen 1988 yılına ait sicilinin ve bu sicile dayanılarak kademe ilerlemesinin yaptırılmamasına ilişkin 07.12.1989 günlü 40229 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Kayseri İdare Mahkemesinin 20.03.1991 günlü E: 1990/43, K: 1991/262 sayılı kararıyla; dava konusu sicilin incelenmesinden, davacının izinsiz olarak 25.04.1988 günü göreve gelmediği, bu sebeple davacıya birinci sicil amiri olan müftü tarafından, izinsiz görev yerini terk etmek ve görevine karşı ilgisiz kalmaktan uyarma cezası verildiği, aynı dönemde, sorumluluk duygusu, görevine bağlılığı, intizam ve dikkati, disipline riayeti, iş sahiplerine karşı tutum ve davranışı ve görevini yerine getirmede çalışkanlığı sicil amirlerince yetersiz görüldüğünden dava konusu sicilin olumsuz düzenlendiğinin anlaşıldığı davacının 1986 ve 1987 yıllarında da birinci sicil amirinin yanında çalıştığı ve bu dönemlere ilişkin sicilerinin olumlu olduğu bu durumda 1988 yılında olumsuz sicil verilmesine davacının kendi tutum ve davranışlarının neden olduğu sonuç ve kanaatına ulaşıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı; 25.04.1988 tarihinde görevine gelemeyişinin nedeninin hafta sonu gittiği memleketinden dönmek için vasıta bulamaması olduğunu, bu sebeple de kendisine disiplin cezası verildiğini, aynı nedenle sicildeki tüm hanelerin olumsuz kanaatle doldurulmasının yerinde olmadığını, bir tek uyarı yazısından başka herhangi bir ceza almadığını, dava konusu sicilin objektif kanaatle düzenlenmediğini ileri sürmekte ve anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Her yıl için yeniden düzenlenen ve ilgili kamu görevlisinin o yıl içindeki kişisel yapısı ile hizmete ilişkin bilgi, beceri ve çalışmalarının yetkili amirlerce değerlendirilmesini içeren sicil raporlarında yer alan soruların nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaatle dayalı cevapları gerektirmesine ve idareye bu sorulara verilen cevapların gerçekliğini somut bilgi ve belgelerle kanıtlama zorunluluğu yükletilememesine karşılık, sicil raporlarının özellikle ilgilinin yürüttüğü görevdeki bilgi ve başarı düzeyi, iş disiplini ve verimliliği gibi konularla ilgili sorularına verilen cevapların olumsuz olması halinde bu değerlendirmeye yol açan nedenlerin ve bu olumsuzluğun hizmete etkisinin somut olarak ortaya konulması gerektiği açıktır.
Olayda davalı idare tarafından davacının 25.04.1988 gününde izinsiz olarak görev yerini terketmesi sebebiyle 26.04.1988 tarihinde birinci sicil amiri olan müftü tarafından uyarma cezası verildiği dava konusu sicilin iki sicil amirince de olumsuz doldurulmuş olmasının objektif düzenlendiğini gösterdiği ileri sürülmekte ise de; dava konusu sicili olumsuz kılan değerlendirmelerin bir kısmının davacının dava konusu sicil döneminde aldığı uyarma cezasıyla ilgisi bulunmadığı gibi dava konusu sicildeki olumsuz kanaatlerin somut olay ve belgelerle kanıtlanamadığı, ayrıca davacının 1986 ve 1987 yıllarına ait sicillerinin de olumlu olduğu anlaşıldığından dava konusu yılda tek bir olay neden gösterilerek davacıya olumsuz sicil verilmesinde ve bu sicile dayanılarak kademe ilerlemesi yaptırılmamasına ilişkin dava konusu işlemde de mevzuata uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerde davacının temyiz isteminin kabulü ile Kayseri İdare Mahkemesinin 20.03.1991 günlü, E: 1990/43, K: 1991/262 sayılı kararının 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1/b bendi uyarınca bozulmasına, 24.02.1993 tarihinde oybirliği ile karar verildi. E.1991/2111 K.1993/794
13- Her yıl yeniden düzenlenen ve ilgili kamu görevlisinin o yıl içindeki çalışma, tutum ve davranışlarına ilişkin olan sicil raporlarının; yeni yıla ilişkin somut sebep ileri sürülmeden, bir önceki yıl sicili olumsuz olduğundan bahisle ve bir önceki yıl sicilindeki bilgi ve belgeler esas alınarak yeni yılda da olumsuz düzenlenemeyeceği hakkında. (Danıştay 2. Daire, E:2005/319, K:2005/1767, T:23/05/2005, DD: S:111, s.110)
14- 6 yıllık sicil notu ortalamasının kesirli çıkması halinde, bunun tam sayıya tamamlanması gerektiği hk. ( D.I.D.G.K.,K.96-258,E.94-780,K.T:09/05/96)
15- İki kez üst üste olumsuz sicil alan memurların başka bir sicil amirinin emrine atanmasının 657 sayılı yasanın 243 sayılı KHK ile değişik 120. maddesinden doğan bir zorunluluk olduğu, ancak idarenin ilgili memurun hangi sicil amirinin emrine ve hangi ünvanla atanacağı konusunda takdir yetkisi bulunduğu. (D.5.D. E.1987/2249, K.1987/1231)
16- Sicilin 1. Ve 2. Sicil amirlerince olumlu düzenlenmekle birlikte notları arasında 10 puan fark bulunması nedeniyle görüşüne başvurulan 3. Sicil amirince olumlu sicilin olumsuz sicile dönüştürülemeyeceği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ... Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf : ...
Vekili : Av. ...
İsteğin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü,... sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizenincelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: Fadime Var
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar sonucu itibariyle hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Zeynep Kavlak
Düşüncesi : Davacının olumsuz olarak düzenlenen 1997 yılı sicilinin iptaline ilişkin kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
İdare Mahkemesince davacı hakkında üç sicil amirince verilen notların ortalamasının alınması gerekirken üçüncü sicil amirinin kanaatinin esas alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu sicilin iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idarece Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20.maddesi gereğince 1. ve 2. sicil amiri arasında not farkının 10 dan fazla olması sebebiyle 3 sicil amirine gönderildiği ve yönetmelik gereği 3. sicil amirince yapılan değerlendirmenin dikkate alındığı öne sürülmüştür.
Ancak Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20.maddesi ile 1. ve 2. sicil amirleri tarafından verilen notlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve dengenin sağlanması amaçlanmıştır. Üçüncü sicil amirinin kendisine tanınan yetkiyi olumlu doldurulmuş bir sicili olumsuz hale getirecek biçimde kullanmasına olanak bulunmamaktadır.
Olayda davacının birinci sicil amirince 80 ile değerlendirildiğine, ikinci sicil amiri tarafından ise 70 not verilmiş bulunduğuna göre sadece arada 10 farkın bulunması nedeniyle gönderildiği üçüncü sicil amirince 59 not verilmek suretiyle sicilin olumsuz biçime dönüştürülmesinde Yönetmeliğe uyarlıktan ve takdir yetkisinin amacına uygun biçimde kullanıldığından sözedilemiyeceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
... Belediyesinde zabıta komiseri olarak görev yapan davacı, olumsuz olduğu bildirilen 1997 yılı sicilinin ve bu sicilin bildirimine dair işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
... İdare Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararıyla; davacının 1997 yılı sicilinin 1.sicil amirince iyi, ikinci sicil amirince orta ve üçüncü sicil amirince zayıf not verilmek suretiyle olumsuz düzenlendiği, ancak bu üç sicil amirince verilen notların toplamının üçe bölümünün ise orta nota tekabül ettiği halde 3.sicil amirince verilen zayıf notun sicil notu ortalaması olarak kabul edildiği, oysa Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 16.maddesi hükmü uyarınca davacı hakkında üç ayrı sicil amirince verilen sicil notlarının ortalaması esas alınarak sicil notunun tesbiti gerektiğinden aksi yöndeki işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu sicil ve sicilin bildirimine dair işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare; davacının 1997 yılı sicilinin Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 16.maddesine göre düzenlendiğini, 1. ve 2.sicil amirinin notları arasında 10 fark bulunduğu için 3.sicil amirinin görüşüne başvurulup onun görüşünün esas alındığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20.maddesinde; her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil raporlarında yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16.madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu, memurların sicil notunun sicil amirlerince takdir olunan notların aritmetik ortalamasına göre tesbit edileceği, ancak birinci ve ikinci sicil amirlerince yapılan değerlendirmelerin memurun sicilinin olumlu veya olumsuz olmasına tesir etmesi veya ortalama sicil notu aralarında 10 veya daha fazla fark olması halinde varsa üçüncü sicil amirinin kanaatına müracaat edileceği ve üçüncü sicil amirinin değerlendirmesinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, 1. ve 2.sicil amirleri tarafından verilen notlar arasında 10 puan veya daha fazla fark olması halinde bu iki sicil amirinin notları arasında dengenin sağlanması amacıyla 3.sicil amirinin görüşüne başvurulması öngörülmüştür. Bu nedenle 3.sicil amirinin kendisine tanınan bu yetkiyi olumlu doldurulmuş bir sicili olumsuz hale getirecek biçimde kullanmasına olanak bulunmamaktadır. Olayda ise davacının 1.sicil amirince 80 puanla değerlendirilip 2.sicil amiri tarafından ise 70 puan verilmiş bulunduğuna göre iki sicil amirinin notları arasında 10 puan fark bulunması nedeniyle görüşüne başvurulan 3.sicil amirince 59 puan verilmek suretiyle olumlu sicilin olumsuza dönüştürülmesinde Yönetmelik hükmüne uyarlıktan ve takdir yetkisinin amacına uygun biçimde kullanıldığından sözedilemeyeceği açıktır.
Bu nedenle; davacının olumsuz düzenlenen 1997 yılı sicilinin ve bu sicilin bildirimine ilişkin işlemin iptaline ilişkin kararda sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, ... sayılı kararın, yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibariyle onanmasına, 31.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12.D. E.1999/5706, K.2002/256)
17- Memur Hakkındaki Olumsuz Düşüncelerin Sicilin Tüm Hanelerini İlgilendirecek Şekilde Belgelendirilmesinin Mümkün Olmadığı Durumlarda; Davalı İdarenin Sicilin Olumsuz Düzenlenmesine Dayanak Olduğu En Az Bir Olmak Üzere Birkaç Somut Olayın İlgili Olduğu Hanenin Dışındaki Diğer Haneleri De Etkileyip Etkileyememesi Yönünden Bir Değerlendirme Yapılması Gerektiği Zaman Sicil Amirinin Düşüncesinde Neler Yazdığı Ve İlgilisinin Geçmiş Yıl Sicilleri Gibi Diğer Karinelerle Birlikte Olayın Ele Alınarak Bir Yargıya Varılması Gerektiği Hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Sivas Valiliği
Karşı Taraf : ...
İsteğin Özeti : Sivas İdare Mahkemesi'nin 20.2.2002 günlü, E:2001/273, K:2002/74 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın Özeti : Cevap verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Vahit Kınalıtaş
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı : Semra Şentürk
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava, Sivas İli, Doğanşar İlçesi Malmüdürlüğünde Hizmetli olan davacının, olumsuz düzenlenen 2000 yılı sicil raporunun iptali ve olumsuz sicil nedeniyle eksik almış olduğu ek ücretinin tazmini istemiyle açılmıştır.
Sivas İdare Mahkemesi'nin 20.2.2002 günlü, E:2001/273, K:2002/74 sayılı kararıyla; "dava konusu işleme dayanak alınan Doğanşar Malmüdürlüğünün 18.4.2001 günlü, 156 sayılı yazısında, davacının görevini yaparken sorumluluk duygusunun olmadığı, mesai arkadaşlarına karşı tutum ve davranışlarında kusurlu olduğu, disipline gerekli özeni göstermediği, görevini yerine getirmede verimsiz olduğu, borçlarını kasden ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına sebep olduğu ve sürekli şikayet telefonlarının geldiği, bu durumun çalışma düzenini bozduğu, yıl boyunca kendisinde hiçbir yenilik ve gelişme görülmediği, sürekli yalan söylediği, tasarrufa riayet etmediği, temizliğe gerekli özeni göstermediği ve kurumun güven ve itibarını zedelediği hususlarına yer verildiği, davacının 27.11.2000 tarihinde davalı idarenin savunmasında belirttiği üzere borçlarını kasden ödememesi nedeniyle kınama cezası ile cezalandırıldığı, yapmış olduğu itiraz sonucunda davacının cezasının genel, ailevi ve sosyal durumu dikkate alınarak uyarma cezasına çevrildiği, 1997 yılı sicilinin 82 puanla iyi, 1998 yılı sicilinin 95 puanla çok iyi, 1999 yılı sicilinin 65 puanla orta, 2000 yılı sicilinin 1. sicil amirince 52, 2. sicil amirince 70 puanla doldurulduğu, 1 ve 2. sicil amirlerinin verdikleri puanlar arasında 10 puandan fazla fark olması nedeniyle 3. sicil amirinin değerlendirmesinin alındığı ve sicilinin 55 puanla olumsuz olarak doldurulduğunun anlaşıldığı; olayda, dava konusu işleme dayanak alınan Doğanşar Malmüdürlüğü yazısında belirtilen hususlardan gözlem ve kanaate dayalı tespitler konusunda bu durumun somut bilgi ve belgelerle kanıtlama yükümlülüğü idareye yüklenemez ise de, gözlem ve kanaate dayalı konular dışındaki iddiaların somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamaması nedeniyle dava konusu işleme dayanak alınamamasının düşünülemeyeceği; davacının borçlarını kasden ödemediği ve bu nedenle uyarma cezası ile cezalandırıldığı sabit olmakla beraber, sicilinin olumsuz olarak doldurulmasına dayanak alınan diğer hususların somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamaması, sabit olan bir eylemi nedeniyle bu olaydan etkilenmeyecek sicil hanelerinin de olumsuz olarak doldurulmasında hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle iptali ve davacının ek ücret tazminine yönelik isteminin kabulüne mahrum kaldığı ek ücretin davalı idarece tazminen davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idare, dava konusu sicilin yetkili amirlerce ve objektif esasla çerçevesinde doldurulduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 111. maddesinde, Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca dayanak olduğu; 113. maddesinde, sicil amirlerinin belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit edecekleri; 115. maddesinde, sicil amirlerinin maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirecekleri; 119. maddesinde de, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olanların olumlu sicil almış sayılacağı, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 60'ın altında olanların olumsuz sicil almış sayılacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 121. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 17. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporunu doldurdukları her memuru;
a) dış görünüşü (kılık, kıyafet),
b) zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti,
c) azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) alkol, kumar, vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde sürdürme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy davranışları,
bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutacakları, sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahadelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşüncelerin sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılacağı, sicil amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşüncelerinin, not takdirlerinde dikkate alınacağı; 19. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken, Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini, güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacakları; 20. maddesinde de, her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil raporlarında yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16 ncı madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Değerlendirme bir sistem olarak, personele ilişkin uygulamaların dayanağını oluşturmakta olup, personelin değerlendirilmesi ise; personelin yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi, ücretinin artırılması, görev yerinin değiştirilmesi,
görevine son verilmesi, emekliye ayrılması gibi amaçlara hizmet etmektedir.
Yukarıda belirtildiği şekilde yetkili sicil amirlerince düzenlenen sicil raporlarının doğurduğu hukuki sonuçların ağırlığı dikkate alındığında; her yıl için yeniden düzenlenmek suretiyle ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini, deneyimini, tutum ve davranışlarını ortaya koyan ve tüm bu hususların değerlendirilmesinden sonra oluşan hukuki bir belge niteliği taşıyan sicil raporlarında, "Sicillerin Objektifliği" ilkesi çerçevesinde yetkili sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği tartışmasızdır.
Sicil Raporunun Sicil Amirlerinin Memurun Mesleki Ehliyeti Hakkındaki Notları bölümünde yer alan hususların gözlem ve kanaate dayandığı ve bunların cevaplandırılması sırasında da sicil amirlerinin memur hakkındaki olumsuz düşüncelerini muhakkak belgelendirmesi gerektiği memur sicil hukukunun genel ilkelerinden olup, yargısal içtihatlar da bu yöndedir.
Ancak, memur hakkındaki olumsuz düşüncelerin sicilin tüm hanelerini ilgilendirecek şekilde her zaman belgelendirilmesi de mümkün olamamaktadır. Böylesi durumlarda, davalı idarenin sicilin olumsuz düzenlenmesine dayanak aldığı en az bir olmak üzere birkaç somut olayın ilgili olduğu hanenin dışındaki diğer haneleri de etkileyip etkileyememesi yönünden bir değerlendirme yapılması gerektiği zaman, sicil amirinin düşüncesinde neler yazdığı ve ilgilisinin geçmiş yıl sicilleri gibi diğer karinelerle birlikte olayın ele alınarak bir yargıya varılmasının hukuka daha uygun olacağı kaçınılmazdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2000 yılı sicilinin; 1. sicil amirince "maliye teşkilatına yakışmayan biri olup, güvenirliği yoktur, yetersizdir." görüşüyle 52 puanla, 2. sicil amirince "ailevi sorunlarından dolayı sıkıntılar çekmekte ve uygun olmayan davranışlarda bulunmaktadır." görüşüyle 70 puan ile değerlendirilmesi sonrasında, 3. sicil amirinin takdir etmiş olduğu 55 puan esas alınarak olumsuz düzenlendiği; bütün bu hususların yanında davalı idare savunmasında sicilin olumsuz olarak düzenlenmesinin sebebi olarak davacının sicil amiri olan Malmüdürü Vekili tarafından Defterdarlığa yazılan 18.4.2001 günlü, 156 sayılı yazıda bahsi geçen ve davacının görevini yaparken sorumluluk duygusunun olmadığı, mesai arkadaşlarına karşı tutum ve davranışlarında kusurlu olduğu, disipline gerekli özeni göstermediği, görevini yerine getirmede verimsiz olduğu, borçlarını kasden ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına sebep olduğu ve sürekli şikayet telefonlarının geldiği, bu durumun çalışma düzenini bozduğu, yıl boyunca kendisinde hiçbir yenilik ve gelişme görülmediği, sürekli yalan söylediği, tasarrufa riayet etmediği, temizliğe gerekli özeni göstermediği ve kurumun güven ve itibarını zedelediği gibi hususların gerekçe gösterildiği gibi, borçlarını kasden ödememesi nedeniyle kınama cezası ile cezalandırıldığı, yapmış olduğu itiraz sonucunda cezasının genel, ailevi ve sosyal durumu dikkate alınarak uyarma cezasına çevrildiği noktasında somut bir olayı da ortaya koyduğu, davacının aynı eylemi 1995 yılında da işlediği yönünde bir bilgiye de yer verildiği; öte yandan, dava konusu 2000 yılı sicilinden bir önceki 1999 yılı sicilinin de yine aynı sicil amirince ve 65 puanla orta olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının olumsuz olarak düzenlenen siciline dayanak olarak gösterilen eylemi 1995 yılında da işlemiş olması ve Doğanşar Malmüdürlüğünün söz konusu yazısında işaret edilen olumsuz tutum ve davranışların bu eylemin doğal sonuçlarından olduğu, dava konusu sicil ile bir önceki yıl sicili arasında açık bir farklılık olmaması ve davacının sürekli bir performans düşüklüğü içerisinde bulunması gibi hususların birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu sicilin "Sicillerin Objektifliği" ilkesi çerçevesinde düzenlendiği ve hukuka aykırı olmadığı sonucuna varıldığından, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Sivas İdare Mahkemesi'nce verilen 20.2.2002 günlü, E:2001/273, K:2002/74 sayılı sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, 12.1.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuka ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. (D.2.D. E.2004/5642, K.2005/116)
18- Yargı kararının uygulanması amacıyla düzenlenen sicil raporunda, Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20/3 maddesi uyarınca, son üç yılın aritmetik ortalaması alınarak işlem yapılması gerektiği hk.
İsteğin Özeti : Davalı idarede Teftiş Kurulu Başkanı olarak görev yapan davacının, olumsuz düzenlenen 2001 yılı sicil raporunun Erzurum İdare Mahkemesinin 13.4.2002 gün ve E:2002/285, K:2002/756 sayılı kararı ile iptali üzerine yeniden 60 puan olarak düzenlenen 2001 yılı sicil raporunun düşük düzenlenmesi işleminin iptali istemiyle açılan davada, Devlet memurları hakkında düzenlenen sicil raporlarının memurların o yılki çalışmalarının ve davranışlarının sicil amirlerince değerlendirilmesi sonucu objektif esaslara ve hukuk kurallarına uygun olarak düzenlenmesi, menfi kısımlara ilişkin görüş ve kanaatlerin ise somut bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiğinin memur hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesinde; garez veya özel maksatla memur hakkında gerçeğe aykırı değerlendirme yaptığı anlaşılan sicil amirinin değerlendirmesi geçersiz sayılarak memur hakkında varsa diğer sicil amir veya amirlerinin değerlendirmesine göre, yoksa o sicil döneminde son üç yılın aritmetik ortalaması esas alınarak buna göre işlem yapılacağının belirtildiği, olayda önceden olumsuz olarak düzenlenen 2001 yılı sicil raporunun Mahkemelerince iptal edildiği, bu kez Mahkeme kararı uygulanarak 60 olarak düzenlenen 2001 yılı sicil raporunun sıralı sicil amirlerinden sadece biri tarafından imzalandığı, gözlem ve kanaatlerin belirtilmediği, sadece "Mahkeme kararına istinaden yeniden düzenlenmiştir." şerhinin düşüldüğü, ancak yargı kararının uygulanması amacıyla düzenlenen bu raporda Yönetmeliğin açıklanan hükmü uyarınca son üç yılın aritmetik ortalaması alınarak işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Erzurum İdare Mahkemesi'nce verilen 23.6.2004 günlü, E:2003/1323, K:2004/733 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. Erzurum İdare Mahkemesi'nce verilen 23.6.2004 günlü, E:2003/1323, K-.2004/733 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 2.5.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ( D.2.D. Esas No : 2004/7863 Karar No : 2005/1552)
19- 2000 yılı içinde üç ayrı yerde farklı sürelerde görev yapan davacının 2000 yılı sicilinin en çok süreyle (5 ay 21 gün) yanında görev yaptığı yeni görev yeri sicil amiri tarafından doldurulması gerektiği hk.
İsteğin Özeti : DSİ Balıkesir Bölge Müdürlüğünde görev yapan davacının, 2000 yılı sicilinin 10.7.2000 tarihinden önce görev yaptığı kurum olan Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından olumsuz düzenlenmesi işlemi ile olumsuz sicile yaptığı itirazın reddine ilişkin 18.12.2000 günlü işlemin iptali istemiyle açılan dava da; Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında, haklarında sicil raporu düzenlenecek memurların, değerlendirilmelerini yapacak sicil amirlerinin yanında en az altı ay çalışmış olmalarının şart olduğu; 14. maddesinde, bir görevde altı ay veya daha fazla bir süre bulunup başka göreve atananların sicil raporlarının bunların atanmalarından önceki sicil amirlerince ayrıldıkları tarihi takip eden onbeş günde doldurulacağı ve yeni görev yerlerine gönderilmek üzere ilgili makamlara teslim edileceği hükümlerinin düzenlendiği, aynı Yönetmeliğin 3. maddesinde de, sicil raporunun, sicil amirlerinin, mesleki ehliyetin belirlenmesini sağlayan soruları not usulüyle, şahsiyetle ilgili konuları mütalaa şeklinde değerlendirerek memurların mesleki ehliyetleriyle şahsi meziyet ve kusurlarını belirledikleri form olarak tanımlandığı, sicil raporunun bu tanımı ile Sicil Yönetmeliğinin anılan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; sicil raporunda temel olanın, görev yeri değil sicil amiri olduğu, 14. madde hükmünden de, memurların altı aydan daha az süre ile görev yapmaları halinde ilgili sicilin yeni görev yerindeki sicil amirince doldurulacağının anlaşıldığı, memurun mesleki ehliyetinin ve şahsiyetiyle ilgili değerlendirmelerin en çok süreyle birlikte çalıştığı sicil amiri tarafından düzenlenmesinin esas olduğu, dosyanın incelenmesinden, 1986 yılından itibaren Balıkesir Vakıflar Bölge Müdürlüğünde görev yapan davacının, 31.3.2000 onay tarihli işlemle Diyarbakır Bölge Müdürlüğüne atandığı ve 1.5.2000 tarihinde göreve başladığı, 10.7.2000 tarihinde de kurum değişikliği yapılarak DSİ Balıkesir Bölge Müdürlüğüne atamasının yapıldığı, davacının 2000 yılı içinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatı olan Balıkesir'de 3 ay 16 gün, Diyarbakır'da 2 ay 23 gün, Devlet Su İşleri Balıkesir Bölge Müdürlüğünde 5 ay 21 gün görev yaptığı, 2000 yılı sicilinin eski kurumu olan davalı idare tarafından olumsuz düzenlendiği, 2000 yılı içinde üç ayrı yerde farklı sürelerde görev yapan davacının, 2000 yılı sicilinin en çok süreyle (5 ay 21 gün) yanında görev yaptığı yeni görev yeri sicil amiri DSİ Balıkesir XXV. Bölge Müdürlüğü tarafından doldurulması gerekirken, eski kurumun taşra teşkilatında farklı illerde farklı sicil amirleriyle çalıştığı sürelerin toplamının altı aydan fazla olduğu nedeniyle davalı idare tarafından olumsuz olarak düzenlenen 2000 yılı sicilinde yetki yönünden mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptali yolunda Bursa 2. İdare Mahkemesince verilen 15.2.2002 gün ve E:2000/1582, K:2002/167 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca bozulması isteminden ibarettir.
TÜRK MÎLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 15.2.2002 günlü, E:2000/1582, K:2002/167 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 8.2.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ( D.2.D. Esas No : 2004/5882 Karar No : 2005/496)
20- 657 sayılı devlet memurları kanununun 117. ve 118. maddeleri, olumsuz siciller konusunda "özel" bir düzenleme getirmiş olduğundan, bu konuda açılacak davalarda dava açma süresinin anılan maddelerdeki hükümler gözönünde tutularak hesaplanmasının gerektiği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan : ....
Karşı Taraf : ... Üniversitesi Rektörlüğü
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... Üniversitesinde okutman olan davacının, 2001 yılı sicilinin olumsuz olarak düzenlenmesine ilişkin ...
Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının 17.10.2001 gün ve 2735-5049 sayılı işlemi ile bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Rektörlüğün 6.12.2001 gün ve 1127-06005 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; dosyanın incelenmesinden davacıya ait 2001 yılı sicilinin olumsuz düzenlendiğine ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğünün 17.10.2001 tarih ve 2737-5049 sayılı işleminin davacıya 18.10.2001 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu işleme karşı 16.11.2001 tarihli dilekçe ile itirazda bulunduğu, itirazın 6.12.2001 tarih ve 1127-06005 sayılı işlemle reddedildiği ve bu işlemin davacıya aynı gün tebliğ edildiği, bunun üzerine 4.2.2002 tarihinde kayda giren dilekçe ile bu davanın açıldığının anlaşıldığı, davacının sicilinin olumsuz düzenlendiğinin bildirilmesine ilişkin işlemin tebliğ edildiği 18.10.2001 tarihinden itibaren dava açma süresinin başladığı ve 16.11.2001 tarihinde yapılan itiraz ile dava açma süresiin durduğu, itirazın reddine ilişkin işlemin tebliğ tarihi olan 6.12.2001 tarihinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı dikkate alındığında, davacının, dava konusu işlemin tebliğ tarihinden itibaren itiraz tarihine kadar geçen 29 günlük süreyi de dava açma süresine dahil ederek itirazın reddine ilişkin işlemin tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresinden kalan 31 günlük süre içinde en geç 7.1.2002 tarihinde (6.1.2002 tarihi hafta sonuna gelmesi nedeniyle) dava açması gerekirken 4.2.2002 tarihinde açılan bu davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddeden ... İdare Mahkemesinin ... gün ve ...sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi Nihat TOKTAŞ'ın Düşüncesi :İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Münevver DEMİR'in Düşüncesi :Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık; ... Üniversitesinde okutman olan davacının, 2001 yılı sicilinin olumsuz olarak düzenlenmesine ilişkin ...
Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının 17.10.2001 gün ve 2735-5049 sayılı işlemi ile bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Rektörlüğün 6.12.2001 gün ve 1127-06005 sayılı işleminin iptali isteminden kaynaklanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 117. maddesinde, Devlet Memurlarının yetersizlikleri halinde sicil raporlarında yazılı bulunan kusur ve eksikliklerinin, uyarılmaları bakımından gizli bir yazı ile atamaya yetkili sicil amirleri tarafından kendilerine bildirileceği; aynı Yasanın 118. maddesinde de, 117. maddeye göre kendilerine tebligat yapılan Devlet memurlarının buna karşı tebliğ terihinden itibaren en çok bir ay içinde aynı amirlere itiraz edebilecekleri, atamaya yetkili amirlerin bu itirazla ilgili kararlarını iki ay içinde ilgililere yazı ile bildirecekleri hükümleri yer almıştır.
Sözü geçen maddelerle olumsuz içerikli sicillere itiraz, itiraz mercii ve itirazın tabi olacağı süre yönlerinden "özel" bir düzenleme yapılmış olduğunu vurgulamak gerekir. Kendilerine 117. madde kapsamında tebligat yapılanlara, tebligat konusu işlemin usule ve hukuka ayrı olduğu iddiasıyla, yasal süre içinde doğrudan doğruya iptal davası açmak ya da sözü geçen işlemin değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir işlem yapılmasını sağlamak amacıyla atamaya yetkili amire itirazda bulunmak seçenekleri tanınmış bulunmaktadır. İtiraz yoluna başvurulması halinde yetkili amire, konuyu inceleyip değerlendirmesi ve sonuçlandırması için en çok iki aylık bir süre tanınmaktadır. Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerinde de aynı yolda hükümlere yer verilmektedir.
117. ve 118. maddelerdeki düzenlemenin yanlızca sicilleri kapsayan "özel" niteliğinden dolayı, 118. madde uyarınca yapılan itirazın 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında düşünülmesine ve bu itirazın gerek tabi olacağı süre, gerek dava süresine etkisi yönlerinden anılan Yasanın 11. maddesine göre değerlendirilmesine olanak yoktur. Bir başka anlatımla, kendisine 117. madde uyarınca tebligat yapılan ilgilinin tebligat konusu işleme karşı doğrudan doğruya iptal davası açmayarak itiraz yoluna başvurması halinde 60 günlük dava süresi itirazının reddine ilişkin işlemin tebliğ tarihinden, itirazı cevap verilmemek suretiyle reddedilmişse iki aylık cevap süresinin bittiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olup itiraza konu işlemin tebliğ tarihi ile itiraz tarihi arasında geçen sürenin dava süresinin hesabında dikkate alınmasına, konunun "özel" hükümlerle düzenlenmiş olması nedeniyle, yasal olanak bulunmamaktadır.
Üniversitesinde okutman olan davacının, 2001 yılı sicilinin olumsuz düzenlendiğinin bildirimine ilişkin işlemin 18.10.2001 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 657 sayılı Yasanın 118. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçirildikten çok sonra 5.12.2001 tarihinde itirazda bulunduğu, bu itirazının 6.12.2001 gün ve 06005 sayılı işlemle reddedildiği, bu işlemin de aynı gün davacıya (6.12.2001 tarihinde) tebliğ edilmesi üzerine 4.2.2002 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır.
Bu durumda; 2001 yılı sicilinin olumsuz düzenlendiğinin bildirilmesine ilişkin işlemin 18.10.2001 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davacının, 657 sayılı Yasanın 118. maddesinde belirtilen "bir aylık" sürede itirazda bulunup, bu itirazın reddi halinde idari dava açmak için öngörülen sürede (60 gün ) dava açması gerekmekte olup, itiraz için özel hükümlerle öngörülen bir aylık sürenin geçirilmiş olması nedeniyle altmış günlük dava açma süresinin artık bildirimin yapıldığı 18.10.2001 tarihinden itibaren başlatılmasının gerektiği dikkate alındığında, bu haliyle de davanın süresinde açılmadığı anlaşıldığından, temyize konu mahkeme kararı sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.
Öte yandan, İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına 12.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.( D.8.D. Esas No : 2002/1541 Karar No : 2003/1122)
21- İlgili Yılda 3 Aylık Fiili Çalışması Olan Ve Görevden Uzaklaştırılmış Bulunan Davacı Hakkında Dava Konusu Yılda Yetkili Sicil Amirlerince Sicil Düzenlenebileceği Hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ?
Karşı Taraf : ? Belediye Başkanlığı,
İsteğin Özeti : Davacı, olumsuz olarak düzenlenen 1999 yılı sicil raporunun iptali istemiyle dava açmıştır.
Denizli İdare Mahkemesinin 17.7.2000 günlü, E:2000/105, K:2001/758 sayılı kararıyla, dosyanın incelenmesinden; davalı idarede memur olarak görev yapan davacının, 1997 yılında zimmet ve zimmet vukuuna sebebiyet suçundan yargılandığı ve ? Ağır Ceza Mahkemesinin 6.11.1997 günlü ve 1997/115 sayılı kararıyla görevi ihmal suçundan cezalandırıldığı, 1994 ve 1995 yıllarına ait sicillerinin orta olduğu, 14 Kasım 1995 tarihinden 15 Temmuz 1998 tarihine kadar açıkta kaldığı, 1996 ve 1997 yıllar için açıkta olması nedeniyle sicil raporu düzenlenmediği, 1998 yılı sicilinin (45) olumsuz olduğu, 22 Nisan 1999 tarihinde belediyede işi yavaşlatma ve işi engellemek yönünde direnişe geçtiği gerekçesi ile açığa alındığı hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan soruşturma sonucu getirilen teklif doğrultusunda ? Belediyesi Disiplin Kurulunca 26.1.2000 tarihinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası verildiği ve dosyanın İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna gönderildiği ve davacının 1999 yılı sicilinin 1 Ocak 1999 ile açığa alındığı 22 Nisan 1999 tarihini kapsamak üzere olumsuz (40) olarak düzenlendiği, bu durumda Devlet memuru görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği açık olan davacıya görevde bulunduğu süreleri kapsamak üzere düzenlenen olumsuz sicil işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından sicil amiri yanında 6 ay çalışma koşulunun gerçekleşmediği ileri sürülmekte ise de, Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 13/6.maddesinde, 3 ay fiilen çalışmış olmak şartıyla sicil amiri yanında çalışırken alınan mazeret izinleri ile yıllık izinlerin ve hastalık izinlerinin hizmet içi eğitimde geçirilen sürelerin sicil raporu düzenlenmesi için gerekli 6 aylık süreye dahil olması, 657 sayılı Kanunun 137. maddesinde, görevden uzaklaştırmanın Devlet kamu hizmetinin gerektirdiği hallerde görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olduğunun belirtilmesi ve görevden uzaklaştırılan memurun hak ve yükümlülüklerinin devam etmesi karşısında açıkta geçen sürelerde 6 aylık süreye dahil olacağından, olayda fiilen 3 aydan fazla görev yapan davacı açısından 6 aylık süre koşulunun gerçekleşmediğinin kabulüne olanak bulunmadığından, davacı iddiasında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı, belediye başkanının siyasi düşüncelerle pek çok belediye çalışanının işine son verdiğini, olumsuz sicil düzenlemeyi alışkanlık haline getirdiğini, hiçbir zaman işi yavaşlatmadığını ve direnişe geçmediğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Zuhal Öztaş
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Yaşar Uğurlu
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Denizli İdare Mahkemesince verilen 17.7.2000 günlü, E:2000/105, K:2000/758 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 4.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. ( D.12.D. Esas No : 2001/801 Karar No : 2003/3853)
22- Devlet memurları sicil yönetmeliğinin 21. Maddesi gereğince yetersiz olarak değerlendirilmiş sicil raporlarında belirtilen kusur ve noksanlıkların bildirilerek ilgilinin uyarılmamış olması olumsuz sicilin usul yönünden iptalini gerektirmeyeceği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ? Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. ?
Karşı Taraf : ?
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : Erzurum İdare Mahkemesinin 3.5.2001 günlü, E:2001/294, K:2001/655 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Zuhal Öztaş
Düşüncesi : Davacıya iki yıl sicilinin olumsuz olduğunun bildirilmesi üzerine sözkonusu sicillerin iptali istemiyle açılan davada davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken usul yönünden verilen iptal kararında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı : Erkan Cantekin
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Davacı, olumsuz olarak düzenlenen 1999 ve 2000 yılı sicil raporlarının iptali istemiyle dava açmıştır.
Erzurum İdare Mahkemesinin 3.5.2001 günlü, E:2001/294, K:2001/655 sayılı kararıyla; davalı idarede görev yapan davacı hakkında olumsuz olarak düzenlendiği ileri sürülen iki yıllık sicil raporu nedeniyle 29.1.2001 günlü, 180 sayılı yazı ile bilgi verildiği, gerek dava dilekçesinde gerekse davalı idare savunmasında olumsuz düzenlenen iki yıllık sicil raporlarının 1999 ve 2000 yıllarına ait olduğunun görüldüğü, Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği uyarınca olumsuz düzenlenen bu yıla ait sicil raporlarından dolayı bildirimin, sicil raporlarının ilgili makama teslim tarihinden itibaren bir ay içinde kusur ve noksanlıklar da belirtilmek suretiyle yapılması gerekirken, 1999 yılı için bu süre geçirilerek ve her iki yıl için de kusur ve noksanlıklar belirtilmeden yapılan dava konusu edilen bildirim yazısında hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, davacının eğitimi ve geçmiş dönemlerdeki memuriyet hayatında şu an yürütmekte olduğu hizmetlerle ilgisi bulunmadığı işlerde çalışması nedeniyle başarısız olduğunu, çeşitli disiplin cezaları aldığını, öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 21. maddesinde, "Yetersiz olarak değerlendirilmiş bulunan memurlar, bu duruma sebep olan kusur ve noksanlıklarını gidermeleri için sicil raporlarının, bunların muhafazası için görevli makamlara en son teslim tarihini takip eden bir ay içinde atamaya yetkili amirlerce gizli bir yazı ile uyarılırlar.", 22. maddesinde; 21. madde uyarınca uyarılan memurlar, uyarı yazısını tebellüğ ettikleri tarihi takip eden 1 ay içinde atamaya yetkili amirlerine itirazda bulunabilirler, 23. maddesinde ise, itirazlar, sadece uyarı yazısında belirtilen kusur ve noksanlıklara karşı yazılı olarak yapılır. " hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının başarısız ve disiplinsiz olduğundan iki yıllık sicil raporunun olumsuz düzenlendiği hususunun ? Genel Müdürlüğü Personel ve Eğitim Daire Başkanlığının 29.1.2001 günlü, 180 sayılı yazısı ile davacıya bildirilmesi üzerine 1999 ve 2000 yılı sicil raporlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmüş olup; davanın konusunu; davacının olumsuz olarak düzenlenmiş 1999 ve 2000 yılı sicillerinin iptali istemini oluşturduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yer alan yönetmelik uyarınca memurların yetersiz olarak değerlendirilmesi halinde sicil raporlarının görevli makamlara teslim tarihinden itibaren bir ay içinde gizli bir yazı ile uyarılacakları ve ilgilinin de bir ay içinde uyarı yazısında belirtilen kusur ve noksanlıklara karşı itirazda bulunabileceği hususu yer almış olup, memurların kusur ve noksanlıkları bildirilerek uyarılması, uyarı yazısında belirtilen kusur ve noksanlıklara karşı bir ay içinde itiraz yapılabilmesini sağlamaya yönelik olarak düzenlenmiş olup, davacının başarısız ve disiplinsiz olduğundan bahisle sicil raporlarının olumsuz düzenlendiğinin bildirilmesi üzerine açılan davanın konusunu oluşturan davacının 1999 ve 2000 yıllarına ait sicillerinin incelenerek bir karar verilmesi gerekirken 1999 yılı sicili için bir ay geçirilerek, her iki yıl için de kusur ve noksanlıklar belirtilmeden yapılan bildirim yazısında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bildirime ilişkin yazının davanın konusunu oluşturduğu esasından hareketle işlemin iptali yolunda verilen İdare Mehkiemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Erzurum İdare Mahkemesince verilen 3.5.2001günlü, E:2000/294, K.2001/655 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 4.12.2003 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacının, olumsuz olarak düzenlenen 1999 ve 2000 yılı sicil raporlarının iptali istemiyle tek dilekçe ile davaaçıldığı anlaşılmakta olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca her bir sicil için ayrı dava açılması gerekeceğinden, dava dilekçesinin reddi gerekirken işlemin iptali yolunda verilen kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum. ( D.12.D. Esas No : 2001/2485 Karar No : 2003/3855)













