İtiraz
1- Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde doğrudan dava açılması gerektiği, bu cezaya karşı yapılan itirazın dava açma süresini durduramayacağı hk.
Danıştay Savcısı Düşüncesi : Ankara 7 nci İdare Mahkemesinin 16.7.2002 gün ve E:2001/247, K:2002/821 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Uyuşmazlık; davacının ……. Holding A.Ş.nin bağlı ortaklığı …..Krom A.Ş.Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi iken işlediği ileri sürülen disiplin suçu nedeniyle iki yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemle ilgilidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesinde; idare mahkemelerinde dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gün olduğu ve bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı, 11 inci maddesinde ise; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı öngörülmüştür.
Öte yandan; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135 inci maddesinde, Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet Memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği öngörülmüştür.
Olayda da; davacıya dava konusu disiplin cezasının 31.7.2000 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu işleme karşı 8.8.2000 tarihinde itiraz ettiği itirazına cevap verilmemesi üzerine de 4.12.2001 tarihinde kayda giren dilekçe ile işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda 2577 sayılı Yasanın 11 inci maddesini olaya uygulanıp uygulanamayacağının saptanmasında ise, 2577 sayılı Yasanın 11 inci maddesiyle getirilen, idari işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi amacına yönelik olduğundan, disiplin cezalarıyla ilgili özel yasal düzenlemede aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya devlet memurluğundan çıkarılma cezalarına karşı kurul kararları kesin olup yapılan itiraz üzerine cezanın kaldırılması yolunda bir düzenlemeye de yer verilmemiştir, diğer bir anlatımla uyarma ve kınama cezası dışındaki disiplin cezalarının cezayı veren disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararıyla geri alınmasına değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığından 31.7.2000 tarihinde tebliğ olunan disiplin cezasına karşı yapılan itirazın işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağından açılan davada süre aşımı bulunmaktadır.
Belirtilen nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle aksi yöndeki mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, davacının …….A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmakta iken işlediği ileri sürülen fiili nedeniyle, 657 sayılı Yasa'nın 125/D-f ve Teşekkül Personel Yönetmeliğinin 88/ö maddeleri uyarınca 2 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Başbakanlık Disiplin Kurulunun 26.6.2000 günlü ve 3 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 7.İdare Mahkemesinin 16.7.2002 günlü, E: 2001/247, K: 2002/921 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; davacının 7.8.1998 günlü iki adet belge düzenleyerek; bu belgelerle yöneticisi olduğu Genel Müdürlüğe dekapaj işi yapan firmaların yapmış olduğu gerçek iş miktarını, yapılan işten daha fazla iş yapmış gibi gösterdiğinden bahisle iki yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırıldığının anlaşıldığı, davacıya isnat olunan gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek eylemini 23 Nisan 1999 tarihinden önce 7.8.1998 tarihinde işlediği, disiplin cezasına esas alınan fiilin nitelik ve süre açısından 4455 sayılı Af Kanunun kapsamında kaldığı ve Af Kanunundan dolayı davacıya herhangi bir disiplin cezası verilmesinin sözkonusu olamayacağı gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, İdare Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde; idare mahkemelerinde dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gün olduğu ve bu sürenin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı, 11. maddesinde ise; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı düzenlenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135. maddesinde, Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet Memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin davacıya 31.7.2000 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu cezaya karşı 2.8.2000 günü itiraz ettiği ve itiraza idarece cevap verilmemesi üzerine Dairemizin 2003/1203 esas sayılı dosyasından anlaşıldığı üzere 4.12.2000 tarihinde disiplin cezasının iptali için dava açıldığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı Yasanın 11.maddesiyle getirilen başvuru hakkı, idari işlemin kaldırılması geri alınması veya değiştirilmesi amacına yönelik olduğundan, disiplin cezalarıyla ilgili özel düzenlemede aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya Devlet memurluğundan çıkarma cezaları için itiraz yolunun düzenlenmemesi, itiraz olunsa bile cezanın kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi söz konusu olamayacağından sayılan disiplin cezalarına karşı doğrudan dava açılması gerekmektedir. Olayda davacıya, 31.7.2000 tarihinde tebliğ olunan disiplin cezasına karşı yapılan itirazın işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı, dolayısıyla dava konusu işlemin tebliğ edildiği 31.7.2000 tarihini izleyen günden itibaren altmış günlük süre geçirildikten sonra 4.12.2000 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu açıktır.
Bu durumda, dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 16.7.2002 günlü, E:2001/247, K:2002/921 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 17.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (T.C. DANIŞTAY 12. DAİRE E. 2003/873 K. 2006/473 – 17/02/2006)
2- 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinde, itiraza tabi kararların ikili bir ayırıma tabi tutulduğu; tek hakim tarafından verilen kararlara karşı Danıştay’da temyiz yoluna gidilemeyeceği hakkında. (Danıştay 5. Daire, E:2005/1309, K:2005/2438)
3- Davacıya verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası kesin bir işlem olduğundan, 2577 sayılı yasanın 11.maddesi uyarınca üst makamlara yapılan itirazın dava açma süresini durdurmayacağı.(Danıştay 8.D. Esas : 1998/5045 ; Karar : 1999/3688)
4- Öğretmenlerin bağlı bulunduğu yasada uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu kapatılmadığından ve bu yasada eyleme uygun ceza bulunduğundan bu cezaya karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.
İstemin Özeti: ... Lisesinde Fizik Öğretmeni olarak görev yapan davacının, dersi yarım bırakarak sınıfı ve okulu terk ettiği gerekçesiyle uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Lisesi Müdürlüğünün 04.05.1994 gün ve 410/441 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu uyarma cezasının 1702 sayılı Yasa uyarınca verildiği, bu Yasanın 32. maddesinin göndermede bulunduğu 657 sayılı Yasanın 135. maddesi uyarınca uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle davayı incelenmeksizin reddeden Eskişehir İdare Mahkemesinin 22.03.1995 gün ve 160 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi A.D.`nin Düşüncesi: Temyiz istemin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı B.K.`nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, lise öğretmeni olan davacının dersi yarım bırakarak okulu terkettiği gerekçesiyle 657 sayılı Yasanın 125/A-b maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 04.05.1994 gün ve 410/441 sayılı ... Lisesi Müdürlüğü işleminden doğmuştur.
Anayasanın 129. maddesi hükmüne göre, uyarma ve kınama cezalarına ilişkin disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılabilecek, bunların dışındaki disiplin kararları ise bırakılamayacaktır.
Nitekim 657 sayılı Yasanın 135. maddesinde, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı sadece bir üst disiplin amirine itiraz yolu öngörülmüş, bunların dışındaki disiplin cezalarının ise yargısal denetime tabi olduğu belirtilmiştir.
657 sayılı Yasanın 125. maddesinde ise, özel yasalardaki disiplin suçları ve cezalarına ilişkin kurallar saklı tutulduğundan, 1702 sayılı Yasanın 43. maddesindeki bu yasa uyarınca verilen disiplin cezalarının ( cezalar arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın ) idari yargı denetimine tabi olduğuna ilişkin kural geçerliliğini korumaktadır.
Bu durumda, her ne kadar davacı tebellüğ etmemiş olsa da; dava dilekçesi ve eklerinden 1702 sayılı Yasaya göre verildiği anlaşılan uyarma cezasına ilişkin işleme karşı açılan davanın, anılan yasa kuralları uyarınca esastan karara bağlanması gerekirken, mahkemece incelenmeksizin reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, öğretmen olan davacının dersin başlamasından beş dakika sonra sınıfı ve okulu terkettiği ve bu eylemi tekerrür ettiği gerekçesiyle 1702 sayılı Yasanın 20/7. maddesi uyarınca "Tevbih" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 26.05.1994 gün ve 410/516 sayılı işlemin incelenmesinden, davacının tebellüğ etmediği uyarma cezasına ilişkin dava konusu 410/441 sayılı işlemin, 1702 sayılı Yasa uyarınca oluşturulduğu sonucuna varılıyorsa da; davalı idarenin temyiz dilekçesine karşı verdiği savunmaya ekli belgelerden dava konusu uyarma cezasına ilişkin işlemin 657 sayılı Yasa uyarınca oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının bu eylemi ile ilgili 1702 sayılı özel Yasada kural varken, 657 sayılı genel Yasanın uygulanması mümkün olmadığından, bu yönüyle de incelenmesi gereken davanın incelenmeksizin reddedilmesine ilişkin mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle Eskişehir İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine 03.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. DANIŞTAY 8. DAİRE E. 1995/5283 K. 1997/3758
5- …657 sayılı Devlet Memurları Kanununda, itiraz yolu öngörülmeyen, yeniden görüşülmesi olanaksız kesin karar niteliğindeki disiplin cezalarına karşı üst makama veya aynı makama yapılan başvuru, dava açma süresini durdurmaz. (D.10.D., K:1984/971)
6- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda, itiraz yolu öngörülmeyen, yeniden görüşülmesi olanaksız kesin karar niteliğindeki disiplin cezalarına karşı üst makama veya aynı makama yapılan başvuru, dava açma süresini durdurmaz. (Danıştay 10. D. 18.2.1984 E.NO:2122 K.No:1984/971)
7- 657 sayılı kanunun 125. maddesinin b/a bendi uyarınca kınama cezasının verilmesindeki usule ilişkin noksanlıklar sebebiyle anılan cezanın iptal edilemeyeceği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Bayındırlık ve İskan Bakanlığı
Karşı Taraf : ...
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : Ankara 9.İdare Mahkemesinin 30.11.2000 günlü, E:2000/214, K:2000/1210 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti :Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Sevcan Gülşen
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı: Erkan Cantekin
Düşüncesi :Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, İller Bankası Genel Müdürü olarak görev yaptığı dönemde işlediği öne sürülen disiplin suçu nedeniyle davacının 657 sayılı Kanunun 125.maddesinin B/a bendi uyarınca kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 9.İdare Mahkemesinin 30.11.2000 günlü, E:2000/214, K:2000/1210 sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; davacının İller Bankası ?Bölge Müdürlüğünce ihalesi yapılan ? İçme Suyu İkmal İnşaatı ihalesine fesat karıştırdıkları gerekçesiyle 19 müteahhide banka ihalelerinden, 1 yıl süreyle yeterlik verilmemesi ve davetiye gönderilmemesi yönünde ? Bölge Müdürlüğüne gönderilen 21.7.1999 tarihli yazıyı imzaladığı, Bakanlık makamının yasaklamaya ilişkin kararı beklenilmeden yasaklamanın yürürlüğe sokulduğu, tesis edilen işlemin Banka İhale Yönetmeliğine aykırı olduğu gerekçesiyle, sözkonusu fiille ilgili verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında kusurlu davrandığı ileri sürülerek Bakan tarafından dava konusu kınama cezası ile cezalandırıldığı, davacının bu cezaya itiraz ettiği, ancak itirazının, 657 sayılı Kanunun 135.maddesi gereği disiplin cezasına karşı itiraz merciinin Personel Dairesi Başkanlığı olmadığı ileri sürülerek reddi üzerine, bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, davacının kınama cezasına süresi içinde yaptığı itirazın, Personel Daire Başkanlığınca, Bakanlık Disiplin Kuruluna iletilmesi gerekirken, sözkonusu itirazın Başkanlıklarına yapıldığı şeklinde nitelendirmek ve itiraz merciinin Personel Dairesi Başkanlığı olmadığı belirtilmek suretiyle kabul edilmesinin usule uygun görülmediği, bu haliyle verilen kınama cezasının kesinleştirilmesinde de hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, Anayasanın 129.maddesi ve 657 sayılı Kanun hükümlerine göre, kınama cezasının iptali için dava açılamayacağını öne sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
T.C. Anayasanın 129.maddesinin 3. paragrafında; uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı hükmüne yer verilmiş olup, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135.maddesinde sözkonusu Anayasa hükmüne paralel olarak, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itirazın, varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğinin, 136.maddesinde ise, itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
Olayda, davacının İller Bankası Genel Müdürü olduğu dönemde ? Bölge Müdürlüğünce ihalesi yapılan ? İçme Suyu İkmal İnşaatı ihalesine fesat karıştırdıkları gerekçesiyle, 19 Müteahhide banka ihalelerinde 1 yıl süreyle yeterlik verilmemesi ve davetiye gönderilmemesi konusunda Bakanlık makamının yasaklamaya ilişkin kararı beklenilmeden, yasaklamanın yürürlüğe sokulmasına ilişkin fiiliyle ilgili olarak, verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında kusurlu davrandığının tespitiyle 657 sayılı Kanunun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezasıyla cezalandırıldığı, bu cezaya itirazının incelenmeksizin reddi ve cezanın kesinleşmesi üzerine açılan davada, yukarıda yer alan Anayasa ve Yasa hükümleri karşısında kınama cezasının yargısal denetimini yapmaya hukuken olanak olmadığından aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile Ankara 9.İdare Mahkemesince verilen 30.11.2000 günlü, E:2000/214, K:2000/1210 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 14.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12.D K:2004/1286 E:2001/2293)
8- Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı itiraz yolu öngörülmediğinden, bu cezaya karşı yapılan itirazın reddi üzerine açılan davanın süresinde olmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ?
Vekili : ?
Karşı Taraf : Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı – ANKARA
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : Dava; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığında Zabıta Komiser Yardımcısı olarak görev yapan davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin 8.10.2003 günlü, 7634 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 10. İdare Mahkemesinin 21.1.2004 günlü, E:2003/1857, K:2004/61 sayılı kararıyla; olayda; davalı idarede Zabıta Komiser Yardımcısı olarak görev yapan davacının, hakkında isnat edilen zimmet suçu nedeniyle açılan soruşturma sonucu suçun sübut bulunduğundan bahisle 31.7.2003 tarih ve 04/07 sayılı Ankara Büyükşehir Belediyesi Disiplin Kurulu kararıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesi gereğince Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı, bu kararın davacıya 14.8.2003 tarihinde tebliğ edildiği, işlemin tebliğinden 48 gün sonra, 1.10.2003 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiği, itirazın 10.10.2003 tarihinde tebliğ edilen 8.10.2003 tarihli işlemle reddedildiği, 3.11.2003 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziyesine ilişkin işlemin davacıya 14.8.2003 tarihinde tebliğ edildiğine ve kanun hükümlerine göre uyarma ve kınama cezaları dışında kalan disiplin cezalarına karşı itiraz yolu düzenlenmediğine göre, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işleminin tebliğ edildiği, 14.8.2003 tarihinden sonra 60 gün içinde ve 13.10.2003 tarihine kadar dava açması gerekirken, yasayla tanınmayan itiraz hakkını kullanarak 3.11.2003 tarihinde açtığı davada süre aşımı bulunduğu, diğer yandan; itiraz yolunu kullanarak verilen cevaba karşı dava açabileceği kabul edilse dahil; 31.7.2003 tarihli Devlet memurluğundan çıkarma cezasının 14.8.2003 tarihinde tebliğ edildiği, buna karşın 48 gün sonra bu işleme itiraz edildiği, dolayısıyla davalı idarenin 10.10.2003 tarihinde tebliğ ettiği red cevabından sonra kalan 12 gün içinde ve 20.10.2003 tarihine kadar dava açılması gerekirken bu süre de geçirildikten sonra açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; iptali istenen işlemin bağımsız bir işlem olduğunu, bu işlemin tebliğinden itibaren süresi içinde dava açıldığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Metin Çağlar
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : E.Nur Necef
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen 21.1.2004 günlü, E:2003/1857, K:2004/61 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 26.4.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12.D K:2005/1603 E:2004/2625)















