ÖN İNCELEME (4483)
1. 4483 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesine uygun tamamlanmış ve Yasanın öngördüğü denetimlerden geçerek kesinleşmiş soruşturmalar bakımından 4483 sayılı Kanuna göre yeniden ön inceleme raporu hazırlayıp, bu rapora dayalı olarak yetkili mercii tarafından daha önce verilmiş kararlarla ceza yargılamasına başlanmış konularda yeniden ve aksi yönde karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında. (Danıştay 1. Daire, E:2004/849, K:2005/653, T:12./05/2005, DD: S:111, s.26
2. Resmi telefonu özel görüşmelerde kullanmanın tazmini nitelikte bir suç olduğu ve TCK na göre suç oluşturmadığı anlaşıldığından hakkında karar verilmesine yer olmadığı. (Danıştay 2.D. Esas: 1996/3142 ; Karar : 1998/2385
3. Memurun kazanç getirici faaliyette bulunması disiplin suçudur. Bu nedenle MMHK’ na göre kovuşturma yapılmasına olanak yoktur.(Danıştay 20.04.1978 Esas:1977/957 ; Karar: 1978/795)
4. Sanığın üstüne atılan “………nın tayin kararnamesinin kaybolmasına neden olmak “ eylemi TCK’na göre cezai kovuşturmayı gerektiren bir suçtur.(Danıştay 2.D. Esas : 1994/1684 ; Karar: 1994/1461)
5. Mahkeme kararını yerine getirmemek eyleminin TCK’ na göre görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturacağı.(Danıştay 2.D. Esas : 1997/1580 ; Karar : 1999/207)
6. 4483 sayılı Kanun uyarınca ihbarcıların itiraz hakkının bulunmadığı hakkında. (Danıştay 2. Daire, E:2000/3379, K:2000/4137, T:12.12.2000)
7. İddia edilen suçlar somut olaylara dayanıyorsa yetkili makamca soruşturma yaptırarak izin vermesi veya izin vermemesi için dosyanın geri çevrilmesi gerektiği hk.
KARAR
…….. Valiliğinden 5.4.2004 gün ve 2-524 sayılı yazı ile gönderilen dosya ve Yetkili Merci tarafından verilen 28.2.2004 gün ve B050MAH0071003/İNS.03.20.3010 sayılı karar 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca itiraz eden yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde; "Cumhuriyet Başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar ve şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tesbitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar ve şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.
Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler.
Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar ve şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesi zorunludur.
Yukarıdaki fıkraya aykırı bulunan ihbar ve şikayetler, Cumhuriyet Başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durumu ihbar ve şikayette bulunana bildirilir. "hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun 5 inci maddesinde, izin vermeye yetkili merciin, bu kanun kapsamına giren suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı düzenlenmiştir.
Olayda ise, yakınıcı ?'ı tehdit etmek ve adı geçene hakaret etmek iddiaları ile verilen şikayet dilekçesi üzerine İçişleri Bakanınca 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinden bahisle ihbar ve şikayetin işleme konulmadığı ve Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına bildirildiği anlaşılmıştır.
Sözkonusu şikayet dilekçesindeki iddialar açık olup, şikayet dilekçesinin Kanunun 4 üncü maddesinde aranılan nitelikleri taşıdığı, şikayetin somut olduğu, olay ve yer belirtildiği anlaşıldığından, İçişleri Bakanı tarafından ihbar ve şikayetin işleme konulmamasına ilişkin olarak verilen 28.2.2004 gün ve B050MAH0071003/ İNS.03.20.3010 sayılı karara karşı ? Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılan itirazın kabulüne, sözkonusu kararın kaldırılmasına.
4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin bir karar verilmesi ve gerekli tebligatın yapılması için dosyanın İçişleri Bakanlığına, kararın bir örneğinin bilgi için Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 7.5.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. D.2.D. K:2004/408 E:2004/309
8. İl milli eğitim müdürlüğünde görevli ilköğretim müfettişleri hakkında ön incelemesi vali'nin yaptıracağı itirazlarına da bölge idare mahkemesinde bakılacağı hk.
Hakkında soruşturma izni istenenler ... İl Milli Eğitim Müdürlüğü İlköğretim Müfettişleri ... ile ...'nun İl Memuru oldukları ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 3/b maddesi uyarınca haklarında soruşturma izni verme yetkisinin Vali tarafından kullanılacağı, aynı Kanunun 9 uncu maddesine göre sözkonusu karara karşı yapılacak itiraza ise yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesinin bakacağı anlaşıldığından, yakınıcı itirazının incelenmeksizin reddine, dosyanın itiraza bakmakla görevli ve yetkili ... Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine 14.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. D.2.D. K:2003/2014 E:2003/968
9. Yetkili merci tarafından bir yandan ön inceleme yapılmamasına karar verilmiş iken, diğer yandan ön inceleme yaptırılmadan bu kararın aynı zamanda soruşturma izni verilmediği anlamına geldiği ifadesinin, yasa hükümleriyle bağdaşmadığı görüldüğünden, itiraza konu maliye bakanlığı kararının şikayetin işleme konulmaması kararı olarak incelenmesi hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması gerektiği, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesinin zorunlu olduğu, itirazların da ciddi bulgu ve belgelere dayanması gerektiği, bu hükme aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmayacağı ve durumun ihbar veya şikayette bulunana bildirileceği, aynı Kanunun 5 inci maddesinde izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı, 6 ncı maddesinde, ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişilerin, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkililerini haiz olduğu, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek izin vermeye yetkili mercie sunacağı, bu rapor üzerine yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verileceği ve kararlarda gerekçe gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, şikayet konusu olayın Adalet Bakanlığının 15.6.2004 tarih ve 27651 sayılı yazısı ile Maliye Bakanlığına iletilmesini müteakip, yukarıda anılan yasa hükümlerinde öngörüldüğü şekilde usulüne uygun soruşturmacı belirlenerek ön inceleme yapılmadan Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 15.7.2004 tarih ve 15508 sayılı görüş belirten yazısı esas alınmak suretiyle, Maliye Bakanınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılan 3.8.2004 günlü, 27998 sayılı yazıda, 4483 sayılı Kanun uyarınca ön inceleme yapılmamasına karar verildiği, bu kararın aynı zamanda soruşturma izni verilmediği anlamına geldiği ifade edilmektedir.
4483 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde yetkili merci tarafından şikayetin işleme konulmayacağı ancak bu koşulların bulunmaması durumunda ise bir ön inceleme başlatılacağı ve ön inceleme raporuna dayalı olarak soruşturma izni verilmesine ya da verilmemesine karar verilebileceği Yasa hükmü gereği olduğundan, bir yandan ön inceleme yapılmamasına karar verilmiş iken, diğer yandan ön inceleme yaptırılmadan bu kararın aynı zamanda soruşturma izni verilmediği anlamına geldiği ifadesinin Yasa hükümleriyle bağdaşmadığı görüldüğünden, itiraza konu Maliye Bakanlığı kararı, şikayetin işleme konulmaması kararı olarak incelenmiştir.
Dosyada yer alan şikayet dilekçesinde şikayetçinin belli, şikayet konusu eylemin somut olduğu, kişi ve olay belirtildiği, iddiaların da ciddi bulgu ve belgelere dayandığı anlaşıldığından, 4483 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca; yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi ve söz konusu ön inceleme raporu da göz önünde bulundurulmak suretiyle soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekli görüldüğünden, itirazın kabulü ile Maliye Bakanı tarafından verilen ön inceleme yapılmamasına ilişkin 3.8.2004 günlü 27998 sayılı kararın kaldırılmasına, dosyanın Maliye Bakanlığı'na, kararın bir örneğinin şikayetçi vekiline gönderilmesine 28.1.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. D.1.D. K:2005/83E:2004/486
10. Hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlilerine isnat edilen suçların nitelik durumu gözönünde bulundurularak 4483 sayılı kanunun 6 ncı maddesine göre ifadelerinin alınması sırasında makul ve yeterli bir süre verilmesi gerektiği hk.
İçişleri Bakanlığından 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca 13.2.2004 gün ve 81-108/1-3881/0777 sayılı yazı ile gönderilen dosya ve ? İli ? İlçesi Belediye Başkanları ? ile ? ve zamanın Belediye Meclisi Üyeleri ile Belediye Encümeni Üyeleri olmak üzere toplam 41 görevli hakkında İçişleri Bakanı tarafından verilen kısmen soruşturma izni verilmesine, kısmen soruşturma izni verilmemesine ilişkin 7.4.2003 gün ve Kont.Bşk.2003/113 sayılı karara karşı haklarında soruşturma izni verilenlerden bazı görevlilerin yapmış oldukları itirazlar üzerine dosya incelenerek gereği görüşüldü:
4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişilerin, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilecekleri; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunacakları kuralına yer verilmiştir.
4483 sayılı Kanunla memurların işlemiş oldukları suçlarla ilgili olarak il ve ilçe idare kurulları ile Danıştay 2. Dairesine mülga Memurin Muhakematı Hakkında Kanun uyarınca verilen hazırlık soruşturması yapma yetkisinin alındığı ve bu yetkinin artık Cumhuriyet başsavcılıklarına devredildiği, dolayısıyla da yukarıda açık hükmüne yer verilen maddeye de, ön inceleme ile görevlendirilenlerin yapmış oldukları iş ve işlemlerin hazırlık soruşturması olmayıp, hazırlık soruşturmasına esas bilgi ve belgeleri toplamaktan ibaret olduğu kuşkusuzdur.
Ancak ön inceleme ile görevlendirilenlerin, bu iş ve işlemleri yaparken hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini alması gerektiği de yine anılan Yasanın amir hükmüdür. Bu hükmün; hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin vereceği ifade ile suçsuzluğunu ortaya koyması halinde, yargı yerlerinin gereksiz yere meşgul edilmesinin önüne geçilmesi yanında, hakkında suç isnadında bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin de yargı yerleri önünde gereksiz yere zaman kaybederek kamu hizmetinin aksamasının engellenmesini amaçladığında şüphe bulunmamaktadır.
Öte yandan, ön inceleme elemanının kanaatinin oluşmasında en az diğer deliller kadar önemli yer tuttuğunda şüphe bulunmayan hakkında suç isnadında bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesinin alınması aşamasında ise, ön inceleme elemanınca, hakkında ön inceleme yapılana isnat edilen suç veya suçların neler olduğunun açık bir şekilde belirtilmesi ve verilecek sürenin de isnat edilen suç veya suçların nitelik ve niceliğine göre makul ve yeterli olması gerekmektedir.
Başka bir anlatımla; anılan Kanunda hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini ne kadar süre içerisinde vereceği konusunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, Yasa Koyucunun ön inceleme müessesesinden beklediği amacın gerçekleşebilmesi için, bu sürenin hazırlık soruşturması açılıp açılmayacağına ilişkin sağlıklı bir kanaatin oluşmasına katkı yapacak yeterlikte olması kaçınılmazdır.
Dosyanın incelenmesinden, hakkında ön inceleme yapılanların, 1 inci madde 2 alt başlık, 2 nci madde 3 alt başlık, 3 üncü madde 57 adet encümen kararı, 4 üncü madde 8 adet meclis kararı, 5 inci madde 39 adet encümen kararı, 6 ncı madde 15 adet meclis kararı ve 7 nci madde şeklinde 1997-2002 yılları arasını kapsayan toplam 125 ayrı suç konusu belgeden dolayı ön inceleme elemanı tarafından ifadeleri istenirken bu hususlarla ilgili cevap verme süresinin 2 gün ile sınırlandırıldığı görülmekte olup, yukarıda ayrıntısına yer verilen ve nitelik ve nicelik yönünden oldukça ağır bulunan bu suç konusu belgelerle ilgili 2 günlük cevap verme süresinin makul ve yeterli bir süre olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, hakkında suç isnadında bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesinin ön inceleme elemanının kanaatinin oluşmasında en az diğer deliller kadar önemli yer tuttuğu dikkate alındığında, ön inceleme elemanınca kendilerine isnat edilen eylemlerin nitelik ve niceliği esas alınmadan 2 günlük cevap verme süresi tanınması adalet ilkeleriyle bağdaşmadığından, İçişleri Bakanı tarafından verilen kısmen soruşturma izni verilmesine, kısmen soruşturma izni verilmemesine ilişkin 7.4.2003 gün ve Kont.Bşk.2003/113 sayılı kararın, itiraz etmeyen ve hakkında verilen karara itiraz edilmeyen ?, ?, ?, ?, ?, ?, ?, ?, ?, ?, ?, ? ile ?'e ilişkin kısmı kamu düzeni yönünden olmak üzere, diğer görevlilerin itirazlarının kabulü ile kaldırılmasına ve haklarında ön inceleme yapılan tüm görevlilerin, isnat edilen suçların nitelik ve niceliği de dikkate alınmak suretiyle ön inceleme elemanınca makul ve yeterli bir süre verilerek yeniden ifadeleri alındıktan sonra ön inceleme raporu düzenlenmesi ve Yetkili Merci tarafından yeniden karar verilmesi, verilecek kararın sonucuna göre gerekli tebligatın yapılarak buna ilişkin belgelerle itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine çevrilmesine 12.3.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Hakkında suç isnadında bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesinin ön inceleme elemanının kanaatinin oluşmasında en az diğer deliller kadar önemli yer tuttuğu tartışmasız kabul edilmekle birlikte, dosyanın incelenmesinden, ön inceleme elemanı tarafından haklarında ön inceleme yapılanlara isnad edilen suçlar açık olarak yazılıp bu konularda bilgilerine başvurularak ifadelerinin istenildiği gibi ön inceleme elemanınca verilen cevap süresinin yeterli bulunmaması halinde de haklarında soruşturma izni verilenlerin bu karara karşı 10 günlük itiraz sürelerinin olduğu ve bu aşamada dahi kendilerine isnad edilen suç veya suçlarla ilgili bilgi ve belgeleri sunma imkanlarının bulunduğu; nitekim, yaptıkları itirazlarında da usul ve esasa ait iddialarını belirttikleri anlaşıldığından, işin esasına girilerek dosyanın incelenmesi gerektiği görüşüyle, itirazların usul yönünden kabulü ile Yetkili Merci kararının kaldırılması yolunda oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum. D.2.D. K:2004/240 E:2003/137
11. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerde kişi ve/veya somut olay belirtilmesi halinde, izin vermeye yetkili merciin ön inceleme başlatmasının zorunlu olduğu hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması gerektiği, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesinin zorunlu olduğu, bu hükme aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmayacağı ve durumun ihbar veya şikayette bulunana bildirileceği, aynı Kanunun 5 inci maddesinde ise izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıdaki hükümler uyarınca, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerde kişi ve/veya somut olay belirtilmesi halinde izin vermeye yetkili merciin ön inceleme başlatması zorunludur.
Olayda, şikayet dilekçesinde yakınıcının belli, yakınma konusu eylemin somut olduğu, kişi ve olay belirtildiği anlaşıldığından, 4483 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca; yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından sözkonusu ön inceleme raporu da gözönünde bulundurulmak suretiyle soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekli görüldüğünden, itirazın kabulü ile İçişleri Bakanı tarafından şikayetin işleme konulmamasına ilişkin olarak verilen 6.5.2004 gün ve B050MAH0071003/İNS: 04.27.2 sayılı kararın kaldırılmasına, dosyanın İçişleri Bakanlığına, kararın bir örneğinin şikayetçiye gönderilmesine 17.9.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. D.1.D. K:2004/178 E:2004/152
12. Bakanlık teftiş kurulu başkanı hakkında yeni teftiş kurulu başkanı'nın ön inceleme yapamayacağı hk.
4483 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde; Ön incelemenin, izin vermeye yetkili mercii tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırılabileceği, inceleme yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum veya kuruluşunun içerisinden belirlenmesinin esas olduğu, işin özelliğine göre bu merciin, anılan incelemenin başka bir kamu kurum veya kuruluşunun elemanlarıyla yaptırılmasını da ilgili kuruluştan isteyebileceği, bu isteğin yerine getirilmesinin ilgili kuruluşun takdirine bağlı olduğu belirtilmektedir.
Madde hükmünden anlaşılacağı üzere, ön inceleme yapmakla görevlendirilen memur ya da kamu görevlisinin, hakkında ön inceleme yapılacak olanın üstü konumunda olma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu husus, hakkında ön inceleme yapılanın denetim elemanı olması durumunda da dikkate alınacaktır.
Diğer taraftan ön inceleme yapmak üzere görevlendirileceklerin; incelemeye konu olayla ilgisi bulunmayan, suç konusu eylemden zarar görmemiş, sanığın veya olayın mağduru durumunda olan kişilerle akrabalık bağı bulunmayan, ön inceleme yapılan memur veya kamu görevlisi ile halef-selef ilişkisi olmayan, maiyetinde görev yapmamış ve tamamen tarafsız kişilerden olması gerekir. Bu hususların, ön incelemenin etkilerden uzak ve objektif yapılması için, ön inceleme yapacaklarda bulunması zorunludur.
Öte yandan kurum içinde aranılan nitelikte ön inceleme yapacak bir görevlinin bulunamaması durumunda, 4483 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca olayın niteliğine göre, incelemenin başka bir kamu kurum veya kuruluşu elemanlarıyla yaptırılmasının, ilgili kuruluştan da istenebileceği tabiidir.
Dosyanın incelenmesinden, 5.4.1991 gün ve 20836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğünün 4 üncü maddesi uyarınca Bakan'a doğrudan bağlı, Bakan adına inceleme ve soruşturma yapmak ve anılan tüzüğün 7 nci maddesi uyarınca Teftiş Kurulunu yönetmekle görevli olan Teftiş Kurulu Başkanı; idari görevleri de bulunan bir denetim elemanı, yani memurdur.
4483 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile yukarıda açıklandığı üzere ön incelemenin; bir denetim elemanı veya hakkında ön inceleme yapılan memur ya da kamu görevlisinin üstü konumunda bulunan bir görevli tarafından yapılması zorunlu kılınmıştır. Hakkında ön inceleme yapılanın denetim elemanı olması durumunda da, ön incelemeyi yapan denetim elemanı veya kamu görevlisinin, hakkında ön inceleme yapılan denetim elemanının üstü konumunda olması gerekir.
Olayda ise, Bayındırlık ve İskan Bakanlığında Teftiş Kurulu Başkanı olarak görevli ... hakkında, üstü konumunda olmayan ve yerine atanmakla halef-selef konumunda bulunan, Bakanlık Teftiş Kurulu yeni Başkanı ...'in, yukarıda belirtilen koşullara aykırı olarak yetkili merci tarafından ön inceleme yapmakla görevlendirildiği ve ön incelemenin adı geçen tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle itirazın kabulüne, yetkili merci kararının kaldırılmasına, yetkili merci tarafından bizzat veya yanında kurum içinden görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı ile birlikte, ya da Başbakanlık Teftiş Kurulundan talep edeceği bir veya birkaç denetim elemanı marifetiyle, yeniden adı geçenler hakkında ön inceleme yaptırılması, haklarında soruşturma izni verilmesi ya da soruşturma izni verilmemesi yolunda bir karar verilmesi, gerekli tebligatların yapılması ve itiraz edilmesi halinde dilekçenin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine çevrilmesine 20.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. D.2.D. K:2003/269E:2003/56
13. Soruşturma izni verme ya da vermeme, ihbar ve şikayetleri işleme koyup koymama ve ön inceleme başlatıp başlatmama yetkileri, kanunda belirtilen makamlara bizzat kullanılmak üzere verilmiş münhasır yetkilerden olup, bu yetkinin başka bir makamca kullanılmasının mümkün bulunmadığı hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (h) bendinde; büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında soruşturma izni verme yetkisinin İçişleri Bakanına ait olduğu, 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması gerektiği, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesinin zorunlu olduğu, bu hükme aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmayacağı ve durumun ihbar veya şikayette bulunana bildirileceği, aynı Kanunun 5 inci maddesinde ise izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıdaki hükümler uyarınca, soruşturma izni verme ya da vermeme, ihbar ve şikayetleri işleme koyup koymama ve ön inceleme başlatıp başlatmama yetkileri, Kanunda belirtilen makamlara bizzat kullanılmak üzere verilmiş münhasır yetkilerden olup, bu yetkinin başka bir makamca kullanılması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerde kişi ve/veya somut olay belirtilmesi halinde izin vermeye yetkili merciin ön inceleme başlatması da zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden, Belediye Başkanı ? hakkında yapılan şikayet üzerine, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma izni verilmesi istemine, Yasada izin vermeye yetkili merciler arasında sayılmayan İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünce, herhangi bir işlem yapılmadığı şeklinde yanıt verildiği, şikayet dilekçesinde şikayetçinin belli, şikayet konusu eylemin somut olduğu, kişi ve olay belirtildiği de anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itirazın kabulü ile şikayet hakkında, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından 15.6.2004 günlü, 27521 sayılı "herhangi bir işlem yapılmamıştır" şeklinde verilen kararın kaldırılmasına, 4483 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca; yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi ve ön inceleme raporu da gözönünde bulundurulmak suretiyle yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir karar tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek Dairemize gönderilmesi için dosyanın İçişleri Bakanlığına, kararın bir örneğinin Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 11.10.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.D.1.D. K:2004/256 E:2004/238
14. Danıştay İkinci Dairesince verilen 06.12.2000 gün ve E. 2000/3488, K.2000/4073 sayılı kararda: “T.Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürleri olan Erdin ARI ile B. Fatih EKER ve diğerleri hakkındaki ön incelemenin Genel Müdürün üstü konumunda olmayan ve maiyetinde görevli Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulunca yapıldığı anlaşıldığından yukarıda belirtilen madde hükmüne aykırılık teşkil etmektedir. Açıklanan bu nedenle 25.8.2000 gün ve 00541 sayılı yetkili merci kararının kaldırılmasına, soruşturma izni istenen Genel Müdürler ve diğerleri hakkında Başbakanlık Müfettişleri tarafından ön inceleme yapılmasından sonra yeniden karar verilmesine, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, alınacak günlü ve imzalı alındı belgeleri ile itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine geri çevrilmesine 6.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi” denilmiştir.
15. Danıştay İkinci Dairesince verilen 22.9.2000 gün ve E.2000/2720, K.2000/3238 sayılı kararda: “4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun izin vermeye yetkili merciler başlığını taşıyan 3 üncü maddesinin “a” fıkrasında: İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verme yetkisinin Kaymakam’a ait olduğu, bu fıkraya göre Kaymakam tarafından verilen kararın, aynı Kanunun 9 uncu maddesine göre yetkili Bölge İdare Mahkemesinde itiraz konusu yapılacağı belirtilmiş olup, aynı maddede yetkili mercilerin saptanmasında, memur veya diğer kamu görevlisinin suç tarihindeki görevinin esas alınacağı öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, Fatih İlçesi Belediye Başkan Yardımcısı ve Belediye Meclisi Üyesi Nurettin ERTEMEL’in üstüne atılan eylemi Belediye Başkan Yardımcılığı sırasında Belediye Başkan Yardımcısı sıfatıyla işlediği ve hakkında, anılan Kanunun 3 üncü maddesinin “h” fıkrasına göre soruşturma izni verme yetkisinin İçişleri Bakanınca kullanıldığı, ancak 4483 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin “a” fıkrası hükmü gereğince, soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesi konusundaki yetkinin Fatih Kaymakamına ait olduğu ve dolayısıyla yapılacak itiraza bakmakla görevli yargı yerinin de bahsi geçen Kanunun 9/3 fıkrası uyarınca İstanbul Bölge İdare Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, yakınıcı Nebahat ŞAŞMAZ’ın itirazının kabulü ile Nurettin ERTEMEL ve Dilek ASLAN’ın haklarında yetkisiz olarak verilen 17.5.2000 gün ve 2000/188 sayılı soruşturma izni verilmemesine ilişkin İçişleri Bakanı kararının kaldırılmasına, adı geçenlerin haklarında Fatih Kaymakamı tarafından işlem yapılmak üzere dosyanın yerine geri çevrilmesine 22.9.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.”
16. Danıştay İkinci Dairesince verilen 31.5.2000 gün ve E.2000/1770, K.2000/2676 sayılı kararda: “ ... Valisi ve diğer görevliler hakkında kısmen soruşturma izni verilmesi, kısmen de verilmemesi yönündeki yetkili merci kararının soruşturma izni verilmemesine ilişkin kesiminin 4483 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine göre Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmediği anlaşıldığından, sözü edilen kararın yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi, alınacak günlü ve imzalı tebellüğ belgesi ile itiraz edilmesi halinde dilekçesinin eklenerek gönderilmesi için yerine geri çevrilmesine 31.5.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.”
17. Danıştay İkinci Dairesince verilen 24.5.2000 gün ve E.2000/1616, K.2000/2579 sayılı kararda: “ 4483 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde yetkili merciin, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararının Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa yakınıcıya bildirileceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden yetkili merci kararının soruşturma izni verilmemesine ilişkin kısmı yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına ve yakınıcıya bildirildiği halde, soruşturma izni verilmesine ilişkin kararın Ahmet, A.İhsan, İsmail, Halil ile Yakup isimli yakınıcılara bizzat tebliğ edilmediği anlaşıldığından, kararın bizzat adı geçenlere tebliğ edilerek alınacak günlü ve imzalı alındı belgeleri ile itiraz edilmesi halinde itiraz dilekçelerinin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine geri çevrilmesine 24.5.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.” denilerek gerekli tebligatların yapılması istenilmekte veya yapılan tebligata ait belgenin olmaması halinde bu belgenin eklenerek gönderilmesi için dosya geri çevrilmektedir.
18. …Memurin Muhakematı hakkında kanun hükümlerine göre yapılan soruşturmalarda sanık ve tanık ifadelerinin alınmasına yeminli zabıt katibi bulundurulmasının zorunlu olmadığı” (D.I.D.D.E: 1995/195, K.1995/220)
19. Mahkeme kararını yerine getirmemek eyleminin Türk Ceza Kanununa göre, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı hkkında. (Danıştay İkinci Daire, E:1997/1580, K:1999/207, T:03.02.1999, DD:101, s.74)
20. ...Vergi Mahkemesince bila tarih ve sayılı yazı ile gönderilen Yakınıcı .........’e ait itiraz dilekçesi ve ekleri 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca itiraz eden yönünden incelenerek gereği görüşüldü.
....... İli Belediye Başkanı ........... ve aynı yer İmar İşleri Müdürü ........... hakkında verilen soruşturma iznini, adı geçenlerin itirazları üzerine inceleyip kaldıran Dairemizin 12.04.2001 gün ve E:2001-213, K:2001-1005 ..... sayılı kararının, yakınıcı ............... tarafından yeniden incelenerek itirazen bozulması istenilmektedir.
4483 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin 3 ,4 üncü bendinde, itirazları inceleme yetkisinin memur veya diğer kamu görevlisinin hukuki statüsüne göre Danıştay 2.Dairesi ile Bölge İdare Mahkemelerine verildiği ve sözüedilen yargı yerlerince verilen kararların da kesin olduğu belirtildiğinden, bu kararların temyizen ya da ikinci derecede itiraz yoluyla yeniden inceleme olanağı bulunmamaktadır.
Bu nedenle yakınıcı .......... tarafından verilen yeniden inceleme talepli dilekçenin incelenmeksizin reddine kararın bir örneğinin yakınıcıya tebliği için dosyanın İçişleri Bakanlığı’na gönderilmesine 12.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Danıştay 2.D, E :2001/ 1071, 12.09.2001 gün ve K: 2001/1992
21. KİT Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri dışındaki görevlilerinin 4483 sayılı Kanuna tabi olmadıkları… 4483 sayılı Kanuna tabi olmayan personelin, 4483 sayılı Kanuna tabi personel ile birlikte suç işlemesi halinde, 4483 sayılı Kanuna tabi olmayacakları… 4483 sayılı Kanuna tabi personelle tabi olmayan personelin birlikte suç işlemeleri halinde birlikte yargılanacakları… (İkinci Daire 28.11.2000 E:2000/3172, K:2000/3988)
22. Kaymakamın, ilçe memuru hakkında verdiği soruşturma izni verilmesine ilişkin kararını ,kaldıran bölge idare mahkemesi kararına, itiraz edemeyeceği…
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun ''izin vermeye yetkili merciler'' başlığını taşıyan 3 üncü maddesinin (a) bendinde; ilçede görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verme yetkisinin Kaymakama ait olduğu, Kaymakam tarafından soruşturma izni verilmesine ya da verilmemesine ilişkin kararlara karşı ilgilerine göre memurlar veya diğer kamu görevlileri, cumhuriyet başsavcıları veya varsa yakınıcıların itiraz edebilecekleri, itirazların ise anılan Kanunun 9. maddesi uyarınca yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu Bölge idare Mahkemesine yapılacağı ve bu yargı yerlerince verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; … İlçe Nüfus Müdürü ...'ün üstüne atılan eyleminden dolayı … Kaymakamlığınca soruşturma izni verilmesine ilişkin ...gün ve ...sayılı karara karşı adı geçenin Adana Bölge idare Mahkemesine itiraz etmesi üzerine, Mahkemenin soruşturma iznini kaldırdığı ve konunun Mahkemece kesin olarak karara bağlandığı anlaşılmakta olup, yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca yetkili merci kararlarının kaldırılması yönündeki yargı kararlarına karşı, Yetkili Mercilere itirazın mümkün olmadığı ve ayrıca söz konusu kararların 3. (2.) derecede incelenme olanağı da bulunmadığı anlaşıldığından, itirazın incelenmeksizin reddine…(İkinci Daire 21.11.2000 E:2000/327 4, K:2000/3905)
23. Bölge idare mahkemelerince 4483 sayılı Kanuna göre verilen kararlara karşı, Danıştay'a ''temyiz'' imkanı olmadığı…
4483 sayılı Kanunun 9. maddesinin 3. bendinde, itirazları inceleme yetkisinin memurun hukuki statüsüne göre Danıştay 2. Dairesi ile Bölge İdare Mahkemelerine verildiği ve verilen kararların da kesin olduğu belirtildiğinden, bu kararların temyizen ya da ikinci derecede incelenme olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle Manisa Valisi tarafından verilen temyiz dilekçesinin incelenmeksizin reddine… (İkinci Daire 21.6.2000 E:2000/1815, K:2000/2934)
24. Bölge idare mahkemesince 4483 sayılı Kanuna göre verilmiş olan kararların, Danıştay'ca 2. aşamada tekrar incelenme imkanı olmadığı…
4483 sayılı Kanunun izin vermeye yetkili merciler başlığını taşıyan 3 üncü maddesinin (b) fıkrasında, ilde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma izni yetkisinin görev yaptıkları ilin valisi tarafından kullanılacağı. bu fıkraya göre vali tarafından verilen kararın, aynı kanunun 9 uncu maddesine göre yetkili Bölge idare Mahkemesinde itiraz konusu yapılacağı ve mahkemece verilen kararların da kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
...Mahalli İdareler Müdürü ve Kömür Tevzi Bürosu Amiri olarak görev yapan ...ile aynı yerde Mutemet olarak görev yapan ...hakkında üstlerine atılan eylemlerden dolayı ...Valisi tarafından soruşturma izni verilmemesi üzerine adı geçen yakınıcının Trabzon Bölge idare Mahkemesine itirazda bulunduğu ve Mahkemece yetkili merci kararı onanarak yakınıcı itirazının reddine dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
4483 sayılı Kanunun 9. maddesinin 3. fıkrasında, itirazları inceleme yetkisinin memurun hukuki statüsüne göre Danıştay 2. Dairesi ile Bölge idare Mahkemelerine verildiği ve verilen kararların da kesin olduğu belirtildiğinden, bu kararları temyizen ya da ikinci derecede inceleme olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle ...'ün itirazının incelenmeksizin reddine… (İkinci Daire 3.7.2000 E:2000/2121 ,K:2000/3066
25. Danıştay 2. Dairesinin 4483 sayılı Kanuna göre verdiği kararların kesin olduğu ve tekrar incelenemeyeceği… 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9. maddesine göre Dairemizce verilen kararlar kesin olup, itirazen incelenme imkanı bulunmadığından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının itirazının incelenmeksizin reddine…(İkinci Daire14.9.2000 E:2000/2896,K:2000/3147)
26. Ön inceleme yapılan suç. konularının bazıları hakkında eksik karar verilmesi durumunda, dosyanın yetkili mercie bu hususu tamamlatmak üzere iade edileceği hk. Yetkili merciin soruşturma izni verilmesine ilişkin kararının ilgili memur veya kamu görevlisine tebliğ edilmesi gerektiği halde, soruşturma dosyasının incelenmesinden hakkında soruşturma izni verilen ...'e söz konusu kararın tebliğ edilmediği, 2. maddeden ''diğer müdürlük kadrolarına usulsüz atamalar yapılması ve geçici işçi statüsünde çalışan ...'e el altından yetki verilmesi, 4 üncü maddeden ''çıkarılan işçilerin açtıkları tazminat davaları sonucunda belediyeyi tazminat ödemek zorunda bırakmak'', 6 ncı maddeden ''Tasarruf teşvik fonu, vergi ve sigorta payı ödemeleri ile işçi ve memur maaş ödemeleri'' konularında karar verilmediği anlaşıldığından, anılan eksiklerin giderilerek tekrar gönderilmek üzere dosyanın yerine geri çevrilmesine 14.12.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi. D.2.D.,. E:2000/3459,K:2000/4196
27. Dosyada eksik olan 4483 sayılı Kanunun 6 ve 9.maddelerinde yazılı hususların tamamlattırılmasının idareden isteneceği… 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında; ön inceleme raporu düzenlendikten sonra yetkili merciin soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar vereceği, bu kararlarda gerekçe gösterilmesinin zorunlu olduğu; 9 uncu maddesinde ise; Yetkili merciin soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararının Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirileceği, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığının veya şikayetçinin itiraz edebileceği, ve itiraz üzerine dosyanın ilgisine göre Bölge İdare Mahkemesine veya Danıştay 2. Dairesine gönderileceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Dairemizin 12.12.2000 gün ve 2.D.590 sayılı yazısı ile sanıklar hakkında düzenlenen ön inceleme raporu ve eki belgeler, soruşturma izni kararının aslı veya onaylı örneği ile bu kararın sanıklara bildirildiğine ilişkin tebellüğ belgesi ve itiraz edilmesi halinde itiraz dilekçelerinin eklenerek gönderilmesi için, sanık (...)'nın Dairemize doğrudan yaptığı itiraz dilekçesi ve eklerinin Devlet Bakanlığı'na gönderildiği, ancak Devlet Bakanlığından 5.1.2001 gün ve 00033 sayılı yazı ekinde gönderilen dosya içeriğinde (...)'nın itiraz dilekçesi ve eklerinin bulunmadığı, ayrıca sanıklara soruşturma izni kararının tebliğ edildiğine ilişkin .tebellüğ belgelerinin gönderilmediği anlaşıldığından, söz konusu eksikliklerin tamamlandıktan sonra gönderilmesi için dosyanın yerine çevrilmesine… (İkinci Daire 25.1.2001E:2001 /35,K:2001 /225)
28. Suç konusu ile ilgili bilgi ve belgeler yeterince toplanmadan ön inceleme raporu düzenlenmesi halinde, eksikliğin yargı yerlerince tamamlattırılacağı hk. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin suç işlediklerinin ihbar ya da şikayet konusu yapılması halinde 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 5 inci maddesine göre izin vermeye yetkili merciin bir ön inceleme başlatacağı, bu incelemeyi kendisi bizzat yapabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırabileceği; 6 ncı maddeye göre, haklarında Ön inceleme yapılan memur veya kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle, gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp görüşlerini içeren bir ön inceleme raporu düzenleneceği ve yetkili merci tarafından bir karar verileceği; aynı kanunun 9 uncu maddesine göre de yetkili merciin soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönündeki kararının Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirileceği, soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur ve diğer kamu görevlisinin, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara ise yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının veya şikayetçinin ilgilerine göre Bölge idare Mahkemesinde ya da Danıştay 2. Dairesinde itirazda bulunabilecekleri hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, ön incelemeyi yapmakla görevlendirilen soruşturmacının sanıkların ifadelerini almaksızın ve konuyla i1gili diğer bilgi ve belgeleri yeterince toplamadan ön inceleme raporu düzenlediği anlaşıldığından, yakınıcının itirazının kabulü ile Devlet Başkanı'nın sanıklar hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararının kaldırılmasına, Yetkili Merci tarafından 4483 sayılı Kanunun 5/2 nci maddesine uygun bir soruşturmacı görevlendirilmesi ve sanıkların ifadelerine başvurmak suretiyle yeniden bir ön inceleme yaptırılması, soruşturmacı tarafından rapor düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından sanıklar hakkında soruşturma izni verilmesine ya da verilmemesine ilişkin bir karar verilmesi, gerekli tebligatların yapılması ve itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine çevrilmesine 1.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. D.2.D., E:2001 /146,K:2001 /286
29. Soruşturma sırasında izin verilen konudan tamamen farklı nitelikte bir fiil ortaya çıkmasına rağmen, yeniden ön inceleme emri alınmaksızın ön inceleme yapılmasının, 4483 Sayılı Kanunun 8. maddenin 2 nci fıkrasına aykırılık oluşturduğu hk. Yakınıcının 14.4.2000 havale tarihli dilekçesinin, Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...gün ve Hazırlık No:..., Karar No:...sayılı yetkisizlik kararı ile gereğinin takdiren ifası için yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın da ...gün ve ...sayılı yazı ile sözkonusu dilekçe ve eklerini 4483 sayılı Kanun uyarınca işlem yapılması amacıyla içişleri Bakanlığı'na ilettiği, içişleri Bakanlığı'nın ...gün ve ...sayılı yazısı ile de; ''yakınıcı Av. ...'ın belediye'ye karşı yürüttüğü tam yargı davalarının müvekkilleri Lehine sonuçlanması üzerine müvekkillerini tehdit etmek suretiyle adı geçenin mağduriyetine neden olmak'' suçundan dolayı İstanbul ili ...içesi Belediye Başkanı ...hakkında ön inceleme emri verildiği, sözkonusu emre dayalı olarak ta Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın ...gün ve ...sayılı yazısı ile Mülkiye Müfettişi ...'in muhakkik olarak görevlendirildiği ancak adı geçen müfettişin soruşturma sırasında izin verilen konudan tamamen farklı nitelikte bir fiil ortaya çıkmasına rağmen, yeniden ön inceleme emri almaksızın bu konu ile ilgili olarak soruşturma yapıp ...gün ve ...sayılı ön inceleme raporunu düzenlediği ve bu durumun 4483 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne aykırılık teşkil ettiği, ayrıca ön inceleme emrinde belirtilen konu ile ilgili olarak ta soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin sanıklar ...hakkında ceza kovuşturmasını gerektirecek yeterlilikte de olmadığı anlaşıldığından, itirazların kabulü ile içişleri Bakanı tarafından adı geçenler hakkında soruşturma izni verilmesine ilişkin ...gün ve ...sayılı kararın kaldırılmasına 6.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. D.2.D., E:2000/3170, K:2000/4084
30. Devlet memurunun, makam odasında bulunan devletin telefonunu özel işlerinde kullandığı gerekçesiyle, 4483 S.K. na göre hakkında soruşturma yapılıp T.C. Kanununun 230. maddesine göre yargılanması ve kendisine ceza verilmesine yaptığı itirazda, “ ... ilgilinin üstüne atılan eylemin gerçekleşmesi halinde,Tazmin nitelikte olduğu ve kişinin söz konusu özel telefon görüşme bedelini ödediği anlaşıldığından itirazının kabulü ve yetkili merci kararının kaldırılmasına oy birliği ile karar verildi. ( D. 2. D. 2001-1662 E ve 2001-2976 Karar No)
31. 4483 sayılı Kanunun 4. Maddesine göre verilen yetkili merci kararlarının itirazen incelenebileceği...
Haklarında soruşturma izni istenenlerin üstlerine atılan eylemlerinden dolayı olay tarihlerinde yürürlükte bulunan 399 sayılı Kamu iktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 11/d maddesine göre ...Bakanı tarafından 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği 4.12. 1999 tarihinden önce 3.12. 1999 günlü olur ile soruşturma izni verilmediği ve bu karara Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın 4483 sayılı Kanunda belirtilen usul hükümleri uygulanmadan 399 sayılı KHK'nin 11/d maddesinin eski hükmü uyarınca verilmiş olan red kararına karşı anılan Yasanın getirdiği itiraz hakkının kullanılmasının mümkün olamayacağı gerekçesiyle Dairemizce 1.2.2000 gün ve E:2000/1 , K:2000/1 sayı ile reddine karar verildiği, bu karar üzerine Aydın Cumhuriyet Başsavcısının ...gün ve ...Hz. sayılı yazısı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına başvurarak 4483 sayılı Kanuna göre ön inceleme yapılarak ve Yetkili Merci tarafından karar verilmesini istediği, ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da Müsteşar imzalı bir yazıyla sözü edilen C. Başsavcılığına 4483 sayılı Kanuna göre yapılacak bir işlem bulunmadığını bildirdiği görülmüştür.
Dairemizin 1.2.2000 günlü kararından sonra 4483 sayılı Yasanın yürürlükte olduğu dönemde Aydın C. Başsavcılığınca ..,Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin aynı eylemlerinden dolayı bu kez 4483 sayılı Yasaya göre işlemlerin başlatılarak yetkili merci tarafından karar verilmesi adı geçen Bakanlıktan istendiği halde, 4483 sayılı Kanunun 5 ve 6. maddelerine göre ön inceleme yapılıp rapor düzenlenmeden ve Yetkili Merci olarak anılan .Kanunun 17. maddesine göre ...Bakanı tarafından bir karar verilmeden dosyanın itiraz üzerine Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, Aydın C. Başsavcılığının itirazının kabulü ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanuna göre gerekli ön incelemenin yapılarak rapor düzenlenmesi ve Yetkili Merci tarafından karar verilmesi ve verilecek kararın türüne göre gerekli tebligatların yapılarak tebellüğ belgeleri ile itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın ...Bakanlığına, kararın bir örneğinin bilgi için Aydın C. Başsavcılığına gönderilmesine... (İkinci Daire 20.4.2000 E:2000/1399,K:2000/2234)
32. Yetkili mercilerce 4483 sayılı Kanunun 4.maddesine göre reddedilen şikayet dilekçesi üzerine şikayetçilerin, yetkili merci kararına itiraz edebilecekleri...
Haklarında soruşturma izni istenen ...Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı ... ile aynı yer Başkan Yardımcısı ...hakkında üstlerine atılan eylemlerinden dolayı yetkili merci tarafından 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılmasına gerek olmadığına dair verilen ...gün ve ...sayılı kararın aslının ya da onaylı örneği ile aynı kararın şikayetçiye ve yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirildiğine ilişkin tebellüğ belgelerinin dosya içinde bulunmadığı, ayrıca sözü edilen Kanunun 5 ve 6. maddelerine göre ön inceleme raporu düzenlenmeden karar verildiği anlaşıldığından, iddialar ile ilgili olarak tüm bilgi ve belgelerin asıllarının ya da onaylı örneklerinin dosyaya konulması suretiyle ön inceleme raporu düzenlenmesi, anılan kararın yetkili cumhuriyet başsavcılığına da bildirilmesi, buna ilişkin tebellüğ belgesi ile itiraz edilmesi halinde dilekçenin eklenerek gönderilmesi ve yukarıda belirtilen diğer eksikliklerinde tamamlanarak iade edilmesi için dosyanın...Bakanlığına geri çevrilmesine...”(İkinci Daire 27 .4.2000E:2000/1442, K:2000/ 2318)
33. 4483 sayıya göre izin verme veya izin vermeme kararlarına itiraz edilmesi mümkün olduğundan, işleme konulmaması kararı belirtilen karar türlerindeki olmadığından itiraz edilmesi mümkün olmadığından itirazın incelenmeksizin reddi gerekeceği tık.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinde; yetkili merciin, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet Başsavcılığı'na, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildireceği ve kararın türüne göre ilgilileri tarafından kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde itiraz edilebileceği; itirazlara ise, 3 üncü maddenin e, f, g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve h bentlerinde sayılan için Danıştay İkinci Dairesinin, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunan Bölge İdare Mahkemesinin bakacağı belirtilmiştir.
Dolayısıyla anılan Kanuna göre Danıştay İkinci Dairesine itiraz edilebilmesi için; ortada, 4483 sayılı Kanun uyarınca ön incelemeye tabi tutulan memur veya diğer kamu görevlisi hakkında ön inceleme yapılması sonrasında düzenlenen rapora göre Yetkili Merci tarafından soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi şeklinde verilmiş bir karar bulunması gerekmektedir.
Adıgeçen Kanunun 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin işleme konulmaması durumunda ise; durumun, sadece ihbar ve şikayette bulunana bildirilmesi ile yetinileceği kural olarak belirlenirken, bu şekildeki kararlara karşı itiraz yolu öngörülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden, ... İl Jandarma Komutanı l Kd. Albay ...'in Mülkiye Başmüfettişleri ... ile ... hakkındaki şikayetinin 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası gerekçe gösterilmek suretiyle İçişleri Bakanı tarafından işleme konulmadığı ve ... Cumhuriyet Başsavcısı ile ... Cumhuriyet Savcısının da bu karara karşı itiraz ettiği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; ortada, 4483 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin 2 nci fıkrasına göre verilmiş bir karar bulunmadığı ve bu Kanunun 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına göre verilen kararlara karşı itiraz edilebileceğine ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmediğinden, şikayetçi J. Kd. Albay ...'in Mülkiye Başmüfettişleri ... ile ... hakkındaki şikayetinin işleme konulmaması yolunda İçişleri Bakanı tarafından verilen 29.11.2002 gün ve 106-15/6987-1678 sayılı karara karşı ... Cumhuriyet Başsavcısı ile ... Cumhuriyet Savcısının yapmış oldukları itirazın incelenmeksizin reddine, kararın bir örneğinin anılan Başsavcılıklara tebliğine 6.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. D.2.D. Esas No : 2003/163 Karar No : 2003/391
34. Hastalığı nedeniyle ifadesi alınmadan hakkında soruşturma izni verilen kişinin eşinin itirazının kabulü ile yetkili merci kararının kamu düzeni açısından kaldırılması hk.
İçişleri Bakanlığından 2.1.2003 gün ve llsayılı yazı ite gönderilen dosya ve Yetkili Merci tarafından verilen 4,1.2002 gün ve Kont.Bşk.2002/560 sayılı karar 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9 uncu maddes; uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinde; yetkili merciin, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildireceği ve bu kararın türüne göre ilgilileri tarafından 10 gün içerisinde itiraz edilebileceği; 6 ncı maddesinde ise hakkında inceleme yapılan memurun ifadesinin alınması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Anılan yasa hükmüne göre hakkında soruşturma izni verilen ...'in yerine eşi ...'in itiraz hakkı bulunmamakta ise de;
Dosyanın incelenmesinden ...'in trafik kazası geçirerek 10.12.2001 tarihinde ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalında tedavi altına alındığı, 28.12.2001 günlü ve 2036 sayılı raporda ağır kafa travması nedeniyle bilincinin kapalı olduğu ve bu nedenle sözlü ya da yazılı ifade verebilmesinin tıbben mümkün bulunmadığının belirtilmesine karşın, ifadesine başvurulmadan soruşturmacı tarafından soruşturmanın tamamlandığı ve Yetkili Merci tarafından soruşturma izni verildiği, ancak bu kararın da adıgeçene hastalığı nedeniyle tebliğ edilemeyerek eşine tebliğ edildiği ve eşi tarafından da süresi içerisinde Dairemize itirazda bulunulduğu anlaşılmıştır.
Ağır kafa travması nedeniyle bilincinin kapalı olduğuna ilişkin hakkında rapor bulunan adıgeçenin fiil ehliyetinin de bulunmadığı açıktır. Bu nedenle anılan hakkında soruşturma yapılabilmesi Medeni Kanun uyarınca fiil ehliyetini kaybedenler hakkında yapılması gerekli işlemlerin tamamlanmasına bağlıdır.
Açıklanan nedenlerle 4483 sayılı Yasanın 6 ncı maddesine uygun olarak hakkında soruşturma yapılan kişinin ifadesi alınmadan hazırlanan rapora göre verilen Yetkili Mercii kararına karşı yapılan itirazın kabulüyle anılan kararın kamu düzeni açısından kaldırılmasına, dosyanın gerekli işlemlerin yapılması için yerine çevrilmesine 27.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. D.2.D. Esas No : 2003/17 Karar No : 2003/326
35. Yakınıcı itirazının haklı bulunması halinde yetkili yargı yerince soruşturma izni verilmesine karar verileceği…
Eğitim Sağlık ve Sosyal işler Daire Başkan Yardı.mcısı ...'ın, APK Dairesi Başkanlığında Başuzman olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemin 1yürütmesinin durdurulması yolunda verilen Ankara 9. Idare Mahkemesinin 30.5.2000 gün ve 20001401 sayılı kararının idareye tebliğinden sonra, adı geçenin 12. 7 .2000 gün ve 7890 sayılı yazı ile Genel Müdürlükte Başkan Yardımcılığı kadrosunda görevlendirildiği, ancak söz konusu görevlendirme yazısında hangi birimin Başkan Yardımcılığında görevlendirildiğine ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı, dolayısıyla Türk Telekom Genel Müdürü ...ile Genel Müdür Yardımcısı ..'in anılan mahkeme kararını şeklen uygulayıp, fiilen uygulamayarak 2577 sayılı i.Y.U.K.'nun 28. maddesine aykırı hareket ettikleri dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, soruşturma izni verilmemesine ilişkin ...gün ve ...sayılı Ulaştırma Bakanı kararına karşı yakınıcı itirazının kabulü ile kararın kaldırılmasına dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, kararın bir örneğinin Ulaştırma Bakanlığına gönderilmesine… (İkinci Daire 30.1.2001 E :2000/3598, K:200 1 /267)
36. …Soruşturma izni kararına itiraz süresinin kararın tebliğini izleyen günden itibaren başlayacağı hk. Belediye Başkanı ... hakkında soruşturma izni verilmesine İlişkin içişleri Bakanının ... gün ve ... sayılı kararı kendisine 24.7.2000 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, adı geçenin 4483 sayılı Kanunun 9. maddesinde öngörülen tebliğ tarihini izleyen günden başlamak üzere 10 günlük itiraz süresi içinde en son 3.8.2000 tarihinde itiraz etmesi gerektiği hk. (D.2.D., E. 2000/3058, K:2000/3749).
37. ... İdare hukuku açısından memur olan öğretmenevi müdürü yakınanın yaptığı iş kamu görevi olmadığından T.C.K.’nun 279. Maddesi uyarınca ceza yasası uygulanmasında memur sayılamayacağı gözetilmeden T.C.K.’nun 482/2 maddesi yerine 266/1. Maddesi ile uygulama yapılması yasaya aykırıdır. (Y.4.C.D. 30.6.1992/4413-4920)
38. Hizmetli ve Aşçıbaşı'nın genel hükümlere göre soruşturulacakları hk. ...Sağlık Bilimleri Enstitüsünde aşçıbaşı olarak görevli MG ile aynı yerde hizmetli olarak görevli :sanık HÇ'in ifa ettikleri hizmetlerin kamu görevi niteliğini taşımaması nedeniyle TCK'nun 279 uncu maddesi hükmü gereğince Türk Ceza Kanunu'nun uygulanması bakımından memur sayılamayacaklarından haklarında ceza soruşturması yapılmasına ve karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 4 üncü Ceza Dairesinin 15.12.1983 gün ve 6220/6676 sayılı kararında, Sağlık Müdürlüğünde şoför olan bir sanığın TCK'nun uygulanmasında memur sayılamayacağı gözetilmeden yargılanmanın gerekliliği kararı üzerine duruşma yapılarak hüküm kurulması (beraat) bozma nedeni sayılmıştır. Ayrıca emsal olarak Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bir aşçı ile ilgili 26.3.1981 gün ve E:1672, K:2040 sayılı kararı ile müstahdemlerle ilgili olarak 20.4.1979 gün ve 2392/2334 ve 24.6.1980 gün ve 4511/4492 sayılı kararları bulunmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle adı geçen sanıklar hakkında genel hükümler uyarınca işlem yapılmak üzere soruşturma dosyasının yerine geri çevrilmesine 17 .11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. D.2.D., E:1993/1242,K:1994/1940
39. Şoförün genel hükümlere tabi olduğu hk. İzmir ...'de şoför olarak görev yapan SG'in ifa ettiği hizmetin kamu görevi niteliğini taşımaması nedeniyle TCK'nun 279 uncu maddesi hükmü gereğince Türk Ceza Kanunu'nun uygulanması bakımından memur sayılamayacağından hakkında ...ceza kovuşturması yapılmasına ve karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.12.1983 gün ve 6220/6676 sayılı kararında, şoför olan sanığın Ceza Kanunu uygulamasında memur sayılamayacağı gözetilmeden karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır. (D.2.D., E: 1993/2630, K: 1995/115)
40. Yakınıcı ………… tarafından gönderilip 26.12.2003 tarihinde Dairemiz kayıtlarına giren ve ……. Bakanlığı Başmüfettişi ………….. hakkındaki şikayeti üzerine, Teftiş Kurulu Başkanlığının 9.12.2003 gün ve 8229 sayılı "Başmüfettiş hakkında iddiaların sübut bulmadığı" şeklindeki kararının itirazen incelenmesine ilişkin 23.12..2003 tarihli dilekçesi ve eki belgeler 4483 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında, Cumhuriyet başsavcılarının, memurlar ve diğer kamu görevlilerin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isteyecekleri; 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasında da, izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıda yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, yetkili merciin, memurlar ve u görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren bir suç işlediklerini herhangi bir şekilde [erinde hemen ön inceleme başlatmaları gerektiği Kanunun amir hükmü olup, takdir yetkilerinin bulunmadığı görülmektedir.
Olayda ise; şikayetçi ……….’ın ……. İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden alınmasına ve 1/30 oranında Maaş Kesim Cezası ile cezalandırılmasına ilişkin soruşturmayı yapan ……… Bakanlığı Başmüfettişi ……..’ in görevini yerine getirirken kasıtlı, yanlı, ve olmayan belgelere göre hareket ettiği, nitekim Maaş Kesim Cezasına karşı. ………… idare Mahkemesinde açtığı davada mahkemenin ……. gün ve E:……. sayılı Yürütmenin Durdurulması kararında,"dosyada bulunan belgeler ile müfettiş tarafından alınan ifadelerin çeliştiği isnat edilen eylem tarihinde yakınıcının görevde olmadığını" açıkça belirtildiği halde bu belgeleri ekleyerek yaptığı şikayet sonucunda ………. Bakanınca adı geçen Başmüfettiş hakkında ön inceleme yaptırılması gerekirken ön inceleme yaptırılmadığı sadece Teftiş Kurulu Başkanlığınca iddiaların sübuta ermediği yönünde yakınıcıya bilgi verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, ………. Bakanının yukarıda açık hükümlerine yer verilen Kanun maddeleri gereğince yakınıcının şikâyeti üzerine bir ön inceleme başlatması ve sonucunda soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yolunda bir karara varması gerektiği halde ön inceleme yaptırılmadan Teftiş Kurulu Başkanlığınca" iddialar sübuta ermemiştir" şeklinde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle şikayetçi ……….’ın itirazının kabulü ile Başmüfettiş ……….. hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığınca ön inceleme yapılmadan verilen kararın kaldırılmasına ve adıgeçen hakkında şikayet dilekçesinde belirtilen iddia konusu ile ilgili olarak ön inceleme başlatarak soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönünde bir karar verilmesi, kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması ve itiraz edilmesi halinde dilekçenin de eklenerek gönderilmesi için dilekçe ve eklerinin …………. Bakanlığına gönderilmesine, kararın bir örneğinin bilgi için yakıma ………………….'a tebliğine 15.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. DANIŞTAY İKİNCİ DAİRE Esas No: 2003/1299 Karar No: 2004/43
41. 1) Soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararında, memur veya diğer kamu görevlilerinin ismen belirtilmesi gerektiği hk.
2) Ön inceleme emri olmadan ve ön inceleme yapılmayan sanık hakkında yetkili merci tarafından karar verilemeyeceği hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 5 inci maddesi; izin vermeye yetkili merciin bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat ya da ihbar, şikayet, bilgi, belge ve bulgulara dayanarak öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağını; ön incelemenin, izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı eliyle de yapılmasının mümkün olacağını belirtmektedir. Ön incelemenin, gerek bizzat yetkili merci tarafından gerekse denetim elemanları marifetiyle yapılması halinde, anılan Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca hakkında ön inceleme yapılan kişilerin Leh ve aleyhindeki bütün bilgi ve belgelerin toplanıp, hakkında inceleme yapılan memurun ifadesi de alınmak suretiyle bir rapor düzenlenmesi gerekmektedir.Dosyanın incelenmesinden, Yetkili Merci tarafından verilen ...gün ve ...sayılı ön inceleme emrinde, ...İlçesi Belediye Başkanı ve diğer belediye görevlilerinden bahsedildiği, ancak; muhakkikçe diğer belediye görevlilerinin isimleri tespit edilip ifadelerinin alınmadığı, buna rağmen tüm maddeler için diğer belediye görevlileri hakkında görüş getirildiği, öte yandan 1 ve 5 inci maddelerden Yetkili Merci tarafından verilen ön inceleme izninde ve muhakkikçe hazırlanan inceleme raporunda isimleri tespit edilmeyen diğer belediye görevlileri hakkında yine Yetkili Merci tarafından isim belirtilmeksizin karar verildiği, 2b maddesinde yazılı eylem ön inceleme emrinde olmadığı ve muhakkikçe incelenmediği halde Yetkili Merci tarafından karar verildiği anlaşıldığından, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca muhakkikçe haklarında inceleme yapılan belediye görevlilerinin isimlerinin ve eylemlerinin tespit edilmesi, ifadelerinin alınması, 2b maddesinden inceleme yapılması ve tüm maddelerden ek inceleme raporu düzenlenerek görüş getirilmesi, ayrıca Yetkili Merci tarafından yeniden tespit edilecek görevliler hakkında ek karar verilmesi, gerekli tebligatların yapılması ve itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine geri çevrilmesine 3. 7 .2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. D.2.D., E:2000/2208, K:2000/3054
42. Soruşturma izni verilmemesine karar verilen sanıkların isimleri, görevleri ve olaya katılış biçimlerinin soruşturma izni kararında gösterilmesinin gerektiği hk.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin suç işlediklerinin ihbar ya da şikayet konusu yapılması halinde 4483 sayılı Memurlar ve Diğer .Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 5 inci maddesine göre izin vermeye yetkili merciin bir ön inceleme başlatacağı, bu incelemeyi kendisi bizzat yapabileceği gibi. yasa da belirtilen görevlilere de yaptırabileceği, 6 ncı maddeye göre, ön inceleme raporu düzenleneceği ve Yetkili Merci tarafından bir karar verileceği, aynı kanunun 9 uncu maddesine göre de Yetkili Merciin soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönündeki kararının Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirileceği, soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur ve diğer kamu görevlisinin, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara ise yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının veya şikayetçinin Bölge idare Mahkemesinde ya da Danıştay 2. Dairesinde itirazda bulunabilecekleri hükme bağlanmıştır. Olayda ise, yakınıcı ...'nın şikayeti üzerine bir ön inceleme başlatıldığı ancak, sanıkların isimleri, görevleri ve olaya katılış biçimleri ile sorumlulukları tespit edilmeden, atamanın usulüne uygun yapıldığından bahisle atamadan sorumlu 'yetkililer hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verildiği anlaşıldığından, yakınıcının itirazının kabulüne, soruşturma izni verilmemesine ilişkin ……. Bakanının ...gün ve ...sayılı kararının kaldırılmasına ve dosyanın yetkili merci tarafından sanıkların isimleri ile eyleme katılma biçimlerinin tespit edilerek, ifadeleri de alınmak suretiyle ön inceleme yapılıp rapor düzenlenmesi, soruşturma izni (verilmesine yada verilmemesine) kararı verilmesi ve gerekli tebligatlar yapıldıktan sonra itiraz edilmesi halinde gönderilmesi için dosyanın yerine çevrilmesine 25. 1.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. D.2.D. E:2001 /32, K:2001 /223
43. 1) Ön inceleme ile görevlendirilenlerin, sanıkların leh ve aleyhlerindeki tüm delilleri toplamaları gerektiği hk.
2) Ön inceleme emri verilmesinden sonra, ön inceleme raporu düzenlenmesinin zorunlu olduğu hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 5 inci maddesi; izin vermeye yetkili merciin bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat yada ihbar, şikayet, bilgi, belge ve bulgulara dayanarak öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağını; ön incelemenin izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı eliyle de yapılmasının mümkün olacağını belirtmektedir. On incelemenin, gerek bizzat yetkili merci tarafından gerekse denetim elemanları marifetiyle yapılması halinde, anılan Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca hakkında ön inceleme yapılan kişilerin Leh ve aleyhindeki bütün bilgi ve belgelerin toplanıp hakkında inceleme yapılan memurun ifadesi de alınmak suretiyle bir rapor düzenlenmesi gerekmekte olup yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir ve bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur. Dosyanın incelenmesinden; sanıklar ...hakkında üstlerine atılan eylemlerinden dolayı yetkili merci tarafından verilen ön inceleme emrinin bulunmadığı, yukarıda sözü edilen Kanunun 5. ve 6. maddelerine göre ön inceleme raporu düzenlenmeden, haklarında bir karar verilmeden ...Bakanlığı ...gün ve ...sayılı oluruna dayanılarak dosyanın Dairemize gönderildiği ve adı geçenlerin bu oluru itiraz konusu yaptıkları anlaşıldığından, sanıklar ...'ın itirazlarının kabulü ile adı geçenlerin üstlerine atılan eylemlerden dolayı yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilerek ön inceleme raporu düzenlenmesi, yetkili merci tarafından karar verilmesi, verilen kararın gerekli bildirimlerinin yapılması, tebellüğ belgeleri ile itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın ...Bakanlığına geri çevrilmesine 24.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. D.2.D., E:2000/2526, K:2000/ 3570
44. Büyükşehir belediyesi müfettişi hakkında soruşturma izni ve ön inceleme yaptırma yetkisinin Vali'ye ait olduğu ve itiraza bölge idare mahkemesinin bakacağı k.
Hakkında soruşturma izni istenen ...Büyükşehir Belediyesi Müfettişi ...'ın 11 Memuru olduğu ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 3/b maddesi uyarınca hakkında soruşturma izni verme yetkisinin, 5/1 maddesi uyarınca ön inceleme başlatma yetkisinin, 6/2 nci maddesi uyarınca da soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesine !<arar verme yetkisinin Vali tarafından kullanılacağı!, aynı Kanunun 9 uncu maddesine göre söz konusu karara karşı yapılacak itiraza ise yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesinin bakacağı anlaşıldığından, yakınıcı itirazının incelenmeksizin reddine, dosyanın İzmir Bölge idare Mahkemesine iletilmek üzere İzmir Valiliğine gönderilmesine 2.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. D.2.D., E:2000/3175,K:2000/3702
45. …Ön inceleme yapılan görevliler hakkında mutlaka soruşturma izni ile ilgili bir karar verilmesinin gerektiği hk.Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin suç işlediklerinin ihbar ya da şikayet konusu yapılması halinde, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 5. maddesine göre izin vermeye yetkili merciin bir ön inceleme başlatacağı, bu incelemeyi kendisi bizzat yapabileceği gibi, Yasada belirtilen görevlilere de yaptırabileceği, 6. maddeye göre, ön inceleme raporu düzenleneceği ve yetkili merci tarafından bir karar verileceği, aynı Kanunun 9. maddesine göre de yetkili merciin soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yönündeki kararının yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirileceği, soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur ve diğer kamu görevlisinin, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara ise yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının veya şikayetçinin Bölge İdare Mahkemesinde ya da Danıştay 2. Dairesinde itirazda bulunabilecekleri…… Olayda ise ... Holding AŞ Genel Müdürü ... hakkında ön inceleme raporu düzenlendikten sonra yetkili merci tarafından sözü edilen Kanunun 6. maddesine göre bir karar verilmeden ve aynı Kanunun 9. maddesine göre gerekli bildirimler yapılmadan dosyanın ... gün ve ... sayılı yazı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve hakkında soruşturma izni islenen ... tarafından bu yazının Dairemizde itiraz konusu yapıldığı anlaşıldığından, adı geçenin üstüne atılan suçundan dolayı, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yetkili merci tarafından karar verilmesi, verilen kararın gerekli bildirimlerinin yapılması, tebellüğ belgeleri ile, itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine geri çevrilmesine (D.2.D., E. 2000/2909, K. 2000/3223)
46. …Üst memur ile birlikte aynı suça iştirak eden ast memur hakkında iznin üst memurun bağlı olduğu merciden istenmesinin gerektiği.4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 3. maddesinin (h) bendinde, il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı tarafından soruşturma izni yetkisinin kullanılacağı, 9. maddesinde, 3. maddenin (h) bendinde sayılanlarla ilgili olarak soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararlara yapılan itirazlara Danıştay 2. Dairesinin bakacağı belirtilmiştir.Öte yandan, 4483 sayılı Kanunun 3. maddesinin son fıkrasında, ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde, iznin üst memurun bağlı olduğu merciden isteneceği, 10. maddesinde ise, bu Kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda, memur olmayanın memur olanla, ast memurun üst memurla aynı mahkemece yargılanacağı vurgulanmıştır.Her ne kadar Kanunda, iştirak halinde işlenen suçlar için verilen soruşturma izinlerine yapılacak itirazları inceleyecek merciler hakkında açık bir düzenleme bulunmamakta ise de, bu konunun, yukarıda sözü edilen soruşturma izni verecek merci ve yargılamayı yapacak mahkeme hakkında getirilmiş düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi ve iştirak halinde işlenen suçlar için verilen soruşturma izinlerine yapılan itirazların, daha üst itiraz mercii tarafından itirazı incelenecek olan memurun itirazını incelemeye yetkili yerde incelenip karara bağlanmasının, Kanunun genel düzenleniş biçimi ve amacına uygun düşeceği kuşkusuzdur.Bu itibarla; T. İl Genel Meclisi Üyeleri ile birlikte aynı suça iştirak ettiği ileri sürülen İl Özel İdare Müdür Vekili hakkında İçişleri Bakanı tarafından verilen soruşturma iznine yapılan itirazın, İl Genel Meclisi Üyeleriyle ilgili itiraza bakacak olan Danıştay 2. Dairesince incelenip karara bağlanması gerektiği (Ankara Bölge İdare Mahkemesi., E. 2000/583, K. 2000/643).
47. Başbakanlık Köy Hizmetleri Genel Müdürü hakkında verilen soruşturma izni kararının, hazırlık tahkikatını yapmaya görevli ve yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edilmesi gerektiği…
Dosyada mevcut bilgi belgelere göre, yukarıda adı geçen Genel Müdür ile Daire Başkanının üstüne atılan eylemi ile ilgili olarak Devlet Bakanı tarafından soruşturma izni verilmemesi yönündeki ...tarih ve ...sayılı kararın, sözü edilen yasanın 9. maddesi uyarınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ve şikayetçiye bildirildiğine ilişkin tebellüğ belgeleri ile şikayet dilekçesinin ve adı geçen Cumhuriyet Başsavcılığına ait itiraz dilekçesinin .dosyada bulunmadığı; ayrıca yetkili merci tarafından verilen karar sözü edilen Cumhuriyet Başsavcılığına ve şikayetçiye tebliğ edilmemiş ise tebliğ edilerek tebellüğ belgelerinin ve yukarıda belirtilen dilekçeler ile şikayetçinin ve yetkili Cumhuriyet Başsavcısının itiraz etmesi halinde bu dilekçelerin de eklenerek gönderilmesi, diğer taraftan iddia konusu ile ilgili olarak yetkili merci tarafından aynı kanunun 5 ve 6. maddelerine göre bizzat kendisi ya da görevlendireceği kişinin ön inceleme yaparak bir rapor düzenlemesi gerekirken düzenlenmemiş olması sebebiyle belirtilen eksikliklerin tamamlanarak dosyaya eklenmesi için dosyanın yerine geri çevrilmesine… (İkinci Daire 4.5.2000 E:2000/1547,K:2000/2422)
48. Vali hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin yetkili merci kararının, Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığına tebliğ edilmesi gerektiği…
...Valisi ve diğer görevliler hakkında kısmen soruşturma izni verilmesi, kısmen de verilmemesi yönündeki yetkili merci kararının soruşturma izni verilmemesine ilişkin kesiminin 4483 sayılı Kanunun 9. maddesine göre cumhuriyet başsavcılığına bildirilmediği anlaşıldığından, sözü edilen kararın yetkili cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi, alınacak günlü ve imzalı tebellüğ belgesi ile itiraz edilmesi halinde dilekçesinin eklenerek gönderilmesi için yerine geri çevrilmesine… (İkinci Daire 31.5.2000 E:2000/1770,K:2000/2676)
49. Bakanlıkların merkez teşkilatında görevli olup ortak kararla atanan memurlar hakkında ilgili bakan tarafından soruşturma izni yetkisinin kullanılacağı :. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un (3). maddesinin (e)' bendinde Bakanlıkların merkez teşkilatında görevli olup ortak kararla atanan memurlar hakkında ilgili bakan tarafından soruşturma izni yetkisinin kullanılacağı ve 9. maddesinde de 3. maddenin (e) bendinde sayılanlarla ilgili olarak soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararlara yapılan itirazlara D.2.D.,si'nin bakacağı belirtilmiş olup, 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne Dair Kanun'un 2. maddesi ve anılan madde ile atıfta bulunulan 2 sayılı cetvel uyarınca bakanlık müfettişleri ortak kararla atandıklarından, Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi olan ilgili hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin olarak Sağlık Bakanı'nca alınan karara yapılan itirazı inceleme görevinin D.2.D.,si'ne ait olduğu açıktır. Belirtilen nedenle esas kaydı kapatılarak dosyanın D.2.D.,si'ne gönderilmesine 31-1-2001 günü oybirliği ile karar verildi. ANKARA BOLGE iDARE MAHKEMESI E:2001/7,K:2001/76
50. …Bakanlık merkez teşkilatında görevli olup, ortak kararla atanan müfettiş hakkında soruşturma izni verilmesine ilişkin olarak Bakan tarafından alınan karara yapılan itirazı inceleme görevinin Danıştay İkinci Dairesine ait olduğu hk.4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 3. maddesinin (e) bendinde, bakanlıkların merkez teşkilatında görevli olup ortak kararla atanan memurlar hakkında ilgili bakan tarafından soruşturma izni yetkisinin kullanılacağı ve 9. maddesinde de, 3. maddenin (e) bendinde sayılanlarla ilgili olarak soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararlara yapılan itirazlara Danıştay İkinci Dairesinin bakacağı belirtilmiş olup, 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne Dair Kanunun 2. maddesi ve anılan madde ile atıfta bulunulan 2 sayılı cetvel uyarınca bakanlık müfettişleri ortak kararla atandıklarından, Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi olan ilgili hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin olarak Sağlık Bakanınca alınan karara yapılan itirazı inceleme görevinin Danıştay İkinci Dairesine ait olduğu (D.2.D., E. 2001/7, K: 2001/76).,
51. …Teftiş Kurulu Başkanı hakkında maiyetinde görevli olan müfettiş tarafından ön inceleme yapılamayacağı hk. Olayda ... Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı hakkında denetim elemanı olan bir müfettişin ön inceleme yaptığı anlaşılmış olup, müfettişin, hakkında inceleme yapılanın maiyetinde görev yapması nedeniyle, 5. madde hükmüne aykırılık teşkil etmektedir. Belirtilen nedenle itirazın kabulü ile ... gün ve ... sayılı yetkili merci kararının kaldırılmasına, Teftiş Kurulu Başkanı hakkında üstü konumunda olan görevliler tarafından ön inceleme yapılmasından sonra yeniden karar verilmesine (D.2.D., E:2000/2908, K:2000/3202).
52. İddialar somut ve iddiada olay, yer belirtiliyorsa, yetkili merci tarafından 4483 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca talebin işleme konulmaması durumunda, bu hususun 4483 sayılı Kanuna göre yetkili yargı yerine itiraz konusu edilebileceği... 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4. maddesinde; Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler. Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de bu kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler. Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikayetlerde kişi ve / veya olay belirtilmesi zorunludur.
Yukarıdaki fıkraya aykırı bulunan ihbar ve şikayetler, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durumu ihbar veya şikayette bulunana bildirilir hükmü yer almıştır.Aynı Kanunun 5 inci maddesinde, izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı, ön incelemenin, izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendirebileceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle yaptırılabileceği düzenlenmiştir.
Olayda ise, ''Türkiye Tütüncüler Bankası Yaşarbank A.Ş'nin hisselerinin Tasarruf Mevduatı, Sigorta Fonuna devrolunmasına sebebiyet veren olaylarda Bankalar Kanununa göre bu bankaları denetlemekle görevli Hazine Müsteşarlığı deneticilerinin de ihmal ve suiistimallerinin bulunduğu'' iddiası ile sözü edilen Hazine Müsteşarlığında görevli Banka Denetmenleri Hakkında verilen şikayet dilekçesi üzerine Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanınca, iddiaların soyut ve genel nitelikte olduğu gerekçesi ile 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinden bahisle şikayetin işleme konulmadığı şikayette_bulunana bildirildiği anlaşılmıştır.
Ancak 22. 12.1999 tarihi öncesi..de adı geçen Bankanın hangi denetmenlerce denetlendiği açık olup, şikayet dilekçesinin kanunun 4. maddesinde aranılan nitelikleri taşıdığı, şikayetin somut olduğu, olay ve yer belirtildiği anlaşıldığından, Devlet Bakanlığınca Hazine Müsteşarlığı Denetmenleri hakkında üstlerine atılan eylemleri ile ilgili olarak Ankara C. Başsavcılığına 4483 sayılı yasaya göre işlem yapılamayacağını bildiren 2.6.2000 tarih ve 45011 sayılı yazıya karşı Ankara C. Savcılığının yaptığı . itirazın kabulüne, 4483 sayılı yasa uyarınca yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin bir karar verilmesi ve gerekli tebligatların yapılması için dosyanın yerine geri çevrilmesine...(İkinci Daire 28.9.2000 E:2000/2897, K:2000/3293)
53. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulunu yönetmek ve müfettiş raporlarını değerlendirmek görevli ve yetkili kılınan Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanının, şikayet dilekçesinde Bakanlık Teftiş Kurulu yöneticisi olarak belirttiği sorumlulardan olduğu şikayet konusu hakkında yapılan ön incelemeye Teftiş Kurulu Başkanının da dahil edilmesi, dolayısıyla yapılacak ön incelemede Başkanın da yer alacağı göz önünde bulundurularak, bu ön incelemenin Sağlık Bakanlığınca yapılması gerektiği hakkında. (Danıştay 1. Daire, E:2005/663, K:2005/1026, T:20/09/2005, DD: S:111, s.37)
54. Zamanaşımı varsa sanık hakkında soruşturma izni verilmeyeceği hk. .Hakkında soruşturma izni verilen ...'ın üstüne atılan eylemin TCK'nun 230 uncu maddesine ilişkin olup, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği, buna göre eylemin tabi olduğu zamanaşımı süresinin TCK'nun 1 02 nci maddesinin 4 üncü bendi uyarınca beş yıl olduğu, fiilin işlendiği "1989- 1994 yıllarından bugüne kadar zamanaşımını kesen bir sebep olmaksızın beş yıldan fazla süre geçtiği anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle itirazın kabulü ile İçişleri Bakanı tarafından soruşturma izni verilmesine"11işkin ...gün ve ...sayılı kararın kaldırılmasına 3.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. D.2.D., E:2000/3072, K:2000/3737
55. 1- Lojman Tahsis Komisyonu olarak kasıtlı ve yanlış puanlama yapıp yakınıcı ............’a lojman tahsis etmemek.
2- ....... 1 inci İdare Mahkemesinin 26.10.1999 gün ve 1999/431 sayılı Yürütmenin Durdurulması kararını uygulamamak.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 3 maddesinde, soruşturma izni verme yetkisine sahip merciiler belirlenmiştir. Buna göre: anılan maddenin “b” bendinde; İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında vali, “h” bendinde: Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; Büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı soruşturma izni verme yetkisine sahiptir. Ayrıca anılan Kanun’un 9 uncu maddesinde; yetkili merciin, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararının C.Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildireceği ve bu kararın türüne göre ilgilileri tarafından kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde itiraz edebileceği; itirazlara ise 3 üncü maddenin “e”, “f” , “g” (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve “h” bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesinin, diğerleri için ise yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesinin bakacağı belirtilmiştir.
Öte yandan 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun’un incelenmesi sonucunda vali yardımcılarının anılan Kanun’a ekli (2) sayılı cetvelde bulunması ve söz konusu cetvelde sayılan görevlilerin müşterek kararname ile atanması nedeniyle, 4483 sayılı Kanun’un uygulaması bakımından: vali yardımcıları hakkında soruşturma izni vermeye yetkili merciin de vali olması gerekmektedir.
İl Özel İdaresi Kanunu’nun 136 ncı maddesi hükmüne göre: il daimi encümen üyesi il genel meclisi üyeleri arasından her dönem başı toplantısında gizli oyla seçilmekte olup, anılan Kanunun 141 inci maddesi hükmüne göre de: il daimi encümenine vali veya yerine görevlendireceği vali yardımcısı başkanlık etmektedir. İl daimi encümeni, il genel meclisinden ayrı ve ondan bağımsız karar vermeye yetkili bir yönetsel organdır. Dolayısıyla il genel meclis üyesi sıfatıyla değil il daimi encümeni üyesi olarak görev yapmaktadır.
Bu nedenle 4483 sayılı Kanunun 3/h maddesinin, il daimi encümeni üyelerini kapsamadığı açıktır. Bununla birlikte ast memurun üst memur ile aynı fiile iştiraki halinde iznin üst memurunun bağlı olduğu merciinden isteneceği hükmü uyarınca vali yardımcısı ............ başkanlığında toplanan İl daimi Encümeni Üyeleri maddesi hükmüne göre vali olması gerekmektedir.
Olayda ise, Vali Yardımcısı ................, İl Daimi Encümeni Üyesi .................... ile İl Özel İdare Müdürü ......................... haklarında yukarıda açıklanan nedenlerle 4483 sayılı Kanunun 3/b maddesi hükmü gereğince soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesi konusunda yetkinin, ........ Valisine ait ve dolayısıyla yapılacak itiraza bakmakla görevli yargı yerinin de anılan Kanunun 9 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca ....... Bölge İdare Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, adı geçenler hakkında yetkisiz olarak verilen 20.3.2000 gün ve 2000/81 sayılı İçişleri Bakanı kararının kaldırılmasına, 4483 sayılı Kanunu’nun 3 üncü maddesinin (b) fıkrasına göre işlem yapılmak üzere dosyanın yerine geri çevrilmesine 07.06.2000 tarihine oybirliği ile karar verildi.
Danıştay 2.D, E : 2000/1893, 07.06.2000 gün ve K: 2000/2756 sayılı Karar ( 4483 s. KANUN, YETKİ, İTİRAZ )
56. Danıştay 2. Dairesince 4483 sayılı Yasaya göre verilen kararlar kesin olup, düzeltme veya itiraz yolu olmadığından, itirazın incelenmeksizin reddi gerekeceği hakkında. (Danıştay 2. Daire, E:2003/252, K:2003/457, T:12.03.2003)
57. Eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi durumunda, kararın bozularak eksikliğin tamamlattırılacağı hakkında (Danıştay 2. Daire, E:2003/745, K:2003/1816, T:19.09.2003)
58. 4483 sayılı kanunun 5 inci maddesinde sözü edilen "işin özelliğine göre başka kurum ve kuruluşun elemanları ile inceleme yaptırılması" hükmünden hareketle; bakanlık müfettişleri varken ilgili kuruluş müfettişlerinin müsteşar yardımcısı, bakanlık müfettişi ve bakanlığın diğer görevlileri hakkında ön inceleme yapmalarının hukuken mümkün olmadığı hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 5 inci maddesine göre memurlar ve diğer kamu görevlilerinin suç işlediklerinin ihbar ya da şikayet konusu yapılması veya yetkili merci tarafından bizzat öğrenilmesi halinde izin vermeye yetkili merciin bir ön inceleme başlatacağı, bu incelemeyi kendisi bizzat yapabileceği gibi görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve diğer kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırabileceği, inceleme yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum veya kuruluşunun içerisinden belirlenmesinin esas olduğu, işin özelliğine göre bu merciin, anılan incelemenin başka bir kamu kurum veya kuruluşunun elemanlarıyla yaptırılmasını da ilgili kuruluştan isteyebileceği, bu isteğin yerine getirilmesinin ilgili kuruluşun takdirine bağlı olduğu hükme bağlanmıştır.
3154 sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Teftiş Kurulu Başkanlığı başlıklı 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında, Teftiş Kurulu Başkanlığının Bakanın emri veya onayı üzerine Bakan adına maddede belirtilen görevleri yapacağı, son fıkrasında, teftiş kurulu ve müfettişlerin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerinin tüzükle düzenleneceği, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğünün 5 inci maddesinde, Teftiş Kurulu Başkanlığının Bakanın emri ve onayı üzerine Bakan adına Bakanlık teşkilatıyla bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşların her türlü faaliyet ve işlemlerine ilişkin olarak, teftiş, inceleme ve soruşturma işlerini yürüteceği, 12 nci ve müteakip maddelerinde Bakanlık Müfettişliği görevine atanabilmek için giriş sınavı ve yeterlik sınavında, 3 yıl müfettiş yardımcılığından sonra da yeterlik sınavında başarılı olmak gerektiği, öngörülmüştür.
Öte yandan, 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluşu ve Görev Esasları Hakkında Kanunun 44 üncü maddesinde, "Bakanlıklar kendi bağlı ve ilgili kuruluşları personelinden ihtiyaç duyduklarını yatırım programları ve projelerinin hazırlanması gibi konularda ve uzmanlık isteyen işlerde geçici olarak, süre ve çalışma konusu belirtilmek şartıyla, ve bakanın onayı ile bakanlık merkez teşkilatında görevlendirilebilirler. Ancak bu personelin çalışma süresi altı ayı geçemez." hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümlerin değerlendirilmesinden; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında müfettişliğin Teftiş Kurulu Tüzüğü ile kariyer esasına dayandırıldığı, 3046 sayılı Kanunun 44 üncü maddesindeki yatırım programları ve projelerinin hazırlanması gibi konularda ve uzmanlık isteyen işlerde geçici görevlendirmeye imkan sağlayan hükme dayanılarak Bakanlığın ilgili kuruluşlarında görevli müfettişlerin Bakan onayı ile Bakanlık müfettişi görev ve yetkileri ile görevlendirilemeyeceği ve donatılamayacağı, 4483 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde sözü edilen "işin özelliğine göre başka kurum ve kuruluşun elemanları ile inceleme yaptırılması hükmünden hareketle Bakanlık müfettişleri varken ilgili kuruluş müfettişlerinin müsteşar yardımcısı, bakanlık müfettişi ve Bakanlığın diğer görevlileri hakkında ön inceleme yapmalarının da hukuken mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşu olan Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü müfettişleri ? ve ?'nin Bakan onayı ile 3046 sayılı Yasanın 44 üncü maddesine göre Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığında görevlendirildikleri, Bakan tarafından verilen ön inceleme onayları ve Teftiş Kurulu Başkanlığının görev emirleri uyarınca Müsteşar Yardımcısı, Bakanlık Müfettişi, Şube Müdürü ve Bakanlık Mühendisi hakkında adı geçenlerce ön inceleme raporu düzenlendiği, ön inceleme raporunun bu kişilerce Bakanlık Başmüfettişi unvanıyla imzalandığı, bu rapora dayanarak Bakan tarafından Müsteşar Yardımcısı hakkında soruşturma izni verildiği, diğerleri hakkında soruşturma izni verilmediği, soruşturma izni verilen Müsteşar Yardımcısının itirazı üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı hakkında Bakanlıkta görevlendirilen Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü müfettişleri tarafından ön inceleme yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle kanuna uygun olarak görevlendirilecek kişi veya kişilerce ilgililer hakkında mevzuata uygun olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi, bu rapora dayanılarak yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bilidirimlerin yapılması, yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekli görüldüğünden, itirazın kabulü ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının 17.11.2004 günlü, 170 sayılı kararının itiraz eden yönünden kaldırılmasına, gereği yapılmak üzere dosyanın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, kararın bir örneğinin itiraz edene gönderilmesine 14.4.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Danıştay 1. Daire, E:2004/802, K:2005/523, T: 14/04/2005)
59. Yetkili merci tarafından bir yandan ön inceleme yapılmamasına karar verilmiş iken, diğer yandan ön inceleme yaptırılmadan bu kararın aynı zamanda soruşturma izni verilmediği anlamına geldiği ifadesinin, yasa hükümleriyle bağdaşmadığı görüldüğünden, itiraza konu maliye bakanlığı kararının şikayetin işleme konulmaması kararı olarak incelenmesi hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması gerektiği, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesinin zorunlu olduğu, itirazların da ciddi bulgu ve belgelere dayanması gerektiği, bu hükme aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmayacağı ve durumun ihbar veya şikayette bulunana bildirileceği, aynı Kanunun 5 inci maddesinde izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı, 6 ncı maddesinde, ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişilerin, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkililerini haiz olduğu, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek izin vermeye yetkili mercie sunacağı, bu raporüzerine yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verileceği ve kararlarda gerekçe gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, şikayet konusu olayın Adalet Bakanlığının 15.6.2004 tarih ve 27651 sayılı yazısı ile Maliye Bakanlığına iletilmesini müteakip, yukarıda anılan yasa hükümlerinde öngörüldüğü şekilde usulüne uygun soruşturmacı belirlenerek ön inceleme yapılmadan Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün 15.7.2004 tarih ve 15508 sayılı görüş belirten yazısı esas alınmak suretiyle, Maliye Bakanınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılan 3.8.2004 günlü, 27998 sayılı yazıda, 4483 sayılı Kanun uyarınca ön inceleme yapılmamasına karar verildiği, bu kararın aynı zamanda soruşturma izni verilmediği anlamına geldiği ifade edilmektedir.
4483 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde yetkili merci tarafından şikayetin işleme konulmayacağı ancak bu koşulların bulunmaması durumunda ise bir ön inceleme başlatılacağı ve ön inceleme raporuna dayalı olarak soruşturma izni verilmesine ya da verilmemesine karar verilebileceği Yasa hükmü gereği olduğundan, bir yandan ön inceleme yapılmamasına karar verilmiş iken, diğer yandan ön inceleme yaptırılmadan bu kararın aynı zamanda soruşturma izni verilmediği anlamına geldiği ifadesinin Yasa hükümleriyle bağdaşmadığı görüldüğünden, itiraza konu Maliye Bakanlığı kararı, şikayetin işleme konulmaması kararı olarak incelenmiştir.
Dosyada yer alan şikayet dilekçesinde şikayetçinin belli, şikayet konusu eylemin somut olduğu, kişi ve olay belirtildiği, iddiaların da ciddi bulgu ve belgelere dayandığı anlaşıldığından, 4483 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca; yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi ve söz konusu ön inceleme raporu da göz önünde bulundurulmak suretiyle soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekli görüldüğünden, itirazın kabulü ile Maliye Bakanı tarafından verilen ön inceleme yapılmamasına ilişkin 3.8.2004 günlü 27998 sayılı kararın kaldırılmasına, dosyanın Maliye Bakanlığı'na, kararın bir örneğinin şikayetçi vekiline gönderilmesine 28.1.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Danıştay 1. Daire, E:2004/486, K:2005/83, T: 28/01/2005)
60. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerde kişi ve/veya somut olay belirtilmesi halinde, izin vermeye yetkili merciin ön inceleme başlatmasının zorunlu olduğu hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması gerektiği, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesinin zorunlu olduğu, bu hükme aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmayacağı ve durumun ihbar veya şikayette bulunana bildirileceği, aynı Kanunun 5 inci maddesinde ise izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıdaki hükümler uyarınca, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerde kişi ve/veya somut olay belirtilmesi halinde izin vermeye yetkili merciin ön inceleme başlatması zorunludur.
Olayda, şikayet dilekçesinde yakınıcının belli, yakınma konusu eylemin somut olduğu, kişi ve olay belirtildiği anlaşıldığından, 4483 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca; yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından sözkonusu ön inceleme raporu da gözönünde bulundurulmak suretiyle soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekli görüldüğünden, itirazın kabulü ile İçişleri Bakanı tarafından şikayetin işleme konulmamasına ilişkin olarak verilen 6.5.2004 gün ve B050MAH0071003/İNS: 04.27.2 sayılı kararın kaldırılmasına, dosyanın İçişleri Bakanlığına, kararın bir örneğinin şikayetçiye gönderilmesine 17.9.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (Danıştay 1. Daire, E:2004/152, K:2004/178, T: 17/09/2004)
61. 4483 sayılı kanuna göre itiraz edilmekle veya itiraz edilmeksizin kesinleşen yetkili merci kararlarına konu edilen eylemlerin, yeni bir delil elde edilmekle tekrar ön incelemeye konu edilemeyeceği hk.
Adalet Bakanlığından 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca 9.6.2003 gün ve 27577 sayılı yazı ile gönderilen dosya ve Adalet Bakanı tarafından verilen 20.3.2003 gün ve 2003/2 sayılı karar incelenerek gereği görüşüldü:
Şikayetçi ?'ın ?'ın ? Kurumu Başkanlığına atandıktan sonra hakkında yapmış olduğu olumsuz iş ve işlemlerle ilgili olarak müteaddit defalar Adalet Bakanlığına şikayette bulunduğu ve şikayet dilekçelerinde ileri sürmüş olduğu konular yönünden adıgeçen hakkında ön inceleme yapılarak 21.2.2001 günlü, 2001/1 sayılı ve 14.8.2002 günlü, 2002/5 sayılı kararlar ile zamanın Bakanlarınca soruşturma izni verilmemesine karar verildiği ve bu kararların itiraz edilmemekle kesinleştiği görülmekle birlikte, kesinleşen bu kararlara esas suçlar yönünden yeni deliller elde edildiği yolunda bir bulgunun varlığının da ortaya konulmadığı dikkate alındığında, kesinleşen kararların konusunu oluşturan suçlar yönünden yeniden ön inceleme yapılıp karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı; dolayısıyla anılan kararlara esas teşkil eden ve bu dosyaya konu edilen suçun evveliyatını oluşturan olayları inceleme olanağının ortadan kalktığı, sözkonusu kararlarda bahsi geçen iş ve işlemlerin dışında şikayetçi hakkında 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmiş ve bu işleme karşı açılan dava da iptalle sonuçlanmış ise de; bu uygulamanın da tek başına şikayetçi hakkında yapılmış bir keyfi işlem olarak değerlendirilemeyeceği, bu bağlamda da ön inceleme raporu ve eki belgelerin isnat edilen suç yönünden hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından ? vekili Av. ? tarafından yapılan itirazın kabulü ile hakkında soruşturma izni verilmesine ilişkin Adalet Bakanının 20.3.2003 gün ve 2003/2 sayılı kararının kaldırılmasına 22.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 2. Daire, E:2003/717, K:2004/264, T: 22/03/2004)
62. Yetkili makamın 4483 sayılı yasaya göre bir yakınma olduğu zaman yasa gereği inceleme yaptırması ve bunun sonucunda izin vermesi veya vermemesi şeklinde bir karar vermesi gerekeceği hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında, Cumhuriyet başsavcılarının, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isteyecekleri; 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasında da, izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıda yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, yetkili merciin, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren bir suç işlediklerini herhangi bir şekilde öğrendiklerinde hemen ön inceleme başlatmaları gerektiği Kanunun amir hükmü olup, takdir yetkilerinin bulunmadığı görülmektedir.
Olayda ise, yakınıcılar ?, ? ile ?'ün görevlerinden alınması ve başka yerlere atanmaları yolunda tesis edilen işlemlerin iptali yolunda verilen yargı kararlarının uygulanmadığı belirtilerek ……..Bakanlığı ……….. görevlileri hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış oldukları başvurularının anılan Başsavcılık tarafından işleme konularak ……….. Bakanlığına gönderilmesi sonrasında ……… Bakanınca adı geçenler hakkında ön inceleme yaptırılması gerekirken ön inceleme yaptırılmama ve soruşturma izni vermeme kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar ………. Bakanı, sözkonusu kararında ön inceleme yaptırılmama ifadesinin yanına soruşturma izni vermeme ibaresini de eklemiş ise de, buradaki asıl iradenin ön inceleme yaptırmama yani 4483 sayılı Kanunun uygulamasını başlatmama olduğu muhakkaktır.
Bu durumda, ……….. Bakanının yukarıda açık hükümlerine yer verilen Kanun maddeleri gereğince adı geçen görevliler hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca işleme konulan şikayet dilekçesi üzerine bir ön inceleme başlatması ve sonucunda soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yolunda bir karara varması gerektiği halde ön inceleme yaptırılmama şeklinde vermiş olduğu kararlarda hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, adı geçen yakınıcıların itirazlarının kabulü ile ………….haklarında ön inceleme yaptırılmamasına ilişkin ………. Bakanının ……… gün ve ……. sayılı kararlarının kaldırılmasına ve adı geçenler hakkında şikayet dilekçelerinde belirtilen iddia konuları ile ilgili olarak ön inceleme başlatılarak soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi yolunda bir karar verilmesi, kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması ve itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine çevrilmesine 11.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 2. Daire, E:2004/182, K:2004/230)
63. Bir şikayet olması halinde yetkili makam somut olaylar var ise öninceleme yaptırarak izin vermesi veya vermemesi için itirazın kabülüne ve dosyanın yerine geri çevrilmesi hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde; "Cumhuriyet Başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar ve şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tesbitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar ve şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.
Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler.
Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar ve şikayetlerde kişi ve / veya olay belirtilmesi zorunludur.
Yukarıdaki fıkraya aykırı bulunan ihbar ve şikayetler, Cumhuriyet Başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durumu ihbar ve şikayette bulunana bildirilir. " hükmü yer almıştır.
Olayda ise, "Yakınıcılar ? ve ?'a ait parsellerin etrafında bulunan duvarı usulsüz olarak yıktırmak." iddiası ile verilen şikayet dilekçesi üzerine İçişleri Bakanınca 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinden bahisle ihbar ve şikayetin işleme konulmadığı ve bu durumun yakınıcılara bildirildiği anlaşılmıştır.
Sözkonusu şikayet dilekçesinin 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde aranılan nitelikleri taşıdığı, şöyleki şikayetin somut olduğu, kişi ve olay belirtildiği anlaşıldığından, İçişleri Bakanı tarafından ihbar ve şikayetin işleme konulmamasına ilişkin olarak verilen 30.9.2003 gün ve B050MAH0060001. 521. 2003.07.79 sayılı karara karşı yakınıcı ? vekillerince yapılan itirazın kabulü ile sözkonusu kararın kaldırılmasına,
4483 sayılı yasa uyarınca yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından sözkonusu ön inceleme raporu da gözönünde bulundurulmak suretiyle adı geçenler hakkında soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek Dairemize gönderilmesi için dosyanın İçişleri Bakanlığına; bilgi için kararın bir örneğinin yakınıcıya gönderilmesine 11.2.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 2. Daire, E:2004/74, K:2004/127 K:11/02/2004)
64. Cumhuriyet başsavcılıklarca 4483 sayılı kanun'un 4/3 üncü maddesi uyarınca verdikleri "işleme koymama" kararlarına itiraz edilemeyeceği hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinde; yetkili merciin, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet Başsavcılığı'na, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildireceği ve kararın türüne göre ilgilileri tarafından kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde itiraz edilebileceği; itirazlara ise, 3 üncü maddenin e, f, g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve h bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesinin, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesinin bakacağı belirtilmiştir.
Dolayısıyla anılan Kanuna göre Danıştay İkinci Dairesine itiraz edilebilmesi için; ortada, 4483 sayılı Kanun uyarınca memur veya diğer kamu görevlileri hakkında Yetkili Merci tarfından verilmiş bir karar bulunması gerekmektedir.
Cumhuriyet Başsavcılıklarınca anılan Kanunun 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin işleme konulmaması sonrasında ise; durumun, sadece ihbar ve şikayette bulunana bildirilmesi ile yetinileceği kural olarak belirlenirken, bu şekildeki kararlara karşı itiraz yoluda öngörülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; yakınıcı ?'nın ? Valisi ?, Vali Yardımcısı ?, ? Defterdar Yardımcısı ? ve ? İl ? Üyesi ? hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına yaptığı şikayetle ilgili olarak 4883 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası gerekçe gösterilmek suretiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından şikayetin işleme konulmamasına karar verildiği ve adı geçenin de bu karara itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; ortada 4483 sayılı Kanun uyarınca Yetkili Merci tarafından verilmiş bir karar bulunmadığı ve bu Kanunun 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına göre Cumhuriyet Başsavcılıklarınca verilen kararlara karşı itiraz edilebileceğine ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmediğinden, yakınıcının şikayeti ile ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından verilen 30.10.2003 gün ve Hz.2003/247(Z.E)K:2003/78 sayılı karara karşı yapmış olduğu itirazın incelenmeksizin reddine, belgelerin ve kararın bir örneğinin yakınıcıya gönderilmesine 11.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 2. Daire, E:2003/1211, K:2003/2237 T:11/12/2003)
65. 4483 sayılı yasaya göre iddia konusu edilen olay somut bilgi ve belgelere dayanıyorsa "işleme konulmamasına ilişkin kararın" kaldırılmasına ve soruşturma izni verilip verilmesi yönünde bir karar verilmesi için dosyanın yerine çevrilmesi gerektiği hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde; "Cumhuriyet Başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar ve şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tesbitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar ve şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.
Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler.
Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar ve şikayetlerde kişi ve /veya olay belirtilmesi zorunludur.
Yukarıdaki fıkraya aykırı bulunan ihbar ve şikayetler, Cumhuriyet Başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durumu ihbar ve şikayette bulunana bildirilir. " hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun 5 inci maddesinde, izin vermeye yetkili merciin, bu kanun kapsamına giren suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı düzenlenmiştir.
Sözkonusu şikayet dilekçesindeki iddialar açık olup, şikayet dilekçesinin Kanunun 4 üncü maddesinde aranılan nitelikleri taşıdığı, şikayetin somut olduğu, olay ve yer belirtildiği anlaşıldığından, İçişleri Bakanınca verilen işleme koymama kararına karşı yakınıcı tarafından yapılan itirazın kabulüne,
4483 sayılı yasa uyarınca yetkili merci tarafından ön inceleme izni verilmesi, ön inceleme raporu düzenlenmesi sonucunda yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin bir karar verilmesi ve gerekli tebligatların yapılması için dosyanın İçişleri Bakanlığına, kararın bir örneğinin bilgi için yakınıcıya gönderilmesine 7.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 2. Daire, E:2003/1100, K:2003/2159)
66. Soruşturma izni verme ya da vermeme, ihbar ve şikayetleri işleme koyup koymama ve ön inceleme başlatıp başlatmama yetkileri, kanunda belirtilen makamlara bizzat kullanılmak üzere verilmiş münhasır yetkilerden olup, bu yetkinin başka bir makamca kullanılmasının mümkün bulunmadığı hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (h) bendinde; büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında soruşturma izni verme yetkisinin İçişleri Bakanına ait olduğu, 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması gerektiği, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesinin zorunlu olduğu, bu hükme aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmayacağı ve durumun ihbar veya şikayette bulunana bildirileceği, aynı Kanunun 5 inci maddesinde ise izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıdaki hükümler uyarınca, soruşturma izni verme ya da vermeme, ihbar ve şikayetleri işleme koyup koymama ve ön inceleme başlatıp başlatmama yetkileri, Kanunda belirtilen makamlara bizzat kullanılmak üzere verilmiş münhasır yetkilerden olup, bu yetkinin başka bir makamca kullanılması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerde kişi ve/veya somut olay belirtilmesi halinde izin vermeye yetkili merciin ön inceleme başlatması da zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden, Belediye Başkanı ? hakkında yapılan şikayet üzerine, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma izni verilmesi istemine, Yasada izin vermeye yetkili merciler arasında sayılmayan İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünce, herhangi bir işlem yapılmadığı şeklinde yanıt verildiği, şikayet dilekçesinde şikayetçinin belli, şikayet konusu eylemin somut olduğu, kişi ve olay belirtildiği de anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itirazın kabulü ile şikayet hakkında, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından 15.6.2004 günlü, 27521 sayılı "herhangi bir işlem yapılmamıştır" şeklinde verilen kararın kaldırılmasına, 4483 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca; yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi ve ön inceleme raporu da gözönünde bulundurulmak suretiyle yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir karar tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek Dairemize gönderilmesi için dosyanın İçişleri Bakanlığına, kararın bir örneğinin Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 11.10.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Danıştay 1. Daire, E:2004/238, K:2004/256 T: 07/11/2003)
67. Kanunda belirtilen makamlara bizzat kullanılmak üzere verilmiş münhasır yetkinin başka bir makamca kullanılması mümkün bulunmadığından ? Bakanlığı personel genel müdürü tarafından ihbar ve şikayetin işleme konulmamasına ilişkin olarak verilen kararın kaldırılması hk.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmamasının, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesinin zorunlu olduğu, iddiaların da ciddi bulgu ve belgelere dayanması gerektiği, bu hükme aykırı bulunan ihbar ve şikayetlerin, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmayacağı ve durumun ihbar veya şikayette bulunana bildirileceği, aynı Kanunun 5 inci maddesinde ise izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun izin vermeye yetkili merciler başlığını taşıyan 3 üncü maddesinin (e) bendinde Bakanlar Kurulu Kararı ile veya Başbakanlık ve bakanlıklar ile bağlı kuruluşların merkez teşkilatında görevli olup, ortak kararla atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ilgili bakan veya başbakanın soruşturma izni vermeye yetkili olduğu, aynı maddenin son fıkrasına göre ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde iznin üst memurun bağlı olduğu merciden isteneceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, ? Defterdarlığı ? Vergi Dairesi Müdür Yardımcısıyken Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilen ?'ın hakkında rapor düzenleyen ? ve ? Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri hakkında şikayette bulunduğu, dilekçesi üzerine yapılacak bir işlem bulunmadığı yolundaki 20.9.2004 günlü, 33449 sayılı ? Bakanlığı Personel Genel Müdürünün kararına karşı itirazda bulunduğu, ilgilinin şikayetini işleme koymayan Personel Genel Müdürünün aynı zamanda şikayet edilen Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinden olduğu, şikayet edilenlerin Teftiş Kurulu Başkanı, Gelirler Genel Müdür Vekili, Personel Genel Müdürü, Başhukuk Müşaviri ve Muhasebe Denetmeni olması nedeniyle 4483 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin e bendi gereğince soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesi konusunda karar vermeye yetkili merciin ? Bakanı olması gerektiği, bu durumda şikayetin işleme konulmaması kararının da ancak soruşturma izni vermeye yetkili merci tarafından verilebileceği, diğer taraftan dosyada yer alan şikayet dilekçesinde şikayetçinin belli, şikayet konusu eylemin somut olduğu, kişi ve olay belirtildiği, iddiaların da ciddi bulgu ve belgelere dayandığı anlaşıldığından, 4483 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca; yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emre dayalı olarak ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından söz konusu ön inceleme raporu da gözönünde bulundurulmak suretiyle soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir kararın tesis edilmesi, verilecek kararın türüne göre gerekli yazılı bildirimlerin yapılması, tesis edilen karara karşı itirazda bulunulması durumunda yazılı bildirimlere ilişkin günlü ve imzalı bildirim alındıları ile itiraz dilekçelerinin de eklenerek dosyanın Dairemize gönderilmesi gerekli görüldüğünden, itirazın kabulü ile Kanunda belirtilen makamlara bizzat kullanılmak üzere verilmiş münhasır yetkinin başka bir makamca kullanılması mümkün bulunmadığından ? Bakanlığı Personel Genel Müdürü tarafından ihbar ve şikayetin işleme konulmamasına ilişkin olarak verilen 20.9.2004 gün ve 33449 sayılı kararın kaldırılmasına, bu konuda karar vermeye yetkili merci olan ? Bakanınca bir karar tesis edilmek üzere dosyanın ? Bakanlığına, kararın bir örneğinin şikayetçiye gönderilmesine 26.4.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. . (Danıştay 1. Daire, E:2005/224, K:2005/568 T: 26/04/2005)
68. İçişleri Bakanlığından 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca 13.2.2004 gün ve 81-108/1-3881/0777 sayılı yazı ile gönderilen dosya ve ... İli ... İlçesi Belediye Başkanları ... ile ... ve zamanın Belediye Meclisi Üyeleri ile Belediye Encümeni Üyeleri olmak üzere toplam 41 görevli hakkında İçişleri Bakanı tarafından verilen kısmen soruşturma izni verilmesine, kısmen soruşturma izni verilmemesine ilişkin 7.4.2003 gün ve Kont. Bşk.2003/113 sayılı karara karşı haklarında soruşturma izni verilenlerden bazı görevlilerin yapmış oldukları itirazlar üzerine dosya incelenerek gereği görüşüldü
4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişilerin, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilecekleri; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunacakları kuralına yer verilmiştir.
4483 sayılı Kanunla memurların işlemiş oldukları suçlarla ilgili olarak il ve ilçe idare kurulları ile Danıştay 2. Dairesine mülga Memurin Muhakematı Hakkında Kanun uyarınca verilen hazırlık soruşturması yapma yetkisinin alındığı ve bu yetkinin artık Cumhuriyet başsavcılıklarına devredildiği, dolayısıyla da yukarıda açık hükmüne yer verilen maddeye de, ön inceleme ile görevlendirilenlerin yapmış oldukları iş ve işlemlerin hazırlık soruşturması olmayıp, hazırlık soruşturmasına esas bilgi ve belgeleri toplamaktan ibaret olduğu kuşkusuzdur.
Ancak ön inceleme ile görevlendirilenlerin, bu iş ve işlemleri yaparken hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini alması gerektiği de yine anılan Yasanın amir hükmüdür. Bu hükmün; hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin vereceği ifade ile suçsuzluğunu ortaya koyması halinde, yargı yerlerinin gereksiz yere meşgul edilmesinin önüne geçilmesi yanında, hakkında suç isnadında bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin de yargı yerleri önünde gereksiz yere zaman kaybederek kamu hizmetinin aksamasının engellenmesini amaçladığında şüphe bulunmamaktadır.
Öte yandan, ön inceleme elemanının kanaatinin oluşmasında en az diğer deliller kadar önemli yer tuttuğunda şüphe bulunmayan hakkında suç isnadında bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesinin alınması aşamasında ise, ön inceleme elemanınca, hakkında ön inceleme yapılana isnat edilen suç veya suçların neler olduğunun açık bir şekilde belirtilmesi ve verilecek sürenin de isnat edilen suç veya suçların nitelik ve niceliğine göre makul ve yeterli olması gerekmektedir.
Başka bir anlatımla; anılan Kanunda hakkında ön inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini ne kadar süre içerisinde vereceği konusunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, Yasa Koyucunun ön inceleme müessesesinden beklediği amacın gerçekleşebilmesi için, bu sürenin hazırlık soruşturması açılıp açılmayacağına ilişkin sağlıklı bir kanaatin oluşmasına katkı yapacak yeterlikte olması kaçınılmazdır.
Dosyanın incelenmesinden, hakkında ön inceleme yapılanların, 1 inci madde 2 alt başlık, 2 nci madde 3 alt başlık, 3 üncü madde 57 adet encümen kararı, 4 üncü madde 8 adet meclis kararı, 5 inci madde 39 adet encümen kararı, 6 ncı madde 15 adet meclis kararı ve 7 nci madde şeklinde 1997-2002 yılları arasını kapsayan toplam 125 ayrı suç konusu belgeden dolayı ön inceleme elemanı tarafından ifadeleri istenirken bu hususlarla ilgili cevap verme süresinin 2 gün ile sınırlandırıldığı görülmekte olup, yukarıca ayrıntısına yer verilen ve nitelik ve nicelik yönünden oldukça ağır bulunan bu suç konusu belgelerle ilgili 2 günlük cevap verme süresinin makul ve yeterli bir süre olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, hakkında suç isnadında bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesinin ön inceleme elemanının kanaatinin oluşmasında en az diğer deliller kadar önemli yer tuttuğu dikkate alındığında, ön inceleme elemanınca kendilerine isnat edilen eylemlerin nitelik ve niceliği esas alınmadan 2 günlük cevap verme süresi tanınması adalet ilkeleriyle bağdaşmadığından, İçişleri Bakanı tarafından verilen kısmen soruşturma izni verilmesine, kısmen soruşturma izni verilmemesine ilişkin 7.4.2003 gün ve Kont. Bşk.2003/113 sayılı kararın, itiraz etmeyen ve hakkında verilen karara itiraz edilmeyen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile ...'e ilişkin kısmı kamu düzeni yönünden olmak üzere, diğer görevlilerin itirazlarının kabulü ile kaldırılmasına ve haklarında ön inceleme yapılan tüm görevlilerin, isnat edilen suçların nitelik ve niceliği de dikkate alınmak suretiyle ön inceleme elemanınca makul ve yeterli bir süre verilerek yeniden ifadeleri alındıktan sonra ön inceleme raporu düzenlenmesi ve Yetkili Merci tarafından yeniden karar verilmesi, verilecek kararın sonucuna göre gerekli tebligatın yapılarak buna ilişkin belgelerle itiraz edilmesi halinde dilekçelerin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine çevrilmesine 12.3.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Hakkında suç isnadında bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesinin ön inceleme elemanının kanaatinin oluşmasında en az diğer deliller kadar önemli yer tuttuğu tartışmasız kabul edilmekle birlikte, dosyanın incelenmesinden, ön inceleme elemanı tarafından haklarında ön inceleme yapılanlara isnat edilen suçlar açık olarak yazılıp bu konularda bilgilerine başvurularak ifadelerinin istenildiği gibi ön inceleme elemanınca verilen cevap süresinin yeterli bulunmaması halinde de haklarında soruşturma izni verilenlerin bu karara karşı 10 günlük itiraz sürelerinin olduğu ve bu aşamada dahi kendilerine isnat edilen suç veya suçlarla ilgili bilgi ve belgeleri sunma imkanlarının bulunduğu; nitekim, yaptıkları itirazlarında da usul ve esasa ait iddialarını belirttikleri anlaşıldığından, işin esasına girilerek dosyanın incelenmesi gerektiği görüşüyle, itirazların usul yönünden kabulü ile Yetkili Merci kararının kaldırılması yolunda oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum. 2. Daire Esas: 2004/137 Karar: 2004/240 Karar Tarih: 12.03.2004
69. İçişleri Bakanı tarafından verilmiş bulunan 25.10.2002 gün ve 466 sayılı karar incelenerek gereği görüşüldü
KARAR : 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde; "Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın birörneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de bu kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet,bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler.Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesi zorunludur.Yukarıdaki fıkraya aykırı bulunan ihbar ve şikayetler, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durumu ihbar veya şikayette bulunana bildirilir" hükmü yer almıştır.Aynı Kanunun 5 inci maddesinde, izin vermeye yetkili merciin, bu kanun kapsamına giren suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı düzenlenmiştir.Olayda ise "yakınıcı İl İdare Kurulu Müdürü ... hakkında verilen İdare Mahkemesi kararını fiilen uygulamamaya yönelik görevlendirmeler yapmak" iddiası ile verilen şikayet dilekçesi üzerine İçişleri Bakanınca 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinden bahisle şikayetin işleme konulmadığı ve kararın şikayette bulunana ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirildiği anlaşılmıştır.Söz konusu şikayet dilekçesindeki iddialar açık olup, şikayet dilekçesinin Kanunun 4 üncü maddesinde aranılan nitelikleri taşıdığı, şikayetin somut olduğu, olay ve yer belirtildiği anlaşıldığından, İçişleri Bakanınca verilen işleme koymama kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın kabulüne,
SONUÇ : 4483 sayılı yasa uyarınca yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin bir karar verilmesi ve gerekli tebligatların yapılması için dosyanın İçişleri Bakanlığına, kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 26.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. 2. Daire Esas: 2003/647 Karar: 2003/1618 Karar Tarih: 26.06.2003
70. İstemin Özeti: Bayındırlık ve İskan Bakanlığından 20.09.2002 gün ve 06 2002 16/4634 sayılı yazı ile gönderilen dosya ve Bayındırlık ve İskan Bakanı tarafından verilen 15.08.2002 gün ve 06 2002 16/3910 sayılı karar ile22.08.2002 derkenar tarihli karar 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü
Dosyanın incelenmesinden, ... hakkında 3. maddeden Bayındırlık ve İskan Bakanı tarafından 15.08.2002 gün ve06 2002 16/3910 sayılı soruşturma izni verilmesine ilişkin kararın, 4483 sayılı Kanunun 9. maddesi hükmü uyarınca adı geçene tebliğ edildiği, ancak itiraz süresi içerisinde yine Bayındırlık ve İskan Bakanı tarafından22.08.2002 tarihli derkenar not ile; anılan kararla verilen soruşturma izninin kaldırıldığı, bu kararın adı geçen ve yakınıcıya tebliğ edilmesi üzerine ... tarafından itiraz hakkının kullanılmadığı, buna karşın yakınıcının,22.08.2002 derkenar tarihli karar ile 15.08.2002 gün ve 06 2002 16/3910 sayılı kar arların incelenerek kaldırılması ve adı geçen hakkında kamu davası açılabilmesi amacıyla gerekli olan yasal iznin verilmesi talebi ile Dairemize itirazda bulunduğu anlaşılmaktadır.4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirten ve izlenecek usulü düzenleyen bir normlar bütünüdür. Anılan Kanunun 3. maddesinde; soruşturma izni verme yetkisine sahip merciiler belirlenmiş; 5. maddesinde, izin vermeye yetkili merciin bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı; 6. maddesinde, ön inceleme ile görevlendirilenlerin bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda, CMUK'a göre işlem yaparak, kendi görüşlerini de içerir bir raporu yetkili merciye sunacakları, yetkili merciinde soruşturma izni verilmesine ya da soruşturma izni verilmemesine karar vereceği; 9. maddesinde de, yetkili merciin, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet Başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildireceği ve bu kararın türüne göre ilgilileri tarafından kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde itiraz edilebileceği; itirazlara ise, 3. maddenin "e", "f, "g" ( Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç ) ve "h" bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesinin, diğerleri için ise yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesinin bakacağı belirtilmiştir.4483 sayılı Kanunun 5. maddesi hükmüne göre izin vermeye yetkili merciiler tarafından ön inceleme emri verilmesi, bu emir doğrultusunda ön inceleme raporu düzenlenmesi ve bu raporun değerlendirilmesi sonucunda3. madde uyarınca verilen yetkinin kullanılması ve sonrasında 9. maddenin işletilmesi, itiraz hakkının kullanılması durumunda da belirtilen idari yargı yerlerince itirazların incelenerek 3. madde uyarınca verilen kararın kesinliğe kavuşturulması anılan Kanunun öngördüğü hukuki süreçtir.Görüleceği üzere 4483 sayılı Kanun, kapsam içine aldığı memurlar ve diğer kamu görevlilerine özgü, CMUK'danayrı ve özel bir ceza soruşturma usulü kanunudur. Gerek soruşturma izni verilmesine kadar, gerekse soruşturma izni verilmesinden sonraki süreç Kanun'da açıkça düzenlenmiş ve verilen soruşturma izinlerinin geri alınabileceğine ilişkin bir hükme ise yer verilmemiştir.Öte yandan, yöntemine uygun verilen ön inceleme emrine dayalı olarak yürütülen ve yetkili merciin bilgi alanı içine girmesi nedeniyle verilen soruşturma izni kararına konu olan memur ya da diğer kamu görevlisinin eyleminin, yetkili merci tarafından soruşturma kapsamı dışına çıkartılması, kamu düzenine aykırı ve kamu vicdanını sarsıcı bir uygulamaya yol açacağından ve 4483 sayılı Kanunda da soruşturma izni kararlarını kaldırma yetkisinin memurlar veya kamu görevlilerinin ilgilerine göre bölge idare mahkemesi veya Danıştay 2. Dairesine verilmiş bulunduğundan, aksine bir düşüncenin kabulü mümkün görülmemektedir.Açıklanan nedenlerle yakınıcı itirazının kabulü ile yetkisiz olarak tesis edilen söz konusu derkenar kararın
kaldırılmasına oyçokluğu ile,4483 sayılı Kanunun 5. maddesinde; Ön incelemenin, izin vermeye yetkili mercii tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırılabileceği, inceleme yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum veya kuruluşunun içerisinden belirlenmesinin esas olduğu, işin özelliğine göre bu merciin, anılan incelemenin başka bir kamu kurum veya kuruluşunun elemanlarıyla yaptırılmasını da ilgili kuruluştan isteyebileceği, bu isteğin yerine getirilmesinin ilgili kuruluşun takdirine bağlı olduğu belirtilmektedir.Dosyanın incelenmesinden, 05.04.1991 gün ve 20836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğünün 4. maddesi uyarınca Bakan'a doğrudan bağlı, Bakan adına inceleme ve soruşturma yapmak ve anılan Tüzüğün 7. maddesi uyarınca Teftiş Kurulunu yönetmekle görevli olan Teftiş Kurulu Başkanı hakkındaki ön incelemenin, 4483 sayılı Kanunun 5. maddesi hükmüne aykırı biçimde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ile Teftiş Kurulu Başkanının maiyetinde görev yapan Başmüfettişler tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, yakınıcı ... tarafından yapılan itirazın kabulü ile Bayındırlık ve İskan Bakanınca adı geçenler hakkında verilen 15.08.2002 gün ve 06 2002 16/3910 sayılı karar ile 22.08.2002 günlü derkenar kararın kaldırılmasına, yetkili merci tarafından bizzat ya da 4483 sayılı Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrası hükmüne uygun biçimde görevlendirilecek denetim elemanı marifetiyle, yeniden tüm görevliler hakkında öninceleme yaptırılması, adı geçenler hakkında soruşturma izni verilmesi ya da soruşturma izni verilmemesi yolunda bir karar verilmesi, gerekli tebligatların yapılması ve itiraz edilmesi halinde dilekçenin eklenerek gönderilmesi için dosyanın yerine çevrilmesine 24.10.2002 gününde, soruşturma izni kararının geri alınamayacağı gerekçesi yönünden oyçokluğu, diğer gerekçe yönünden oybirliği ile karar verildi.
AYRIŞIK OY : 4483 sayılı Yasa ile memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar yönünden Cumhuriyet Savcılığınca hazırlık soruşturması yapılabilmesi, Yasanın 3. maddesinde sayılan idari merciler tarafından soruşturma izni verilmesi şartına bağlı kılınmıştır. Bu izin konusunda herhangi bir keyfiliği önlemek amacıyla Yasanın 9. maddesinde itiraz prosedürü getirilmiştir. Yasada idari merciin, soruşturma izni konusunda ki kararını geri alıp alamayacağı hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Anılan Yasa gereği idari mercilerce verilen iznin; ceza kovuşturması dışında idare alanında verilen bir karar olması nedeniyle,idarenin hukuka aykırı olduğunu saptadığı bir kararını aksine yasal bir düzenleme olmadığı sürece doğurduğu hukuki sonuçları göz önüne almak suretiyle resen kaldırabilmesi, hukuka uygun idare ilkesinin gereği olduğundan, bu iznin idarece resen kaldırabileceği konusunda yasal bir düzenleme bulunmamasının, engel teşkil etmeyeceği aşikardır.Ancak verilen bir soruşturma izninin kaldırılabilmesinin, 4483 sayılı Yasanın ruhuna ve getirilen prosedüre aykırı olmaması ile mümkündür. Bu nedenle verilen bir kararın ilgililere tebliğinden sonra itiraz süresi içinde kaldırılması ve soruşturma izni verilmemesi yolunda bilahare tesis edilen kararın, Savcılığa ve şikayetçilere tebliği halinde bu tür uygulamanın yasaya aykırılık teşkil etmeyeceği açıktır. Söz konusu olayda da ...'ın itirazının bu süre içinde yapıldığı anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenle soruşturma izni kararının geri alınamayacağı yolundaki çoğunluk gerekçelerine bu yönden katılmıyorum. 2. Daire Esas: 2002/932 Karar: 2002/3581 Karar Tarih: 24.10.2002
71. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde; "Cumhuriyet Başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.
Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de bu kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler.
Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikayetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikayetlerde kişi ve/veya olay belirtilmesi zorunludur,
Yukarıdaki fıkraya aykırı bulunan ihbar ve şikayetler, Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durumu ihbar veya şikayette bulunana bildirilir" hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun 5 inci maddesinde, izin vermeye yetkili merciin, bu kanun kapsamına giren suç işlendiğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı düzenlenmiştir.
Olayda ise "Yakınıcının ... İli,... İlçesi,... Köyünde bulunan 1. Derece Sit Alanı içinde kalan 2144 parsel sayılı taşınmazına karşılık, Hazineye ait 1 ada, 7 ve 8 no'lu taşınmazların takası talebinin reddine ilişkin işlemi iptal eden Adana 1. İdare Mahkemesinin 8.10.1999 gün ve E: 1998/981, K: 1999/980 sayılı kararının uygulanmadığı" iddiası ile verilen şikayet dilekçesi üzerine Maliye Bakanınca şikayetin işleme konulmayarak "ön inceleme yapılmamasına" karar verildiği anlaşılmıştır.
Söz konusu şikayet dilekçesindeki iddialar açık olup, şikayet dilekçesinin Kanunun 4 üncü maddesinde aranılan nitelikler: taşıdığı, şikayetin somut olduğu, olay ve yer belirtildiği anlaşıldığından, Maliye Bakanınca verilen işleme koymama kararına yakıma vekillerince yapılan itirazın kabulüne ve verilen kararın kaldırılmasına,
4483 sayılı yasa uyarınca yetkili merci tarafından ön inceleme emri verilmesi, ön inceleme raporu düzenlenmesi ve yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin bir karar verilmesi ve gerekli tebligatın yapılması için evrakın Maliye Bakanlığına, kararın bir örneğinin bilgi için yakınıcı vekillerine gönderilmesine 16.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. 2. Daire Esas: 2004/35 Karar: 2004/60 Karar Tarih: 16.01.2004
72.
T.C. YARGITAY
Ceza Genel Kurulu
Esas: 2004/2-10
Karar: 2004/40
Karar Tarihi: 17.02.2004
ÖZET:Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki 4483 sayılı Yasanın, suç yönünden kapsamı belirleyen "görev sebebiyle işlenen suç kavramı, memuriyet görevinden doğan, görev ile bağlantılı ve görevden yararlanarak işlenebilen suçları, başka bir anlatımla sadece memurlar tarafından işlenebilen, failin memur olmasının suç tipinde kurucu unsur olarak öngörüldüğü suçları ifade eder. Öğrencisi olan mağdura yönelik bıçakla etkili eyleme kalkışma suçundan sanık öğretmen hakkında soruşturma yapılabilmesi için 4483 sayılı Yasa uyarınca idari merciden izin alınması gerekmez.
(4483 S. K. m. 1, 3) (765 S. K. m. 456, 457) (5237 S. K. m. 86, 87, 88, 89)
Bıçakla etkili eyleme tam kalkışma suçundan sanık Alpaslan'ın TCY.nın 456/4, 62, 457/1, 59/son, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 208.802.880 TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine, suçta kullandığı çakı bıçağının TCY.nın 36. maddesi uyarınca zoralımına ilişkin (Keskin Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 27.6.2001 gün ve 52-89 sayılı hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay ikinci Ceza Dairesince 30.10.2003 gün ve 13989-13485 sayı ile;
"Sanık Alpaslan'ın diğer sanık Mesut'un öğretmeni olduğu, sınıfta huzursuzluk yapması nedeniyle sanık Mesut'u disiplin kuruluna verdiği, bunun üzerine olay tarihinde sanıklar Kazım, Mesut ve Taner'in öğretmenin oturduğu lojmana gittikleri, sanık Mesut'un sanık Alpaslan'a okul müdürünün çağırdığını söylediği, daha sonra kapıyı zorladığı, bu esnada Alpaslan'ın elindeki bıçakla hamle yaptığı belirtilmiş olmasına göre sanığın eyleminin görevden kaynaklandığının anlaşılması karşısında, 4483 sayılı Kanunun 1-3. maddeleri gereğince soruşturma izni alınmadan genel hükümlere göre açılan davada yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise bu karar karşı 12.1.2004 gün ve 128500 sayı ile;
"Konu ile ilgili 4483 sayılı Yasa hükümleri şu şekildedir:
Amaç
Madde 1- Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektir.
Kapsam
Madde 2- Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır.
Görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler saklıdır.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir. Disiplin hükümleri saklıdır.
Kanunun TBMM'ne sevk edilen genel gerekçesinde: "...Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri kamusal yetki ve usuller kullanılmak suretiyle ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle doğrudan doğruya ceza kovuşturmasına tabi tutulmaları, kamu hizmetinin işleyişinde aksamalara ve kamu otoritesinin saygınlığının zedelenmesine yol açabilir. Bu sakıncaları gidermek, memurlar ve diğer kamu görevlilerini asılsız isnat ve iftiralar karşısında korumak için bunların görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında adli makamların kovuşturma yapmasından önce idarenin bir inceleme yapmasını ve bu incelemenin sonucuna göre olayın yetkili ve görevli adli mercie intikal ettirilmesini öngören sistemler geliştirilmiştir.... (4483 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kaldırılan) Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat... konu ve kapsam yönünden de sakıncalar taşımaktadır. Bu sakıncalar görev sırasında işlenen, ancak görevle ilgisi bulunmayan suçların da bu kanun kapsamında bulunması nedeniyle belirtilen suçlar hakkında adli mercilerce doğrudan soruşturma yapılmasına olanak verilmemesi... olarak özetlenebilir... Belirtilen sakıncaları gidermek için... görev sırasında işlenen fakat görevle ilgisi bulunmayan suçlar kapsam dışı bırakılmak suretiyle sistemin uygulama alanının daraltılması öngörülmüştür..." denilmektedir.
Bu yasal düzenlemeler ve genel gerekçe karşısında, 4483 sayılı Yasanın uygulanabilmesi için kamu görevlisine yürürlükteki yasal hükümler çerçevesinde bir görev verilmiş olması ve kamu görevlisinin de bu görevini ifa ederken bir suç işlemesi gerekir. Diğer bir ifade ile yasa koyucunun 4483 sayılı Yasanın genel gerekçesinde belirttiği gibi; görev sırasında işlenen ve fakat görevle ilgisi bulunmayan suçlar için bu yasa hükümleri uygulanamaz. Aksi düşünce memurun görevinden doğan veya görevi sırasında işledikleri suçlar için uygulanacağını kabul eden fakat yürürlükten kaldırılan Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat'ın benimsediği, yürürlükten kaldırılan eski sistemin kabulünü gerektirir ki yasa koyucunun amacı bu değildir. Yasa koyucu amacının bu olmadığını da açıkça "görevle ilgisi bulunmayan suçlar kapsam dışı bırakılmıştır" diyerek vurgulamıştır. Başka bir anlatımla"...yeni yasa memurların görevlerini yaptıkları sırada işledikleri suçları dışlayarak yalnız görevleri sebebiyle işledikleri suçları kapsamına almıştır...(Erol Çetin, Açıklamalı ve İçtihatlı Ceza Hukukunda ve Özel Memur, Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılama Usulü ve Memur Suçları, 2000, s.392). Memurların işledikleri suçların görevleriyle bağlantısı olup olmaması nedeniyle üç grup içinde toplama olanaklıdır. Bunlardan birincisi görev nedeniyle işlenen suç, ikincisi görev sırasında işlenen suç, üçüncü kişisel suçtur. Üçüncü gruba giren kişisel suçlar bir memurun bir markette alışveriş yaparken satıcıya sövmesi gibi yaptığı görevle hiçbir bağlantısı olmayan suçlar olduğundan 4483 sayılı Yasa kapsamı dışındadır (age sh. 401). Yine anılan Yazara göre "... görev sebebiyle işlenen suç memurun yasal düzenlemelerle kendisine verilen görevlerinden doğan ve bu görevleriyle ilgili olan suç demektir. Bunlarla işlenen suç ile görev arasında bir nedensellik bağı vardır ve suç görevin sonucu olarak ortaya çıkar. Görev sırasında işlenen suç ise, memurun göreviyle ilgili olmayan, görevin yapıldığı sırada işlenen suç demektir... Bir nüfus memurunun bütün belgeler verildiği halde, yeni doğan bir çocuğun kaydını uzun süre yapmama eylemi yaptığı görevden doğduğundan görev sebebiyle işlenen suça, makamında çalışırken, bu kaydın gecikme nedenini soran çocuğun babasını dövmesi görev sırasında işlenen suça örnektir... (age. s. 402).
Bu açıklamaların ışığı altında somut olaya baktığımızda:
Yüksek Mahkemece, sanık öğretmenin, müşteki Mesut'u sınıfta disiplinsizlik yaptığı gerekçesiyle disiplin kuruluna verdiği, buna kızan müşteki ve arkadaşlarının sanık öğretmenin oturduğu lojmana gittikleri ve burada yakınıcı Mesut'un öğretmenin lojman kapısını zorlaması üzerine, sanığın elindeki bıçakla hamle yaptığı kabul edilmiştir.
Bu kabul karşısında olayda sanık öğretmene yasal düzenlemeler çerçevesinde "adam yaralama" gibi verilmiş bir görev bulunmamaktadır. Böyle bir görev söz konusu olmadığına göre, olayda görev sebebiyle işlenen bir suç, 4483 sayılı Yasa gereğince yapılması gereken bir ön inceleme de söz konusu değildir. Eğer aksi düşünce kabul edilecek olursa, öğretmen olan sanığın, yakınıcıya karşı etkili eyleme kalkışma suçunu işlemeyip, öldürmesi halinde dahi (suçüstü hükümleri dışında) 4483 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerekecektir ki bu da yukarıda belirttiğimiz, yasa koyucunun amacına uygun değildir. Olayda sanık öğretmenin, yakınıcının da aralarında bulunduğu bazı öğrencileri disiplin kuruluna vermesinden sonra, yakınıcı ve arkadaşlarının lojmana gelip içeri girmek İstemeleri üzerine, diğer bir ifade ile bu kişisel nedenle işlenen bir suç söz konusu olup kişisel suçlarda anılan yasa kapsamı dışındadır. Diğer taraftan yapılan görevle işlenen suç arasında nedensellik bağı da bulunmamaktadır. Aksi kabul, yasa koyucunun sistemin uygulama alanının daraltılması, doğrudan görev sebebiyle işlenen suçlarda 4483 sayılı Yasanın uygulanması gerektiği yolundaki öngörüsüne de aykırı olacaktır" görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak, bozma kararının kaldırılmasına, dosyanın esasa ilişkin inceleme yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Öğretmen olan sanığın öğrencisine yönelik etkili eyleme tam kalkışma suçundan TCY.nın 456/4, 62, 457/1, 59/son, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, yüklenen suç nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılabilmesi bakımından 4483 sayılı Yasa uyarınca son soruşturmanın açılmasına dair izin alınmasına gerek bulunup bulunmadığı hususundadır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından, memurlar ve kamu görevlilerinin yargılanmaları ile ilgili özel hükümler içeren 4483 sayılı Yasadaki düzenlemenin, konunun tarihsel boyutu ve memurların yargılanmasına ilişkin hukuki düzenlemelerin zaman içinde geçirdiği değişiklikler de dikkate alınarak incelenip değerlendirilmesi gerekir.
Suçun öğrenilmesinden hükmün kesinleşmesine kadar sanık hakkında yapılacak bütün işlemlerin adli makamlar ve görevlilerce yapılması genel kuraldır. Memurlar ve kamu görevlilerinin, bu genel prensibin İstisnasını oluşturacak biçimde, ayrı bir yargılama rejimine tabi kılınmaları konusu ise geçmişten günümüze daima tartışma konusu olmuştur.
Erkler ayrılığı ilkesinden yola çıkarak, kamu gücü, kamu hizmeti, kamu hizmetlerine yön veren ilkeler ve korunan değerler, kamu hizmeti ilkelerini çiğnemenin doğurduğu zararlar, kamu personeli anlayışı ve devletin genel ve kamu yönetimine ilişkin özel rejimi gözetildiğinde, memur sorumluluğu açısından iki büyük üst sistem karşımıza çıkmaktadır, İngiltere'de gelişen birinci sistemde, kamu personelinin gereksiz yakınmalara konu olamayacağı inancı yerleşmiş, o nedenle yargısal güvenceyle yetinilmiştir. Yargısal güvenceden amaç memurun yargılanmasını bağımsız yargı organına bırakmaktır. Ancak geniş anlamda yargısal güvence; bunun yanı sıra, memurun ve dolayısıyla yönetimin çeşitli biçimde korunmasını gerektirmektedir. Çağcıl devletlerin ceza yasalarında, kamu yönetiminin saygınlığını korumak ve düzenli işlemesini sağlamak için, memurlara karşı işlenen ya da memurların işledikleri suçların cezası daha ağırdır. Devlet, memurunu yeterince koruyamazsa bunun sonuçlarına katlanmak zorundadır. Çağcıl hukuk devletinde yargıçlar, savcılar gibi kimi görevliler için çok sınırlı ve temel hukuksal ilkelere dayanılmak koşuluyla özel yargılama yöntemlerinin öngörülmesi olağan bir durumdur. Öte yandan memur da, haklarıyla ya da kendine karşı yapılan disiplin soruşturmalarıyla ilgili olarak yargı önünde hak arama özgürlüğüne sahiptir (Doç. Dr. Sami Selçuk, Memur Yargılaması Hakkında, 1997, s. 18).
Buna karşılık Kara Avrupa'sında görevlilerin, dolayısıyla yönetimin üzücü suçlamalarla yaratılacağından kaygıya düşüldüğü için, yargısal güvencenin yanı sıra, yönetsel güvenceye de gerek duyulmuştur. Geniş anlamda yönetsel güvence, hem kamu personelinin statüsüyle ve yükümlülükleriyle ilgili olarak kendine sağlanan, örneğin, kendisiyle ilgili kararlara katılma gibi haklarını ve hem de hakkında cezai bir kovuşturma açılabilmesini belli yöntemlere bağlamayı anlatır. Dar anlamda ise yalnızca cezai kovuşturmada, adli yargıdan önce, belli bir yönteme bağlı olmaktık anlaşılır (Sami Selçuk, age, sh 19). Yönetsel güvence üst sistemi, kamu yönetiminin kendisini korumak, saygınlığının örselenmesini önlemek kaygılarından doğmuştur ve son çözümlemede kamu davasının koşulu olmaktadır.
Yönetsel güvencenin temel alındığı sistemlere memurların yargılanma usulü ile ilgili olarak üç sistem uygulanmıştır.
1. Muhakeme sistemi: Hem ön soruşturma hem de son soruşturmanın idare tarafından yapıldığı bu sistem, ülkemizde 1871 (1288) tarihli Memurin Muhakematına Dair Nizamname ile kabul edilmişti. Bu Nizamnameye göre memur suçlarının takibi hazırlık soruşturmasından hükmün kesinleşmesine kadar idari makamlar tarafından gerçekleştirilmekteydi.
2. Tahkik sistemi: Bu sisteme göre ön soruşturma yönetsel makamlar tarafından yapılmakta, son soruşturma gerekli görüldüğünde iş mahkemeye havale edilmektedir. 1329 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat ile Yargıtay Yasası (46. md) bu sistemi benimsemişlerdir.
3. izin sistemi: Bu sistemde suçun kovuşturulması yetkili bir merciin iznine bağlanmıştır. Hakimler Yasasının (82. md), yürürlükten kaldırılan 1609 sayılı Yasanın, TCY.nın 160/2 ve 173. maddelerinin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 129/son maddesinin ve nihayet 4483 sayılı Yasanın benimsedikleri sistem buna örnektir (Yrd. Doç. Dr. Hamide Zafer, 4483 sayı ve 2.12.1999 tarihli "Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un Değerlendirilmesi, İstanbul Barosu Dergisi, 2000, sy. 4, s.983) "izin" sistemine hemen her ülkede ve fakat yalnızca yargıçlar gibi görevliler için çok sınırlı olarak rastlanmaktadır (Sami Selçuk, age, s. 21).
Yönetsel güvence sistemi, merkezi devlet sistemini benimseyen ülkelerde, yönetimi koruma kaygısıyla ortaya çıkmıştır. Uygulama ise başarılı olmamış, devleti korumak şöyle dursun, ona olan güveni sarsmış, devleti zayıflatmıştır. Buna karşılık merkezi devlet sistemine uzak kalan Anglosakson ülkeler ise, yargısal güvence sistemini benimsemişlerdir.
Memur yargılaması ile ilgili olarak ülkemiz hukukundaki gelişimi ve mevcut sistemler içindeki yerini inceleyecek olursak;
1871 (1288) tarihli Memurin Muhakematına Dair Nizamname ile muhakeme sistemi kabul edilmişti. Bu Nizamnameye göre, ön soruşturma idare tarafından yapıldığı gibi, son soruşturma da yine idare tarafından yapılmakta ve ceza idare mahkemelerince verilmekteydi. Sonuçta cezayı tayin edenler idare kurulları idi. Bu kurulların mahkumiyet kararlarına karşı da, daha yüksek idare kurullarına başvurulmaktaydı (Prof. Dr. Öztekin Tosun, Memurların Suçlarında Özel Muhakeme Kuralları, Adalet Dergisi, 1984, sy. 1-2, s. 14).
1913 tarihinde bu kez bir Yasa ile memurların işledikleri suçlarda izlenecek yargılama kuralları yeniden düzenlenmiştir. Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat isimli bu Yasa 1876 Anayasası döneminde kabul edilmiş olan geçici yasalardan olduğundan, Hükümetçe yapılmış, ancak o dönemde Meclis tarafından tasdik edilmediği için aynı adla 1999 yılında kaldırılana değin uygulanmıştır. Yargılama birliği prensibinden etkilenilerek çıkarıldığı düşünülen bu Yasanın önceki Nizamnameden ayrıldığı başlıca nokta, son soruşturmanın yapılmasını adli mahkemelere bırakması olmuştur. Bu yasa ile birlikte memur yargılaması açısından ülkemizde tahkik sistemine geçilmiştir.
Anılan Yasanın 1. maddesinde; memurların memuriyet görevlerinden doğan yada görevlerini yaptıkları sırada işledikleri suçlarından dolayı yargılanmalarının, yasada öngörülen koşullar altında adliye mahkemelerine ait olacağı belirtilmekteydi. Böylece maddede, Yasanın uygulama alanı hem kişi hem de konu bakımından gösterilmişti.
MMHKM uyarınca soruşturma yapılabilmesi için, suç oluşturan eylem ya görevle bağlantılı olmalı yada görev sırasında İstenmelidir. Aksi takdirde, kovuşturma genel hükümlere göre yapılacaktır. Görüldüğü üzere, Yasanın uygulama alanı oldukça geniş tutulmuştur.
Ancak zaman içinde, bazı özel yasalarla kimi suçlar MMHKM dışına çıkarılmış, yargılama alanında memur kavramını daraltan yargısal kararlar verilmiş ve nihayet öğretide de bu Yasa aleyhinde gitgide güçlenen bir akım kendisini göstermiştir. Böylelikle, memurların yargılanması ile ilgili özel düzenlemenin uygulama alanı daralmış, memur soruşturması konusunda genel hükümlere yaklaşan bir gelişme gözlenmiştir.
1913 tarihli MMHKM'ın uygulama alanını daraltmaya yönelik yasal düzenlemelerden ilki CYUY.nın 154. maddesinde gerçekleştirilmiş, savcıların emrini yerine getirmek durumunda olan devlet memurlarının ve zabıta memurlarının işledikleri suçlarda savcıların MMHKM hükümlerinin yerine getirilmesine gerek görmeden doğrudan doğruya ceza davası açabilmesi imkanı getirilmiştir. Ardından, 1930 tarihli ve 1609 sayılı Yasa ile, bu Yasada sayılan bir kısım suçlar yönünden MMHKM hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek, bu suçlar yönünden tahkik sistemi yerine izin sistemi getirilmiştir. Ayrıca sonradan kabul edilen, 5816 sayılı Atatürk Aleyhine işlenen Suçlar Hakkında Yasa (3. md), 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Yasa (174 ve 179. md.), 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası (Değişik 13 ve 15. md) ve 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasalar (2/7 ve 9. md.) kapsamındaki suçların, C. Savcılarınca kovuşturulacağı esası kabul edilmiştir. Sıkıyönetim Yasasının kapsamına giren suçlar ise askeri mahkemelerde görülecektir. Böylelikle, MMHKM ile getirilen sistemin uygulama alanı daha da daraltılmıştır.
Öte yandan, tahkik sisteminden izin sistemine geçişin öncü uygulaması olarak görülen 15.5.1930 tarihli 1609 sayılı Bazı Cürümlerinden Dolayı Memurlar ve Şerikleri Hakkında Takip ve Muhakeme Usulüne Dair Yasanın 1.maddesi ile, irtikap, rüşvet, ihtilas, zimmet, gerek doğrudan doğruya ve gerek memuriyet vazifesini suistimal ederek kaçakçılık, resmen vuku bulan müzayede ve münakaşalara ve alım satıma fesat karıştırma ve Devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme veya bu suçlara iştirakten sanık olan memurlar hakkında Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerinin uygulanmaması kabul edilmişti. Ancak bu cürümlerden haberdar olan Cumhuriyet savcıları sanığın ifadesini almaksızın keyfiyeti Yasada belirtilen idari makama bildirir ve soruşturmaya devam ederek dava açabilmek için izin İsterdi. Bu Yasa 4 Mayıs 1990 tarihinde yürürlüğe giren 3628 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır. 3626 sayılı Yasanın 19. maddesine göre, "Cumhuriyet savcısı 17. maddede sayılan suçların işlendiğini öğrendiğinde, sanıklar hakkında doğrudan doğruya ve bizzat soruşturmaya başlamakla beraber, durumu atamaya yetkili amirine veya Yasanın 8. maddesinde gösterilen mercilere" bildirecektir. Görüleceği üzere, 3628 sayılı Yasa ile birlikte, savcıya memurlar tarafından işlenen ve bu Yasada sınırlı olarak sayılan suçlar yönünden izin almadan sadece keyfiyeti ilgili idari makama bildirmek şartıyla iddianame ile dava açabilme yetkisi verilmiş, böylelikle bu suçlar yönünden "izin" sistemi terk edilerek "bildirim" sistemine geçilmiş, bunların dışında kalan suçlar bakımından tahkik sisteminin uygulanmasına devam edilmiştir.
Öte yandan, ülkemizde memur yargılamasına temel oluşturan hükümlerden biri de 1982 Anayasasının 129. maddesinin son fıkrasında yer almaktadır. Bu hükme göre; "Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia olunan suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen İstisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır". Nitekim, tahkik sisteminden "izin" sistemine geçişin temel dayanaklarından birisini oluşturan bu Anayasal hüküm doğrultusunda sonradan 4483 sayılı Yasa çıkarılmıştır. 3.12.1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasa ile, memurlar ve kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturma yapılabilmesi, "izin" şartına bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere, gerek geçmişte yönetsel güvence sistemini temel alan çeşitli ülkelerdeki gelişimin gerekse ülkemizdeki gelişimin, memurların yargılanması konusunda özel kurallar konulmasından vazgeçilmesi yada uygulama alanının daraltılması suretiyle, genel hükümlerin uygulanmasına doğru bir yöneliş gösterdiği anlaşılmaktadır.
Nitekim MMHKM'ın kaldırılması nedenleri 4483 sayılı Yasanın genel gerekçesinde; "....Adı geçen Kanun, getirdiği sistemdeki soruşturma aşamalarının çokluğu ve bu aşamalarda görev alanlarının yetersizliği sebebiyle soruşturmaların uzamasına ve sürüncemede kalmasına neden olmakta, bazen de bu süreçte zamanaşımının dolması nedeniyle suçun cezasız kalmasına yol açmaktadır.
Aynı Kanun, konu ve kapsam yönünden de sakıncalar taşımaktadır. Bu sakıncalar, görev sırasında işlenen, ancak görevle ilgisi bulunmayan suçların da bu Kanun kapsamında bulunması nedeniyle belirtilen suçlar hakkında adli mercilerce doğrudan soruşturma yapılmasına olanak verilmemesi, ayrıca Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin 8.8.1941 tarih ve 1255 sayılı yorum kararı uyarınca Türk Ceza Kanununun memur saydığı kişilere de uygulanması başka bir deyişle, memuriyet statüsünde bulunmayan kişilere de teşmil edilmesi nedeniyle çok geniş bir personel grubunu sistemin içine dahil etmesi olarak özetlenebilir.
Belirtilen sakıncaları gidermek için bu Tasarı ile ceza kovuşturması açılmadan önce idare tarafından yapılacak ön incelemeye göre karar verilmesi esası getirilmiş, böylece soruşturmanın kurullar elinde sürüncemede kalması önlenmiş; ayrıca Tasarı kapsamındaki "memurlar ve diğer kamu görevlileri" kavramı açıklığa kavuşturulmak, görev sırasında işlenen, fakat görevle ilgisi bulunmayan suçlar kapsam dışı bırakılmak suretiyle sistemin uygulama alanının daraltılması öngörülmüştür...." denilerek açıklanmıştır.
4483 sayılı Yasanın amacı 1. maddesinde; "...memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemek" olarak tanımlanmıştır. Anılan madde gerekçesinde ise; "Bu amacın, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin sadece görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmesinin yetkili merciin izin vermesine bağlı bulunduğu ve bu izinle ilgili usulü düzenlemek olduğu" belirtilmiştir.
Yasanın kapsamını belirleyen 2. maddesinde de; "Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır" hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, 4483 sayılı Yasanın kapsadığı suçlar, memurlar ve kamu görevlilerinin "görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda sınırlandırılmıştır.
Ceza Yasamız ise yüklenilen kamu görevi nedeniyle sahip olunan "memurluk sıfatını" çeşitli yönlerden nazara almış ve bu sıfata hukuki sonuçlar bağlamıştır. Memurluk sıfatı her şeyden önce suç faili olabilme yönünden önemlidir. Nitekim bir kısım suçları ancak bu sıfatı taşıyan kişiler işleyebilir, örneğin Devlet idaresine karşı cürümlerin bir çoğu bu tür suçlardır. Failin memur olması bazen de cezayı ağırlaştıran bir neden sayılmıştır. Örneğin;TCY.nın 174 ve 251. maddelerinde olduğu gibi (Erem-Toroslu, Ankara 2000, 8. baskı, s. 149).
Öte yandan öğretide, memurlar tarafından işlenen suçların iki kısma ayrıldığı belirtilerek, bunlardan birinin gerçek memur suçları, diğerinin ise görünüşte memur suçları olduğu görüşü dile getirilmiş, gerçek memur suçlarında failin memurluk sıfatının suç tipinde kurucu unsur olduğu, görünüşte memur suçlarında ise esasen bu suça benzer suçun yasada düzenlendiği, ancak failin memurluk sıfatının bir bakımına bu suçun ağırlatıcı nedeni olduğu, örneğin gerçek memur suçlarından olan kamu hizmetlerine hile karıştırma suçunun (md. 205) yalnız memur tarafından işlenebileceği, oysa fertlere karşı kötü muamelenin memurlar ya da herhangi biri tarafından gerçekleştirilebileceği ifade edilmiştir (Prof. Dr. Ayhan Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 1994, 4. Baskı, s. 89 vd.).
4483 sayılı Yasanı ana fikri (ratio legis), memurların soruşturması ile ilgili kuralların dünyada ve ülkemizde geçirdiği evrim, yasa koyucunun görev sırasında işlenen ancak görevle ilgisi bulunmayan suçları kapsamdan çıkarmak suretiyle memur soruşturmaları ile ilgili özel düzenlemenin kapsamını daraltmak İstemesi gibi hususlar dikkate alındığında, Yasada geçen "görev sebebiyle işlenen suç" kavramının, memuriyet görevinden doğan, görev ile bağlantılı ve görevden yararlanılarak işlenebilen suçları, başka bir anlatımla sadece memurlar tarafından işlenebilen, failin memur olmasının suç tipinde kurucu unsur olarak öngörüldüğü suçları ifade ettiği sonucuna varılmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olayı incelediğimizde;
Disiplinsiz davranışları nedeniyle durumunu disiplin kuruluna bildirdiği öğrencisinin bir hafta sonra oturduğu lojmanın kapısına gelerek önce okul müdürünün kendisini çağırdığını söylemesi, ardından da babasının kendisiyle görüşmek İstediğinden bahisle dışarı çağırması üzerine, bıçak çekip öğrencisi Mesut'a saldırarak bir süre kovaladığı iddiası ile hakkında kamu davası açılan sanığa yüklenen etkili eyleme kalkışma suçu görev sebebiyle işlenen suçlardan olmadığından, 4483 sayılı Yasa uyarınca son soruşturma açılması için idari mercilerden izin alınmasına gerek bulunmayıp, davanın genel hükümlere göre açılması gereklidir. Bu itibarla, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü ile Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, dosyanın esasının incelenmesi için Özel daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç : Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, Yargıtay ikinci Ceza Dairesinin 30.10.2003 gün ve 13989-13485 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, esasa ilişkin inceleme yapılması için dosyanın Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 17.2.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Son Güncelleme (Pazar, 23 Mayıs 2010 14:13)













