Atama
1- Hakkında suçlamaların doğru olmadığı soruşturma sonucunda saptanan memurun 657 sayılı yasanın 25. maddesi uyarınca devlet tarafından isnat ve iftiralara karşı korumaya alınması gerekirken görev yerinin değiştirilmesinde kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmadığı hk.
Davacı, hakkında... ilçesinin sokaklarında sloganlar yazdığı ve örgütsel faaliyet içinde bulunduğu iddiasıyla yapıları soruşturma sonucu iddiaların sübut bulmadığı, ancak "böyle bir olaya dolaylı da olsa, gerçekten karışmamış da olsalar' karıştırılmış olmasının çevrenin öğretmene duyması gereken güveni sarstığı, bu nedenle il dışına atanması yolundaki müfettiş önerisi yerinde görülerek dava konusu işlemin tesis edildiği, idari soruşturmaya neden olan eylemle ilgili olarak Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığınca yapılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiği dosyadaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Devlet memurlarının hakları ve ödevleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile düzenlenmiştir. Yasanın, "isnat ve iftiralara karşı koruma" başlıklı 25. maddesinde "Devlet Memurları hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma ve bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler" hükmüne yer verilmektedir.
İleri sürülen iddialarla ilgili olarak idari ve cezai yönden yapılan soruşturmalar sonucunda, davacının üzerine atılı suçlamaların sabit olmadığına karar verildiğine ve bu sonuca göre davacının 657 sayılı yasanın 25. maddesi gereğince Devlet tarafından isnat ve iftiralara karşı korunmaya alınmasının gerekmesine karşın, sübut görülmeyen bu iddialar dayanak yapılarak adı geçenin görev yerinin değiştirilmesinde yasaya, kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Van İdare Mahkemesinin 03.02.1988 günlü, E: 1987/132, K: 1988/26 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinin 1/b bendi uyarınca bozulmasını, uyuşmazlık hukuki noktalara ilişkin bulunduğundan ve dosya içindeki bilgi ve belgeler karar verilmesi için yeterli olduğundan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca dava konusu işlemin İPTALİNE, 01.06.1988 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (D.5.D, K:88-1785, E: 88-1262)
2- Sicil amirinin, memurun yöneticilik yeteneğine ilişkin değerlendirmesi naklen atama işleminin dayanağını oluşturabilir.
İstemin Özeti: Edirne İdare Mahkemesinin 06.05.1998 günlü, E: 1997/950, K: 1998/421 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Danıştay Tetkik Hakimi M.A.'nın Düşüncesi: Davacıya ait 1994, 1995 ve 1996 yılları sicil raporlarında, davacının 1. sicil amiri tarafından adı geçenin yöneticilik niteliği ile ilgili olarak yapılan olumsuz değerlendirmeler dikkate alınarak ve mevzuat hükümleriyle idareye tanınan takdir yetkisine dayanılarak tesis edilen işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı S.E.'nin Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü: Davacı, ... İli ... İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapmakta iken aynı il emrine öğretmen olarak atanmasına ilişkin 21.10.1997 günlü, 145419 sayılı işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
Edirne İdare Mahkemesinin 06.05.1998 günlü, E: 1997/950, K: 1998/421 sayılı kararıyla; 657 sayılı Yasanın 69, 71 ve 76. maddeleriyle idareye, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dahil memurların idari görevlere naklen atanmaları ve bu kişilerin görevlerini veya görev yerlerini değiştirme konusunda kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olarak takdir yetkisi tanındığı; dosyanın incelenmesinden; davalı idarece, 1992 yılından bu yana ... İli ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yürüten davacının bu görevinden alınarak İl emrine öğretmen olarak atanması işleminin sebebi olarak 657 sayılı Yasanın 71 ve 72. maddelerinin tanıdığı takdir yetkisi ile davacının 1994, 1995 ve 1996 yıllarına ait sicil raporlarında yer alan değerlendirmelerin niteliği gösterilmiş ise de; savunma ekinde gönderilen davacıya ait 1993, 1994, 1995 ve 1996 yılları sicil raporlarının aleyhe yorum getirecek özellik taşımadığı ve ayrıca bu raporların, davacının bu görevden alınması için tek başına yeterli de olmadığı; bunun dışında davalı idarece, 657 sayılı Yasanın 71, 72 ve 76. maddeleri ile tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun şekilde ve kamu yararı amacı gözetilerek kullanıldığını kanıtlayacak başkaca somut olay ve nedenin de gösterilemediğinin anlaşıldığı; bu durumda, anılan işlemde mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, dava konusu işlemin, davacının 1994, 1995 ve 1996 yıllarına ait sicil raporlarında yer alan sicil amirlerinin değerlendirmeleri dikkate alınarak ve 657 sayılı Yasanın ilgili hükümlerine dayanılarak, tamamen kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla tesis edildiğini; yöneticilik görevinin davacı için kazanılmış hak teşkil etmediğini öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 71/2. maddesinde, kurumların memurlarını meslekleri ile ilgili sınıftan genel idare hizmetleri sınıfına veya genel idare hizmetleri sınıfından meslekleri ile ilgili sınıfa, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle atayabilecekleri hükme bağlanmış; aynı yasanın 76. maddesinin 1. fıkrasında da, "Kurumlar, görev ve ünvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan maddelerle memurların sınıflarının da değiştirilmesi suretiyle naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup; bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin, sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin tesisinde, davacı hakkında düzenlenmiş bulunan 1994, 1995 ve 1996 yıllarına ait sicil raporlarında yer alan değerlendirmelerin etkili olduğu anlaşılmaktadır.
Sicil raporları, her yıl için yeniden düzenlenen ve ilgili kamu görevlisinin o yıl içindeki kişisel yapısı ile hizmete ilişkin bilgi, beceri ve çalışmalarının yetkili amirlerce değerlendirilmesini içeren belgelerdir.
657 sayılı Yasanın "Sicil Raporlarının Doldurulması" başlıklı 115. maddesinde, "Sicil amirleri maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirirler" hükmüne yer verilmiş; 119. maddesinde ise, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olan memurların olumlu sicil almış sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Davacının dosyada mevcut sicil raporlarının 1994 yılına ait olanının 76 puanla (iyi), 1995 yılı sicil raporunun 75 puanla (orta), 1996 yılı sicil raporunun ise 68 puanla (orta) düzeyde doldurulduğu görülmüş olup; bu sicil notları itibariyle söz konusu sicil raporlarının 657 sayılı Yasanın 119. maddesinde yer alan hüküm uyarınca "olumlu" olarak kabul edilmeleri gerektiği açık ise de; ... İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan davacının 1994, 1995 ve 1996 yıllarına ait sicil raporlarında 1. sicil amiri konumunda bulunan ve bu nedenle davacıyı ve çalışmalarını yakından izleme olanağına sahip olan ilçe kaymakamının davacının özellikle "yöneticilik yeteneği" ile ilgili "olumsuz" değerlendirmeleri gözönünde bulundurulduğunda; davalı idarece, bu sicil raporları esas alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerinin gözetilmediğinden söz etmeye olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, 657 sayılı Yasanın yukarıda sözü edilen hükümlerinin davalı idareye tanıdığı takdir yetkisi çerçevesinde ve hukuka uygun olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle Edirne İdare Mahkemesince verilen 06.05.1998 günlü, E: 1997/950, K: 1998/421 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 11.01.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 5.Daire E:1998/2434 K:1999/74 DD:1001 Sayfa:394 11.1.1999)
3- ….Davacının, tüm kamu çalışanlarının katıldığı bir günlük işi bırakma eylemine katılmış olması, yöneticilik görevinde yetersizliğini ve atanma şartlarından birini kaybettiğini göstermediği gibi anılan olayın tek bir eylem olması ve bu eylem nedeniyle davacıya disiplin cezası verilmiş olması karşısında bu durum ayrıca davacının yöneticilik görevinin üzerinden alınarak naklen atanmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır. (D.5.D., E.1997/1117, K.1997/2247)
4- Kamu görevlilerinin görev ve görev yerlerini değiştirme konusunda idarelere tanınan takdir yetkisinin kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması zorunlu olup; bu hususun sağlanması için de idarenin takdir yetkisi içinde tesis ettiği işlemlerde hukuken geçerli nedenlere dayanması gereklidir.
Dava, ......... Genel Müdürlüğü Gaz Dairesi Başkanlığı Gaz 2. Bölge Müdürü olarak görev yapan davacının bu görevinden alınarak Gaz 5. Bölge Müdürlüğü emrine Mühendis olarak atanmasına ilişkin işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Ankara 4. İdare Mahkemesinin 6.4.1995 günlü, E:1994/1078, K:1995/772 sayılı kararıyla; dava dosyasının incelenmesinden, 1.1.1992 günü Gaz Dairesi Başkanlığı 2. Bölge Müdürlüğüne mühendis olarak atanan ve 15.5.1993 tarihine kadar bu kadroda bulunan .........................’ın anılan tarihler arasında göreve gelmemesine karşın, anılan şahsın birim amiri olan davacının bu konuda yasal işlem yapmadığı gibi, maiyetinde çalışmaması nedeniyle hakkında bilgi sahibi olmadığı halde anılan kişiye çok iyi görüşle sicil raporu düzenlediğinin anlaşıldığı; bu durumda, davacının bulunduğu görevde kalmasının kamu hizmetinin esenlikle yürütülmesi bakımından sakıncalı olduğundan naklen atanmasına ilişkin işlemde mevzuata ve kamu hizmetinin gereklerine aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı; kendisinin bir amir olarak üzerine düşeni yaptığını, ilgili kişinin gelmediğini bildirdiğini, ancak sözlü emir ile başka bir birimde çalıştırıldığını, idarenin soruşturma raporunun ekindeki ifadesini mahkemeye göndermeyerek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, ayrıca ilgili kişiye sicil vermesinin zorunlu olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
............... Büyükşehir Belediye Meclisinin 20.10.1988 gün ve 240 sayılı kararı ile onaylanıp Mahalli Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan .......... Genel Müdürlüğü Çalışanlar Yönetmeliğinin 175. maddesi ile 28.3.1976 gün ve 15542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Çalışanlar Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmış ise de, Anayasanın 124. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak yürürlüğe konulan 3011 sayılı Kanunun 1. maddesi kapsamında bulunduğu halde, Resmi Gazete’de yayımlanmamış olması ağır bir biçim sakatlığı oluşturduğundan, bu Yönetmeliğin hukuken geçerlik kazandığından ve işlemlere dayanak oluşturacak bir norm olduğundan ve dolayısıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Yönetmeliği yürürlükten kaldırdığından söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Bu nedenle olayda uygulanması gereken yönetmelik 28.3.1976 gün ve 15542 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanarak yürürlüğe giren EGO Çalışanlar Yönetmeliğidir. Anılan yönetmeliğin 53/a. maddesinde; “Bir kadrodan diğer kadroya nakil: Hizmet gereği veya çalışanın isteği üzerine çalışanın, bulunduğu birim içinde veya başka bir birimde görev, yetki sorumluluk ve aylık derecesi bakımından birbirine eşit veya benzer ya da üstün bir kadroya atanması, biçiminde olur.” hükmüne yer verilmiş, 54. maddesinde de, kuruluş içi nakli işleminin; işgücü gereksinmesindeki değişmelerin karşılanması, yeni işe alınan elemanların kuruluş içinde çeşitli görevlerde denendikten sonra yeteneklerine en uygun ise verilmeleri, üst görevlere yükselmeye aday kişilerin farklı hizmetlerde görevlendirilmek yoluyla kuruluşu çeşitli yönleriyle tanımaları, değişik görev yerlerinde hizmet görme zorunluluğunun çalışanlar arasında adil bir şekilde paylaştırılması ve teftiş ve soruşturmaların sağlıklı yürütümü ya da işyerinde hoş olmayan bir durumun önlenmesi amacıyla yapılacağı öngörülmüştür.
Bu hükümler ile kamu görevlilerinin görev ve görev yerlerini değiştirme konusunda idarelere tanınan takdir yetkisinin kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması zorunlu olup; bu hususun sağlanması için de idarenin takdir yetkisi içinde tesis ettiği işlemlerde hukuken geçerli nedenlere dayanması gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 1971 yılında lise mezunu olarak davalı ........ Genel Müdürlüğünde göreve başladığı, memuriyette iken yüksekokulu bitirerek “Makina Mühendisi” olduğu, daha sonra idarede sırasıyla Bakım-Onarım Mühendisi, Etüt Şefi, İkmal Müdür Yardımcısı, Otobüs Dairesi Başkanlığı 2. Bölge Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı ve 3.6.1991 tarihinde Gaz 2. Bölge Müdürü olarak atandığı, dava konusu edilen 7.6.1994 günlü işlem ile de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 71. ve 76. maddeleri gereğince bu görevinden alınarak Mühendis olarak atandığı anlaşılmaktadır.
Davalı idareler, dava konusu işlemin 657 sayılı Kanunun 71. ve 76. maddelerinin tanıdığı takdir yetkisi çerçevesinde tesis edildiğini, ayrıca davacı hakkında “göreve gelmeyen personel hakkında işlem yapmamak ve olumlu görüşle sicil raporu düzenlemek konusunda” soruşturma açıldığını belirtmişler ise de, 27.5.1994 günlü yazı ile göreve gelmeyen Kimya Mühendisi ....................... hakkında soruşturma açıldığı ve dava konusu işlemin tesis tarihinden sonra 22.7.1994 günlü olur ile davacının da soruşturmaya dahil edildiği anlaşılmış olup; dosyada bulunan soruşturma raporunun incelenmesinden, yukarıda adı geçen kişinin 1.1.1992 İle 15.5.1993 tarihleri arasında kadrosunun bulunduğu Gaz 2. Bölge Müdürlüğündeki görevi ne devam etmediği halde davacının amir olarak bu konuda yasal işlem yapmadığı ve anılan kişi hakkında bilgi sahibi olmadığı halde “çok iyi” görüşle olumlu sicil verdiğinin sübuta erdiği belirtilerek disiplin cezası ile tecziyesi gerektiğinin önerildiği anlaşılmıştır.
İşlemden sonra açılıp işleme dayanak olarak gösterilen soruşturma raporunun, “Genel Kanı” bölümünde de belirtildiği üzere; davacının ilgili kişinin görevine devam etmediğini bizzat Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdüre sözlü olarak bildirdiği, ilgilinin sözlü emirle Doğal gaz Dönüşüm Projesinde çalıştırıldığının belirtildiği, bilahare davacının 11.11.1992 gün ve 697 sayılı yazı ile elemana ihtiyacı olduğundan bahisle ..............................’ın görevden alınarak kadronun boşaltılmasını istediği, bu istemi doğrultusunda da ilgilinin 15.5.1993 tarihinde görev yerinin değiştirildiği anlaşılmakta olup, böylece amir olarak üzerine düşen görevi yaptığından bu konuda sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı gibi yine davacının, doğalgaz dönüşüm projesinde sözlü emirle çalışan ancak kadrosu davacının görevli olduğu Gaz 2. Bölge Müdürlüğünde bulunan ilgili kişi hakkında yetkili sicil amiri olarak, kendisi ile fiilen çalışan amirlerinden aldığı bilgiler doğrultusunda ve yasal çerçeve içerisinde sicil doldurduğu sonucuna varıldığından, idarenin iç işleyişinden kaynaklanan bu düzensizlikten de davacının sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Bu durumda, 1971 yılında başladığı memuriyette kademe kademe yükselerek 3.6.1991 tarihinde Gaz 2. Bölge Müdürü olarak atanan ve dava konusu işlem ile bu görevinden alınan davacı hakkında davalı idarelerce ileri sürülen hususlar görevinden alınmasına gerektirecek nitelikte görülmediğinden davacı hakkında tesis edilen işlemde sebep ve maksat yönlerinden hukuka uyarlık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 4. İdare Mahkemesince verilen 6.4.1995 günlü, E:1994/1078, K:1995/772 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 22.11.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi. DANIŞTAY Beşinci Daire Esas No: 1995/2092 Karar No: 1995/3681
5- Kişilerin isteği üzerine yapılan yer değiştirme ve atamalarda idarenin eş durumunun gözetmek yükümlülüğü bulunmadığı hk.(D.5.D.,13.03.1995.K:1995-956,E:1991-3950)
6- Yargı kararının uygulanması amacıyla görevden alınan kişinin önceki görevine atanması konusunda idarenin yargı kararıyla zorlanmayacağı hk.(D.5.D.,19.09.1995,K:95-2587,E:95-2471)
7- ....Müdürü olan davacı hakkında imzasız mektuplarla yapılan ihbarlar üzerine, ....Müfettişi tarafından yapılan soruşturma nedeniyle otoritesinin zedelendiğinden bahisle tazminat davası açılmış ise de görevliler hakkında soruşturma ve takip şartlarının tayin ve takdiri idarenin yetkisi ve görevi olup bu hakkın kullanılması manevi tazminat verilmesini gerektirmez. (D.12.D. E.1966/726, K.1967/293)
8- Bir kamu görevlisinin hakkında yapılan soruşturma sonucunda naklen atanmasının kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden zorunluluk arz ettiği durumlarda, aile birliğinin korunması ilkesiyle kamu hizmetinin sağlıklı bir biçimde yürütülmesi gereği arasında bir denge kurulması gerektiği hk.(D.5.D.,30.11.1995,K:95-3827,E:93-3870)
9- …Başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınan ve herhangi bir kadroya da atanmamış bulunan kamu görevlilerinin aylıklarının nasıl ödeneceği hk. İdarece, başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınan ve herhangi bir kadroya da atanmamış bulunan kamu görevlilerinin aylık ve özlük haklarının ödenmesi hususunda düşülen duraksamanın giderilmesi istenildiğinden, inceleme ve değerlendirme, duraksama konuları da gözönüne alınarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile kamu iktisadi teşebbüslerinin personel rejimine ilişkin 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri çerçevesinde yapılmıştır.Anayasanın 128'inci maddesinin birinci fıkrasında, Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği belirtildikten sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında, memurlarla diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi zorunlu kılınmış ve bu hususlar da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer personel kanunlarında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.657 sayılı Kanunun 33'üncü maddesinde "Kadrosuz memur çalıştırılamaz." hükmü yer almakta, bu hükme koşut olarak da aynı Kanunun 74'üncü maddesinde, memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakati ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68'inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan bir kadroya nakillerine, 76'ncı maddesinde de kurumların görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları, bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68'inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara atayabilmelerine olanak tanınmış bulunmaktadır.Söz konusu hükümler uyarınca bir memurun "başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınması", ancak kesintisiz ve aralıksız olarak boş bir kadroya atanması halinde mümkündür.Bu durumda, görevden alınması nedeniyle bulunduğu kadroyla ilişiği kesilen bir memurun, aynı işlemle ya da aynı günlü ikinci bir işlemle derhal, ara verilmeksizin bir diğer kadroya atanması veya ikinci işlemin aynı günde gerçekleşmemesi halinde, görevden alma ve atamaya ilişkin işlemlerin ilgiliye birlikte tebliğ edilmesi gerekir. Aksi bir uygulama, memurun kadrosuz bırakılması sonucunu doğurur ki bu da 657 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan hükümlerine olduğu kadar 18'inci maddesinde yer alan, kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurunun memurluğuna son verilemeyeceği, aylık ve başka haklarının elinden alınamayacağı ilkesine de açıkça aykırılık oluşturur.Öte yandan, 657 sayılı Kanunun 147'nci maddesinde tanımlandığı üzere, memura ancak belli bir kadroda bulunması ve bu kadronun gerektirdiği hizmetleri görmesi halinde aylık ve özlük haklan ödenebileceğinden, başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınan ve herhangi bir kadroya da atanmamış olan memura, alındığı kadrodan aylık ve buna bağlı olarak diğer özlük haklarının ödenmesine olanak bulunmamaktadır.Ayrıca, aynı Kanunun 170, 171 ve 172'nci maddelerinde de sırasıyla izinli veya geçici bir görevde iken asıl görev yeri değiştirilen memurlara izin veya geçici görevin sona ermesine kadar, başka bir göreve atanan ve hesaplarını yerlerine gelenlere devir zorunda bulunan sayman ve sayman mutemetlerine devir sonuna kadar, görev yerleri değiştirilen memurlardan eski görevlerine devamları kurumlarınca tebliğ edilenlere aylıklarının eski görev yerlerinde, kadro tasarrufundan ödeneceği öngörülmüştür. Bu nitelik ve koşulları taşımaları nedeniyle başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınarak herhangi bir kadroya atanmayan memurlara kadro tasarrufundan aylık ve diğer özlük haklarının ödenmesi mümkün olmadığı gibi bunun dışında değişik formüllerle yapılan ödemeler de yasal dayanaktan yoksundur. Bu tür ödemelerin, idare yönünden ağır hizmet kusuru, kamu görevlileri yönünden ise kişisel sorumluluk nedeni oluşturacağı kuşkusuzdur.Kamu iktisadi teşebbüsleri personel rejimine ilişkin 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü ve 25'inci maddelerinde de, bu Kanun Hükmünde Kararnameye ekli I sayılı cetvelde kadro unvan ve dereceleri gösterilen personelin 657 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu belirtildiğinden, başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınan ve herhangi bir kadroya da atanmayan Devlet Memurları ve diğer kamu görevlilerine, alındıkları kadrodan aylık ve diğer özlük haklarının ödenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılarak dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 10.11.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi. (D. 1. D. E. 1999/86, K. 99/167)
10- Genel idare hizmetleri sınıfında şoför olan davacının, isteği dışında bir meslek sınıfı olmayan yardımcı hizmetler sınıfına atanmasının mümkün olmadığı hk.(D.5.D.,06.12.1995.K:95-3951,E:93-2288)
Son Güncelleme (Çarşamba, 28 Nisan 2010 15:43)














