Mahkeme Karar Özetleri
Ceza Verme Yetkisi-Disiplin Kurulları
Ceza Verme Yetkisi-Disiplin Kurulları
1- İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olan davacıya aylıktan kesme cezasının, ilçe milli eğitim müdürü veya üst disiplin amiri olarak kaymakam tarafından verilmek gerekirse de, müsteşar tarafından ceza verilmiş olmasının işlemi sakatlamadığı hk. (Danıştay 8.Daire Esas No:1998/4598 Karar No:1998/3633)
2- Davacının eylemlerinin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren davranışlardan olduğundan bir alt ceza olan aylıktan kesme cezası da olsa disiplin kurulunca karar alınmaksızın disiplin amirince ceza verilemeyeceği hk.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Danıştay Başkanlar Kurulunun 16.6.2004 gün ve 2004/13 sayılı kararı ile Danıştay Onikinci Dairesinde görülmekte olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda belirtilen öğretim elemanları, memur ve diğer personelin disiplin işlerine ilişkin dava ve temyiz başvurularının Dairemizde görülmesine ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca kararın düzeltilmesi istemlerinin dosya devri yapılan dairece sonuçlandırılmasına karar verildiğinden, işin esasına geçildi.
Uyuşmazlık; Mersin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 9/m maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının 16. madde uyarınca bir alt ceza olan 1/20 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemden doğmuştur.
Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 9/m maddesinde verilen emir ve görevleri kasten yapmamanın kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiillerden olduğu belirtilmiş, aynı yönetmeliğin 16. maddesinde ise; geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan yönetici ve öğretim elemanları ile memurları ve diğer personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanın uygulanabileceği düzenlenmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 33/b maddesinde, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının görevlinin bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atmaya yetkili amirler tarafından verileceği, 42/2. maddesinde de; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyasının, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edileceği, disiplin kurulunun, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildireceği kuralları yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında; Çevre Mühendisliği Bölümünce kendisine verilen görevleri yerine getirmediği, mesai saatlerine bağlı kalmadığı, ilgisi olmadığı konularda uygunsuz şikayette bulunduğu, yalan ve yanlış beyanlarda bulunduğu hususlarının araştırılması için açılan soruşturma sonucunda anılan yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının aynı yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca önceki iyi sicilleri dikkate alınarak bir alt ceza olan 1/20 oranında aylıktan kesme disiplin cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, bu teklifin Mersin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığınca değerlendirilerek ... gün ve ... sayılı Mühendislik Fakültesi Dekanlığı işlemi ile dava konusu disiplin cezasının verildiği bu cezaya yapılan itirazın ise Mersin Üniversitesi Rektörlüğünün ... gün ve ... sayılı işlemi ile reddine karar verilmesi üzerine her iki işlemin iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda dava konusu 1/20 oranında aylıktan kesme cezası disiplin amiri Dekan tarafından verilmiş ise de, davacının söz konusu eylemlerinin anılan yönetmeliğin 9/m maddesinde belirtilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren davranışlardan olduğundan, aynı yönetmeliğin 42. maddesi uyarınca soruşturma dosyasının, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna tevdi edilerek ve disiplin kurulunca soruşturma dosyası incelenerek, bir karar verilmesinden sonra atamaya yetkili amir olan Dekan tarafından verilmesi gerekir iken bu gerekliliğe uyulmaksızın doğrudan disiplin amirince bir alt cezanın takdir edilerek verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesince bu usuli eksiklik incelenmeksizin işin esasına girilerek verilen kararda aynı nedenle yasal isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Adana 2. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine 16.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 8.Daire Esas No:2004/2772 Karar No:2005/1227)
1- Kamu görevlisinin eski görev yerindeki tutum ve davranışları nedeniyle o dönem yetkili amiri tarafından cezalandırılabilir. devlet memurları yasasına bağlı olan kamu görevlileri; uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yoluna başvuramazlar.
İstemin Özeti: Davacının, ... Belediyesi, İktisadi Teftiş Kurulu Müdürlüğünde müfettiş olarak görevli iken izin almadan görev yerini terkettiği gerekçesiyle 657 sayılı Yasanın 125/A-b maddesi gereğince uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... Belediyesi Disiplin Amirleri Yönetmeliğine ekli çizelgede, teftiş kurulu müdürlüğünde görevli müfettişlerin disiplin amirinin teftiş kurulu müdürü olduğunun belirtildiği, dosyanın incelenmesinden, kadrosu teftiş kurulu müdürlüğünde kalmak kaydıyla görevlendirilen davacının, geçici görevde bulunduğu iktisadi teftiş kurulu müdür vekili tarafından izin almadan görev yerini terkettiği gerekçesiyle uyarma cezası ile cezalandırıldığı ve bu cezaya karşı yaptığı itirazın belediye başkanı tarafından reddedildiğinin anlaşıldığı, olayda davacının iktisadi teftiş kurulu müdürlüğü emrine müfettiş olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada mahkemelerinin 06.07.1994 gün ve 620 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiğinden, söz konusu işlemin tesis tarihi olan 22.04.1994 tarihden itibaren bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kalktığı, dolayısıyla davacının teftiş kurulu müfettişliğinin devam ettiği ve iktisadi teftiş kurulu müdür vekili tarafından uyarma cezası ile cezalandırılmasının mümkün olmadığı, diğer bir anlatımla hukuka aykırılığı saptanan bir işleme bağlı olarak yapılan atama sonucunda, bu işlemin hukuken doğmamış olduğunun kabulü ile buna bağlı diğer işlemlerin de hukuken geçersiz olduğu sonucuna varılarak, ilgilinin disiplin amiri olmayan iktisadi teftiş kurulu müdür vekili tarafından uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Ankara 6. İdare Mahkemesinin 31.03.1995 gün ve 607 sayılı kararının, Anayasa`nın 129. maddesinin 3. fıkrası ile 657 sayılı Yasanın 135 ve 136. maddeleri uyarınca uyarma ve kınama cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulamayacağı, davacının iktisadi teftiş kurulu müdürlüğüne müfettiş kadrosu ile görevlendirildiği ve birim müdürünün de disiplin amiri olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti: Yanıt verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi A.K.`nın Düşüncesi: Davacının iktisadi teftiş kurulu müdürlüğünde görevlendirilmesine ilişkin işlemin, yürütmesinin durdurulmasına ilişkin yargı kararı idare tarafından uygulanıncaya kadar görevli bulunduğu yerdeki disipline konu olan fiilleri nedeniyle, o yerin disiplin amiri tarafından cezalandırılacağı açık olduğu gerekçesiyle istemin kabulü gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı Y.I.`nın Düşüncesi: ... Belediyesi İktisadi Teftiş Kurulunda görev yapan davacıya, müdür vekili tarafından verilen kınama cezasının yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline ilişkin mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir.
657 sayılı Yasanın 1. maddesinde belirtildiği gibi, belediye memurları bu yasa kapsamında bulunmaktadır. Yasanın ( 2670 sayılı Yasa ile değişik ) 135. maddesinde, Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı varsa bir üst disiplin amirine, yoksa disiplin kurullarına itiraz edileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği belirtilerek, uyarma ve kınama cezalarına karşı idari yargı yolu kapatılmıştır.
Bu düzenlemede Anayasanın 129. maddesine aykırı bir durum da mevcut değildir. Yasadaki açık hüküm karşısında, uyarma cezasına karşı açılan davanın incelenmeden reddi gerekirken, işlemin yetki yönünden iptal edilmesi hukuka aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile, kararın bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, belediye müfettişi olan davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemden doğmuştur.
Dosyanın incelenmesinden, ... Belediyesi Teftiş Kurulu Müfettişi olan davacının 22.04.1994 gün ve 1073 sayılı belediye başkanlığı işlemi ile iktisadi teftiş kurulu müdürlüğü emrine müfettiş olarak atandığı ve 26.04.1994 tarihinde bu görevine başladığı, görevlendirme işleminin iptali istemiyle açılan davada Ankara 6. İdare Mahkemesinin 06.07.1994 gün ve 620 esas sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği, bu arada davacıya 21.07.1994 günü izin almadan görev yerini terkettiği gerekçesiyle iktisadi teftiş kurulu müdürü tarafından 26.07.1994 gün ve 1994 sayılı işlem ile uyarma cezası verildiği, ilgilinin yargı kararı üzerine 25.08.1994 gününde teftiş kurulu müdürlüğündeki görevine yeniden başladığı, idare mahkemesince de yürütmenin durdurulmasına karar verilen 22.04.1994 tarihli görevlendirilme işleminin tesis edildiği tarihten itibaren bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kalktığı, buna bağlı diğer işlemlerin de hukuken geçersiz olduğu görüşüyle iktisadi teftiş kurulu müdürü tarafından verilen cezanın yetki yönünden iptal edildiği anlaşılmıştır.
Anayasanın 129. maddesi ile 657 sayılı Yasanın 135. ve 136. maddeleri uyarınca uyarma ve kınama cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulamayacağı genel kural olmakla birlikte usulüne uygun olarak tesis edilmemiş olan uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimine tabi tutulacağı açıktır.
Olayda, ... Belediyesi Disiplin Amirleri Yönetmeliğine ekli Cetvelde iktisat işleri müdürlüğündeki müfettişlerin disiplin amirinin birim müdürü olduğu ve disiplin cezasına konu fiilin işlendiği tarihte davacının iktisat işleri müdürlüğünde görevli bulunduğu, Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine de idarece 25.08.1994 gününde yeniden eski görev yerinde başlatıldığı görülmektedir.
Bu durumda, idare mahkemesince yürütmenin durdurulması kararı üzerine görevlendirme işleminin tesis edildiği tarihten itibaren bütün hüküm ve sonuçları ile ortadan kalktığı gerekçesiyle uyarma cezasının yetkisiz disiplin amiri tarafından verildiği öne sürülüyor ise de, idarenin 06.07.1994 günü verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine İdari Yargılama Usulü Yasasının 28. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 30 gün içinde işlem tesis etmeye yetkili bulunması karşısında, mahkemece bu hususların yerine getirip getirilmediği araştırılmadığı gibi yürütmenin durdurulması kararı ile tesis edilen işlemin hukuken doğmamış olduğundan bahisle ilgilinin yargı kararı uygulanıncaya kadar görevli bulunduğu yerdeki kusurlu fiil ve davranışları nedeniyle bulunduğu yer disiplin amirince cezalandırılamayacağı yolundaki kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 6. İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye iadesine 22.12.1997 gününde gerekçede ve esasta oyçokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU
X - 657 sayılı Yasanın değişik 135. maddesi, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşıvarsa bir üst disiplin amirine, yoksa disiplin kuruluna itiraz edileceğini, diğer cezalara karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğini belirterek, uyarma ve kınama cezalarına karşı idari yargı yolunu kapatmıştır.
Bu düzenlemede Anayasanın 129. maddesine de aykırılık bulunmamaktadır. Yasanın belirtilen hükmü uyarınca, uyarma cezasına karşı açılan davanın incelenmeksizin reddi gerekirken işlemin yetki yönünden iptal edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekeceği oyu ile karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
XX - İdare mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddedilerek mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum. DANIŞTAY 8. DAİRE E. 1995/3916 K. 1997/4112
2- Devlet memurluğundan çıkarma cezasının atamaya yetkili amirin isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği, yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayine yetkisinin olmadığı hk.
Davacının, bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... gün ... sayılı kararının iptali ve bu işlem nedeniyle uğradığı maddi zararın tazmini istemiyle açılan davada; 657 sayılı Yasa'nın 126. maddesinde devlet memurluğundan çıkarma cezasının, amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği yüksek disiplin kurulunun cezayı kabul ya da reddedeceği, ayrı bir ceza tayinine yetkisinin olmadığı, ret halinde atamaya yetkili amirlerin 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbest olduklarının hükme bağlandığı, dava ve işlem dosyasının incelenmesinden, davacının ... İcra Müdürü iken, 38 gün özürsüz ve kesintisiz olarak göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı yasanın 125/-E-d maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması için ... günlü olur ile Yüksek Disiplin Kuruluna öneride bulunulduğu, dosyadaki çelişkili beyanlar ve davacı lehine tanık ifadeleri olduğu gerekçesiyle davacının devlet memurluğundan çıkarılması yolundaki önerinin reddine ve bu cezanın bir derece hafifi olan kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasının uygun olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilerek, dava konusu işlemin tesis olunduğunun anlaşıldığı, Yüksek Disiplin Kurulunun kendisine sunulan önerinin kabulü ya da reddi yönünde karar vermesi gerekirken, yukarıda anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, ayrı bir ceza tayin edilerek, davacının kademe ilerlemesi cezası ile cezalandırılması yoluna gidildiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden ve bu işlemden dolayı davacının uğradığı, tüm maddi zararının davacıya ödenmesine hükmeden ... İdare Mahkemesinin ... gün ve... sayılı kararının; verilen cezanın yasaya uygun olduğu öne sürülerek 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Yasasının 49.maddesinin 1.fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
idare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe Usul ve Yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verildi.(MT/ES) (DAN-DER; SAYI:96) D.8.D. E:1995/4185; K:1997/3879
3- 657 sayılı Kanunun 126. maddesine göre, müfettişçe verilen ve disiplin kurullarınca aynen kabul edilen cezanın atamaya yetkili amir tarafından değiştirilmesi olanağı olmadığı gibi, aylıktan kesme cezası verilmesi durumunda da bu cezayı vermeye yetkili amirin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar verilmesinde isabet bulunmadığı hakkında.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Dava, ... Sanayi ve Ticaret İl Müdürü olan davacının, 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 15.6.2001 günlü ve 5 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Konya İdare Mahkemesinin 30.4.2002 günlü, E:2001/1098, K:2002/614 sayılı kararıyla; dava ve soruşturma dosyasının birlikte incelenmesinden, ... Sanayi ve Ticaret İl Müdürü olan davacının, Periyodik muayene zamanı geçen ve cezalı duruma düşen ölçü aleti sahiplerine idari para cezası verilmediği iddiası ile ilgili olarak hakkında düzenlenen soruşturma raporunda, bazı belediye ve şirketlerden 4.8.2000 tarihine kadar muayenelerini yaptırmalarının istenildiği, oysa bunlardan ... Belediyesinin 4.2.2000, ... Belediyesinin 11.5.2000 gününde muayene için müracaat ettikleri, bu müracaatlar üzerine, Ölçü ve Ölçü Aletlerini Muayene Yönetmeliğinin 9. maddesi gereğince, belediyelere muayene gününü belirleyen belge verilmesi ve ayrıca zamanında müracaat etmediği, 11.5.2000 günlü müracaatından anlaşılan ... Belediyesine para cezası uygulanması gerekirken bunların yapılmadığı, hem belirtilen hem de başka kuruluşların muayene kartlarında en son muayenenin 1998 yılında yapıldığı ve halen 2000 yılının periyodik muamelelerinin ve damgalarının yapılmadığı bu nedenle periyodik muayene zamanında müracatta bulunmayan ölçü aleti sahiplerine ceza uygulamayan davacının bu fiilinin, 657 sayılı Yasanın 125/D-ı maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle dosyanın disiplin kuruluna gönderildiğinin anlaşıldığı, anılan kurulca muhakkikçe getirilen teklif aynen kabul edilerek Bakanlık makamına sunulması üzerine ilgili bakan tarafından davacıya 657 sayılı Yasanın 125/C maddesine göre 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının verildiğinin anlaşıldığı, uyuşmazlık konusu olayda, davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunda; adı geçenin, ölçü ve tartı aletlerinin periyodik muayene müracaatını zamanında yapmayan ve Ayar Kanunu uyarınca cezalı duruma düşen kişi ve kuruluşlara idari para cezası uygulamaması fiilinin, 657 sayılı Yasanın 125/D-ı maddesinde belirtilen; "Görevin yerine getirilmesinde kişilerin yarar ve zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak." fiili kapsamında değerlendirilip, getirilen teklif disiplin kurulunca aynen kabul edilmiş ise de, aynı soruşturma raporunda, davacının sözkonusu fiili nedeniyle kişisel menfaat sağladığı yönünde bir kanaat oluşmadığından hakkında ayrıca ceza takibatına yönelik bir soruşturma teklifine gerek görülmediğinin belirtildiği, ayrıca yukarıda bahsedilen durumun, müdür ve memur arasındaki sürtüşmeden kaynaklandığının düşünüldüğü belirtildiğinden, 657 sayılı Yasanın 125/D-ı maddesindeki fiilin gerçekleştiğinden bahsetmeye olanak bulunmadığı, bu halde, davacı tarafından, muayene yılının Ocak ayının başından Şubat ayının sonuna kadar müracaat etmeyen ölçü ve ölçü aletleri sahipleri veya ilgilileri hakkında müracaat etmediklerinin anlaşılması karşısında, 3516 sayılı Yasanın 15/b maddesi gereğince idari para cezası uygulanması gerektiği halde, esas itibariyle müdür ve memur arasındaki sürtüşmeden kaynaklanan nedenlerden dolayı Şubat ayı sonundan sonra müracaat edenlere ceza uygulanmadığı hususunun açık olduğu, bu fiilin 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesinde belirtilen, kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek fiiline tekabül ettiğinin açık olduğu, diğer yandan, disiplin kurulunca "kademe ilerlemesinin durdurulması" yönünde getirilen teklifin aynen kabul edilmesi üzerine atamaya yetkili amir olan Bakan tarafından alt ceza unsurları gözönünde bulundurularak 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının verildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle, davacının fiili 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesine tekabül ettiğinden hakkında yapılan soruşturma sonucu, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası önerilmesi ve disiplin kurulunca da getirilen teklif aynen kabul edilmek suretiyle atamaya yetkili amir onayına sunulmasında hukuka uyarlık görülmediği, bu durumda, davacının fiiline uyan 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesine tekabül eden disiplin cezasının önerilmesi ve teklif edilen cezanın disiplin kurulunda değerlendirildikten sonra atamaya yetkili amir olan Bakan tarafından alt ceza unsurları da değerlendirilmek suretiyle bir derece hafif olan cezanın verilmesi gerekirken aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu öne sürmekte ve idare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Yasanın 125/D-ı maddesinde; "Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar ve zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak." kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, aynı Yasanın 125/C-a maddesinde de; "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak." aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Öte yandan, 657 sayılı Yasanın, "Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar" başlıklı 126. maddesinde ise; "Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararına dayanan hallerde Valiler tarafından verilir. Disiplin Kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasıyla cezalandırılması gerektiği sonucuna varılmakla birlikte disiplin kurulu kararının atamaya yetkili amir olan Bakan tarafından yeniden değerlendirilerek ilgilinin sicil ve disiplin durumu dikkate alınıp bir alt ceza olan aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda anılan 657 sayılı Yasanın 126. maddesinde; önerilen ve disiplin kurulunca aynen kabul edilen cezanın atamaya yetkili amir tarafından değiştirilemeyeceği açıkça hükme bağlanmış olup, İdare Mahkemesince olayın değerlendirilmesi sonucunda davacının eyleminin aylıktan kesme cezasını gerektirdiği sonucuna varılmasında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, disiplin kurulu kararının ilgili Bakan tarafından değiştirilmesinin uygun görülmesine dair gerekçesinde hukuka uyarlık görülmediği gibi, kararın yukarıda belirtilen gerekçesine uygun olarak davacıya aylıktan kesme cezası önerilmesi durumunda, bu cezayı vermeye yetkili amirin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde bir alt ceza verilmesi gerektiği yolundaki gerekçesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacının eylemine uygun aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasında isabetsizlik bulunmamakla birlikte kınama cezasının verilmesi gerektiği sonucunu doğuracak şekilde işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararı hukuken isabetli bulunmadığından davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Konya İdare Mahkemesince verilen 30.4.2002 günlü, E:2001/1098, K:2002/614 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3.fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, kullanılmayan 7.000.000 lira posta pulu ücretinin istemi halinde davalı idareye iadesine, 20.3.2003 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Temyiz isteminin reddi ile hukuk ve usule uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım. Danıştay Onikinci Daire Esas No : 2003/497 Karar No : 2003/672
4- Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası disiplin kurulunca verilmesi hükme bağlandığından bir alt ceza uygulama yetkisinin yine aynı kurula ait olduğu, bu cezanın disiplin amirince verilemeyeceği hakkında (Danıştay 8.Daire E:1996/4782 K:1999/714 DD:101 Sayfa:615 25.2.1999)657 sayılı Kanunun 126. maddesine göre, müfettişçe verilen ve disiplin kurulunca aynen kabul edilen cezanın atamaya yetkili amiri tarafından değiştirilmesi olanağı olmadı gibi; aylıktan kesme cezası verilmesi durumunda da bu cezayı verme yetkisinin, amirin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar verilmesinde isabet bulunmadığı hakkında. (Danıştay 12. Daire, E:2003/497, K:2003/672, T:20.03.2003)
5- Yönetmelikte hangi disiplin cezalarının hangi makamlar tarafından verileceği belirlendiğinden okul müdür vekili tarafından verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının iptali gerekir.
İstemin Özeti: ... Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğretim görevlisi olan davacının, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 4/d maddesi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 25.01.1995 gün ve 32 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada, dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında görev yerini izinsiz terk ettiğinden ve okul yöneticisine hakaret ettiğinden bahisle açılan soruşturma neticesinde, soruşturmacı tarafından kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesinin önerilmesi üzerine, durumun disiplin kuruluna intikal ettirilmeden doğrudan disiplin amiri olan okul müdür vekili tarafından ele alınarak davacıya kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının uygun olacağı belirtildikten sonra geçmiş hizmetleri iyi olduğundan bahisle bir alt ceza uygulanıp 1/8 oranında aylıktan kesme cezası verildiğinin anlaşıldığı, olayın kademe ilerlemesinin durdurulması cezası hakkında karar vermeye yetkili kurula sevk edilmesi gerekirken, yetkisiz olan müdür vekili tarafından davacının geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları ile sicil durumu gözetildiğinden bahisle bir alt ceza olan aylıktan kesme cezası uygulanmak suretiyle disiplin cezası verilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Malatya İdare Mahkemesinin 05.10.1995 gün ve 823 sayılı kararının; yapılan soruşturma sonucu mahkemece de suçu sabit görülen davacının, aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasında usulsüzlük olmadığı, işlemin yasalara uygun olduğu, aylıktan kesme cezasının disiplin amirlerince verileceği, bu kurala uyulduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi İ.S.`nin Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Y.I.`nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
6- İdare mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, 22.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. DANIŞTAY 8. DAİRE E. 1996/138 K. 1997/4123Devlet memurluğundan çıkarma cezasının atamaya yetkili amirin isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği,yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza verme yetkisinin bulunmadığı. (Danıştay 8.D. Esas: 1995/4185 ; Karar : 1997/3879 )
7- Disiplin soruşturması yapan kimse, disiplin kurulunda görevlendirilemez.(Danıştay 5.D. 18.03.1976 Esas: 1974/10222 ; Karar : 1976/1267)
8- M.E.Bakanlığının taşra teşkilatı kapsamında bulunan İstanbul Devlet Kitapları Döner Sermaye Müdürlüğü elemanları olan sanıklar hakkında İl Yönetim Kurulunca karar verilmesi gerekeceği.(D. 2.D., E: 1991/408,K:1991/527)
9- Özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için, memurların eylemlerinin ve bu eyleme verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve açık olarak tanımlanması gerektiği, aksi halde genel kanun olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem tesis edilmesi gerektiği hk.
İsteğin Özeti : Denizli İdare Mahkemesinin 18.10.1999 günlü, E:1998/129, K:1999/894 sayılı Kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Davacının "bir gün göreve gelmemek" eyleminin tam karşılığının özel kanun olan 4357 sayılı Yasada bulunmaması nedeni ile 657 sayılı Yasa hükümleri uyarınca işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Düşüncesi : Davacının bir gün göreve gelmemesi nedeniyle 657 sayılı yasanın 125. maddesinin (c) fıkrası (b) bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali yolundaki mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.
657 sayılı yasanın 125. maddesinin sondan bir önceki fıkrasında, özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş ise de, özel yasaların uygulanabilmesi için memurların eylemlerinin özel yasadan tam ve açık olarak tanımlanması gerekmektedir.
4357 sayılı yasada ise "bir gün göreve gelmemek" eyleminin tam karşılığının bulunmadığı anlaşıldığından davacı hakkında genel yasa olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece işin esasına girilerek dava konusu disiplin cezasının 657 sayılı yasa hükümlerine göre incelenerek bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, ... İlçesi ... İlköğretim Okulu öğretmeni olarak görev yapan davacının. 18.4.1996 tarihinde bir gün göreve gelmediği gerekçesiyle 657 sayılı Yasanın 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 25.4.1996 gün ve 243/33 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Denizli İdare Mahkemesinin 18.10.1999 günlü, E:1998/129, K:1999/894 sayılı kararıyla; 657 sayılı Yasanın 125. maddesinde, özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu hükmünün yer aldığı, bir konu hem genel kanunla hem de özel kanunla düzenlenmiş ise, özel kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin hukukun bilinen ilkelerinden olduğu, ancak özel yasada bu konuda düzenlenmiş bir hüküm yok ise, genel yasaya gidilmesinin mümkün olduğu, devlet memurluğundan çıkarma cezası dışındaki diğer cezaların öğretmenler bakımından özel yasalarda belirlendiği ve vazifelerini yapmadıkları anlaşılan öğretmenlerin ücret veya naaş kesilmesi cezası ile cezalandırılacaklarının kurala bağlandığı, dava dosyasının incelenmesinden, davacının 18.4.1996 tarihinde göreve gelmemek suretiyle derslere girmediği gerekçesi ile 657 sayılı Yasa hükümlerine göre cezalandırıldığının anlaşıldığı, davacının söz konusu eylemi nedeni ile hakkındaki incelemenin 4357 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılması gerekirken 657 sayılı Yasa hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, 4357 sayılı Yasada bir gün göreve gelmemek fiilinin düzenlenmediğini, davacının eylemine uygun disiplin suçunun tam karşılığının 657 sayılı Yasada düzenlenmesi nedeni ile bu yasa uyarınca ceza verildiğini, işlemin hukuka uygun olduğunu öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Uyuşmazlık ilköğretim okulu öğretmeni olan ve bir gün göreve gelmeyen davacının 657 sayılı Yasanın 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemden doğmuştur.
4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler için Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanunun 7. maddesinin (b) bendinde de, vazifelerini yapmadıkları ve yapanlara güçlük çıkardıkları, onların çalışma isteklerini sözleri ve hareketleri ile kırdıkları, okulu ve talebeyi herhangi bir şekilde zarara uğrattıkları sabit olanlara fiillerinin mahiyeti ve derecesine göre birinci defasında bir günlükten üç günlüğe kadar ücret ve maaş kesim cezası verileceği hükmü düzenlendikten sonra, son fıkrasında, bu kanunda açıklanmayan hallerin memurin kanunu hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin C/b bendinde de, özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiilinin aylıktan kesme cezasını gerektirdiği kuralı yer almıştır.
Olayda ise, ilkokul öğretmeni olan ve ülke çapında uygulanan memur eylemine katılması nedeniyle davacının, açılan soruşturma sonucunda özel kanun olan 4357 sayılı Yasada bir gün göreve gelmeme fiilinin karşılığı bulunmadığı nedeniyle, bu kanunun atıfta bulunduğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanarak bu Kanunun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranına aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar, 657 sayılı Yasanın 125. maddesinin sondan bir önceki fıkrasında, özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş ise de, özel yasaların uygulanabilmesi için memurların eylemlerinin ve bu eyleme verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve açık olarak tanımlanması gerekmektedir.
Yukarıda anılan 4357 sayılı Yasanın 7/b. maddesinde sayılan eylemlerin "bir gün göreve gelmemek" eyleminin tam karşılığını oluşturmadığı açık olup davacı hakkında genel kanun olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davacının 4357 sayılı Yasa hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiği şeklindeki idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından mahkemece işin esasına girilerek davaya konu disiplin cezasının 657 sayılı Yasa hükümlerine göre incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle. Denizli İdare Mahkemesince verilen 18.10.1999 günlü, E:1998/129, K:1999/894 sayılı Kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 21.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Danıştay Onikinci Daire Esas No : 2000/958 Karar No : 2000/4088
10- Görev yeri dışında suç işleyen memur hakkında CMUK’ un 8.maddesi uyarınca suçun işlendiği yerdeki il yönetim kurulunca karar verilmesi gerektiği.(Danıştay 2.D. 07.03.0984 Esas : 1981/4574 ; Karar: 1984/695)
11- Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası disiplin kurulunca verilmesi hükme bağlandığından bir alt ceza uygulama yetkisinin yine aynı kurula ait olduğu,bu cezanın disiplin amirince verilemeyeceği hakkında (Danıştay 8. Daire Esas No:1996/4782 –karar No:1999/714)
12- Kaymakam tarafından alınan görevden uzaklaştırma kararına karşı yapılan itirazlara ilişkin davalara il idare kurulunca bakılır.
Davacının, Hizan Kaymakamlığının 15.5.1974 tarihli karan ile işten el çektirilmesi üzerine, bu kararın iptali için il idare kuruluna başvurduğu ve bu başvuruyu inceleyen Bitlis il İdare Kurulunca, adı geçenin, işten el çektirme işlemiyle menfaat ilişkisinin olmadığı ve bu tür bir itirazı incelemeye il idare kurulunun yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun reddedildiği, dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır.
Davacının işten el çektirilmesine ilişkin kaymakamlık işlemi, adı geçen aleyhine bir takım sonuçlar doğuran kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari tasarruf olduğuna göre, davacının bu işlemle menfaat ilişkisinin olmadığı yolundaki gerekçe hukuki dayanaktan yoksun bulunmaktadır.
Diğer taraftan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 62. maddesinde, "il idare kurulları, il idare şubelerinin, kaymakamların ... yürütülmesi gerekli kararları aleyhine, menfaati haleldar olanlar tarafından bu kararların esas, maksat, yetki ve şekil itibariyle kanun ve tüzüğe muhalefetlerinden dolayı açılan iptal davalarına, birinci derecede bakarlar" denilmek suretiyle açılan davalara birinci derecede il idare kurulunda bakılacağı hiç kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıklanmış bulunmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işten el çektirme işlemine karşı, il idare kurulunda açılan dava ile adı geçenin menfaati ilişkisinin bulunmadığı ve söz konusu kurulun bu davaya bakmaya yetkili olmadığı yolundaki gerekçede Kanunun yukarıda anılan maddesine uyarlık görülmediği cihetle dava konusu kararın bozulmasına karar verildi. (D.5.D. 23.5.1977, E. 1974/888, K.1977/261
13- Geçici görevle ilçede görev yaparken suç işleyen sanık hakkında ilçe yönetim kurulunca karar verilmesi gerektiği hakkında. (Danıştay İkinci Daire, E:1997/1844, K:1999/834, T:23.03.1999, DD.S:101, s.71)
14- Yapılan soruşturma sonucunda memurun kademe ilerlemesi durdurulması cezası ile cezalandırılması gerektiğini belirtildiği ancak geçmiş çalışmalar ve sicil durumuna göre alt ceza olan aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasının önerilmesi halinde; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının kurumun yetkili disiplin kurulunca görüşülüp, memurun geçmiş çalışmaları ve sicilleri de değerlendirilerek alt ceza olan aylıktan kesme cezasına dönüştürülmesinden sonra bu cezanın disiplin amirince verilebileceği; disiplin kurulu kararı olmaksızın bu kararın doğrudan disiplin amirince verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında. (Danıştay 12. Daire, E:2000/1494, K:2002/3104, T:21.10.2002)
15- Soruşturma sonucunda devlet memurluğunan çıkarma cezası teklif edilip, yüksek disiplin kurulunca bu teklifin reddi halinde yetkili amir olan bakan tarafından 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilemeyeceği, yetkili disiplin kurulunun kararının alınması gerektiği hk.
İsteğin Özeti : Dava, öğretmen olan davacının, 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
... İdare Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, öğretmen olan davacı hakkında öğrencileri kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı olarak okula gelmeleri konusunda teşvik ettiğinden bahisle yaptırılan soruşturma sonucunda davacının eyleminin 657 sayılı Kanunun 125/E-a maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği yolunda teklif getirildiği, ancak Yüksek Disiplin Kurulunca ceza teklifinin reddi üzerine atamaya yetkili amir olan Bakan tarafından 657 sayılı Kanunun 126.maddesinin 3.fıkrası uyarınca davacının bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, oysa ceza teklifinin Yüksek Disiplin Kurulunca reddi üzerine atamaya yetkili amirin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını verebilmesi için yetkili disiplin kurulu kararını alması gerekirken bu husus yerine getirilmeksizin re'sen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesine ilişkin işlemde şekil açısından hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare; davacı hakkında tesis edilen işlemin mevzuata uygun olduğunu öne sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakim Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı Düşüncesi :Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, ... sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, 29.5.2003 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Öğretmen olan davacının bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem mevzuata uygun bulunmuş olup, aksi yöndeki mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım(Danıştay 12. Daire, E:2003/1280 K:2003/1693)
16- Davacının eylemine uygun kademe ilerlemesi cezası teklif edilerek bu cezayı vermeye yetkili kurul tarafından durumun görüşülmesi sonucunda suçun ilk defa işlenmesi gözönüne alınarak bir alt ceza olan aylıktan kesme cezası verildiği ve cezanın da davacının amiri tarafından onaylandığının saptanması karşısında davacıya yetkisiz kurul tarafından ceza verildiğinden bahsedilemiyeceği hk.
Mühendis olan davacı, amirine sözle hakaret ettiği nedeniyle memur disiplin komisyonuna sevkedilmiş ve hakkında yapılan soruşturma sonunda eylemine uygun cezanın 657 sayılı Yasanın 125/D/d bendi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması olduğu ancak ilk defa bu suçun işlediği dikkate alınarak bir alt ceza olan 125 maddesinin C/e fıkrasına göre 1/8 aylıktan kesme cezası verilmiş, bu ceza disiplin amiri olan Bölge Müdürü tarafından onaylanmıştır. Bu işlemin iptali açılan dava sonunda İdare Mahkemesinin 657 sayılı Yasanın 126. maddesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amiri tarafından verileceğinin hükme bağlandığı disiplin amirine verilen bu yetkinin disiplin kurulu tarafından kullanılamayacağı, kararın yetki yönünden kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle iptal kararı verilmiştir. İdare Mahkemesi kararının davalı tarafından temyizen bozulması istenilmektedir.
Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı gibi, davacıya amirine sözle hakaret ettiği nedeniyle bu eylemine uygun kademe ilerlemesi cezası teklif edilerek bu cezayı vermeye yetkili kurul tarafından durumu görüşülmüş ve bir alt ceza uygulanarak 1/8 aylık kesme cezası da davacının amiri tarafından onaylanmıştır.
Bu durumda davacıya yetkisiz kurul tarafından ceza verildiğinden söz etmek olanaksız bulunmaktadır.
Açıklanan gerekçeyle idare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından bozulmasına, işin esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildi.(DAN-DER, SAYI: 70-71) D.10.D. E: 1985/2228; K:1987/1913
17- Hastalık iznine ayrılmış bulunan disiplin amirinin uyarma cezası verme yetkisi bulunmadığı (Danıştay 8.D. Esas : 1998/2038 ; Karar : 1999/2990)
18- Merkez ilçede görevli İlköğretim Okulu öğretmenine İlçe Milli Eğitim Müdürünün Ceza vermeye yetkili olmadığı hk.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm varan Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava; ….. İli …….ilçesi …..İlköğretim Okulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 26.3.2002 günlü işlemin iptali işlemiyle açılmıştır.
Adana 2. idare Mahkemesince verilen 26.9.2002 günlü. E:2002/946, K:2002/1715 sayılı kararla; davacının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerine türbanlı olarak katıldığına yönelik İddianın sûbuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu istemde hukuk aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı, fiilinin uyarma cezası verilmesini gerektirdiğini, dava konusu istemde usule ve mevzuata uyarlık bulunmadığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin "B-Taşra Teşkilat" bölümünde merkez ilçede görev yapan ilköğretim okulu öğretmenlerinin disiplin amirinin okul müdürü, üst disiplin amirinin ise ilgili il milli eğitim müdür yardımcısı yoksa şube müdürü olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; ….. İli …… İlçesi …… İlköğretim Okulunda öğretmen olan davacının, okulda yapılan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerine türbanlı olarak katılması nedeniyle hakkında açılan soruşturma sonucunda ……İlçe Milli Eğitim Müdürünce 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda. Adana İlinin merkez ilçelerinden birinde öğretmen olarak görev yapan davacının, anılan yönetmelik hükmüne göre disiplin amiri okul müdürü. üst disiplin amiri ise, ilgili il milli eğitim müdür yardımcısı yoksa şube müdürü olduğu halde Seyhan İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından disiplin cezasıyla cezalandırılmasına yönelik dava konusu İşlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmamakladır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Adana 2. İdare Mahkemesince verilen 26.9.2002 günlü, E: 2002/946, K:2002/171S sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa Be değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir kanar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye göndertmesine, 7.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12 D. E : 2003/1142 K : 2006/1279)
19- Ankara ili Çankaya ilçesinde bir lisede müdür başyardımcısı olan davacının, Çankaya ilçe milli eğitim müdürü tarafından aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasında yetki yönünden hukuka uyarlık görülmediği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Ankara Valiliği – ANKARA
Karşı Taraf : ?
İsteğin Özeti : Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 31.5.2004 günlü, E:2003/2068,
K:2004/1425 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Demet Özen
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Efser Koçakoğlu
Düşüncesi : Çankaya Lisesi Müdür Başyardımcısı olan davacının 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemi iptal eden mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, müdür başyardımcısı olan davacının 657 sayılı Yasanın 125/C-d, maddesi uyarınca Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği eki listenin Taşra Teşkilatı bölümünde merkez ilçede görev yapan öğretmenlerin ve müdür başyardımcılarının disiplin amirinin okul müdürü,üst disiplin amirinin ise, ilgili milli eğitim müdür yardımcısı yoksa şube müdürü olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda anılan Yönetmelik uyarınca yetkisi bulunmayan Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından davacının aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasında ve mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesinde isabet görülmemektedir.
Açıklanan nedenle temyizen incelenen karar sonuç itibariyle yerinde bulunduğundan onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, Çankaya Lisesi Müdür Başyardımcısı olan davacının, 657 sayılı Yasanın 125/C-d,ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 31.5.2004 günlü, E:2003/2068, K:2004/1425 sayılı kararla; Çankaya Lisesi Müdür Başyardımcısı olarak görev yapan davacının 25.10.2000 tarihinde okul müdürlüğü görevini vekaleten yürütmeye başladığı, okul müdürlüğü tarafından Açık Öğretim Fakültesi sınavlarında görev alacakların listesinin 21.11.2002 tarihinde Ankara İl Sınav Koordinatörlüğüne bildirildiği, davacı tarafından imzalanan ve okulda görev yapan öğretmenlerin isimlerini içeren bu listede iki memurun ismine de yer verildiği, okulun emekli memuru İsmail Yıldırım'ın soruşturmacıya verdiği ifadesinde, listeyi kendisinin hazırlamadığını belirttiği, ancak dava dilekçesi ekinde bir örneği yazılı 22.8.2003 günlü beyanında, listeyi kendisinin hazırladığını ve davacının listenin hazırlanmasında etkinliğinin bulunmadığını ifade ettiği, bu durumda, davacının hazırlanan listeyi kontrol etmemesi nedeniyle kusurlu olduğu sabit olmasına karşın söz konusu fiili kasten işlediği yolunda saptama bulunmaksızın 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesi uyarınca aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.
Davalı idare, dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
3.6.1991 günlü 20890 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği eki listenin "Taşra Teşkilatı" bölümünde merkez ilçede görev yapan öğretmenlerin ve müdür yardımcılarının disiplin amirinin, okul müdürü, üst disiplin amirinin ise, ilgili milli eğitim müdür yardımcısı yoksa şube müdürü olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Ankara İli Çankaya İlçesi ? Lisesi Müdür Başyardımcısı olarak görev yapan davacının, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından 27.8.2003 günlü, 2003/185 sayılı işlemle 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığı, davanın bu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Ankara İli Çankaya İlçesinde bir okulda müdür başyardımcısı olan davacının, aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması konusunda anılan yönetmelik hükmü uyarınca okul müdürü veya üst disiplin amiri olarak ilgili milli eğitim müdür yardımcısı yoksa şube müdürü yetkili olduğu halde Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasında yetki yönünden mevzuata uyarlık bulunmadığından İdare Mahkemesince işin esasına girilerek karar verilmiş olmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işlem 657 sayılı Yasanın 125/C-d,ı maddesi uyarınca tesis edilmesine karşın temyize konu kararda, dava konusu işlemin 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesi uyarınca tesis edildiği kabul edilerek, hukuki değerlendirmenin 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesi hükmü dayanak alınmak suretiyle yapılmasında da isabet bulunmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 31.5.2004 günlü, E:2003/2068, K:2004/1425 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, kullanılmayan 5 YTL posta ücretinin istemi halinde davalı idareye iadesine, 14.3.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12.D K:2005/763 E:2004/3953)
20- Disiplin kurulunca soruşturma raporunda belirlenen eylemin 657 sayılı kanunun 125/e-d maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği nedeniyle davacıya devlet memurluğundan çıkartma cezası verilmesi teklifinin reddedilmesi üzerine, aynı kanunun 126. Maddesi gereğince amir tarafından verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında fiilin anılan cezayı gerektiren fiiller arasında sayılmasına gerek olmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Milli Eğitim Bakanlığı
Karşı Taraf : ?
İsteğin Özeti : Erzurum İdare Mahkemesinin 28.1.2003 günlü, E:2002/1487, K:2003/44 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerekceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Zuhal Öztaş
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen kararda hukuk isabet bulunmadığından bozulması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Yaşar Uğurlu
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
? olan davacı, bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
Erzurum İdare Mahkemesinin 28.1.2003 günlü, E:2002/1487, K:2003/44 sayılı kararıyla; olayda, .. İlköğretim Okulu ? iken 12.1.2001 günlü işlemle ? Merkezi'ne geçici olarak görevlendirilen davacı, 18.1.2000 tarihinde görev yerinden ilişiğini keserek geçici görevine başladığı, geçici görevlendirme işleminde geçici görevin ne zaman sona ereceğine ilişkin herhangi bir süre belirtilmediği gibi bu konuda davacıya yapılmış herhangi bir tebligat ya da bildirimin de bulunmadığı, davacının geçici görevinin bitmesini takiben 11.3.2001 tarihinden itibaren doğum öncesine kadar ibaresi bulunan on günlük raporunun bulunduğu, 22.3.2001 tarihinden itibaren 21 günlük doğum öncesi izne ayrıldığı, doğum sonrası 1.6.2001 tarihine kadar 8 haftalık yasal izinli olduğu, doğumdan sonra hasta olan çocuğunun 6.4.2001 tarihinden itibaren anne refakatinde takip ve tedavi edildiğine dair 16.6.2001 günlü raporun olduğu, doğum izni sonrası çocuğunun ? Üniversite Hastanesi Polikliniklerinde anne refakatinde 1, 5, 9, 11, 13, 14.6.2001 günleri hizmet aldığının görüldüğü, bebeğin refakatçisi olarak 10.8.2001 tarihine kadar anılan Hastanede tedaviye devam olunduğu, ayrıca 22.6.2001 tarihinden itibaren 8 günlük istirahat raporu bulunduğunun açık olduğu, bu durumda davacının raporlu ve kanuni izinli olduğu dönemlerde göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Kanunun 125/E-d maddesi uyarınca işlem tayinine hukuken olanak bulunmadığı gibi, diğer taraftan; 39 gün göreve gelmediği iddiası nedeniyle getirilen Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklifinin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından reddedilmesinden sonra onbeş gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbest olan atamaya yetkili amirce tesis olunan işlemde; fiilin, disiplin hukukunun hangi maddesini ihlal ettiğine ilişkin herhangi bir yasal gerekçeye de işaret edilmemiş olmakla, işlemin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunun görüldüğü gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, davacı hakkında getirilen Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması yolundaki teklifin Yüksek Disiplin Kurulunca reddedilmesinden sonra 657 sayılı Kanunun 126/3. maddesi uyarınca bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırıldığını, davacının rapora dayanmayan devamsızlık günleri gözardı edilerek salt fiilin disiplin hukukunun hangi maddesini ihlal ettiğinin belirtilmediği gerekçesiyle iptal kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 126. maddesinde; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararına dayanan hallerde Valiler tarafından verileceği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının amirlerin bu yoldaki isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği, disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisinin bulunmadığı, cezayı kabul veya reddedeceği, ret halinde atamaya yetkili amirlerin 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbest olduğu hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, ? olan davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda; 12.1.2001 tarihli valilik onayı ile geçici olarak görevlendirildiği ? Merkezindeki geçici görevinin sona ermesini okuluna bildirmediği, bu geçici görevi yürüttüğü sırada Eğitim Programının sona ermesi nedeniyle 12.3.2001 tarihinde okuldaki görevine başlamayarak doğum öncesi izne ayrıldığı, 22.3.2002 tarihine kadar aralıksız on gün doğum sonrası izininin bitim tarihi olan 1.6.2001 tarihinden itibaren yaz tatili başlangıcına kadar aralıksız yirmidokuz gün olmak üzere toplam otuzdokuz gün görevine gelmediğinden bahisle 657 sayılı Kanun 125/E-d maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasının teklif edildiği, Yüksek Disiplin Kurulunun 12.6.2002 günlü, 2002/98 sayılı kararıyla; ilgilinin 11.3.2001 tarihinden itibaren doğum öncesine kadar 10 günlük raporunun bulunduğu, ayrıca bu sürede 21 günlük doğum öncesi iznine ayrılma hakkının olduğu, doğum izni sonrası çocuğun 6.4.2001 tarihiden itibaren anne refakatine takip ve tedavi edildiğine dair 16.6.2001 günlü raporun olduğu, ? Üniversitesi Hastanesi Polikliniklerinde anne refakatinde 1, 5, 9, 11, 13, 14.6.2001 günlü hizmet aldığının görüldüğü, ayrıca ilgilinin 22.6.2001 tarihinden itibaren 8 günlük istirahat raporunun bulunduğunun anlaşıldığı, geriye kalan devamsızlıkların Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirecek nitelik ve derecede oluşmadığı görüldüğünden Devlet memurluğundan çıkarma teklifinin reddine karar verildiği, bunun üzerine 657 sayılı Kanunun 126. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacı hakkında 2.7.2002 günlü işlem ile bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Olayda, disiplin kurulunca, soruşturma raporunda belirlenen eylemin, 657 sayılı Yasa'nın 125/E-d maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle Devlet memurluğundan çıkartma cezası verilmesi teklifi reddedildiğinden, soruşturmacı tarafından tanımlanmış olan kusurlu davranışın cezasız bırakılmaması amacıyla atamaya yetkili amir tarafından 657 sayılı Yasa'nın 126. maddesinin tanıdığı yetki doğrultusunda disiplin cezası verildiği açık olup, bu aşamada sözkonusu kusurlu fiilin, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılması gerektiren fiiller kapsamında tekrar tanımlanması konusunda yetkili amire yükümlülük yüklenemeyeceğinden, davacıya isnat edilen fiil ile verilen cezanın, fiile uyup uymadığı incelenerek karar verilmesi gerekirken Mahkemece; fiilin, hangi maddeyi ihlal ettiğinin açıkça belirtilmediği nedeniyle işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Erzurum İdare Mahkemesince verilen 28.1.2003 günlü, E:2002/1487, K:2003/44 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 11.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.11.D K:2003/3413 E:2003/1398)














Yorumlar
"Başka Yerde Görevlendirilen lerin Disiplin Amirleri
Madde 5- Kadrosunun bulunduğu birimden başka bir birimde, onayla görevlendirilen personelin disiplin amirleri, fiilen görev yaptığı birimdeki disiplin amirleridir."
yani bağlı olduğu şube müdürü disiplin amiri, İlçe Milli Eğitim Müdürü üst disiplin amiridir.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.