YÜZ KIZARTACI SUÇ
1. Özet : İdarenin bir suçun yüz kızartıcı suç niteliğinde bulunup bulunmadığını tesbitteki takdir yetkisinin mutlak olmadığı Hk.
Karar :
Temyiz isteminde Bulunan (Davacı): ..............
Karşı Taraf : Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü
isteğin Özeti : ........... idare Mahkemesinin 17.3.1987 günlü, E:1986/378, K:1987/138 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Zeynep Yılmaz
Danıştay Savcısı : Hikmet Yaşar
Düşüncesi : SSK ........... Hastanesi şoförü olan davacının, zina suçundan dolayı mahkum olması sebebiyle kurumla ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davayı, yüz kızartıcı suç sayılan zinadan dolayı ........... Asliye Ceza Mahkemesince mahkumiyetine karar verilen davacının, personel yönetmeliğinin 141/d maddesine göre kurumla ilişiğinin kesilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden ........... idare Mahkemesinin 17.3.1987 gün ve 138 sayılı kararının, zina suçu nedeniyle verilen 5 ay hapis cezasının paraya çevrildiğini, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkındaki Kanunun 3355 sayılı Kanunla değişik 4. maddesinin 4. fıkrasında uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir denildiğine göre yüz kızartıcı olmayan ve para cezasına çevrilen bir mahkumiyetten dolayı kurumla ilişiğinin kesilemiyeceğini ileri sürerek temyizen bozulmasını istemektedir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Kurumu Personel Yönetmeliğinde, memuriyete alınma şartları sayılmış olup bu şartlan taşımadığı sonradan anlaşılan veya bu şartları kaybedenlerin görevlerine son verileceği izahtan vareste bulunmaktadır.
Memuriyete alınma şartlan arasında 6 aydan fazla veya yüz kızartıcı suçtan dolayı hapis cezasıyla hükümlü bulunmamak sayılmıştır.
Davacı 6 aydan fazla hapis cezası ile hükümlü bulunmamaktadır. Kaldıki davacı zina suçundan dolayı 5 ay hapis cezasına mahkum edilmişse de bu cezanın paraya çevrildiği, 647 sayılı Kanunun 3355 sayılı kanunla değişik 4. maddesinde, uygulamada asıl mahkumiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası olduğu belirtildiği cihetle ortada hapis cezasının varlığından söz etmeye de kanunen imkan bulunmamaktadır.
Diğer taraftan zina suçunun, yüz kızartıcı suçlardan sayılmadığı Danıştay 5. Dairesinin tebellür etmiş içtihatları arasında yer almıştır.
Bu durumda yüz kızartıcı suçlardan sayılmayan ve para cezası ile mahkumiyetine neden olan zina suçundan dolayı davacının memuriyete alınma şartlarından birini taşımadığının sonradan anlaşıldığı veya bu şartlardan birini kaybettiği hususu söz konusu olmadığı cihetle kurumla ilişiğinin kesilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu itibarla davacının mahkum olduğundan bahisle yönetmeliğinin 141/d hükmü uyarınca davayı reddeden ........... idare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince 2577 Sayılı Yasanın 17. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği düşünüldü:
Zina suçundan dolayı 5 ay hapis cezasına mahkum olan ancak cezası 45.000.- lira ağır para cezasına çevrilen davacı, bu suç nedeniyle görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
........... idare Mahkemesinin 17.3.1987 günlü, E:1986/378, K:1987/138 sayılı kararıyla, davanın ........... Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.1985 günlü, E:1985/402, K: 1985/480 sayılı kesinleşen kararı ile zina suçundan dolayı 6 ay hapis cezası ile tecziye edilen davacının Sosyal Sigortalar Kurumu Personel Yönetmeliğinin 141. maddesinin (d) fıkrası gereğince Kurumla ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açıldığı, adı geçen Yönetmeliğin 141. maddesinin (d) fıkrasında görevlerine ilişkin olsun veya olmasın yargılama sonunda mahkumiyetine karar verilenlerin kurumla ilişkilerinin kesileceğinin kurala bağlandığı, dava dosyasının incelenmesinden davacının zina suçundan dolayı ........... Asliye Ceza Mahkemesince 6 ay hapis cezası ile tecziye edildiği ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı zina suçunun yüz kızartıcı nitelikte suç olması karşısında dava konusu işlemde mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı, 3355 sayılı Yasada "Uygulamada asıl mahkumiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası" olduğunun belirtildiğini, Devlet Memurları Kanununa göre zina yüz kızartıcı suçlardan olmadığı halde uygulanan yönetmelik maddesinin daha fazla sınırlama getirdiğini öne sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Anayasanın 124. maddesinin 2. fıkrasında "Hangi Yönetmeliklerin Resmi Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir." hükmü yer almış olup, bu hüküm uyarınca yürürlüğe konulan ve Resmi Gazetede yayımlanacak olan yönetmelikleri saptayan 3011 sayılı Kanunun 1. maddesinde, Bakanlıkların çıkaracağı kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan yönetmeliklerin Resmi Gazetede yayımlanacağı, kurala bağlanmıştır. 3011 Sayılı Yasanın 1. maddesi kapsamında bulunan yönetmelikler yönünden, Resmi Gazetede yayınlanma koşulu, uyulması zorunlu ve esasa ilişkin önemli bir şekil kuralıdır. Davacı hakkında uygulanan Sosyal Sigortalar Kurumu Personel Yönetmeliği kamu görevlileri ile ilgili genel hükümleri düzenlemesi nedeniyle 3011 sayılı Kanunun 1.maddesi kapsamında olmasına karşın Resmi Gazetede yayınlanmaması nedeniyle yönetmelik olarak hukuki varlık kazanmış bulunduğundan ve ilgililer açısından hukuki sonuçlar doğurabileceğinden sözedilmesi olanaksızdır. Bu nedenle uyuşmazlığın 15.8.1973 gün ve 14626 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanmış olan Sosyal Sigortalar Kurumu Personel Yönetmeliği hükümlerine göre incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
Sözü edilen Yönetmeliğin "göreve son verme" başlıklı 120. maddesinin (e) fıkrasında: "Ağır hapis ya da zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak gibi yüzkızartıcı suçlardan dolayı mahkum olmak" bir daha kuruma atanmamak üzere personelin görevine son verilmesini gerektiren nedenler arasında sayılmaktadır. Başta da değinildiği üzere davacı ........... Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.1985 günlü, E: 1985/402, K:195/480 sayılı kararıyla zina suçundan dolayı 5 ay hapis cezasına mahkum olmuş, bu cezası paraya çevrilmiş ve karar kesinleşmiştir.
idare, memurun işlediği bir suçu yüzkızartıcı sayıp saymamak yolundaki takdirini kullanırken, yüzkızartıcı suçlarla ilgili olarak kıstasları esas alarak Yönetmelikte açıkça yüzkızartıcı olarak sayılan suçlarla mukayese etmek ve bu hususta Yönetmeliğin koyduğu ölçüleri gözönünde bulundurmak zorundadır.
Bu sebeple Yönetmeliğin 120/e maddesindeki "gibi" sözcüğünden hareketle bir suçun yüzkızartıcı sayılıp sayılmamasının mutlak surette idarenin takdirine bırakıldığını ve idarenin istek ve takdirine göre suçları nitelendirilebileceğini kabul etmek mümkün değildir. Zina suçunda, maddede sayılan diğer suçlardaki ortak nitelik bulunmadığından bu suçun yüzkızartıcı suç olarak kabul edilmesi suretiyle davacının görevine son verilmesinde mevzuata uyarlıktan söz edilemez. Bu nedenle bu yoldaki işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulüyle ........... idare Mahkemesinin 17.3.1987 günlü, E:1986/378, K:1987/138 sayılı kararının 2577 sayılı Yasanın 49.
maddesinin 1. fıkrası uyarınca bozulmasına uyuşmazlık sadece hukuki noktalara ilişkin bulunduğundan ve dosya içindeki bilgi ve belgeler esas hakkında karar verilmesi için yeterli olduğundan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca dava konusu işlemin iptaline, 4792 sayılı Yasanın 2868 sayılı Yasayla değişik 24. maddesinin C fıkrası uyarınca davalı kurum harçtan muaf olduğundan davacının yatırdığı 8.500.-lira harcın isteği halinde kendisine iadesine 11.900.-lira posta pulu gideri ile 5.500.-lira avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine 13.4.1989 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Çoğunluk kararında yürürlükte olduğu kabul edilen kurum personel yönetmeliğinin 657 sayılı Kanunun 48. maddesine paralel düzenlenmiş olan 120/e maddesi yüzkızartıcı suçlardan dolayı mahkum olmayı göreve son verme sebebi olarak kabul etmiştir. Sözü edilen maddede bazı suçlar sayılmış olmakla birlikte sayılanlar dışında da yüzkızartıcı diğer suçların olabileceği öngörülmüştür.
Bu itibarla dava konusu işleme esas olan zina suçunun bu nitelikte bir suç olup olmadığının belirlenmesine ihtiyaç vardır. Mevzuatımızda yüzkızartıcı suçların hangileri olduğu kesin ve sınırlı olarak belirlenmemiş bulunduğundan bunların idari uygulamalarla ve yargısal içtihatlarla ortaya konulduğunu görüyoruz. Nitekim 657 Sayılı Kanunun 48. maddesinde sayılmamış olmakla birlikte cebren ırza geçme suçu dairemiz kararlarıyla yüzkızartıcı olarak kabul edilmiştir. Kanun koyucunun bu nitelikteki suçları tahdidi olarak saymayıp bunun takdirini idari makamların uygulamalarına ve yargı mercilerinin kararlarına bırakmış olmasının haklı nedenleri vardır. Zira toplumun değer yargıları zamana ve koşullara göre oluşmakta, uygulamalar ve içtihatlar da buna göre değişebilmektedir.
Binaenaleyh davacının işlediği suçu yüzkızartıcı olarak niteleyen ve bu sebeple davayı reddeden idare mahkemesi kararının mevzuata ve toplumun değer yargılarına aykırılığı ortaya. konmadan verilen bozma iptal kararına, idare mahkemesi batarının onanması gerekeceği oyu ile karşıyım. Danıştay Beşinci Daire Esas No : 1987/1931 Karar No : 1989/640
2. Meslektaşı ile zina yapan ve ceza davasından hüküm giyen öğretmene, meslekten çıkarma cezası verilmesinde hukuk’a aykırılık olmadığı (D.8.D.E:1993/2558, K.1994/ 616)
3. Zina suçundan 6 ay hapis cezası alan kişinin görevine son verilmesi hukuka aykırıdır.
İstemin Özeti: Danıştay Beşinci Dairesince verilen 30.05.1989 günlü, E: 1988/2752, K: 1989/1040 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle düzeltilmesi ve İdare Mahkemesi kararının onanması istenilmektedir.
Danıştay Savcısı Düşüncesi: Karar düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, zina suçu nedeniyle 6 ay hapis cezası alan davacının Banka ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 2. İdare Mahkemesinin 31.05.1988 günlü, E: 1987/1288, K: 1988/617 sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesine paralel düzenlemeler getiren
T.C. Merkez Bankası Memurları Yönetmeliğinin 2. maddesinin (E) bendinde Bankaya memur olarak alınacakların, taksirli suçlar hariç olmak üzere ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas ... gibi yüzkızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlardan dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza ile hükümlü bulunmamaları gerektiğine işaret edildiği, 88. maddesinde de görevleri ile ilgili olsun olmasın memuriyete engel bir ceza ile hükümlü olanların Banka ile ilişiğinin kesileceğinin hükme bağlandığı, Danıştay kararlarında zina suçunun şeref ve haysiyet kırıcı suçlardan sayılmayacağına ilişkin görüşler bulunduğu, davacının işlediği suç bankaya memur olma koşullarını yitirmeye neden olan suçlardan olmadığı gibi verilen cezanın da 6 aydan fazla bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idarenin, zina suçunun şeref ve haysiyet kırıcı bir suç olduğunu, Danıştay kararlarında sadece zina suçunun yüz kızartıcı suç olmadığının belirtildiğini, Bankanın takdir yetkisini yerinde kullandığını öne sürerak yaptığı temyiz başvurusu Danıştay Beşinci Dairesinin 30.05.1989 günlü, E: 1988/2752, K: 1989/1040 sayılı kararıyla, kabul edilerek
T.C. Merkez Bankası Memurları Yönetmeliğinin 2. maddesinin (E) bendinde şeref ve haysiyet kırıcı suçlardan hükümlü bulunmanın memuriyete engel nedenler arasında sayıldığı, ancak yönetmelikte hangi suçların şeref ve haysiyet kırıcı olduğu yolunda bir düzenlemeye yer verilmeyerek bunun takdirinin idareye bırakıldığı, zina suçundan yargılanarak 6 ay hapse mahkum olan davacının bu suçunun bankaca şeref ve haysiyet kırıcı bir suç olarak nitelendirilmesinde ve bunun sonucunda adı geçenin görevine son verilmesinde anılan yönetmelik hükümlerine aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı bozularak, dava reddedilmiştir.
Davacı, ceza mahkumiyetinin memuriyete engel oluşturmasının bir nevi "fer`i ceza" niteliğinde olduğunu, bu nedenle bu tür fer`i cezaların da asli cezalar gibi kanunda yer alması gerektiğini, Ceza Kanununda yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı şeklinde bir suç kategorisi olmamasına rağmen yönetmelikte böyle bir düzenlemeye gidilmesinin ceza hukuku ilkelerine ters olduğunu, doktrinde de paralel görüşlerin olduğunu, kendisinin zina suçu işlediği kabul edilen kadınla evlendiğini ve bu evlilikten çocukları olduğunu, bu nedenle toplumda "ayıp" sayılabilecek söz konusu fiilin artık tamamiyle hukuka uygun hale geldiğini öne sürmekte ve Dairemiz kararının düzeltilerek Mahkeme kararının onanmasını istemektedir.
karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen nedenler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen 30.05.1989 günlü, E: 1988/2752, K: 1989/1040 sayılı karar kaldırılarak uyuşmazlığın esasına geçildi:
Uyuşmazlık, davacının zina suçu nedeniyle 6 aylık hapis cezasına mahkum olması sonucunda, davalı idarece söz konusu suçun şeref ve haysiyet kırıcı olarak nitelendirilmesi ve bu nedenle de Yönetmeliğe göre memur olma koşulunu yitirdiği gerekçesiyle görevi ile ilişiğinin kesilmesinden kaynaklanmıştır.
Davalı
T.C. Merkez Bankası Personel Yönetmeliğinin 2. maddesinin (E) bendinde ... zimmet, ihtilas ... gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlardan dolayı hapis cezasına mahkum olmak memuriyete engel suçlar arasında sayılmış, aynı Yönetmeliğin 88. maddesinde ise, memuriyete engel bir ceza ile hükümlü olanların Banka ile ilişiğinin kesileceği hükme bağlanmıştır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü zina fiilinin yönetmelik açısından haysiyet ve şeref kırıcı suç olup olmadığının saptanmasına bağlıdır. Zina fiili Türk Ceza Kanununda kamu düzenine karşı işlenen suçlar arasında yer almadığı gibi savcılarca doğrudan kovuşturmaya konu edilen suçlar arasında da yer almamış, koşullu olarak şikayete bağlı suçlar arasında yer almıştır.
Fiilden itibaren 6 ayın geçmesiyle şikayet hakkı ortadan kalktığı gibi, yalnız eşlere tanınan şikayetten kovuşturmanın her aşamasında veya mahkumiyetten sonra da vazgeçme halinde fiilin suç niteliğinin ortadan kalkacağı, mahkumiyetin çektirilmeyeceği Türk Ceza Kanununun 443 ve 444. maddelerinde hükme bağlanmıştır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 23.05.1966 günlü, E: 1966/3, K: 1966/5 sayılı kararında şikayet etme hakkının kişilikle ilgili medeni haklardan olduğu, zina fiilinin ancak şikayet yapılması ve bunun sürmesi halinde suç niteliği kazandığı, şikayetin hiç yapılmaması veya şikayetten vazgeçme halinde suç niteliğini kazanamayıp ahlaka aykırı bir fiil niteliğini taşıyacağı belirtilmiştir.
Ahlaka aykırı bir fiilin yaptırımı Türk Ceza Kanununda yer almadığına, ancak toplumun bazı kesimlerinde fiilin niteliğine göre "ayıp" yaptırımı ile karşılanan bir davranış olarak yer aldığı açık olduğuna göre Türk Pozitif Hukukunda zina fiilini haysiyet ve şeref kırıcı suç olarak kabul etme olanağı yoktur.
Bu durumda, davacının zina suçundan 6 ay hapse mahkum olması nedeniyle memurluk niteliğini kaybettiği düşünülemeyeceğinden bu nedene dayanılarak ilgilinin görevine son verilmesi işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Ankara 2. İdare Mahkemesinin 31.05.1988 günlü, E: 1987/1288, K: 1988/617 sayılı kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanmasına, 13.10.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.5.D., E. 1989/ 2846 K. 1992/2603 )
4. Hırsızlık suçunun her devirde ve her kişi için yüz kızartıcı nitelikte bir suç olduğu gözetilmeden, geçmiş hizmetlerinin olumlu olduğu gerekçesiyle Devlet Memurluğundan çıkarma işlemini iptal eden İdare Mahkemesi kararının yerinde olmadığı, (D.8.D., E:1991/1917, K:1992/885)
5. 657 Sayılı DMK’nun 48. Maddesinin 5. Fıkrasında sayılan suçlar dışında bir suç,yüz kızartıcı suç olarak sayılamaz.” Danıştay 1. D. 09.11.1983 tarihli görüşü./ Yüz kızartıcı ve utanç verici suçlar 657 sayılı yasanın 48. Maddesinde tek tek sayılan suçlarla sınırlı olmayıp maddede yer alan ‘gibi’ sözcüğünün bunlar dışında kalan zina, iffete saldırı, küçükleri baştan çıkarma, fuhşiyata tahrik gibi bunları genişletme olanağı verir. (D.10.D., E.1986/1946, K:1986/2547)
Yüz Kızartıcı Suç
1- Reşit olmayan bir kimseyi kendi isteği ile alıkoyma ve kendi isteği ile cinsel ilişkide bulunma suçu 657 sayılı yasanın 48.maddesinde belirtilen yüz kızartıcı suçlardan olmadığı gibi suçun işlendiği tarihte memuriyete almaya engel olmayan hali,anılan maddede daha sonra yapılan değişiklikle şeref ve haysiyet kırıcı suç eklentisi ile engel oluştuğu hükmü göz önüne alındığında ve iki ayrı eylem nedeniyle verilen cezaların birleştirilmesi yoluyla toplamının 6 ayı aştığı esasına dayanılamayacağından,yargılanmasının uzun zaman almış olmasının sorumluluğu yüklenilemeyeceği ve sözü edilen değişiklik hükmüne dayanılarak davacının görevine son verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.(D.5.D.,05.11.1990,K:90-1990,E:88-607)
2- Evli bir kişiyle imam nikahıyla olan evliliği yaşadığı çevrede olağan karşılanan ve bu beraberlikten doğan çocuğu babası nüfusuna kaydedilen hemşire yardımcısının bu eyleminin,memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak utanç verici davranış olarak nitelendirilemeyeceği hk.(D.10.D.,10.10.1985,K:85-1611,E:85-142)
3- Meslektaşı ile zina yapan ve ceza davasından hüküm giyen öğretmene meslekten çıkarma cezası verilmesinde hukuka aykırılık olmadığı hk.(1702-27/1) (D.8.D.,23.02.1994,K:94-616,E:93-2658)
4- “Hükümetin muhafazasında bulunan eşyayı çalmak” suçunun yüz kızartıcı suçlardan sayılması yolunda idarece yapılan takdirde isabetsizlik bulunmadığı ve bu suç nedeniyle alınan 6 aylık hapis cezasının memuriyete engel teşkil ettiği hk.(D.5.D.,17.03.1986,K:86-308,E:85-953)
5- Davacının 657 sayılı kanunun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada; memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekette bulunduğu sabit olan davacının bir alt ceza ile cezalandırılması yönünde idarece takdir yetkisinin kullanmamış olmasının idari işlemi sakatlayamacağı hk.
isteğin Özeti : Davacının, 657 sayılı Yasanın 125/E-g maddesi uyarıca Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İstanbul 3. İdare Mahkemesi. 22.3.2000 günlü, E. 1998/1475, K:2000/275 sayılı kararıyla; soruşturma dosyasının incelenmesinden; davacının ... l. Asliye Hukuk Mahkemesi Yazı işleri Müdürü iken hakkında yapılan soruşturma sonunda, 5.8.1996 tarihinde tahsilat makbuzu ile 508.500.000 TL tahsil ettiği tahsilat numarasının 1996/229 olduğu, ancak iadenin 23.8.1996 tarihinde 1996/471 numaralı reddiyatla reddolunduğu,bu paranın bankadan alınan bilgileri göre 23.8.1996 tarihinde bankaya yatırıldığı ve aynı tarihte alınarak reddiyat yapıldığı, tahsilat ile reddiyat tarihleri arasında bu teminatın kasada olmadığı ve bu parayı uhdesinde tuttuğu, ayrıca 1996/181 D.İş sayılı dosyasında 1996/422 sayılı tahsilat makbuzu ile alınan 235.500.000 Tl'nin aynı gün 21.10.1996 tarihinde 570 no'lu reddiyat makbuzu ile 235.500.000 TL'nin reddolunduğu, reddiyat makbuzunun Cilt 12 sırasında kalan ve mahkemede bulunan kopyasında yazı ile ikiyüzotuzbeşmilyonbeşyüzbin lira reddolduğu yazıldığı halde, rakamla 535.500.000 Tl yazıldığının, daha sonra silinti yapılmak suretiyle 35.500.000 Tl yapıldığının, ancak genel toplamın 9.075.343.000 TL olduğunun, bu rakamın bu şekilde kabulü ile reddiyatın defterde 535.500.000 TL olduğunun, bu durumda 300.000.000 TL fazla reddolunarak zimmetine geçirildiğinin soruşturma sonunda saptanılması üzerine davacıya savunma hakkı da tanınıp savunması alındıktan sonra yapılan değerlendirme sonucuna göre, davacının görev durumuna göre geçmiş çalışmaları ve sicil durumları bir alt ceza verilmesine esas alınamayacağı hususu da belirtilmek suretiyle dava konusu disiplin cezasının tesis edildiği, aynı olayla ilgili olarak ... 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E: 1996/97 Esas sayısında açılan dava sonucunda, davacının eyleminin adiyen zimmet vasfında olduğu nitelendirilerek ... 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşmiş 3.2.1999 günlü, E: 1996/97 Esas, K: 1999/9 sayılı kararıyla. Sanık ...'nin ... Adliyesi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ... Müdürü olduğu, kayıt ve defterlerini kalem işleri yönetmeliğine uygun tutmadığı, "Emanete alınan kasa ve yol giderleri ve tazminat kayıt defteri"nin 45. sahifesinde, 1996/181 D.İş sayılı dosyaya ilişkin 570 yevmiye numaralı reddiyatın, dayanağı tahsilat makbuzundaki gibi 235.500.000 TL'yi içermesine ve tahsilat tarihi olan 21.10.1996 tarihinde çıkışının yapılmasına rağmen, reddiyat makbuzundaki rakam üzerinde oynama yaparak "2" rakamını "5" olarak değiştirdiği, ilgili dosyadaki Avukat ...'a 300.000.000 TL fazla ödemede bulunduğunu göstermeye çalışıp sözkoriusu miktarı zimmetine geçirdiği, bu hususun tanık anlatımları, hukuk hakimliği tahkikatı, defter ve makbuz içerikleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tereddütsüz olarak sabit olduğu, sanığın defter ve makbuzlardaki oynama şekli ve kurşun kalemle düşülmüş notları gözetildiğinde, eylemin adiyen zimmet vasfında olduğu, eylem tarihindeki ekonomik koşullar ve paranın satmalına gücü nazara alındığında 300.000.000 TL'nin değer olarak hafif olmadığı, zimmete geçirilen paranın kamu davasının açılmasından önce geri ödendiği, zimmet suçundan dolayı yapılan yargılanması sonucunda iki yıl, altı ay ağır' hapis ve yüzelli milyon lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, memuriyetten müebbeten mahrumiyetine karar verildiği, disiplin soruşturmasında da disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımının bulunmadığının anlaşıldığı, bu duruma göre, davacının memurluk-sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekette bulunduğu sabit olduğundan ve bulunduğu görev durumunda gözetilerek idarenin takdir yetkisi içinde davacının geçmiş çalışmaları ve sicil durumu nedeniyle bir alt ceza ile cezalandırılması yönünde takdir yetkisini bu yönde kullanmamış olmasının da dava konusu işlemi sakatlar nitelikte olmadığından, tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı, 657 sayılı Kanunun 125/E-g maddesi uyarınca soruşturma yapıldığından haberdar olmadığını, savunmasının dahi istenmediğini öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İstanbul 3. İdare Mahkemesince verilen 22.3.2000 günlü, E: 1998/1475, K:2000/275 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebeb de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 9.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. DANIŞTAY Onikinci Daire Esas No : 2000/2762 Karar No : 2002/2982
6- Türk pozitif hukukunda zina fiilini haysiyet ve şeref kırıcı suç olarak kabul etme olanağı bulunmadığından,zina suçundan 6 ay hapse mahkum olan davacının memuriyet niteliğini kaybettiğinin düşünülemeyeceği hk.(D.5.D.,13.10.1992,K:92-2603,E:89-2846)
7- Zina suçunun maddede belirtilen anlamda yüz kızartıcı suç sayılamayacağı,zina suçundan 6 ay hapis cezası alan polis memurunun memurluğa alınma koşullarını yitirdiği gerekçesi ile görevine son verilemeyeceği hk.(D.5.D.,21.05.1984,K:84-2356,E:81-1515)
8- Yargı kararıyla işlendiği sabit zorla ırza geçmeye teşebbüs suçunun yüz kızartıcı suçlardan sayılarak davacının görevine son verilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı hk.(D.5.D.,27.03.1985,K:85-806,E:82-3798)
9- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48.maddesinin 5.fıkrasında sayılan suçlar dışında bir suçun, yüz kızartıcı suç olarak sayılamayacağı.(Danıştay 5. D.15.11.1983 Esas:1981/8 ;Karar:1983/7499)
10- İdarenin bir suçun yüz kızartıcı suç niteliğinde bulunup bulunmadığını tespitteki takdir yetkisinin mutlak olmadığı.(Danıştay 5. D.13.04.1989 Esas:1987/1931 ;Karar:1989/640)
11- Yüz kızartıcı ve utanç verici suçların,657 sayılı Yasanın 48.maddesinde tek tek sayılan suçlarla sınırlı olmadığı, maddede yer alan “gibi” sözcüğünün bunları genişletme olanağını verdiği.(Danıştay 10. D.29.12.1986 Esas:1986/1946;Karar:1986/2547)
Son Güncelleme (Çarşamba, 28 Nisan 2010 16:50)













