Mahkeme Karar Özetleri
Özel Yasa Hükümleri
Özel Yasa Hükümleri
1- 4357 sayılı kanunun 11.maddesi uyarınca kurulan sandığa, 4306 sayılı kanunla getirilen düzenlemeler "ilkokul" ve "ortaokul" ibareleri "ilköğretim okulu" olarak değiştirildiğinden sonra, ilkokul kurumu ve ilkokul öğretmenliği kavramlarından söz etmek olanaksız bulunduğundan, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar ilköğretim okullarından görevli öğretmenlerin üye olmaları konusunda yasal bir zorunluluk bulunmadığı hk.
İstişari düşünce istemi, 4357 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığına üye olacakların arasında ilkokul öğretmenlerinin de sayılmasına karşın, 4306 sayılı Kanunla ilkokul ve ortaokul kurumlarının birleştirilerek ilköğretim kurumu olarak değiştirildiği, bu nedenle kurum ölçüt alınarak, ilköğretim kurumlarında görevli bütün öğretmenlerin Sandığa üye yapılıp yapılmayacağı konusunda ortaya çıkan duraksamanın giderilmesine ilişkin bulunmaktadır.
4357 sayılı "Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun"un 11 inci maddesinde "Hükmi şahsiyeti haiz ve Maarif Vekaletine bağlı olmak üzere (İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı) adı ile bir sandık kurulur.
Maarif Vekaleti bütçesinden maaş alan ilkokul öğretmenleri, ilkokul yardımcı ve stajyer öğretmenleri, yetiştirme yurtları öğretmenleri, arızalı çocuklara ilk tahsillerini veren müesseselerin öğretmenleri, Maarif müdürleri, ilköğretmen müfettiş ve denetmenleri, uygulama okulu öğretmenleri, ilköğretim Umum Müdürlüğü ve maarif müdürlüklerinde vazifeli memurlar ile Sandık işlerinde çalışan memurlar Sandığa azadırlar." denilmektedir.
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddelerinde yer alan "İlköğretim okulları,beş yıllık ilkokullar ile üç yıllık ortaokullardan meydana gelir. İlkokulun son sınıfı bitirildiğinde ilkokul diploması; ortaokulun son sınıfı bitirildiğinde ortaokul diploması verilir" kuralı,4306 sayılı "İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kağıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı
Alınması Hakkında Kanun"la değiştirilmiş ve "İlköğretim kurumları sekiz yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere ilköğretim diploması verilir." kuralı getirilmiştir.
Yine 4306 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle; 222, 1739 ve 3308 sayılı Kanunlarda birlikte veya ayrı ayrı geçen "ilkokul" ile "ortaokul" ibareleri "ilköğretim okulu" olarak değiştirilmiştir.
Bu durumda, getirilen yeni ilköğretim sistemi karşısında, ilkokul kurumunun kalktığını kabul etmek zorunludur. Dolayısıyla 4306 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, ilkokul kurumu ve ilkokul öğretmenliği kavramlarından da söz etmek olanaksızdır.
Milli Eğitim Bakanlığının istişari düşünce istemi yazısında, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 14 üncü maddesi ve 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile ilkokul öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanunun Ek Madde 1 hükümleri ile Talim ve Terbiye Kurulunun çeşitli kararlarından söz edilerek; ilkokul öğretmeni unvanı kalktıktan sonra, bu unvanın, ilköğretim okullarında görevli sınıf öğretmenlerini kapsadığı, bu nedenle Sandığa, branşı sınıf öğretmeni olan ilköğretim öğretmenlerinin üye olabilecekleri, diğer branş öğretmenlerinin ise üye olamayacaklarının düşünüldüğü belirtilmektedir.
222 sayılı Kanunun "İlde İlköğretim Görevlileri" başlığını taşıyan 14 üncü maddesinin (b) bendinde, öğretmenler sınıf, branş, okul öncesi eğitim, özel eğitim öğretmenleri ile gezici öğretmenler ve usta öğreticiler olarak sayılmakta, 439 sayılı Kanunun Ek 1 inci maddesinde ilköğretim kurumlarında görevli sınıf öğretmenlerinin aylıkları karşılığında haftada 18 saat, branş öğretmenlerinin 15 saat ders okutmakla yükümlü oldukları belirtilmiş bulunmaktadır.
Söz konusu kuralların birlikte değerlendirilmesinden, ilkokul öğretmeni unvanının kalktığı, ilköğretim kurumunda görevli olma açısından, branş ve sınıf öğretmenleri arasında bir fark gözetilmediği, sınıf öğretmenliği unvanının eski ilkokul öğretmenliği unvanı anlamına geldiği konusunda da herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda 13.1.1943 tarihli ve 4357 sayılı Kanunla oluşturulmuş Sandığa, 16.8.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.8.1997 tarihinden sonra, ilkokul kurumu kavramı ve ilkokul öğretmeni unvanı kaldırılmış olduğundan ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin Sandığa zorunlu üye yapılmalarına yasal olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirlenen nedenlerle, 4306 sayılı Kanunla oluşturulan ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin, yeni bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar, 4357 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle kurulmuş "İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı" na üye olmaları konusunda yasal bir zorunluluk bulunmadığı görüşüne varılarak dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına karar verildi. (D.1.D K:1999/70 E:1999/56)
- 2. Sınıf öğretmeni olan davacıya öğretmenlik mesleği ile ilgili fiil nedeniyle 4357 sayılı yasanın 7/b maddesi çerçevesinde ceza verilmesi gerektiğinden 657 sayılı yasanın 125/d-n maddesi uyarınca ceza verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ?
Karşı Taraf : Konya Valiliği
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : Konya İdare Mahkemesinin 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Şengül Güler
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : E.Nur Necef
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava; sınıf öğretmeni olan davacının; 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesi uyarınca bir yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Konya İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunun ? günlü kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Konya İdare Mahkemesinin 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı kararıyla; davacının göreve başladığı tarihten itibaren yıllık, ünite ve günlük planları yapmadığı, sınıfında günlük ünite planlarını oluşturmadığı, bu haliyle verilen emirleri kasten yapmamak fiilinin subuta erdiği, öte yandan, davacının daha önce disiplin cezası almış olması, sicillerinin iyi ve çok iyi olmaması nedeniyle alt ceza uygulanması konusunda Yasada öngörülen unsurların da oluşmadığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; görevi yerine getirmeme konusunda kastının bulunmadığını, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesinin 1/D fıkrasında; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, fiilin ağırlık derecesine göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulması cezası olarak tanımlanmış, bu fıkranın (n) bendinde de; "verilen emir ve görevleri kasten yapmamak" fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
4357 sayılı Hususi idareden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı İle Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanunun 7. maddesinin (b) bendinde; vazifelerini yapmadıkları sabit olanlara fiillerinin mahiyet ve derecesine göre birinci defasında bir günlükten üç günlüğe ve ikinci defasında üç günlükten on günlüğe kadar ücret veya maaş kesimi cezası verileceği öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; Konya ? İlköğretim Okulunda Sınıf Öğretmeni olarak görev yapan davacının, göreve başladığı 5.10.1998 tarihinden 11.6.1999 tarihine kadar sınıf ile ilgili yılık, ünite ve günlük planları yapmamak, sınıfta ünite planlarını oluşturmamak fiillerinin, hakkında yapılan soruşturma sonucu sübuta erdiği anlaşılmış olup, bu fiillerinin hem 4357 sayılı Yasanın 7/b.maddesinde, hem de 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesinde düzenlendiği, ancak, bu fiil nedeniyle ilgiliye verilecek cezanın niteliğinin, her iki Yasada farklı belirlendiği görülmektedir.
Bu duruma göre, olayda; davacının fiillerinin öğretmenlik mesleği ile ilgili olması, 4357 sayılı Yasada meslekle ilgili bu fiiller için daha alt ceza öngörülmüş olması karşısında davacıya anılan Yasanın 7/b maddesinin uygulanması hakkaniyet gereği olduğundan, daha ağır ceza öngören 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesinin uygulanmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Konya İdare Mahkemesince verilen 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 13.12.2005 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Hukuk ve usule uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım. (D.1.D K:1999/70 E:1999/56)
3- Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesi müdür yardımcısı olarak görev yapan davacı hakkında ilköğretim müfettişince yapılan soruşturma sonucu düzenlenen rapora göre disiplin cezası verilemeyeceği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ?
Karşı Taraf : Zonguldak Valiliği
İsteğin Özeti : Zonguldak İdare Mahkemesinin 31.3.2005 günlü, E:2004/962, 2005/340 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Egemen Devrim Durmuş
Düşüncesi : Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : E.Nur Necef
Düşüncesi : Zonguldak İdare Mahkemesinin 31.3.2005 gün ve E:2004/962, K:2005/340 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
13.8.1999 gün ve 23785 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliğinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan 42 nci maddesinde, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının görev alanları düzenlenmiş olur müfettiş ve müfettiş yardımcılarının rehberlik ve iş başında yetiştirme teftiş ve değerlendirme inceleme, soruşturma hizmetlerine yönelik olarak;
a)İlköğretim Okulları, b)Yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar, c)özel eğitime muhtaç çocuklar için açılmış okullar ve sınıflar, d)Okul öncesi eğitim kurumları uygulama sınıfları ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar, e) Halk eğitim merkezi ve akşam sanat okulları ile bunlara bağlı kurslar, f)çıraklık eğtim merkezleri, g3) Eğitim araçları ve donatım merkezi ve akşam sanat okulu müdürlükleri h) Rehberlik ve araştırma merkezlerinde ve akşam sanat okulu müdürlükleri, i) Öğretmen ve akşam sanat okulları, öğretmen evi, lokalleri ve sosyal tesisleri, j) milli eğitim yayın evleri k) sağlık eğitim merkezleri, e)hizmetici eğitim enstitüleri ve akşam sanat okulları ile hizmetiçi eğtiim merkezleri, m) spor ve işcilik merkezleri, n)Gençlik ve izcilik eğitim tesisleri o) öğrencileri yetiştirme ve sınavlara hazırlama kursları, (p) Özel eğitim kurumlarına bağlı dershane ve okullar ile her türlü özel yaygın eğitim kursları, Diyanet İşleri Bakanlığına bağlı kur-an kursları (s) Dernek ve Vakıflarca açılan ve Bakanlığın denetimi ve gözetimi altında bulunan gerçek ve tüzel (şirket) kişilere ait öğrenci yurtları, (t) Valilikce denetimi uygun görülen diğer okul ve kurumların görev alanlarının oluşturduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan düzenleme uyarınca ilköğretim müfettişlerinin teftiş değerlendirme, inceleme ve soruşturma yapma yetkileri yönetmelikte sayılan okul ve kurumlarla sınırlı olup, bu kapsamda yer almayan liselerin denetimi hakkında soruşturma yapma yetkisi Bakanlığa ait bulunmaktadır.
Yapılan açıklamalar karşısında ? Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesinde Müdür yardımcısı olarak görev yapan davacı hakkında yetkili olmayan ilköğretim müfettişi tarfından düzenlenen soruşturma raporuna dayanılarak tesis edilen işlemde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle aksi yöndeki mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, ? Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesinde müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Yasanın 125/D-f maddesi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Zonguldak İdare Mahkemesinin 31.3.2005 günlü, E:2004/962, K:2005/340 sayılı kararıyla; dava dosyasının incelenmesinden, davacının anasınıfı tadilatı ile ilgili gerekli uygunluk raporu ve İl veya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden onay yazısı gelmeden tadilat yaptığından bahisle 1702 sayılı Yasanın 20/1.maddesi uyarınca ihtar cezası, davacının görev yaptığı dönemde öğrencilere staj yaptırılmadığı halde usulsüz staj belgesi düzenlemesi nedeniyle 657 sayılı Kanunun 125/D-f maddesi uyarınca bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması, okul dışında staj yapan öğrenciler için koordinatör öğretmen görevlendirme fiilinin karşılığı olarak bir günlük maaş kesimi cezası, 2002-2003 öğretim yılı başından itibaren üç hafta süreyle ders programını hatalı uyguladığı ve onayladığı hususu ile ilgili olarak ta 1702 sayılı Yasanın 20/1.maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının tevhiden 657 sayılı Yasanın 125/D-f maddesi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olarak tesis edildiğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
13.8.1999 günlü, 23785 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliğinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan 42. maddesinde, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının görev alanları düzenlenmiştir. Buna göre, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının rehberlik ve iş başında yetiştirme, teftiş ve değerlendirme, inceleme, soruşturma hizmetlerine yönelik olarak;
a)İlköğretim Okulları,
b)Yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar,
c)Özel eğitime muhtaç çocuklar için açılmış okullar ve sınıflar,
d)Okul öncesi eğitim kurumları, uygulama sınıfları ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar,
e)Halk eğitim merkezi ve akşam sanat okulları ile bunlara bağlı kurslar,
f)Çıraklık eğitim merkezleri,
g)Eğitim araçları ve donatım merkezi ve akşam sanat okulu müdürlükleri,
h)Rehberlik ve araştırma merkezlerinde ve akşam sanat okulu müdürlükleri,
i)Öğretmen ve akşam sanat okulları, öğretmen evi, lokalleri ve sosyal tesisleri,
j)Milli eğitim yayın evleri,
k)Sağlık eğitim merkezleri,
I)Hizmetiçi eğitim enstitüleri ve akşam sanat okulları ile hizmetiçi eğitim merkezleri,
m)Spor ve izcilik merkezleri,
n)Gençlik ve izcilik eğitim tesisleri,
o)Öğrencileri yetiştirme ve sınavlara hazırlama kursları,
p)Özel eğitim kurumlarına bağlı, dershane ve okullar ile her türlü özel yaygın eğitim kursları,
r)Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı kur-an kursları,
s)Dernek ve vakıflarca açılan ve Bakanlığın denetimi ve gözetimi altında bulunan gerçek ve tüzel (şirket) kişilere ait öğrenci yurtları,
t)Valilikçe denetimi uygun görülen diğer okul ve kurumların, görev alanlarını oluşturduğu hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer alan düzenleme uyarınca İlköğretim müfettişlerinin teftiş değerlendirme, inceleme ve soruşturma yapma yetkileri Yönetmelikte sayılan okul ve kurumlarla sınırlı olup, bu kapsamda yer almayan liselerin denetimi hakkında soruşturma yapma yetkisi Bakanlığa ait bulunmaktadır.Bu durumda, ... Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesinde müdür yardımcısı olarak görev yapan davacı hakkında yetkili olmayan ilköğretim müfettişi tarafından düzenlenen soruşturma raporuna dayanılarak tesis edilen işlemde mevzuata uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulüyle, Zonguldak İdare Mahkemesince verilen 31.3.2005 günlü, E:2004/962, K:2005/340 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 7.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12.D K:2005/3130 E:2005/3061)
4- Merkez ilçedeki bir lisede öğretmen olan davacıya 1702 sayılı kanunun 21/1. Maddesi gereğince ilçe milli eğitim müdürünün aylık kesim cezası vermeye yetkili olmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ? Kaymakamlığı
Karşı Taraf : ?İsteğin Özeti : Dava, ? Kız Meslek Lisesi öğretmeni olarak görev yapan davacının, 1702 sayılı Yasanın 21/1.maddesi uyarınca tevhiden on ders saati ücreti kesimi cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Adana 1. İdare Mahkemesinin 19.12.2000 günlü, E:2000/219, K:2000/1291 sayılı kararıyla; dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında; velilerden, okuldaki diğer öğretmenlerden ve müdür yardımcılarından şikayet geldiği, davacının 6.9.1999 tarihinde sabah dersi ile 13.5.1999 günü derse gelmediği, yapılan soruşturma sonucu isnad edilen fiillerin sübuta erdiği, soruşturma sonucu yapılan teklif uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda, bizzat vali tarafından, bu olmadığı taktirde de 657 sayılı Yasanın 126/1.maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği uyarınca merkezde disiplin amiri olan okul müdürü ya da ilgili İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, yoksa şube müdürü tarafından verilmesi gerekirken İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından verilen disiplin cezasında usul ve hukuka uyarlık görülmediği, diğer taraftan Yönetmelikte en üst amir olarak Bakan, Müsteşar, Vali ve Kaymakamın belirtildiği, kurum amirinin, bu anlamda en üst amir olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, kararın usul ve yasaya uygun olmadığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Egemen Devrim Durmuş
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Efser Koçakoğlu
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Adana 1. İdare Mahkemesince verilen 19.12.2000 günlü, E:2000/219, K:2000/1291 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 21.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12.D K:2004/34 E:2001/2504)
5- Halk Eğitim Merkezi Müdürü Olan Davacıya, Yaygın Eğitim Kurumunda Görev Yapması Nedeniyle Dava Konusu Cezanın 657 Sayılı Kanuna Göre Verilmesi Gerekirken, 1702 Sayılı Kanunun 22/1 Maddesi Gereğince Kıdem İndirilmesi Cezası Verilmesinde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı Hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ? Valiliği
Karşı Taraf : ?
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : ? İli ? İlçesi Halk Eğitim Merkezi Müdürü olarak görev yapan davacının, 1702 sayılı Yasanın 23/1.maddesi uyarınca 1 yıl kıdem indirilmesi cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Adana 1. İdare Mahkemesinin 20.6.2002 günlü, E:2001/2065, K:2002/1216 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; ? İli ? İlçesi Halk Eğitim Merkezi Müdürü olan davacının, okuma yazma bilmeyen bir kişiye Yetişkinler 2. Kademe Eğitimi Başarı Belgesi düzenlediği, bu fiil nedeniyle 1702 sayılı Yasanın 23/1. maddesi uyarınca kıdem indirme cezası verilmesinin muhakkik tarafından teklifi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, 1739 sayılı Yasanın 18. maddesinde, Türk Milli Eğitim sisteminin örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana bölümden kurulacağına, örgün eğitimin okul öncesi eğitim, temel eğitim, orta öğretim ve yüksek öğretim kurumlarını kapsadığına işaret edildiği, yaygın eğitimin ise örgün eğitim dışındaki eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsadığının hükme bağlandığı, olayda davacının görev yaptığı kurumun yaygın eğitim kurumu olması nedeniyle 657 sayılı Yasa uyarınca cezalandırılması gerekirken 1702 sayılı Yasanın 22/1. maddesi uyarınca verilen disiplin cezasında mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, dava konusu işlemde hukuka ve usule aykırılık bulunmadığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Demet Özen
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Efser Koçakoğlu
Düşüncesi : İdare ve Vergi Mahkemelerince verilen kararın temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Adana 1. İdare Mahkemesince verilen 20.6.2002 günlü, E:2001/2065, K:2002/1216 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 2.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12.D K:2003/3802 E:2002/5548)
6- Özel kanunların, disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için, memurların eylemlerinin ve bu eyleme verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve açık olarak tanımlanması gerektiği, aksi halde genel kanun olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem tesis edilmesi gerektiği hk.
İsteğin Özeti : Denizli İdare Mahkemesinin 18.10.1999 günlü, E:1998/129, K:1999/894 sayılı Kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Danıştay Tetkik Hakimi …Düşüncesi: Davacının "bir gün göreve gelmemek" eyleminin tam karşılığının özel kanun olan 4357 sayılı Yasada bulunmaması nedeni ile 657 sayılı Yasa hükümleri uyarınca işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı_Düşüncesi_:Davacının bir gün göreve gelmemesi nedeniyle 657 sayılı yasanın 125.maddesini n (c) fıkrası (b) bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali yolundaki mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.
657 sayılı yasanın 125.maddesini n sondan bir önceki fıkrasında, -özel kanunların disiplin .suç ve cezalarına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş ise de. özel yasaların uygulanabilmesi için memurların eylemlerinin özel yasadan tam ve açık olarak tanımlanması gerekmektedir.
4357 sayılı yasada ise "bir gün göreve gelmemek" eyleminin tam karşılığının bulunmadığı anlaşıldığından davacı hakkında genel yasa olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece işin esasına girilerek dava konusu disiplin cezasının 657 sayılı yasa hükümlerine göre incelenerek bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, ... İlçesi ... İlköğretim Okulu öğretmeni olarak görev yapan davacının, 18.4.1996 tarihinde bir gün göreve gelmediği gerekçesiyle 657 sayılı Yasanın 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 25.4.1996 gün ve 243/33 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Denizli İdare Mahkemesinin 18.10.1999 günlü, E:1998/129, K:1999/894 sayılı kararıyla: 657 sayılı Yasanın 125.maddesinde, özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu hükmünün yer aldığı, bir konu hem genel kanunla hem de özel kanunla düzenlenmiş ise, özel kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin hukukun bilinen ilkelerinden olduğu, ancak özel yasada bu konuda düzenlenmiş bir hüküm yok ise, genel yasaya gidilmesinin mümkün olduğu, devlet' memurluğundan çıkarma cezası dışındaki diğer cezaların öğretmenler bakımından özel yasalarda belirlendiği ve vazifelerini yapmadıkları anlaşılan öğretmenlerin ücret veya maaş kesilmesi cezası ile cezalandırılacaklarının kurala bağlandığı, dava dosyasının incelenmesinden, davacının 18.4.1996 tarihinde göreve gelmemek suretiyle derslere girmediği gerekçesi ile 657 sayılı Yasa hükümlerine göre cezalandırıldığının anlaşıldığı, davacının söz konusu eylemi nedeni ile hakkındaki incelemenin 4357 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılması gerekirken 657 sayılı Yasa hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, 4357 sayılı Yasada bir gün göreve.gelmemek fiilinin düzenlenmediğini, davacının eylemine uygun disiplin suçunun tam karşılığının 657 sayılı Yasada düzenlenmesi nedeni ile bu yasa uyarınca ceza verildiğini, işlemin hukuka uygun olduğunu öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Uyuşmazlık ilköğretim okulu öğretmeni olan ve bir gün göreve gelmeyen davacının 657 sayılı Yasanın 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemden doğmuştur.
4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler için Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanunun 7.maddesini n (b) bendinde de, vazifelerini yapmadıkları ve yapanlara güçlük çıkardıkları, onların çalışma isteklerini sözleri ve hareketleri ile kırdıkları, okulu ve talebeyi herhangi bir şekilde zarara uğrattıkları sabit olanlara fiillerinin mahiyeti ve derecesine göre birinci defasında bir günlükten üç günlüğe kadar ücret ve maaş kesim cezası verileceği hükmü düzenlendikten sonra, son fıkrasında, bu kanunda açıklanmayan hallerin memurin kanunu hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin C/b bendinde de, özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiilinin aylıktan kesme cezasını gerektirdiği kuralı yer almıştır.
Olayda ise, ilkokul öğretmeni olan ve ülke çapında uygulanan memur eylemine katılması nedeniyle davacının, açılan soruşturma sonucunda özel kanun olan 4357 sayılı Yasada bir gün göreve gelmeme fiilinin karşılığı bulunmadığı nedeniyle, bu kanunun atıfta bulunduğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanarak bu Kanunun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranına aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar, 657 sayılı Yasanın 125.maddesinin sondan bir önceki fıkrasında. özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş ise de, özel yasaların uygulanabilmesi için memurların eylemlerinin ve bu eyleme verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve açık olarak tanımlanması gerekmektedir.
Yukarıda anılan 4357 sayılı Yasanın 7/b. maddesinde sayılan eylemlerin "bir gün göreve gelmemek" eyleminin tam karşılığım oluşturmadığı açık olup davacı hakkında genel kanun olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davacının 4357 sayılı Yasa hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiği şeklindeki idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından mahkemece işin esasına girilerek davaya konu disiplin cezasının 657 sayılı Yasa hükümlerine göre incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Denizli İdare Mahkemesince verilen 18.10.1999 günlü, E.-1998/129. K:1999/894 sayılı Kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3.fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine (T.C.DANIŞTAY Onikinci Daire Esas No: 2000/958 Karar No: 2000/4088).
7- Özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için, memurların eylemlerinin ve bu eylemlere verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve açık olarak tanımlanması gerektiği, aksi halde genel kanun olan 657 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem tesis edilmesi gerektiği hakkında. (Danıştay 12. Daire, E:2000/958, K:2000/4088, T:21.11.2000, s.601)
8- İlkokul müdürlerine verilecek disiplin cezalarında, 657 sayılı Yasa yerine 1702 sayılı Yasanın uygulanacağı hk.
İlkokul müdürlerine disiplin cezası; devlet memurları yasasına göre değil ilk ve orta tedrisat muallimlerinin terfi ve tecziyeleri hakkında kanuna göre verilmelidir.
İstemin Özeti: ... İlkokulu eski müdürü olan davacının, 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı, dava dosyası ve soruşturma dosyasının incelenmesinden, davacının okulun eski müdür yardımcısının disiplin cezası olan gizli evrakını müdür odasında herkese göstererek onu küçük düşürmeye çalıştığı fiilinin sübuta erdiğinin anlaşılması nedeniyle eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 19.06.1996 gün ve 752 sayılı kararının, olayda özel kanun olan 1702 sayılı Yasanın uygulanması gerekirken 657 sayılı Yasaya göre ceza verildiği, müvekkilinin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak kamu hizmetini yürüttüğü öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti: Özel kanunda açık bir düzenleme bulunmadığından genel kanun olan 657 sayılı Yasaya göre ceza verildiği, davacının işlediği fiillerin karşılığı olan disiplin cezası ile cezalandırılmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi A.K.`nın Düşüncesi: İlkokul müdürleri hakkında 1702 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağından 657 sayılı Yasaya göre verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Y.I.`nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, ilkokul müdürü olan davacıya 657 sayılı Yasa hükümleri uyarınca verilen disiplin cezasına ilişkin bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının ilkokul müdürü olarak görevli iken okul eski öğretmeni ve müdür yardımcısına ait disiplin cezasına ilişkin evrakı herkese göstererek onu küçük düşürmeye çalışması fiilinin, 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 125/C-a maddesindeki "kasıtlı olarak görev mahallinde kurumlarınca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek" kapsamında değerlendirilmesi ile 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı, idare mahkemesince de bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın, fiilin sübut bulduğu gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
657 sayılı Yasanın 125. maddesinin sondan 2. fıkrasında, özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu açık ve kesin olarak belirtilmiş bulunmaktadır.
Özel kanun olan 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanunun 19. maddesinde, müdür, başmuallim ve muallimlere ve ilk tedrisat müfettişlerine suçların mahiyetine ve derecesine göre kanunda yazılı cezaların verileceği, 22. maddesinin 1. bendinde ise, arkadaşlarına ve iş için gelenlere fena muamele etmek fiilinin maaş kesim cezasını gerektirdiği belirtilmiş olmakla; 1702 sayılı Yasanın ilk ve ilköğretim okulları müdürlerinin disiplin suçları hakkında da uygulanabileceği sonucu ortaya çıktığından, olayda, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası uygulanarak disiplin cezası verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer yandan, disiplin cezasına konu edilen eyleme gelince, soruşturma dosyasının incelenmesinden, davacının eski müdür yardımcısına ait disiplin cezasına ilişkin evrakı herkese göstererek onu küçük düşürmeye çalıştığı öne sürülüyor ise de, soruşturma sırasında alınan ifadelerden dört öğretmenin olayı doğrulamadığı, olayı doğrulayan öğretmenlerden birinin yazıyı görmediği, birinin yazıyı gördüğü ancak okumadığı, birinin ise yazıyı gördüğü ancak gizli olup olmadığını bilmediği, küçük düşürme gibi bir kanaatin oluşmadığı yolunda ifade verdikleri anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacıya ceza verilmesine neden olan "iş arkadaşlarına fena muamele etmek" fiilinin tam olarak gerçekleşip gerçekleşmediği tanık ifadeleri ile tesbit edilemediği gibi, ağır hizmet kusuru da teşkil etmeyen bu fiil nedeniyle verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık görülmediğinden davanın reddi yolundaki mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 6. İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine 19.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 8. Daire Esas No:1996/4273 Karar No:1997/4100)
9- Mal beyannamesini süresinde ve doğru olarak vermediği anlaşılan davacının disiplin cezası ile tecziyesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı hk.
Özü:5440 sayılı Memur ve Hizmetlilerden Mal Beyannamesi Alınması Hakkındaki Kanunun 1 inci maddesinde; devamlı veya geçici surette bir amme vazifesi ve hizmeti gören devlet daire veya diğer her türlü amme müesseseleriyle 3659 sayılı Kanunun şümulüne giren teşekkül ve müesseselerde görevli, hizmetli ve vazifelilerden menkul ve gayrimenkul malları ve borçları hakkında bir beyanname alınacağı, 2 nci maddesinde birinci maddede belirtilen görevlilerin ilk beyanname tarihinden sonra geçecek her beş yılda yeniden beyanname vermeye ve bu süre içinde menkul ve gayrimenkul mallarında önemli bir değişiklik vukua geldiği takdirde bunu da bir ay içinde ayrıca bildirmeye mecbur oldukları belirtilmiş, aynı kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında da, bu hükümlere aykırı davranışlarda bulunanlar hakkında inzibat kurul veya mercileri tarafından gecikme sebebine ve beyanname vermeyenin durumuna göre gereken inzibati cezalardan herhangi birinin bu cezalara mahsus sebeplere ve sıraya bağlı olmaksızın tertip olunabileceği hükmü getirilmiştir.
Dava ve Dairemizin E: 1982/3750 sayılı dosyasına ibraz edilen soruşturma dosyasının incelenmesinden; Tapu Sicil Muhafızı olan davacının mal beyannamelerini süresinde ve doğru olarak vermediği, soruşturma sırasında düzenlediği mal beyannamesinde de bir kısım varlıklarını göstermediği anlaşıldığından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125 inci maddesinin (Ç) bendi uyarınca on altı ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesinde mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine ve soruşturma dosyasının iadesine 9.11.1983 gününde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay 3.D. Esas No: 1982/2772, Karar No: 1983/2695
10- 1-a. 4357 ve 1702 sayılı Kanunlarda yer alan Disiplin cezalarının, 1702 Sayılı Kanunun 36, 37, 38 ve 40 ıncı maddelerde yer alan İnzibat Meclislerinin bugün yerini almış bulunan Disiplin Kurullarınca Lazımül-icra olarak verilip verilemeyeceği,
b. Bu Kurulların, İnzibat Meclislerine ait Özel Kanunlardan gelen İdari ve İstişari mahiyetteki diğer yetkileri de kullanıp kullanamayacakları,
2. 174 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin yetki devrine ilişkin 39 uncu maddesi karşısında:
a. Bakanın, Disiplin cezası, yetkisini de astlarına devir edip edemeyeceği,
b. Disiplin cezalarının sicilden silinmesine ilişkin 657 Sayılı Kanunun 2670 Sayılı Kanunla değişik 133 üncü maddesine göre; Disiplin cezasının sicilden silinmesi yolunda atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine sicilden silinme kararın; atamaya yetkili amir tarafından bizzat mı kullanılacağı veya bu yetkinin devrinin de mümkün olup olamayacağı,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.5.1982 günlü ve 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 126 ve 133 üncü maddeleriyle, 13.12.1983 günlü ve 174 sayılı Bakanlıkların kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39 uncu maddesinin uygulanması konusunda düşülen duraksamanın giderilmesi amacıyla istişari düşünce sistemine ilişkin Başbakanlığın 12.3.1984 günlü ve Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi Başkanlığı K.K.T.D.18/174-245/01844 sayılı yazısına ekli Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığının 2.3.1984 günlü ve Hukuk Müşavirliği 3755 sayılı yazısında aynen:
“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun disipline ilişkin hükümlerinde 2670 sayılı Kanunla değişiklikler yapılmış,
Bakanlıkların yeniden teşkilatlanması hakkındaki 13.12.1983 tarih ve 174 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de kamu yetkilerinin devrine dair hüküm getirilmiştir.
2670 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin E bendinin son fıkrasında “Özel Kanunların Disiplin Suçları ve Cezalarına ilişkin hükümleri” saklı tutulmuş iken, aynı kanunun 126 ncı maddesinde 2670 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonunda “Özel Kanunların Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır.” hükmü getirilmiş, böylece Kanunların hem disiplin suç ve cezalarına hem de disiplin cezası vermeye yetkili amirlerle kurulların yetkileri de saklı tutulmuştur.
Bakanlığımız itibariyle Disiplin suç ve cezaları ile Disiplin Amirleri ve Disiplin Kurullarını ihtiva eden Özel Kanunlar; 4357 ve 1702 sayılı Kanunlardır.
- 1702 Sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun’un 36 ncı maddesinde; Vilayet İnzibat Meclisleri, 40 ıncı maddesinde ise Maarif Vekaleti/İnzibat Komisyonu öngörülmüş olup, bu komisyonların gerek 4357 sayılı Kanun, gerekse 1702 sayılı Kanunla belirtilen “Maaş kesimi, kıdem tenzili, sınıf tenzili” gibi cezaları doğrudan doğruya “Lazımül icra” olarak verebilecekleri, ceza işlerinden başka bazı idari ve istişari işleri ifa ile de yetkili oldukları belirtilmektedir.
- Diğer taraftan; 657 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinde öngörülen “Devlet Memurları Disiplin Kurulları Yönetmeliği”nin 5.6.1974 tarih ve 14906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanıp yürürlüğe girmesi üzerine eski disiplin kurullarının hukuki varlıklarının sona erdiği de bilinen bir gerçektir.
- Ancak, “Özel Kanunların Disiplin Kurullarının yetkilerinin de saklı tutulduğu” hükmünden önce yürürlükte bulunan 5.6.1974 tarihli eski yönetmelik 2670 sayılı Kanunla değişik 134 üncü maddede belirtilen “Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği” ile yürürlükten kalkmışsa da, yeni yönetmelikte “Özel Kanunlarda yer alan kurulların yetkisine dair bir açıklık yoktur.
II. Bakanlıkların teşkilat ve görev esasları hakkında 174 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 39 uncu maddesinde aynen “Bakan, Müsteşar ve her kademedeki Bakanlık ve Kuruluş yöneticileri, sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle yetkilerimden bir kısmını astlarına devredebilirler.” hükmü getirilmiştir.
Kanunların, kuruluş olarak Bakanlıklara tanıdıkları yetkilerin Bakanlarca kullanılması asıl olmakla beraber Bakan tarafından gerektiğinde bu yetkilerin diğer amirlere devredilebilmesinin mümkün olduğu, Ancak; Kanunların Bakana tanıdığı yetkilerin devrinin mümkün olamayacağı, İdare Hukukunun genel bir ilkesi olduğu halde, Kanun Hükmündeki Kararnamede tasrih edilerek yer alması, Bakanın zatına tanınan yetkilerin de devredilebileceğine imkan vermeyi mi ifade etmektedir.
Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğinin görüşü;
- Kanunlarla Bakanlığa tanınan yetkilerin devredilebileceği, Bakana atfedilen yetkilerin devredilemiyeceği,
- Oluşumları, görev alanları Devlet Memurları Kanununa göre kurulan Disiplin Kurullarına uymayan Özel Kanunlardaki İnzibat Meclisleri gibi kurulların bu kanunlardan gelen yetkileri kullanamamalarının gerektiği merkezinde ise de;
657 sayılı Kanunun 126 ncı maddesinde 2670 sayılı Kanunla getirilen “Özel Kanunlarda year alan Disiplin Kurullarının yetkilerinin saklı olduğu” yolundaki hükmün uygulama niteliği olmayan bir hüküm olduğu sonucuna varılmaktadır ki, bu durumda Kanunun saklı tuttuğu, Yani; uygulanabileceğini öngördüğü Disiplin Kurullarının hangi yetkileridir.
III. Sonuç olarak;
Yukarıda belirtilen tereddütü mucip hususlar karşısında;
1. a. Bakanlığımız itibariyle Özel Kanunlarımızdan olan 4357 ve 1702 sayılı Kanunlarda yer alan Disiplin cezalarının, 1702 Sayılı Kanunun 36, 37, 38 ve 40 ıncı maddelerde yer alan İnzibat Meclislerinin bugün yerini almış bulunan Disiplin Kurullarınca Lazımül-icra olarak verilip verilemiyeceği,
1. b. Bu Kurulların, İnzibat Meclislerine ait Özel Kanunlardan gelen İdari ve İstişari mahiyetteki diğer yetkileri de kullanıp kullanamayacakları,
2. 174 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin yetki devrine ilişkin 39 uncu maddesi karşısında:
a. Bakanın, Disiplin cezası, yetkisini de astlarına devir edip edemeyeceği,
b. Disiplin cezalarının sicilden silinmesine ilişkin 657 Sayılı Kanunun 2670 Sayılı Kanunla değişik 133 üncü maddesine göre; Disiplin cezasının sicilden silinmesi yolunda atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine sicilden silinme kararın; atamaya yetkili amir tarafından bizzat mı kullanılacağı veya bu yetkinin devrinin de mümkün olup olamayacağı hususlarında düşülen tereddütlerin isalesi için 2575 Sayılı Danıştay Kanununun 23 üncü maddesinin (o) bendi uyarınca konunun bir kere de Danıştayca incelenerek gerekli mütalaanın verilmesini takdirlerinize arz ederim.” denilmektedir.
Gereği görüşülüp düşünüldü :
Duraksama; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.5.1982 günlü ve 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 126 ve 133 üncü maddeleriyle, 13-12.1903 günlü ve 174 sayılı Bakanlıklar Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39 uncu maddesi hükümleri karşısında,
1- 4357 ve 1702 sayılı Yasalarda yer alan disiplin cezalarının, bugün, 1702 sayılı Yasada öngörünüş olan inzibat meclislerinin yerini almış bulunan disiplin kurullarınca doğrudan doğruya, diğer bir deyişle başkaca bir makamın onayına gerek kalmaksızın verilip verilemeyeceği,
2- Bugün, 1702 sayılı Yasada öngörülmüş olan inzibat meclislerinin yerini almış bulunan disiplin kurullarının, inzibat meclislerine ait özel kanunlardan gelen idari ve istişari nitelikteki diğer yetkileri de kullanıp kullanamayacakları,
3- Bakanın, disiplin cezası verse yetkisini astlarına devredip edemeyeceği,
4- Disiplin cezasının sicilden silinmesi yolunda atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine, sicilden silme kararının atamaya yetkili amir tarafından mı verileceği yoksa bu yetkinin devrinin de mümkün olup olamayacağı,
hususlarına ilişkin bulunmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 124-145 inci maddelerinde disiplin cezalarına ve uygulanmalarına ilişkin hükümlere yer verilmiş, 134 üncü maddesinde, disiplin kurullarının üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulünün tüzükle düzenleneceği, 238 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun 124-145 inci maddelerinin 134 üncü maddede yazılı tüzüğün yürürlüğe konulduğu tarihte yürürlüğe gireceği, 237 nci maddesinde de bu kanunun birinci maddesi kapsamına giren kurumlardaki memurlar hakkında, 788 sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerinin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, ... teşkilat kanunları ile diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümlerinin, ... bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen mali yıl başından itibaren yürürlükten kalkacağı hükme bağlanmış, geçici 20 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise Kanunun ...... 124-145 inci maddeleri hakkında 134 üncü maddedeki tüzük düzenlenip yürürlüğe konuluncaya kadar bu hususlara dair yürürlükteki kanun tüzük ve yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir.
Ancak, 657 sayılı Kanunun 134 üncü sıaddesinde tüzükle düzenlenmesi öngörülen hususlar, 8 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle yönetmeliğe bırakılmış, bu arada, 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 125 inci maddenin son fıkrasına “özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır” biçiminde bir hüküm eklendiğinden, Devlet Memurları Disiplin Kurulları Yönetmeliğinin, 5.6.1974 gün ve 14906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7/8095 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girmesine değin, 4357 ve 1702 sayılı Yasaların disiplin suç ve cezalarıyla disiplin kurullarına ilişkin hükümlerinin uygulanması olanağı yaratılmış, 1702 sayılı Yasanın disiplin kurullarına ilişkin hükümleri ise, 657 sayılı Yasaya aykırı hükümler olması nedeniyle 5.6.1974 gününden itibaren yürürlükten kalkmış bulunmaktadır.
Öte yandan, 657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 126 ncı maddesinde, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler tarafından verileceği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği, disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi olmadığı, cezayı kabul ya da reddedeceği, red halinde atamaya yetkili amirlerin 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbest oldukları, özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümlerinin saklı olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu hükümle, disiplin kurullarına, doğrudan doğruya, diğer bir deyişle “başkaca bir makamın onayına gerek kalmaksızın disiplin cezası verme yetkisinin tanınmadığı, ayrıca, “özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır” biçimindeki yollamanın, tamamen disiplin cezalarına ilişkin olduğu, bu kurullara özel kanunlarla verilmiş olan idari ve istişari nitelikteki görev ve yetkilerle ilişkisi bulunmadığı da ortadadır.
Yetki devri konusuna gelince;
Bakanlar Kurulunca 2680 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 174 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39 uncu ve 179 sayılı Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 57 inci maddelerinde; “Bakan, müsteşar ve her kademedeki Bakanlık ve kuruluş yöneticileri, sınırlarını açıkça belirlemek şartıyla yetkilerinden bir kısmını astlarına devredebilir. Yetki devri, yetki devreden amirin sorumluluğunu kaldırmaz.” hükmü yer almakta olup, diğer bakanlıkların kuruluş ve görevlerine ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamelerde de aynı hükme yer verilmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, 657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında, disiplin amirlerinin, kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak tayin ve tesbit edileceği, Bakanlar Kurulunca veya ortak kararla atanan memurların, disiplin amirinin ilgili bakan olduğu, 126 ncı maddesinin birinci fıkrasında, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından verileceği, 133 üncü maddesinde ise, Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olan memurun uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 5 yıl, diğer cezaların uygulanmasından 10 yıl sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının sicil dosyasından silinmesini isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Yetki devri konusunda düşülen duraksamanın giderilebilmesi için, yukarıda sözü edilen Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer alan ve bu konuda genel bir çerçeve çizen düzenlemenin amacının ve kapsamının saptanması zorunludur.
Yetki kurallarının, dar ve özel anlamda kamu düzenine ilişkin hükümlerden olduğu, idari işlemlerin en önemli unsurları arasında yer aldığı, yetki unsurundaki sakatlıkların sonradan verilecek onay ya da izinle giderilemeyeceği, bu nedenle idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda bulunduğu ve yetki kurallarının dar yorum ve uygulama yöntemlerine bağlı tutulması gerektiği idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Dar anlamda yetki unsuru denilen karar alma yeteneği, konu, yer ve zaman itibariyle, Anayasa ve yasalarla, belli organ, makam ve kamu görevlilerine tanınmış bir güçtür. Yetki devrinin hukuken geçerli olabilmesi daha önce kanunda açıkça öngörülmüş buunmasına bağlıdır. Ancak kamu hukukunda yetkiler ait olduğu organ, makam ve görevlilerce bizzat kullanılmak üzere verildiğinden, yetki devri istisnai durumlarda söz konusudur.
Nitekim öğretide ve Danıştay içtihatlarında da yasayla bir makama verilmiş yetkilerin, bu makamca başka bir makama devri ya da başka makamlarca kullanılmasına izin verilmesinin mümkün ve geçerli olmadığı kabul edilmektedir.
Ayrıca, 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun yetki devrine ilişkin 31 inci maddesinde, “Anayasa ve kanunlarda Bakan ve Müsteşar tarafından münhasıran kullanılması öngörülen yetkiler devredilemez.” hükmüne yer verilmek suretiyle, sözü edilen Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer alan yetki devrine ilişkin düzenlemenin amaç ve kapsamının bu çerçeve içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, yasa koyucunun bu yoldaki iradesiyle de ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
1- 4357 ve 1702 sayılı Yasalarda yer alan disiplin cezalarının, 1702 sayılı Yasada öngörülmüş olan inzibat meclislerinin bugün yerini almaş bulunan disiplin kurullarınca doğrudan doğruya verilemeyeceği,
2- 657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 126 ncı maddesinin son fıkrasında “Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır.” biçiminde yapılan yollamanın münhasıran disiplin cezalarının uygulanmasına ilişkin olduğu, kurulların diğer idari ve istişari görev ve yetkilerini kapsamına almadığı,
3- 657 sayılı Yasanın, disiplin amiri sıfatıyla bakana tanıdığı disiplin cezası verme yetkisinin devredilemeyeceği,
4- 657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 133 üncü maddesine göre, disiplin cezasının sicilden silinmesi yolmada atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine, yasada öngörülen koşulların varlığının saptanması halinde, sicilden silme kararının atamaya yetkili amir tarafından bizzat kullanılması gerektiği bu yetkinin devrinin de mümkün olmadığı,
mütalaa kılınmakla dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 5.7.1984 gününde oybirliğiyle karar verildi. DANIŞTAY Birinci Daire Esas No : 1984/72 Karar No : 1984/155
11- a)4357 ve 1702 sayılı Yasalarda yer alan disiplin cezalarının, 1702 sayılı Yasada öngörülmüş olan inzibat meclislerinin bugün yerini almış bulunan disiplin kurullarınca doğrudan doğruya verilemeyeceği,
b)657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 126.maddesinin son fıkrasında “özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır” biçiminde yapılan yollamanın münhasıran disiplin cezalarının uygulanmasına ilişkin olduğu, kurulların diğer idari ve istişari görev ve yetkilerini kapsamına almadığı,
c)657 sayılı Yasanın,disiplin amiri sıfatıyla Bakana tanıdığı disiplin cezası verme yetkisinin devredilemeyeceği,
d)Disiplin cezasının sicilden silinmesi yolunda atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine,yasada öngörülen koşulların varlığının saptanması halinde sicilden silme kararının atamaya yetkili amir tarafından bizzat kullanılması gerektiği,bu yetkinin devrinin de mümkün olmadığı.(Danıştay 1.D. 05.07.1984 Esas: 1984/72 ; Karar: 1984/155)
12- Disiplin cezası verilmesi gereken hallerde memurun işlediği fiilin karşılığı olarak tabi olduğu özel kanunda bir düzenleme bulunmadığı hallerde genel kanun niteliğinde olan 657 sayılı yasa hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği.(Danıştay 10.D.Esas:1985/2824,Karar:1987/1891)
13- Akşam Sanat Okulu ve Halk Eğitim Merkezlerinin, yaygın eğitim sistemi içinde bulundukları ve bu kurumlarda öğretmenlik yapan kişilere 1702 sayılı Kanunun uygulanamayacağı.(Danıştay 10.D. 10.06.1985 Esas:1985/520 ; Karar :1985/1203)
14- Orta dereceli okul öğretmenlerinin disiplin suçlarının, öncelikle 1702 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği.(Danıştay İd .D .D . Gen. K. 22.02.1985 Esas:1984/124 ; Karar : 1985/5)
15- Öğretmenlerin bağlı bulunduğu yasada uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu kapatılmadığından ve bu yasada eyleme uygun ceza bulunduğundan bu cezaya karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.
İstemin Özeti: ... Lisesinde Fizik Öğretmeni olarak görev yapan davacının, dersi yarım bırakarak sınıfı ve okulu terk ettiği gerekçesiyle uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Lisesi Müdürlüğünün 04.05.1994 gün ve 410/441 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu uyarma cezasının 1702 sayılı Yasa uyarınca verildiği, bu Yasanın 32. maddesinin göndermede bulunduğu 657 sayılı Yasanın 135. maddesi uyarınca uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle davayı incelenmeksizin reddeden Eskişehir İdare Mahkemesinin 22.03.1995 gün ve 160 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi A.D.`nin Düşüncesi: Temyiz istemin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı B.K.`nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, lise öğretmeni olan davacının dersi yarım bırakarak okulu terkettiği gerekçesiyle 657 sayılı Yasanın 125/A-b maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 04.05.1994 gün ve 410/441 sayılı ... Lisesi Müdürlüğü işleminden doğmuştur.
Anayasanın 129. maddesi hükmüne göre, uyarma ve kınama cezalarına ilişkin disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılabilecek, bunların dışındaki disiplin kararları ise bırakılamayacaktır.
Nitekim 657 sayılı Yasanın 135. maddesinde, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı sadece bir üst disiplin amirine itiraz yolu öngörülmüş, bunların dışındaki disiplin cezalarının ise yargısal denetime tabi olduğu belirtilmiştir.
657 sayılı Yasanın 125. maddesinde ise, özel yasalardaki disiplin suçları ve cezalarına ilişkin kurallar saklı tutulduğundan, 1702 sayılı Yasanın 43. maddesindeki bu yasa uyarınca verilen disiplin cezalarının ( cezalar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın ) idari yargı denetimine tabi olduğuna ilişkin kural geçerliliğini korumaktadır.
Bu durumda, her ne kadar davacı tebellüğ etmemiş olsa da; dava dilekçesi ve eklerinden 1702 sayılı Yasaya göre verildiği anlaşılan uyarma cezasına ilişkin işleme karşı açılan davanın, anılan yasa kuralları uyarınca esastan karara bağlanması gerekirken, mahkemece incelenmeksizin reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, öğretmen olan davacının dersin başlamasından beş dakika sonra sınıfı ve okulu terkettiği ve bu eylemi tekerrür ettiği gerekçesiyle 1702 sayılı Yasanın 20/7. maddesi uyarınca "Tevbih" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 26.05.1994 gün ve 410/516 sayılı işlemin incelenmesinden, davacının tebellüğ etmediği uyarma cezasına ilişkin dava konusu 410/441 sayılı işlemin, 1702 sayılı Yasa uyarınca oluşturulduğu sonucuna varılıyorsa da; davalı idarenin temyiz dilekçesine karşı verdiği savunmaya ekli belgelerden dava konusu uyarma cezasına ilişkin işlemin 657 sayılı Yasa uyarınca oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının bu eylemi ile ilgili 1702 sayılı özel Yasada kural varken, 657 sayılı genel Yasanın uygulanması mümkün olmadığından, bu yönüyle de incelenmesi gereken davanın incelenmeksizin reddedilmesine ilişkin mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle Eskişehir İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine 03.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (DANIŞTAY 8. DAİRE E. 1995/5283 K. 1997/3758)
16- Sınıf öğretmeni olan davacıya öğretmenlik mesleği ile ilgili fiil nedeniyle 4357 sayılı yasanın 7/b maddesi çerçevesinde ceza verilmesi gerektiğinden 657 sayılı yasanın 125/d-n maddesi uyarınca ceza verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ?
Karşı Taraf : Konya Valiliği
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : Konya İdare Mahkemesinin 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Şengül Güler
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : E.Nur Necef
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava; sınıf öğretmeni olan davacının; 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesi uyarınca bir yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Konya İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunun ? günlü kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Konya İdare Mahkemesinin 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı kararıyla; davacının göreve başladığı tarihten itibaren yıllık, ünite ve günlük planları yapmadığı, sınıfında günlük ünite planlarını oluşturmadığı, bu haliyle verilen emirleri kasten yapmamak fiilinin subuta erdiği, öte yandan, davacının daha önce disiplin cezası almış olması, sicillerinin iyi ve çok iyi olmaması nedeniyle alt ceza uygulanması konusunda Yasada öngörülen unsurların da oluşmadığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; görevi yerine getirmeme konusunda kastının bulunmadığını, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesinin 1/D fıkrasında; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, fiilin ağırlık derecesine göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulması cezası olarak tanımlanmış, bu fıkranın (n) bendinde de; "verilen emir ve görevleri kasten yapmamak" fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
4357 sayılı Hususi idareden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı İle Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanunun 7. maddesinin (b) bendinde; vazifelerini yapmadıkları sabit olanlara fiillerinin mahiyet ve derecesine göre birinci defasında bir günlükten üç günlüğe ve ikinci defasında üç günlükten on günlüğe kadar ücret veya maaş kesimi cezası verileceği öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; Konya ? İlköğretim Okulunda Sınıf Öğretmeni olarak görev yapan davacının, göreve başladığı 5.10.1998 tarihinden 11.6.1999 tarihine kadar sınıf ile ilgili yılık, ünite ve günlük planları yapmamak, sınıfta ünite planlarını oluşturmamak fiillerinin, hakkında yapılan soruşturma sonucu sübuta erdiği anlaşılmış olup, bu fiillerinin hem 4357 sayılı Yasanın 7/b.maddesinde, hem de 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesinde düzenlendiği, ancak, bu fiil nedeniyle ilgiliye verilecek cezanın niteliğinin, her iki Yasada farklı belirlendiği görülmektedir.
Bu duruma göre, olayda; davacının fiillerinin öğretmenlik mesleği ile ilgili olması, 4357 sayılı Yasada meslekle ilgili bu fiiller için daha alt ceza öngörülmüş olması karşısında davacıya anılan Yasanın 7/b maddesinin uygulanması hakkaniyet gereği olduğundan, daha ağır ceza öngören 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesinin uygulanmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Konya İdare Mahkemesince verilen 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 13.12.2005 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Hukuk ve usule uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım.(DANIŞTAY 12. DAİRE E. 2002/5797 K. 2005/4513)














