Mahkeme Karar Özetleri
Hastalık – Mazeret - Yıllık İzinler
Hastalık – Mazeret - Yıllık İzinler
1- …Yıllık izinlerini kullanırken hastalanan memurların alacakları hastalık izinlerinin yıllık izinlerini keseceği ve hastalık izinlerinin bitiminden itibaren yıllık izinlerinin kalan kısmını amirin onayı olmadan kullanabilecekleri. (D.5.D., E.82/5062, K.84/468)
2- …Mazeret izninin kullanılması, amirin muvafakatine bağlı olduğundan, bu iznin bir dilekçe ile istenilmiş olmasının yeterli sayılmayacağı ve istemin uygun görüldüğü yolunda amirin yazılı onayının da alınmış olması gerektiği hk.
Dava,……..’de memur olan davacının, 3.9.1985 tarihinden itibaren kesintisiz 10 gün göreve gelmediği gerekçesiyle, görevden, çekilmiş sayılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesi kararıyla; davacı 3.9.1985 tarihinden 14.10.1985 tarihine kadar 29 gün görevini terk ettiği gerekçesiyle, 22.10.1985 günlü işlemde, 657 sayılı Yasanın 94. maddesine göre, görevden çekilmiş sayılmışsa da; dava dosyasının incelenmesinden, adı geçenin 3.9.1985 tarihinden 13.9.1985 tarihine kadar, 2.9.1985 günlü vizite kağıdı ile sevkedildiği Tıp Fakültesi Hastanesince ayakta muayene ve tedavi olduğu, öte yandan davacının 14.9.1985 tarihinden 14.10.1985 tarihine kadar göreve devamsızlığı bulunduğu yolundaki iddianın da davalı idarece kanıtlanmadığı gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir. İdare Mahkemesince; davacının 3.9.1985 ile 13.9.1985 tarihleri arasında Çapa Tıp Fakültesinde ayakta tedavi olduğu, 14.9.1985 ile 14.10.1985 tarihleri arasında ise adı geçenin kesintisiz göreve gelmediğinin davalı idarece hukuken geçerli belgelerle kanıtlanmaması nedenlerine davalı olarak iptal kararı verilmiş ise de, davacının 3.9.1985 tarihinden 13.9.1985 tarihine kadar İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalında ayakta tedavi olduğu anılan birimin 25.1.1987 günlü yazısından anlaşıldığından, adı geçenin bu sürede kesintisiz 10 gün göreve gelmediği yolundaki davalı idare savunmasının kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktadır. Buna karşılık davacının 15 gün mazeret izni verilmesi için dilekçe verdikten sonra 26.09.1985 tarihinden 1 1.10.1985 tarihine kadar görevine devam etmediği kendi beyanından anlaşılmaktadır. 657 sayılı Yasanın 104. maddesinde; kimi ayrık durumlar dışında, dairesi amirinin muvafakatıyla memurlara mazeretleri nedeniyle bir yıl içinde toptan veya parça parça olarak 10 gün izin verilebileceği hükmü yer almaktadır. Madde, bu iznin kullanılmasını, ilgili memurun amirinin muvafakatına bağlı kıldığına göre, bu iznin verilip verilmemesinde yetkili amirin takdir yetkisi bulunduğu açıktır. Şu hale göre, iznin bir dilekçe ile istenilmiş olması yeterli olmayıp, bu istemin uygun görüldüğü yolunda daire amirinin yazılı onayının da alınmış olması zorunludur. Olayda, dairesi amirince uygun bulunmuş bir mazereti ve dolayısıyla usulüne uygun biçimde alınmış bir izni bulunmadığı halde davacının 26.9.1985 tarihinden 11.10.1985 tarihine kadar 15 gün göreve devam etmediği, adı geçenin dilekçelerindeki beyanlarıyla açıklığa kavuştuğuna göre, 657 sayılı Yasanın 94. maddesi uyarınca görevine son verilmesi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca bozulmasına, uyuşmazlık sadece hukuki noktalara ilişkin bulunduğundan ve dosya içindeki bilgi ve belgeler, karar verilmesi için yeterli olduğundan, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verildi. (D.5D, K.89-742, E.87-2125, )
3- Eşin hastalığının diğer eş için, mazeret izni verilmesini gerektirecek nitelikte kabul edilebilir bir mazeret olduğu tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır.
Mazeret izni hükmüne uyulmadan hasta eşine refakat için kullanılan otuzbeş günlük iznin tümünün yıllık izinden düşülmesi yasaya aykırıdır.
İstemin Özeti: Ankara 6. İdare Mahkemesinin 24.05.1989 günlü, E: 1988/745, K: 1989/905 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Danıştay Savcısı Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararını onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükum veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, Sivas ilinde görev yapan davacının hastalığı nedeniyle Ankara`ya sevkedilen eşinin refakatinde geçen 35 günlük sürenin yıllık izninden düşürülmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 6. İdare Mahkemesinin 24.05.1989 günlü, E: 1988/745, K: 1989/905 sayılı kararıyla; davacının hasta olan eşine refakati nedeniyle kullandığı 35 günlük iznin yıllık izninden düşülüp düşülmemesi konusunda Devlet Personel Başkanlığından alınan görüşte, memurların görev mahalli dışına tedavi amacıyla götürdüğü ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin hastalıkları süresince izinli sayılmalarının olanaklı olmadığının, bu durumdaki Devlet Memurlarına ancak 657 sayılı Kanunun 102, 104 ve 108. maddeleri gereğince izin verilebileceğinin belirtilmesi üzerine davacının kullandığı 35 gün iznin yıllık izninden düşürüldüğünün anlaşıldığı, buna karşın memurların hastalık nedeniyle eşlerinin refakatinde geçirdikleri sürenin yıllık izinlerinden düşüleceğine ilişkin bir hükmün mevzuatta yer almadığı, sağlık kurulu raporu uyarınca zorunlu olarak izin kullanma durumunda olan davacının kullanmış olduğu iznin yıllık izninden düşülmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, konuya ilişkin görüşü alınan Devlet Personel Başkanlığının 02.06.1988 günlü 768/5709 sayılı yazısında, memurların görev mahalli dışına tedavi amacıyla götürdüğü ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin hastalıkları süresince izinli sayılmaları mümkün olmayıp, bu durumdaki Devlet Memurlarına ancak 657 sayılı Yasanın değişik 102, 104 ve 108. maddeleri gereğince izin kullandırılabileceğinin belirtilmesi nedeniyle, davacının eşine refakat ettiği günlerin yıllık izninden düşürüldüğünü, ayrıca 657 sayılı Yasada memurların izinli sayılacakları hallerin sayıldığını, bunların dışındaki izinlerin yıllık izinden düşülmesinin tabii olduğunu öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 104. maddesinin ( Ç ) bendinin birinci ve ikinci fıkraları doğum, ölüm ve evlenme hallerinden başka "...merkezlerde atamaya yetkili amirler, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar ve yurt dışında, diplomatik misyon şefleri tarafından dairesi amirinin muvafakatıyla, bir yıl içinde toptan veya parça parça olarak mazeretleri sebebiyle memurlara 10 gün izin verilebilir.
Zaruret halinde on gün daha, aynı usulle mazeret izni verilebilir. Bu takdirde ikinci defa aldığı bu izin yılyık izinden düşülür." hükmünü taşımakta; aynı yasanın "Aylıksız İzin" başlığını taşıyan 108. maddesinin 12.05.1982 günlü, 2670 sayılı Yasayla değişik birinci fıkrasında da "Devlet memurunun bakmaya mecbur olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya önemli bir hastalığa tutulmuş olması hallerinde, bu hallerin raporla belgelendirilmesi şartıyla Devlet memurlarına, istekleri üzerine en çok altı aya kadar aylıksız izin verilebilir." hükmü yer almaktadır.
Hasta olan eşinin, Sivas Numune Hastanesi Baştabipliğinin raporu uyarınca, davacının eşliğinde ( refakatinde ) Ankara Hacettepe Tıp Fakültesine sevkedildiği ve davacının bu nedenle otuz beş gün izin kullandığı çekişmesizdir.
Eşin hastalığının diğer eş için, mazeret izni verilmesini gerektirecek nitelikte kabul edilebilir bir mazeret olduğu tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır. Ancak böyle bir durumda 657 sayılı Yasanın 104. maddesi 10`ar günlük devreler halinde en fazla iki kez bu olanaktan yararlanma hakkını ilgili kamu görevlisine tanımakta ve ikinci on günlük sürenin yıllık izinden düşülmesi gerektiğine ayrıca işaret etmektedir. Belirtilen duruma göre, eşin rahatsızlığının öngörülen süreleri aşması ve tedavisinin kamu görevlisinin eşliğine ( refakatine ) ihtiyaç göstermesi halinde konunun sözü geçen Yasanın 108. maddesinin değişik 1. fıkrası kapsamında ele alınması ve refakatin mazeret izninden sayılması gereken ilk on günü aşan kısmının yıllık izinden düşülmesi, refakat süresinin ikinci mazeret izni ve yıllık izin sürelerinden fazlaya ait kısmı içinse ilgiliye, istekte bulunması koşuluna bağlı olarak her defasında altı ayı geçmemek üzere, aylıksız izin verilmesi gerekmektedir. Belirtilen hukuksal duruma göre, davacının eşine refakat nedeniyle kullanmaya zorunlu kaldığı 35 günlük iznin Yasanın 104. maddesi gözardı edilerek tümünün adı geçenin yıllık izninden düşülmesinde yasaya uyarlık bulunmadığı gibi bu sürenin hiçbir şekilde yıllık izinden düşülemeyeceği gerekçesiyle anılan işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında da 657 sayılı Yasaya uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle Ankara 6. İdare Mahkemesinin 24.05.1989 günlü, E: 1988/745, K: 1989/905 sayılı kararının 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözönünde tutularak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 20.10.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(D.5.D., E.89/2377,K.92/2688 )
4- …Mazeret izninin kullanılması amirin muvafakatına bağlı olduğundan,bu iznin bir dilekçe ile istenilmiş olmanın yeterli sayılamayacağı ve istemin uygun görüldüğü yolunda amirin yazılı onayının da alınmış olması gerektiği. Kendilerine yıl içinde toplam 40 gün hastalık izni verilen memurlara o yıl içinde bu süreyi aşan ilk ve müteakip bütün hastalık raporlarının geçerli sayılabilmesi için bunların kurumun veya İl sağlık ve Sosyal Yardım Müdürlüğünün belirleyeceği sağlık kurullarınca onaylanması gerektiği, davacının bir yıl içinde özürsüz olarak toplam 20 gün devamsızlığı bulunduğundan bahisle Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı...”(D.10.D., E:1989/401 K:1989/1097)
5- 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 105'inci maddesiyle ilgili olarak;
1- Bu maddede öngörülen hastalık izni sürelerinin, tek bir hastalık nedeniyle verilen sağlık izinlerini mi, yoksa değişik hastalıklardan alınan izinlerin dahil edilmesiyle bulunacak toplam süreyi mi ifade ettiği,
2- Bu sürelerin hesaplanmasında raporların kesintisiz olup olmadığının araştırılıp araştırılmayacağı
3- Hastalık izin sürelerinin sonunda iyileşmeyip de haklarında emeklilik hükümleri uygulanan memurlardan gerekli sağlık şartlarını kazanarak yeniden memuriyete atananların alacakları sağlık raporlarına göre kullanacakları izin sürelerinde aylık ve özlük haklarının verilip verilemeyeceği ile bu gibilerin tedavi giderlerinin karşılanıp karşılanamayacağı,
konularında Sayıştay görüşü saptanmasına ilişkin Maliye ve Gümrük Bakanlığı istemi.
İNCELEME
Konu ile ilgili mevzuat ve bu husustaki Daire Kararı incelenerek gereği görüşüldü:
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 105'inci maddesinde, memurlara, hastalıkları halinde verilecek raporlarda gösterilecek lüzum üzerine aylık ve özlük haklarına dokunulmaksızın on yıla kadar (on yıl dahil) hizmeti olanlara altı aya kadar, on yıldan fazla hizmeti olanlara on iki aya kadar, kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlara on sekiz aya kadar izin verileceği; memurların, hastalıkları sebebiyle yataklı tedavi kurumlarında yatarak gördükleri tedavi sürelerinin, hastalık izinlerine ait sürelerin hesabında dikkate alınacağı belirtilmiş; izin süresinin sonunda hastalıklarının devam ettiği resmi sağlık kurullarının raporu ile tespit edilenlerin izinlerinin bir katına kadar uzatılacağı; bu sürelerin sonunda da iyileşmeyen memurlar hakkında emeklilik hükümlerinin uygulanacağı; bunlardan gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmi sağlık kurullarınca saptananların tekrar görev almak istemeleri halinde, eski derece ve niteliklerine uygun görevlere öncelikle atanmaları öngörülmüş; görevlerinden dolayı saldırıya uğrayan memurlar ile görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı bir kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memurların iyileşinceye kadar izinli sayılacakları ve nihayet sağlık izin sürelerine esas hizmetin hesabında 87'inci maddede sayılan kurumlarda emekli keseneği veya sigorta primi ödenmek suretiyle geçen süreler ile askerlikte geçen sürenin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.
Maddede, hizmet sürelerine göre memurlara aylık ve özlük haklarına dokunulmaksızın verilebilecek azami sağlık izin süreleri belirtilmekle yetinilerek bu sürelerin, her hastalık için ayrı ayrı mı, yoksa değişik hastalıkları kapsayacak biçimde mi hesaplanacağı, raporların kesintisiz olup olmadığı hususlarında açık bir hükme yer verilmiş değildir. Bu nedenle, maddenin, kendi içinde ve ilgili diğer hükümlerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
1- Maddenin ikinci bendinin (A) ve (B) fıkralarında hastalık adı zikredilmemiş, (C) fıkrasında ise "Kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlara..." ilk iki fıkra ile tespit edilenden daha uzun bir süre hastalık izni verilmesi benimsenmiştir. Bu ifade tarzına göre, Kanun Koyucunun belli bir hastalığı ve onun tedavisini esas aldığı, rapora dayalı olarak verilecek iznin süresini de, o hastalığın tedavisinde gerekli olabilecek zamana göre kademeli olarak tespit ettiği görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında, bendin (A) ve (B) fıkralarında tedavisi daha kısa zamanda mümkün olabilecek hastalıkların düşünüldüğü, (C) fıkrasında ise tedavi için zamana ihtiyaç duyulacağı bilinen hastalıklardan daha uzun süreli izin verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır. (A) ve (B) fıkralarında açıkça belirtilmemiş olmasına rağmen, tek hastalığın tedavisi için izin verileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu sonuca ulaşılmasını gerektiren bir başka ibare, maddenin dördüncü bendinde yer almaktadır. Anılan bentte, "izin süresi sonunda hastalıklarının devam ettiği resmi sağlık kurullarının raporu ile tespit edilenlerin izinleri bir katına kadar uzatılır..." denilmek suretiyle, devam eden bir hastalık amaçlanmıştır. Değişik hastalıklardan alınan raporların birbirine eklenmesi düşünüldüğü takdirde, hastalığın devamından söz etmenin mümkün olmayacağı açıktır.
Bu görüş, sözü edilen bendin "...bu sürelerin sonunda da iyileşmeyen memurlar hakkında emeklilik hükümleri uygulanır..." biçimindeki ikinci cümlesi ile de doğrulanmaktadır. Zira, bendin ilk cümlesinde devam eden hastalıktan bahsedilmiş, daha sonra "Bu sürelerin sonunda da iyileşmeyen..." denilerek, süreklilik arzeden tek bir hastalık amaçlanmıştır.
Söz konusu 105'inci maddenin genel akışı içinde, önce hastalıkların tedavi süresi dikkate alınarak belli bir izin süresi tayin edilmiş, bu iznin sonunda hastalık devam ettiği takdirde iznin bir katına kadar uzatılması kabul edilmiş, buna rağmen iyileşmeyenler hakkında da emeklilik hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Burada işaret edilen üç kademede de devam eden ve iyileşmeyen hastalık esas alınmıştır. Bu durumun gerçekleşmesi, ancak tek hastalığın ve bu tek hastalık için alınan raporların öngörülmüş olması şartına bağlıdır.
Aynı sonuca varılmasını gerektiren bir başka hükme, dördüncü bendin son cümlesinde rastlanmaktadır. Burada yer alan "...bunlardan gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmi sağlık kurullarınca tespit edilenler..." biçimindeki ifadeyle, maddenin ikinci bendinde yazılı izin süresini dolduran, bu süre zarfında iyileşemediği için izni uzatılan, buna rağmen hastalığı devam eden ve bu nedenle emekliye sevk edilen memurun, yeniden sağlığına kavuşması haline işaret edilmektedir. şayet ikinci bende göre verilen hastalık izni, memuriyet sırasında çeşitli hastalıklar nedeniyle verilen izin süreleri toplamı olarak düşünülürse, dördüncü bendin son cümlesinin uygulanması mümkün olamayacaktır. Zira, "hastalığın devam etmesi" yada "hastanın iyileşmesi" halinin, hangi hastalığa göre tespit edileceği bilinmemektedir.
Anılan 105'inci maddenin "Görevlerinden dolayı saldırıya uğrayan memurlar ile görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı bir kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan memurlar, iyileşinceye kadar izinli sayılırlar." şeklindeki beşinci bendi de ulaşılan bu sonucu doğrular niteliktedir. Gerçekten bu bentte "görevinden dolayı saldırıya uğrama", "görevi sırasında ve görevinden dolayı bir kazaya uğrama" veya "bir meslek hastalığına tutulma" gibi tek bir sebebe bağlı olarak sınırsız hastalık izni verilmesi esası benimsenmiştir.
Tüm bu açıklamalardan, 105'inci maddenin tümünde hastalık izninin, tek hastalığa dayandırıldığı anlaşılmakta ve hastalık izin süresinin hesabında, aynı hastalıktan alınan raporlara dayalı izinlerin dikkate alınması gerekeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu sonuca ulaşmamızı gerektiren bir başka hüküm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununda yer almaktadır. 657 Sayılı Kanunun 105'inci maddesinin dördüncü bendinde "...bu sürelerin sonunda da iyileşmeyen memurlar hakkında emeklilik hükümleri uygulanır..." denilmiş olup, burada uygulanması öngörülen emeklilik hükümleri, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile düzenlenmiş bulunmaktadır.
Anılan Kanunun 47'nci maddesinde, memurların görevini yapmasına engel olacak şekilde hastalanmaları durumunda malul sayılmaları hükme bağlanmış; ancak, gerek hastalığın aynı veya değişik olması, gerekse süresinin ne olması gerekeceği konularında özel bir hüküm getirmek yerine,"....hastalıkları kanunlarında tayin edilen müddetlerden fazla devam edenler..." biçiminde bir gönderme yapmak yoluna gidilmiştir.
Bu tür bir düzenlemeyle güdülen amacı saptamak üzere anılan maddenin yasalaşma sürecine bakıldığında; Hükümet Tasarısında 657 Sayılı Kanunun 105'inci maddesi yerine o zaman yürürlükte olan 788 Sayılı Memur Kanununun benzer hükümler içeren 84'üncü maddesine paralel biçimde memurların hizmet sürelerine göre artan miktarda süreler belirlenmişken, Geçici Komisyonca, hastalık izin sürelerinin özel kanunlarında belirtilmiş olduğundan bahisle sürelere ilişkin hükümlerin madde metninden çıkarılarak maddenin bugünkü biçimiyle yasalaştığı görülmektedir. Bu maddenin ilk fıkrasında, görevlerini yapamayacak derecede hastalığa uğrayanlardan hastalıkları, kanunlarında belirlenen sürelerden fazla devam edenlerin, hastalıklarının mahiyetlerine ve doğuş sebeplerine göre adi veya vazife malulü sayılacağı hükme bağlandıktan sonra üçüncü fıkrasında, kanunlarında yazılı sürelerden önce geçen hastalıkların en çok bir yıl içinde nüksetmesi halinde, yukarıdaki hükümlerin, eski ve yeni hastalık süreleri toplamına göre uygulanması öngörülmüştür.
Anılan üçüncü fıkra hükmüyle, 657 Sayılı Kanunun 105'inci maddesinde hakim olan anlayışa paralel olarak tek hastalık esası benimsenmiştir. Zira, nüksetme olayı yani hastalığın geri dönmesi, yeniden başlaması, ancak bu takdirde söz konusu olabilecektir. Değişik hastalıkların nüksetmesinden bahsetmek mümkün değildir.
Özetle, gerek 657 Sayılı Kanunun 105'inci maddesi gerekse 5434 Sayılı Kanunun 47'nci maddesi, hastalık izin sürelerinin hesabında, aynı hastalık nedeniyle verilen rapor sürelerinin esas alınmasını öngörecek biçimde düzenlenmiş bulunmaktadır.
2- Hastalık izin sürelerinin hesabında raporların kesintisiz olup olmayacağı hususuna gelince; bu sorunun çözümü de, 5434 sayılı Kanunun yukarıda irdelenen 47'nci maddesinde bulunmaktdır.
Gerçekten, 657 Sayılı Kanunun 105'inci maddesi ile atıfta bulunulan 5434 Sayılı Kanunun 47'nci maddesinin üçüncü fıkrasında, kanunlarında yazılı müddetlerden evvel geçen hastalıkların en çok bir yıl içinde nüksetmeleri halinde yukarıdaki hükümlerin eski ve yeni hastalık müddetleri toplamına göre uygulanması öngörülmüş olup; bu hükme göre raporların birleştirilebilmesinin yegane şartı, kanunda yazılı sürelerden önce geçen hastalıkların en çok bir yıl içinde nüksetmesidir. Aynı hastalıktan bir yıldan az aralıklarla rapor alınması halinde, hastalık nüksetmiş sayılacak ve bu hastalık için verilen eski izinle yeni izinler birleştirilerek, toplamının kanunda yazılı süreyi aşması durumunda, hasta memur emekli edilecektir.
Bir başka ifadeyle, Devlet Memurları Kanununun 105'inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 47'nci maddesinin birbirlerini tamamladığı ve bir arada mütalaa edilmeleri gerekeceği noktasından hareketle 47'nci maddeye uygun olarak nüksetmiş sayılan aynı hastalıklar dolayısıyla alınan raporların sürelerinin birleştirilmesi ve toplam sürenin kanunda yazılı hastalık izni sınırını aşıp aşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
3- Maliye ve Gümrük Bakanlığınca görüş istenilen üçüncü konu, hastalık izin sürelerinin sonunda iyileşmeyip de haklarında emeklilik hükümleri uygulanan memurlardan gerekli sağlık şartlarını kazanarak yeniden memuriyete atananların alacakları sağlık raporlarına göre kullanacakları izin sürelerinde aylık ve özlük haklarının verilip verilemeyeceği ile bu gibilerin tedavi giderlerinin karşılanıp karşılanamayacağıdır.
105'inci maddenin dördüncü fıkrası da, hastalıkları nedeniyle haklarında emeklilik hükümleri uygulananlardan sağlık şartlarını yeniden kazandıkları resmi sağlık kurullarınca tespit edilenlerin tekrar görev almak istemeleri halinde, eski derece ve niteliklerine uygun görevlere öncelikle atanmaları öngörülmüştür.
Bu hükme göre, hastalık izninin tamamının kullanılmasına rağmen iyileşememesi nedeniyle hakkında emeklilik hükümleri uygulanan memurun yeni bir görev alabilmesi için sağlığına kavuştuğunu resmi sağlık kurulu raporu ile belgelemesi gerekmektedir. Tekrar görev almak isteyen bu tür kişilerin göreve başlayabilmeleri için memur olarak yeniden atanması, yani yeni bir atama işleminin yapılması gerekmektedir. önceki dönemde hizmet ifa eden ve bu hizmet dönemini 657 sayılı Kanunun 98'inci maddesinin (ç) fıkrası uyarınca emeklilikle sona erdiren kişi, aynı Kanunun 93'üncü maddesi hükmüne dayanılarak yeniden hizmete alındığı takdirde, o kişi için yeni bir memuriyet dönemi başlamış olmaktadır. Bu yeni dönemle birlikte memuriyet ödev ve sorumluluklarıyla hakları da yeniden başlamaktadır.
Bu nedenle, tekrar memurluğa alınan adi veya vazife malulünün, önceki dönemde tamamı kullanılmış bulunan hastalık izni hakkı, bu dönemde yeniden başlayacaktır. Söz konusu memura yeni görevi sırasında hastalığı nedeniyle verilen raporda lüzum gösterilmesi halinde, kendisine aylık ve özlük haklarına dokunulmaksızın hastalık izni verilmesi ve izin hakkının yeniden başlaması gerekmektedir.
Memurlara sağlanan "sosyal haklar ve yardımlar" kapsamına giren ve 657 sayılı Kanunun değişik 209'uncu maddesi ile düzenlenen tedavi yardımı, resmi tabip raporu ile lüzum gösterilmesi dışında herhangi bir şarta bağlanmadığından, yeniden memuriyete dönenlerin tedavi giderinin kurumlarınca karşılanmasında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, gerekli sağlık şartlarını yeniden kazandıklarına dair resmi sağlık kurulu raporunu kurumlarına ibraz ederek göreve dönenlerin hastalık izin haklarının yeniden başlatılarak bunların alacakları sağlık raporlarına göre kullanacakları izin sürelerinde aylık ve özlük haklarının verilmesi ve tedavi giderlerinin karşılanması gerekmektedir. Aksi takdirde, emeklilik statüsünde olmadıkları için emeklilik haklarından yararlanamayan bu kişilere hastalık izinleri süresince aylık ve özlük hakları da ödenmeyecektir ki, bu tür bir yaklaşımın sosyal devlet anlayışıyla bağdaştırılması mümkün değildir.
SONUÇ
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 105'inci maddesiyle ilgili olarak;
1- Bu maddede öngörülen hastalık izni sürelerinin, tek bir hastalık nedeniyle verilen sağlık izinlerine ilişkin bulunduğuna oybirliğiyle,
2- Hastalık izni sürelerinin hesaplanmasında, hasta memura verilen raporların 5434 sayılı Kanunun 47'nci maddesi uyarınca bir yıl içinde nükseden aynı hastalığa ilişkin olup olmadığının araştırılıp ancak bu şarta uyan rapor sürelerinin birleştirilerek toplam sürenin Kanunda yazılı izin sınırını aşıp aşmadığının belirlenmesi gerektiğine oybirliğiyle,
3- Hastalık izin süreleri sonunda iyileşmeyip de haklarında emeklilik hükümleri uygulanan memurlardan gerekli sağlık şartlarını kazanarak yeniden memuriyete atananların hastalık izin haklarının yeniden başlatılarak bunların alacakları sağlık raporlarına göre kullanacakları izin sürelerinde aylık ve özlük haklarının verilmesi ve tedavi giderlerinin karşılanması gerektiğine,
çoğunlukla karar verildi. Sayıştay Genel Kurul Kararı Kararın Numarası: 4664/1 Kararın Tarihi : 05.04.1990
6- Hastahaneye sevk tarihi ile rapor tarihleri arasındaki sürenin rapor süresinden sayılması gerektiği Hk. (D.5.D., E:1969/2599, K:1971/146).
7- Nakil emrini izinli iken tebellüğden kaçınarak yasal süre içinde yeni görevine başlamayan personelin, yasal süre geçtikten sonra aldığı raporların bir zorlayıcı neden olarak kabulüne olanak bulunmadığı Hk. (D.5.D. E:1974/9638, K:1976/7).















